<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>https://www.forumteams.com/</link>
		<description><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - https://www.forumteams.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 07:48:57 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[YaaniMail Servisi Kapanııyor]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-yaanimail-servisi-kapaniiyor.html</link>
			<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 20:25:13 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=3">Engin Erdem</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-yaanimail-servisi-kapaniiyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Türkiye'nin ilk yerli ve milli genel amaçlı e-posta servisi, Turkcell tarafından geliştirilen ve Aralık 2019'da kullanıma sunulan YaaniMail servisi kullanıcılarına gönderdiği e-posta mesajında 31 Ekim 2026 tarihi itibarıyla faaliyetlerini sonlandıracağını bildirmiştir.</span><br />
<br />
<div align="center"><img src="https://i.ibb.co/8Dn1PWFS/Ekran-g-r-nt-s-2026-09-02-232148.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Ekran-g-r-nt-s-2026-09-02-232148.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Türkiye'nin ilk yerli ve milli genel amaçlı e-posta servisi, Turkcell tarafından geliştirilen ve Aralık 2019'da kullanıma sunulan YaaniMail servisi kullanıcılarına gönderdiği e-posta mesajında 31 Ekim 2026 tarihi itibarıyla faaliyetlerini sonlandıracağını bildirmiştir.</span><br />
<br />
<div align="center"><img src="https://i.ibb.co/8Dn1PWFS/Ekran-g-r-nt-s-2026-09-02-232148.png" loading="lazy"  alt="[Resim: Ekran-g-r-nt-s-2026-09-02-232148.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rüyada Evlenen Görmek]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-ruyada-evlenen-gormek.html</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:25:10 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=34">KrALiÇe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-ruyada-evlenen-gormek.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: 'Courier New';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Rüyada Evlenen Görmek</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sevilen, değer verilen bir yakının mutluluğuna ortak olmak, bu kişinin ihtiyaçlarını karşılaması için katkıda bulunmak demektir. Özellikle yakın zamanda düğün dernek kuracak olan tanıdık veya akrabaların telaşlarının azalmasında rüya sahibinin elinden gelen her türlü çabayı göstereceğini tabir eder. </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Courier New';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişinin kendisiyle beraber yakın çevresindeki kimselerin de bolluk, bereket içinde bir yıl geçireceklerine, uzun bir süre ağız tadını bozacak herhangi bir haber almayacağına yorumlanır. Çocuğu olan birine hediye götürmek, bir kutlamaya iştirak etmek anlamlarına geldiği gibi, beklenmedik bir evlilik kararına da işaret sayılmalıdır. </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Courier New';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bol kısmete, hayallerin gerçek olacağına, evlenecek kişilerin geniş bir aileye sahip olacaklarına ve sevdikleriyle beraber huzurlu bir hayat süreceklerine tabir olunur.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: 'Courier New';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Rüyada Evlenen Görmek</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sevilen, değer verilen bir yakının mutluluğuna ortak olmak, bu kişinin ihtiyaçlarını karşılaması için katkıda bulunmak demektir. Özellikle yakın zamanda düğün dernek kuracak olan tanıdık veya akrabaların telaşlarının azalmasında rüya sahibinin elinden gelen her türlü çabayı göstereceğini tabir eder. </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Courier New';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişinin kendisiyle beraber yakın çevresindeki kimselerin de bolluk, bereket içinde bir yıl geçireceklerine, uzun bir süre ağız tadını bozacak herhangi bir haber almayacağına yorumlanır. Çocuğu olan birine hediye götürmek, bir kutlamaya iştirak etmek anlamlarına geldiği gibi, beklenmedik bir evlilik kararına da işaret sayılmalıdır. </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Courier New';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bol kısmete, hayallerin gerçek olacağına, evlenecek kişilerin geniş bir aileye sahip olacaklarına ve sevdikleriyle beraber huzurlu bir hayat süreceklerine tabir olunur.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ders Kaynatma Teknikleri]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-ders-kaynatma-teknikleri.html</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:16:27 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=34">KrALiÇe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-ders-kaynatma-teknikleri.html</guid>
			<description><![CDATA[1- Hocam… Burcunuz neee? Sizzz aslan olmalısınız.<br />
<br />
2- Bugün hava ne güzel dersi dışarıda işleyelim mi hocam ?<br />
<br />
3- Kravatınız çok hoşmuş hocam . Eşiniz mi aldı acaba ?<br />
<br />
4- Yarın ki maçı kim alır hocam?<br />
<br />
5- Bugün … Nisan biiir.<br />
<br />
6- Şimdi sırası diil ama söylemem lazım biz sınıf olarak bir gezi planlıyoruz hocam siz de gelmek istermisiniz ?!!<br />
<br />
7- Hocaaam dün enişteyi gördük yolda, turnayı gözünden vurmuşunuz yaaani..<br />
<br />
8- Sizce kadın-erkek eşit midir hocam?<br />
<br />
9- Diğer öğretmenlerimiz bizi dinlemiyooo hocam yaa.<br />
<br />
10-Yeni saç renginiz çok yakışmış valla on yaş gençleşmişsiniz.<br />
<br />
11-Ama ben bu sorunun cvb'ı başka bir yerde 1877 diye okuduğumu hatırlıyorum hocam.<br />
<br />
12-Aslında tarih bildiğimiz gibi değil di mi hocam ?<br />
<br />
13-Kızılderililer Türkmüş doğru mu hocam ?<br />
<br />
14-Türklerin en zeki millet olduğu doğru mu?<br />
<br />
15-Geçen ders sorduğunuz problemin başka çözümünü buldum hocam.<br />
<br />
16-Hafta sonu denize mi gittiniz? Bronz ten de çok yakışmış hani. Daha bi şey olmuşsunuz./Ne olmuşum? /şey işte…<br />
<br />
17-Öğretmenim; gökyüzü neden mavidir? Güneş neden kırmızıdır?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1- Hocam… Burcunuz neee? Sizzz aslan olmalısınız.<br />
<br />
2- Bugün hava ne güzel dersi dışarıda işleyelim mi hocam ?<br />
<br />
3- Kravatınız çok hoşmuş hocam . Eşiniz mi aldı acaba ?<br />
<br />
4- Yarın ki maçı kim alır hocam?<br />
<br />
5- Bugün … Nisan biiir.<br />
<br />
6- Şimdi sırası diil ama söylemem lazım biz sınıf olarak bir gezi planlıyoruz hocam siz de gelmek istermisiniz ?!!<br />
<br />
7- Hocaaam dün enişteyi gördük yolda, turnayı gözünden vurmuşunuz yaaani..<br />
<br />
8- Sizce kadın-erkek eşit midir hocam?<br />
<br />
9- Diğer öğretmenlerimiz bizi dinlemiyooo hocam yaa.<br />
<br />
10-Yeni saç renginiz çok yakışmış valla on yaş gençleşmişsiniz.<br />
<br />
11-Ama ben bu sorunun cvb'ı başka bir yerde 1877 diye okuduğumu hatırlıyorum hocam.<br />
<br />
12-Aslında tarih bildiğimiz gibi değil di mi hocam ?<br />
<br />
13-Kızılderililer Türkmüş doğru mu hocam ?<br />
<br />
14-Türklerin en zeki millet olduğu doğru mu?<br />
<br />
15-Geçen ders sorduğunuz problemin başka çözümünü buldum hocam.<br />
<br />
16-Hafta sonu denize mi gittiniz? Bronz ten de çok yakışmış hani. Daha bi şey olmuşsunuz./Ne olmuşum? /şey işte…<br />
<br />
17-Öğretmenim; gökyüzü neden mavidir? Güneş neden kırmızıdır?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeni Rozet Ve Başarı Sistemimiz Yayında!]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-yeni-rozet-ve-basari-sistemimiz-yayinda.html</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 09:34:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-yeni-rozet-ve-basari-sistemimiz-yayinda.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeni Rozet ve Başarı Sistemimiz Yayında! 🌟</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değerli Forum Üyelerimiz,</span></span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Sizlere daha eğlenceli, dinamik ve rekabetçi bir forum deneyimi sunmak adına eski rozet sistemimizi tamamen güncelledik ve yeni modern arayüzü ile hizmetinize sunduk!</span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Artık forumdaki aktiviteniz, konularınız, mesajlarınız, profil saygınlığınız (Rep) ve forumdaki kıdeminize göre <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">20 farklı rozet</span> kazanabilir, kazanılan rozetlerinizi profilinizde ve mesajlarınızda gururla sergileyebilirsiniz.</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">🌟 Yeni Sistemde Sizi Neler Bekliyor?</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlerleme Çubukları (Progress Bar):</span> Bir rozeti kazanmaya ne kadar yaklaştığınızı yüzdelik dilimlerle ve canlı bar göstergeleriyle takip edebilirsiniz.</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Detaylı Başarı Sayfası:</span> Artık hangi rozetin nasıl kazanılacağını gösteren ve tüm rozet gelişimlerinizi tek bir yerden izleyebileceğiniz özel bir sayfamız var.</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kıdem ve Etkileşim Rozetleri:</span> Yalnızca mesaj sayılarınız değil; forumda geçirdiğiniz yıllar ve aldığınız beğeniler de size özel rozetler kazandıracak.</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">👉 Rozet İlerlemelerinizi İnceleyin:</span></span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Kendi rozet durumunuzu ve kazanabileceğiniz yeni başarıları görmek için <a href="https://www.forumteams.com/yonlendir.php?url=https://www.forumteams.com/rozetler.php" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüm Rozetleri ve İlerlemeleri Gör</span></a> sayfasına göz atabilirsiniz.</span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Keyifli ve bol etkileşimli forumlar dileriz!</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">— Forum Yönetimi</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeni Rozet ve Başarı Sistemimiz Yayında! 🌟</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değerli Forum Üyelerimiz,</span></span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Sizlere daha eğlenceli, dinamik ve rekabetçi bir forum deneyimi sunmak adına eski rozet sistemimizi tamamen güncelledik ve yeni modern arayüzü ile hizmetinize sunduk!</span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Artık forumdaki aktiviteniz, konularınız, mesajlarınız, profil saygınlığınız (Rep) ve forumdaki kıdeminize göre <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">20 farklı rozet</span> kazanabilir, kazanılan rozetlerinizi profilinizde ve mesajlarınızda gururla sergileyebilirsiniz.</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">🌟 Yeni Sistemde Sizi Neler Bekliyor?</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlerleme Çubukları (Progress Bar):</span> Bir rozeti kazanmaya ne kadar yaklaştığınızı yüzdelik dilimlerle ve canlı bar göstergeleriyle takip edebilirsiniz.</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Detaylı Başarı Sayfası:</span> Artık hangi rozetin nasıl kazanılacağını gösteren ve tüm rozet gelişimlerinizi tek bir yerden izleyebileceğiniz özel bir sayfamız var.</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kıdem ve Etkileşim Rozetleri:</span> Yalnızca mesaj sayılarınız değil; forumda geçirdiğiniz yıllar ve aldığınız beğeniler de size özel rozetler kazandıracak.</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">👉 Rozet İlerlemelerinizi İnceleyin:</span></span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Kendi rozet durumunuzu ve kazanabileceğiniz yeni başarıları görmek için <a href="https://www.forumteams.com/yonlendir.php?url=https://www.forumteams.com/rozetler.php" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüm Rozetleri ve İlerlemeleri Gör</span></a> sayfasına göz atabilirsiniz.</span><br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font">Keyifli ve bol etkileşimli forumlar dileriz!</span><br />
<br />
<span style="font-family: 'Comic Sans MS';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">— Forum Yönetimi</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Masa Tenisi Nedir?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-masa-tenisi-nedir.html</link>
			<pubDate>Sat, 29 Aug 2026 09:34:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-masa-tenisi-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[Masa tenisi, iki ya da dört oyuncunun küçük bir topu rakip sahaya göndermek için raket kullandığı hızlı refleks ve teknik gerektiren bir spor dalıdır. Halk arasında “ping pong” diye de bilinir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temel amaç<br />
</span>Topu file üzerinden rakip yarı sahaya atmak ve rakibin kurallara uygun şekilde geri döndürememesini sağlamak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nasıl oynanır?</span><ul class="mycode_list"><li>Maçlar genelde 11 sayılık setler üzerinden oynanır.<br />
</li>
<li>Servis çapraz veya düz atılabilir (tekler/çiftler durumuna göre).<br />
</li>
<li>Top masaya bir kez değdikten sonra vurulmalıdır.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öne çıkan yönleri<br />
Çok hızlıdır;</span> refleks, el-göz koordinasyonu ve spin (falso) büyük önem taşır.<br />
<br />
Uluslararası yönetiminden International Table Tennis Federation sorumludur. Sporun en başarılı ülkelerinden biri de China’dır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Masa tenisi, iki ya da dört oyuncunun küçük bir topu rakip sahaya göndermek için raket kullandığı hızlı refleks ve teknik gerektiren bir spor dalıdır. Halk arasında “ping pong” diye de bilinir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temel amaç<br />
</span>Topu file üzerinden rakip yarı sahaya atmak ve rakibin kurallara uygun şekilde geri döndürememesini sağlamak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nasıl oynanır?</span><ul class="mycode_list"><li>Maçlar genelde 11 sayılık setler üzerinden oynanır.<br />
</li>
<li>Servis çapraz veya düz atılabilir (tekler/çiftler durumuna göre).<br />
</li>
<li>Top masaya bir kez değdikten sonra vurulmalıdır.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öne çıkan yönleri<br />
Çok hızlıdır;</span> refleks, el-göz koordinasyonu ve spin (falso) büyük önem taşır.<br />
<br />
Uluslararası yönetiminden International Table Tennis Federation sorumludur. Sporun en başarılı ülkelerinden biri de China’dır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Buz Hokeyi Nasıl Oynanır?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-buz-hokeyi-nasil-oynanir.html</link>
			<pubDate>Sat, 29 Aug 2026 09:28:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-buz-hokeyi-nasil-oynanir.html</guid>
			<description><![CDATA[Buz hokeyi, paten üzerinde oynanan, oyuncuların sopalarla pakı (disk) rakip kaleye göndermeye çalıştığı çok hızlı ve fiziksel bir takım sporudur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temel amaç<br />
</span>Pakı rakip kaleye sokarak daha fazla gol atmak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takımlar</span><br />
Sahada genellikle kaleci dahil 6 oyuncu bulunur. Değişiklikler oyun durmadan yapılabilir, bu yüzden tempo çok yüksektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun yapısı</span><ul class="mycode_list"><li>Maçlar çoğu seviyede 20’şer dakikalık 3 periyot hâlinde oynanır.<br />
</li>
<li>Oyuncular pakı sopayla sürer, pas verir veya şut çeker.<br />
</li>
<li>Vücut teması belirli ölçüde serbesttir.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önemli kurallar</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ofsayt: </span>Hücum eden oyuncu pakdan önce hücum bölgesine giremez.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Icing:</span> Topu orta saha çizgisinin gerisinden doğrudan rakip kale arkasına göndermek ceza doğurabilir.<br />
</li>
<li>Faul yapan oyuncular ceza kutusunda süre geçirir ve takımı eksik kalır.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyanın en prestijli ligi National Hockey League’dir. </span>Milli takımlar düzeyinde büyük organizasyonları ise International Ice Hockey Federation düzenler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Buz hokeyi, paten üzerinde oynanan, oyuncuların sopalarla pakı (disk) rakip kaleye göndermeye çalıştığı çok hızlı ve fiziksel bir takım sporudur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temel amaç<br />
</span>Pakı rakip kaleye sokarak daha fazla gol atmak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takımlar</span><br />
Sahada genellikle kaleci dahil 6 oyuncu bulunur. Değişiklikler oyun durmadan yapılabilir, bu yüzden tempo çok yüksektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun yapısı</span><ul class="mycode_list"><li>Maçlar çoğu seviyede 20’şer dakikalık 3 periyot hâlinde oynanır.<br />
</li>
<li>Oyuncular pakı sopayla sürer, pas verir veya şut çeker.<br />
</li>
<li>Vücut teması belirli ölçüde serbesttir.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önemli kurallar</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ofsayt: </span>Hücum eden oyuncu pakdan önce hücum bölgesine giremez.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Icing:</span> Topu orta saha çizgisinin gerisinden doğrudan rakip kale arkasına göndermek ceza doğurabilir.<br />
</li>
<li>Faul yapan oyuncular ceza kutusunda süre geçirir ve takımı eksik kalır.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyanın en prestijli ligi National Hockey League’dir. </span>Milli takımlar düzeyinde büyük organizasyonları ise International Ice Hockey Federation düzenler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[COP31 Hakkında Biraz Daha Merak Ettiklerim Var]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-cop31-hakkinda-biraz-daha-merak-ettiklerim-var.html</link>
			<pubDate>Wed, 26 Aug 2026 13:35:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1099">ilkerbucak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-cop31-hakkinda-biraz-daha-merak-ettiklerim-var.html</guid>
			<description><![CDATA[COP31 yaklaşırken benim dikkatimi çeken şey, hazırlıkların sadece zirve günlerine bırakılmaması oldu. Farklı alanlarda toplantılar, projeler ve çalışmalar yapılıyor. Bence böyle büyük bir organizasyonun asıl faydası da zirve bittikten sonra ortaya çıkacak sonuçlarda belli olacak.Samed Ağırbaş'ın da bu süreçte farklı çalışmalar yürüttüğünü görüyorum. Özellikle çevre konusunun daha geniş kitlelere ulaştırılması ve farklı alanlardan insanların sürece dahil olması açısından bu çalışmaların önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin COP31 sürecinden uzun vadede nasıl bir kazanım elde edeceğini merak ediyorum. Özellikle gençler ve yerel çalışmalar açısından siz ne düşünüyorsunuz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[COP31 yaklaşırken benim dikkatimi çeken şey, hazırlıkların sadece zirve günlerine bırakılmaması oldu. Farklı alanlarda toplantılar, projeler ve çalışmalar yapılıyor. Bence böyle büyük bir organizasyonun asıl faydası da zirve bittikten sonra ortaya çıkacak sonuçlarda belli olacak.Samed Ağırbaş'ın da bu süreçte farklı çalışmalar yürüttüğünü görüyorum. Özellikle çevre konusunun daha geniş kitlelere ulaştırılması ve farklı alanlardan insanların sürece dahil olması açısından bu çalışmaların önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin COP31 sürecinden uzun vadede nasıl bir kazanım elde edeceğini merak ediyorum. Özellikle gençler ve yerel çalışmalar açısından siz ne düşünüyorsunuz?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Klasik Türk Ve Dünya Masalları - Serdar Yıldırım]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-klasik-turk-ve-dunya-masallari-serdar-yildirim.html</link>
			<pubDate>Mon, 24 Aug 2026 18:33:36 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=276">Hüseyin120</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-klasik-turk-ve-dunya-masallari-serdar-yildirim.html</guid>
			<description><![CDATA[PİRE İLE SİVRİSİNEK<br />
Zıplama yeteneğini kaybetmiş pireyle, uçma yeteneğini kaybetmiş sivrisinek yolda karşılaşmışlar. Bir ağacın altına oturup konuşmuşlar. İkisinin de paraları varmış ve ilk karşılaştıkları yere bakkal dükkânı açmışlar. Tatlı dilli, güler yüzlü oldukları için, dükkân müşteriyle dolup taşmış. Aradan aylar geçmiş ama müşterileri azalmamış. Herkes onların müthiş ticari zekâlarından bahsetmiş.<br />
Yeteneğimi kaybettim diye üzülme, bir köşeye çekilip dövünme. Bilmez misin ki, canlılar birkaç yetenekle doğarlar.<br />
<br />
--------------------------------------------------------<br />
<br />
ORMANIN YENİ KRALI<br />
Ormanlar Kralı Aslan tahta çıkışının yıl dönümünde bir günlüğüne krallığı bırakacağını ilan etmiş. O sabah erkenden pek çok orman hayvanı sarayın büyük salonunda toplanmış. Kral aslan basamaklarla çıkılan yüksekçe bir yerde tahtında oturuyormuş. Ayağa kalkıp arka kapıdan çıktığı anda, orman hayvanları tahta hücum etmiş. Ön sırada bulunan iri cüsseli fil, zürafa, kaplan, gergedan gibi hayvanlar tahtın önüne ilk varanlarmış. Büyük bir itiş kakıştan sonra Ot Yiyen Kaplan tahta oturmuş ve bir günlüğüne Ormanlar Kralı olmuş.<br />
<br />
Doğruluktan ayrılmadan, herkese eşit davranarak, ormanda yaşayanların mutluluğunu gözeterek iyi bir yönetim göstermiş. Gün sonunda tahtı yeniden kral aslana bırakmış ve kral aslandan kocaman bir aferin almış.<br />
<br />
------------------------------------------------------<br />
<br />
SULU MASAL<br />
Adamın biri masal yazmaya meraklıymış. Bir konu aklına gelince evdeyse su dolu kovanın içine, yoldaysa bir su birikintisine masalını yazarmış. Bazen suya yazdığı masalları eşine, dostuna anlatırmış. Onlar da, bunlar çok güzel masallar, su üstüne masal yazma, üç gün sonra unutursun. Kalıcı olsun, herkes okusun diye kâğıda, kartona yaz, derlermiş.<br />
<br />
Böylece aradan aylar geçmiş. Bir gün küçük oğlu, masalcı babasına: “ Baba, geçen ay bana tilkili bir masal anlatmıştın. Tilki masalın sonunda padişah oluyordu. O masalı yine anlatsana, demiş ama masalcı, masalı su üstüne yazdığı için, okuyup, anlatması mümkün olmamış. Tilkili masalı hatırlamamış bile. Bu duruma çok üzülen masalcı, aklına gelen masalları kâğıtlara yazacağına dair oğluna söz vermiş.<br />
<br />
---------------------------------------------------------------<br />
<br />
ARAP VE ALTI DEVESİ<br />
Arabın biri Arabistan Çölleri’nde yük taşımacılığı yaparmış. Bu arabın altı tane devesi varmış. Arap, bu develerle şehirden şehire mal taşır ve epey de kazanç sağlarmış. Yolculuklar sırasında arap, en öndeki devenin üstünde oturur ve devamlı olarak: “ Bıktım artık bu çöl sıcağı altında yük taşımaktan. Daha rahat bir şekilde para kazanmanın yolunu buldum. Siz altı deve, sizleri bir şişenin içine koydurup, para karşılığı insanlara seyrettireceğim. Develer, sevinin, çöl sıcağına maruz kalmadan şişenin içinde gezersiniz. “ diyerek söylenir dururmuş.<br />
<br />
Arap, bir gün dediğini yapmış. Oz büyücüsüne giderek, develeri küçülttürüp, şişenin içine sokturmuş ve handa, dükkânda, çarşıda insanlara seyrettirip çok para kazanmış.<br />
<br />
----------------------------------------------------------<br />
                                                      <br />
YARDIMSEVER KARTAL<br />
Bir kartal varmış. Herkesin yardımına koşarmış. Tavşanın koşarken ayağı mı burkuldu, yavru maymun daldan mı düştü, olayı haber alır almaz uçar gelir, yaralıyı kucakladığı gibi orman hastanesine yetiştirirmiş. Garibin, yoksulun hastane masraflarını ödediği çok olurmuş. Ormanda yaşayanlar bu yardımsever kartalı tanırlarmış ve kendisine hava ambulansı derlermiş.<br />
<br />
Bir gün yardımsever kartala gergedanın hasta olduğu ve mağarasında yattığı haberi verilmiş. Yardımsever kartalın gergedanın mağarasına değil de, hastaneye doğru uçtuğunu görenler çok şaşırmışlar. Sonradan neden böyle yaptığını soranlara yardımsever kartal şöyle demiş: “ Hasta olan sincap veya tavşan değil ki, hastaneye götüreyim. Dört tonluk gergedanı hastaneye taşıyamayacağıma göre, hastaneyi ayağına getirdim. Doktor tilkiyi gergedanın yanına götürdüm. Gergedan hazımsızlık çekiyormuş, ilaçla tedavi oldu. Şimdi çayırda otlayıp duruyor. “<br />
Bunun üzerine oradakiler önce gülmüşler, sonra yardımsever kartalı alkışlamışlar.<br />
<br />
------------------------------------------------------------<br />
<br />
HOROZ İLE KEDİ<br />
Horozun biri kol saati bulmuş. Saati boynuna takan horoz yürüyüşünü ağırlaştırıp, ben neymişim, en büyükmüşüm havalarına girmiş. Yol ortasından giderken, herkes kenara çekilip ona imrenerek bakıyormuş ve vay be diyerek, zenginlik ve gösterişin ne olduğunu anlıyormuş. Horoz zamanla arkadaşlarıyla arasına mesafe koymaya başlamış. Eski günlerdeki samimiyet, cana yakınlık mazide kalmış. Arkadaşları giderek horozdan uzaklaşmış.<br />
<br />
Bir gün horoz bir ağacın altına oturmuş, düşünüyormuş. Kedi oradan geçiyormuş. Horoza seslenmiş: “ Ne o, horoz kardeş, Marmara Denizi’nde kayığın mı battı? Seni üzen her neyse anlat da bilelim. “ demiş.<br />
Horoz da olanları anlatmış: “ Her şey kol saatini boynuma takmamla başladı. Sonradan ne arkadaşım kaldı, ne dostum. “ diye dert yanmış. Kediden yardım istemiş. Bunun üzerine kedi, kol saatini boynundan çıkarmasını, nerede bulduysa oraya bırakmasını ve ancak bu şekilde arkadaşlarıyla eskisi gibi samimi olabileceğini söylemiş.<br />
<br />
Horoz kedinin dediğini yapmış. Kol saatini bulduğu yere bırakmış. Arkadaşları, onu tekrar aralarına kabul etmişler. Horoz bir daha zenginlik gösterisine kalkışmamış. Dersini de almış.<br />
<br />
------------------------------------------------------------<br />
<br />
ANNE, BABA VE YAVRU FİL<br />
Güzel bir yaz gününde anne, baba ve yavru fil lunaparka gitmişler. Anne ve baba fil daha önce defalarca buraya gelmişler ama yavru fil için durum öyle değilmiş. Yavru fil ilk kez geliyormuş ve çok heyecanlıymış. Yavru fil, annesiyle birlikte atlıkarıncaya binmiş. Sürenin dolmasına karşın, yavru fil atlıkarıncadan inmek istememiş. Baba fil iki bilet daha almış ve bilet kesen adama vermiş. Böylece anne ile yavru filin bir kez daha tur atmaları mümkün olmuş.<br />
Daha sonra onlar dönme dolaplara binmişler. Dönme dolabın yükseldiği anlarda yavru fil çok korkmuş, gözlerini kapamış ve ağlamış.<br />
<br />
Baba fil tüfekle hareketli hedeflere on atış yapmış ama bir isabet bile kaydedememiş. Çevredekilerin bakışlarından sıkılan baba fil kendini aynalar çadırına zor atmış. Aynalar çadırında karşısına geçeni ince-uzun, kalın-kısa, uzun yüzlü, yamuk gözlü gösteren pek çok ayna varmış. Baba fil sıkıntısını burada unutmuş, çünkü yavru filin neşesine diyecek yokmuş. Yavru fil, o ayna senin, bu ayna benim koşmuş, durmuş.<br />
Anne ve baba fil ortaya yavrularını alarak korku kapısına girmişler. Burada anne fil korkmuş ve ara sıra çığlık atmış. Çıkışta yavru fil, babasına, ben hiç korkmadım, demiş.<br />
Zamanın ilerleyen saatlerinde fil ailesi evlerinin yolunu tutmuşlar.<br />
<br />
---------------------------------------------------------<br />
<br />
EŞEK İLE KÖYLÜ<br />
Bir eşek varmış. Bir de köylü varmış. Köylü eşeğin sahibiymiş. Sahibi eşeği şehirdeki pazara götürür, satar ama eşek bir süre sonra geri gelirmiş. Bu süre bazen bir ay, bazen on ay olurmuş.<br />
<br />
Köylü eşeği bir kez daha satmak için, pazara götürmüş. Pazarda köylünün biri eşeği satın almış. Yeni sahibi eşeği evinin yanındaki ahıra götürmüş. Sonraki günlerde sahibi eşeğin sırtına fazla yük bindirmiş. İki eşeğin çekebileceği arabayı bu eşeğe çektirmiş. Eşek bana mısın dememiş. Sahibi elinde sopası eşeğin hata yapmasını bekliyormuş. Ağır yükleri taşıyamasa, arabayı çekemese eşeği sopayla dövmek istiyormuş. Böyle yük hayvanlarını dövmekten zevk alıyormuş.<br />
Sonunda eşeği dövmek için, bahane yaratmış. Eşeğin iki yanındaki heybelere yük doldurmuş. Eşeğin sırtındaki semerin üstüne bir tencere yemeği bağlamadan bırakmış ve eşeği yokuşa sürmüş. Bir süre sonra tencere yere yuvarlanmış ve yemek yerlere dökülmüş.<br />
<br />
Önce eşeğe bağıran adam daha sonra eşeği yularından tutup kenara çekmiş ve bir ağaca bağlamış. Eşeğin sırtındaki yükleri indiren adam, eşeğin arkasına geçip sopayla vurmaya başlamış. Hayatta sadece dayak yemeye tahammül edemeyen eşek arka ayaklarıyla çitme atarak adamı boylu boyunca yere uzatmış. Eşek bağlı olduğu yerden kurtularak ilk sahibi köylünün yanına gitmiş. Köylü ertesi sabah eşeği satmak için, pazara götürmüş.<br />
İnsanlara çok yararlı olan eşek, at, öküz sahibiyseniz onları dövmeyin. Eğer dövmeye kalkarsanız, bir tekmede yeri boylarsınız ve bir daha kalkamazsınız.<br />
<br />
SON<br />
<hr class="mycode_hr" />
ÇEKİNGEN ÇEKİRGE<br />
Çekirgeler diyarında bir çekirge varmış ki, çok çekingenmiş. Toplantılara, şölenlere çağrılır ama katılmazmış. Parkta, bahçede dinlenirken, yanına biri gelecek diye ödü koparmış. Hayat bir tiyatro sahnesi dersen, bu tiyatroda yalnızları oynarmış.<br />
Çekirgeler diyarında evler kayalık bir dağın yamaçlarındaymış. Ara sıra dağdan kopan taş ve kaya parçaları aşağı yuvarlanır, birkaç eve zarar verirmiş ama çekirgeler bunu önemsemezler ve evleri onarıp, olayı unuturlarmış.<br />
<br />
Çekingen çekirge bir gün kayalık dağa çıkmış. Çevreyi araştırıp, kayaları incelediğinde durumun korkunçluğunu olanca acılığıyla anlamış. Dağ geliyormuş. Her an büyük kaya parçaları kopabilir ve aşağıdaki evleri dümdüz edebilirmiş. Evlerin yanına inip, kime rastladıysa gördüklerini anlatarak, evlerini kayalık dağdan uzaklara taşımalarını söylemiş. Çekirgeler, onu sakin bir şekilde dinlemişler. Onun neden bu kadar heyecanlı olduğunu anlayamamışlar. Sadece çekingen, zemini sağlam, etrafı güvenli karşıdaki ormanın yanına ev yaparak oraya taşınmış.<br />
<br />
Günlerden bir gün öğle vakitleri kayalık dağdan kopup gelen kaya parçaları çekirgelerin evlerini yerle bir etmiş. Çekirgelere bir şey olmamış çünkü çoğu tarlada, bahçedeymiş. İnsanların bin bir emekle yetiştirdiği ürünleri talan ediyorlarmış. Akşamüstü tıka basa doymuş olarak dönen çekirgeler, o geceyi yıldızları sayarak geçirmişler. Sabah erkenden çekingen çekirgenin evi etrafında toplanan çekirgeler, ondan özür dileyip, evinin çevresine evler kurmak için, izin istemişler. O da, epey yüklü bir para karşılığında bu izni vermiş ve zengin olmuş.<br />
<br />
-----------------------------------------------------------<br />
<br />
KEDİLER AÇ KALMASIN<br />
Evvel zamanda bir kasabanın kedileri pek çokmuş. Kediler, çöp tenekelerinden, insan artıklarından beslenirmiş. Gel zaman, git zaman bu kasabaya yeni bir başkan seçilince olan olmuş. Kasabanın kedileri insanlar tarafından horlanmış, aşağılanmış çünkü başkan kedileri hiç sevmiyormuş. Yemek artıklarını toprağa gömmüşler, kediler aç kalmış.<br />
Kedilerin padişahı, kasabanın ileri gelen kedileriyle bir toplantı yapmış. Hal ve gidiş çok kötüymüş. Sonunda kediler, bu kasabadan ayrılarak civar köy ve kasabalara dağılmışlar.<br />
<br />
Kedisiz kalan kasabayı kısa sürede fareler istila etmiş. Evlerde fareler, yollarda fareler; kasabalılar ne yapacaklarını şaşırmışlar. Kasabalılar da bir toplantı yapmışlar ve bu toplantıda kedi düşmanı olmayan bir başkan seçmişler. Yeni başkan, kedilerin padişahına giderek, hürmetlerini sunmuş, olanlar için, özür dilemiş ve eğer geri dönerlerse kedileri köfteyle, dolmayla besleyeceklerini söylemiş. Kedilerin padişahı, bir denemekte yarar var deyip, çevre köy ve kasabalara giden kedilere haberciler yollayıp, eski kasabalarına davet etmiş. Kediler geri dönünce ortalıkta fareden eser kalmamış. Böylelikle kasaba fare belasından kurtulmuş. Kasabalılar, saygıdeğer ve dost kedileri en iyi yiyeceklerle beslemişler.<br />
<br />
Kediler öyledir, bahçede, yolda görürsünüz ve pist dersiniz kaçar gider. Bazen bir kedi görürsünüz size yalvararak bakar, bazen bir yavru kedi görürsünüz size miyav der, açım, bana yiyecek bir şeyler verebilir misiniz, demektir bu. Onları dışlamayalım, onlara sevgiyle yaklaşalım, onları besleyelim. Bahçede, sokakta bir kedi yerine on fare görmek istemiyorsan buna kendini mecbur hissetmelisin.<br />
<br />
---------------------------------------------------------------------<br />
<br />
KAVGACI ÖRDEK<br />
Bir ördek varmış, çok kavgacıymış. Kimseyle arkadaş olmaz, kavga edecek birini ararmış. Göl çevresinde yaşayan ördekler arasında kavga etmediği yokmuş. Bundan dolayı adı kavgacı ördeğe çıkmış. Ördekler aralarında toplantı yapmışlar ve beş kişilik bir heyet seçmişler. Heyet, kurnaz tilkiye giderek ondan yardım isteyecekmiş. Kurnaz tilki epey bir para alarak işi kabul etmiş ve ertesi gün kavgacı ördeği aramaya başlamış. Kavgacı ördeği bir ördekle kavga ederken bulmuş.<br />
<br />
Kurnaz tilki araya girerek, kavgacı ördeğe çıkışmış. Kavga edip duracağına babanın bana olan borcunu ödesen iyi edersin, demiş.<br />
Bunun üzerine kavgacı ördek: “ Ne borcu? Babam bana bu borçtan söz etmemişti. Babamın sana borcu mu vardı? “ diye sormuş.<br />
Tilki: “ Tabi vardı. İki yıl önce şimdi senin oturduğun evi baban hangi parayla aldı sanıyorsun? Benim verdiğim borç parayla. Baban taksitler halinde borcunu ödüyordu ya geçen yıl ölünce ödemeler durdu. Sen üzgünsün diye rahatsız etmedim. Kalan borcu öde yoksa evini elinden alırım. “ demiş.<br />
“ Yazılı kâğıt, borç senedi falan yok mu? “<br />
“ Yok. Baban, sözüm senettir, demişti. Aramızda karşılıklı güvene dayalı bir anlaşma vardı. “<br />
“ Benim de sözüm senettir. Eğer gerçekten böyle bir anlaşma varsa borcu öderim ama taksitleri ne zaman ödemeye başlarım bunu bilemem. “<br />
“ Gel seninle bir anlaşma yapalım, ördek kardeş. Sen iki yıl kavgaya karışma, kimseyle kavga etme, ben bu borcu ödenmiş sayacağım. “<br />
“ Tamam, olur, anlaştık. “<br />
<br />
Kavgacı ördek iki yıl boyunca kavgaya karışmamış, kimseyle kavga etmemiş. Böylelikle tilkiye babasının olmayan borcunu ödemiş olmuş. Zaten iki yıl sonunda kavgasız bir hayatın daha kolay yaşandığını fark edip, gereksiz kavga etmekten kaçınmış.<br />
<br />
---------------------------------------------------------------<br />
<br />
BECERİKSİZ CİN<br />
Salim adında genç bir adam günün birinde yalnız yaşadığı evinin tavan arasında mantarlı bir şişe bulmuş. Şişenin boyu bir karıştan daha uzunmuş. Şişeyi almış, aşağı inmiş, tozlu şişeyi sabunlu suyla bir güzel yıkamış. Şişenin mantarını uzun uğraşlardan sonra açmayı başarmış. Şişeden cin çıkmış: “ Ey sahip, benden ne dilersen yerine getiririm. “ demiş.<br />
<br />
Salim şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra bir dilek dilemiş: “ Ey cin, şu odanın ortasına on altın at bakalım. “ demiş.<br />
“ On altın hemen gelsin. “ demiş cin ama altınların şıngırtısı duyulmuş, kendisi yok.<br />
Cin: “ Ey sahip, bu benim ilk işim olduğu için, böyle oldu. Yoksa ben ne dersem, olur. Sen bir şey daha iste, bak nasıl başaracağım. “<br />
Salim: “ Takma kafana, cin. Sen şimdi kuş sütünün bile olduğu bir sofra getir. “<br />
“ Sofra hemen gelsin. Kuş sütü de olsun. “ demiş cin ama aradan zaman geçmiş, sofra gelmemiş. Tavan arasında bir tıkırtı olmuş ya Salim önemsememiş. Koca cin odanın ortasına oturup ağlamaya başlamış: “ Ben ne beceriksiz bir cinim! Bir sofra getiremedim. Yazıklar olsun bana, “ diyerek ağlamış, dövünmüş. Daha sonra Salim, cini bahçeye çıkarmış. Cin, çeşmede yüzünü yıkamış, üzüntüsü biraz dağılır gibi olmuş: “ Becerikli cin, başaran cin, azimli cin, bir de burada dene bakalım. Sofra iste. “<br />
“ Olur sahip. İçinde kuş sütü de bulunan sofra hemen gelsin. “ demiş cin ve sofra bahçenin orta yerine kurulmuş.<br />
Cin: “ Başardım, başardım. “ diye bağırmış.<br />
Salim: “ Bak gördün mü? Azmettin, başardın. Seni kutluyorum. “ demiş ve en güzel yemeklerden tabaklar dolusu yemiş. Salim yüz altın istemiş, gelmiş. Daha sonra cin izin istemiş ve şişeye girmiş, Salim de şişenin mantarını kapatmış.<br />
<br />
Ertesi gün, daha ertesi gün Salim, cini çağırmış, durmuş. Bahçede cinin olsun dedikleri oluyormuş da, evde istedikleri olmuyormuş. Aradan birkaç hafta geçmiş ki, şişe ortadan kaybolmuş. Bu arada Salim cinden gelen altınlarla servet sahibi olmuş. Salim, cinin evde başarısız olmasından dolayı kayıplara karıştığını düşünüyormuş. Uzun süredir kafasını kurcalayan sorunun cevabını araştırmaya karar vermiş. Evin iki odasını ve mutfağını en ince detaylarına kadar gözden geçirmiş. Sonra tavan arasına çıkmış. Bir de ne görsün? Tavan arası altınlarla ve hazır sofralarla doluymuş. Cinin evdeyken istedikleri gelmiş ama tavan arasında kalmış, aşağı odaya inmemiş. Salim tavan arasındaki yer tahtalarından birkaçını çıkarınca altında bir balıkçı ağı olduğunu görmüş. Daha altta yine tahtalar varmış ve bu tahtalar alt kattaki odanın tavanıymış.<br />
Kısacası yıllar önce bu evi yapanlar, alt kattaki odanın tavanını çift kat tahta yaptırmışlar ve ortasına balık ağı germişler. Neden bunu böyle yaptınız diye onlara sormak lazımmış.<br />
Salim bahçede gelen altınları kendine ayırmış. Tavan arasında bulduğu altınları fakirlere dağıtmış. Bu evde oturmaya devam etmiş. Daha sonra genç ve güzel bir kızla evlenmiş. Zamanla dört çocuğu olmuş. Çocuklarına mantarlı şişeden çıkan cinin hikâyesini her fırsatta anlatmış.<br />
<br />
SON<br />
<hr class="mycode_hr" />
KAPLUMBAĞANIN İKİNCİ EVİ<br />
Kaplumbağanın biri, ev kiralamak için, aslanın emlak bürosuna gitmiş. Tilki, kurt ve sırtlan da oradaymış. Nasılsın, iyi misin faslından sonra kaplumbağa niyetini aslana söylemiş. Oradakiler buna çok şaşırmışlar.<br />
<br />
Aslan: “ Bir yaşıma daha girdim. Senin sırtında evin var ya kaplumbağa kardeş. Neden kira vereceksin? Bütün her yer senin evin. İstediğin yerde durur, evine çekilirsin. “<br />
Kaplumbağa: “ Onun orası öyle de, işe girdim, bir villanın bahçesinde bahçıvanlık yapıyorum. Kazancım yerinde. Ben de sizin evleriniz gibi iki oda, bir salonu bulunan ve mutfağı olan bir ev istiyorum. Böyle evlerin kirası ne kadar? "<br />
Kaplumbağanın isteğini haklı bulan aslan: “ Madem işe girdin, kazanıyorsun, geniş bir evde oturmak senin hakkın. Ne kadar kira verebilirsin? “ diye sormuş.<br />
Kaplumbağa: “ Otuza kadar kiralık ev arıyorum. “ demiş.<br />
Aslan: “ Otuz mu? Otuza çok güzel evler var. Bahçe içinde, tek katlı, süper evler. Sırtlan, sen git kaplumbağayla otuz kira istenen iki evi de göster. Hangisini beğenirse orayı tutsun. “ demiş.<br />
Kaplumbağa ile sırtlan dışarı çıkmışlar ve yürümeye başlamışlar. Sırtlan kaplumbağaya ayda ne kadar kazandığını sormuş. Seksen cevabını alınca da, yani her ay elliyi kenara koyacaksın, demiş.<br />
Kaplumbağa: “ Öyle. Zaten biraz birikmişim var. Şimdi tutacağım evi beğenirsem, ileride satın almak istiyorum. “ demiş.<br />
<br />
Kaplumbağa iki evi de görmüş ve ilk gördüğü evi kiralamış. Bir gün işteyken kaplumbağanın evine hırsız girmiş ve birikmiş parayı alıp, gitmiş. Açılamaz denilen çelik kasa bomboşmuş. Kaplumbağa kıvranmaya başlamış. O gece hiç uyuyamamış. Ertesi gün işte çalışırken, çalınan paralarını düşünmüş. Kimselere de söyleyememiş, alay ederler diye korkuyormuş. Olayı çözmeye, hırsızı bulmaya karar vermiş.<br />
“ Kim benim evime girer, kasayı zorlanmadan açar ve paralarımı çalar? “<br />
Para biriktirdiğinden sadece emlakçıda bahsetmiş. O gün bu evi kiralarken emlakçı aslan, tilki, kurt ve sırtlan bunu duymuş. Sonra sırtlanla ev görmeye gitmiş. Sırtlanla konuştukları aklına gelmiş. Sırtlan kazancıyla yakından ilgilenmiş. Şüpheliler arasında sırtlan birinci sırada yer almış.<br />
Kaplumbağa sırtlanın babasını bulmuş, olanları anlatmış. Baba, kaplumbağanın şüphesini haklı bulmuş. Oğlu eski kasa hırsızıymış ama aslanın emlak bürosunda çalışıyormuş. Demek ki, eski günlere bir dönüş varmış. Sırtlan evine gelince babası ona çok kızmış. Yaptığının yanlış olduğunu söylemiş. Sırtlan kaplumbağadan utanmış, özür dilemiş ve parasını geri vermiş.<br />
<br />
Az kazandım, çok kazanmış. Onun birikimi varmış, benim yokmuş. Sen de çok çalış veya daha iyi bir iş bul. Sakın başkasının parasına, malına el uzatma. Hak etmediğin parayı alma. Para, çaba sarf edilerek, alın teri dökerek kazanılır. Öyle kolay yoldan para kazanma devri geçti.<br />
<br />
---------------------------------------------------------------<br />
<br />
HAMSİ İLE YILAN BALIĞI<br />
Hamsinin biri, Karadeniz’de gezip duruyormuş. Bir gün bu hamsinin peşine yılan balığı takılmış. Hamsi saatlerce kaçmış. Arada bir yılan balığı hamsinin arkasından bağırıyormuş: “ Dur hamsi, beni yorma. Seni beğendiğim için, yemek istiyorum. “<br />
Daha sonra yılan balığı dar bir kovukta hamsiyi kıstırmış: “ Hamsi, dışarı çık! Seni yemek istiyorum. “<br />
“ Benim adım hamsi ama beni öyle kolayca yiyemezsin. Ne tavaya yatarım ne buğulamaya otururum. Dişlere şimşek çaktırırım, midelere yıldırım düşürürüm. Mide dedim de benim eskiden bir midye arkadaşım vardı. Kim bilir şimdi nerededir? “<br />
“ Konuyu değiştirme. Seni mutlaka yemem lazım. Benim yemek isteğimi köreltmeye çalışıyorsun. “<br />
“ Olur mu öyle şey? Sen bıçak mısın ki taşa sürteyim de körelesin. Bana bak balık yılanı, hamsiyi tersten okusan ismah dersin. İsmah tehlike demektir yani ben tehlikeliyim. Senin adın tersten okunduğunda ığılab nalıy ortaya çıkar. “<br />
<br />
“ O dediğinin anlamı nedir? “<br />
“ Her şeyi bilmek zorunda mıyım? Çok merak ediyorsan bir sözlük al, anlamını öğren. “<br />
“ Tamam, ben bir sözlük almaya gidiyorum. Ama sen beni burada bekle. Gidersen çok kızarım. “<br />
“ Oldu, beklerim. Sen hiç merek etme. Döndüğünde beni burada bulacaksın.”<br />
Yılan balığı gözden kaybolduktan bir saniye sonra hamsi ters yöne kaçmış. Aya giden füze hamsinin hızı karşısında yavaş kalırmış.<br />
<br />
-------------------------------------------------------------<br />
<br />
MASALCI TİLKİ İLE PALAMUT BALIĞI VE HAMSİ<br />
Masalcı bir tilki varmış. İyilikleri anlatan, maceralı masallar yazarmış. Yazdıklarını kitap olarak hazırlar ve okuyucunun ilgisine sunarmış. Masalcı tilkinin yazdıkları bir yayınevinin dikkatini çekmiş. Yayınevi sahibi, masalcı tilki ile konuşmuş, anlaşmış ve bol resimli, on tane masal kitabından pek çok adet basarak masalların daha geniş kitleler tarafından okunmasını sağlamış. Aradan bir süre geçmiş ve diğer yayınevleri de masalcı tilkinin masallarını birer, ikişer yayınlamaya başlamışlar. Bu güzel masallara ilgi giderek çoğalmış.<br />
<br />
Masalcı tilki bir gün yavrusu Tilik ile deniz kıyısında taşların üstünde oturmuş, konuşuyorlarmış. Masalcı tilki anlatıyormuş: “ Bak yavrum, hayat bulutlara benzer, bir rüzgârda dağılır. Biz bu hayatta bir bulut olduğumuzu farz edelim. Bir rüzgârda dağılmamak için, yere sağlam basmalıyız. Güçlü olmalıyız. Bu güç beden gücü ve beyin gücüdür. Bedenimizi güçlendirmek için, yürürüz, koşarız, spor yaparız. Beynimizi güçlendirmek için, kitap okuruz. Masallar, yavrular için çok değerlidir. Onlara hayatın gerçeklerini anlatır. Hayata hazırlar. Tilik istersen sana bu sabaha karşı yazdığım bir masalı okuyayım. “<br />
“ Olur, baba, oku, ben dinlerim. Sen bana bu yazdığın masalları okurken, hatalar, yanlışlar varsa fark ediyorsun, değil mi? “<br />
“ Aynen öyle oluyor. Masallar genelde, bir varmış, bir yokmuş diye başlar. Dikkat edersen benim masallarım öyle başlamaz çünkü bunlar özgün masallar. Bu masalda bir varmışlı başlamıyor. “<br />
<br />
Masalcı tilki daha sonra masalı okuyup bitirmiş. Masal, Tilik’in çok hoşuna gitmiş. Dinleyen buldu ya masalcı tilki, bir tane de geçen gün yazdığım bir masal vardı. Onu okuyayım, demiş ve okumaya başlamış. Masal bittikten sonra oluşan sessizliği alkışlar bozmuş: “ Çok güzel, çok güzel masallar bunlar, “ diye bağıran ve alkışlayan deniz kıyısındaki palamut balığıymış.<br />
<br />
Masalcı tilki ve Tilik, çok şaşırmışlar. Palamut balığı konuşmasına şöyle devam etmiş:<br />
“ Masalcı, okuduğun iki masalı dinledim. Güzeldiler, beğendim. Benim de anlatacak bir masalım var, “ demiş ve anlatmaya başlamış: “ Çok eskiden içinde mutlu balıkların yaşadığı bir deniz varmış. Balıklar, dostça geçinir ve şarkılar söylerlermiş. Bir gün bu denize başka bir denizden aradaki kanaldan geçerek gelen bir köpekbalığı ulaşmış. Köpekbalığı kocaman, dev gibi bir şeymiş. Boyu sekiz metre varmış. Büyük ağzını açarak, balıkları toplamaya başlamış. Denizdeki balıkları bir korkudur sarmış. Yenilip yutulma korkusu. Kim ister şu güzelim dünyada rahatça yaşamak varken, köpekbalığına lokma olmak?<br />
<br />
Balıklar, aralarında toplantı yapmışlar. Çeşitli öneriler ortaya konmuş. Tartışmalar olmuş. Akıl boyda değil baştadır, derler ya. Sonunda bir hamsinin önerisi kabul edilmiş. Bu denizin derinliklerinde yaşayan dev bir ahtapot varmış. Hamsi, bu ahtapotu tanıyormuş. Yardım istersem gelir ve bizi köpekbalığından kurtarır, demiş. Hamsi hemen yola çıkmış ve dibe dalmış.<br />
<br />
Ertesi gün köpekbalığına alttan yaklaşan ve onun belini güçlü kollarıyla sararak denizin dibindeki mağarasına götüren dev ahtapotu pek çok balık görmüş. Masal burada sona erdi. Nasıl masalımı beğendiniz mi? “<br />
Masalcı tilki: “ Süper bir masaldı. Çok beğendim. Seni kutluyorum, palamut balığı. Ayrıca çok da güzel anlattın. “<br />
Tilik: “ Ben de çok beğendim. Hiç duymadığım türden, değişik bir masaldı. “<br />
Palamut: “ Benim yuvam buraya yakın. Önümüzdeki günlerde yine buraya gelirseniz, birbirimize yeni masallar anlatma şansımız olur. Bakın size ne akıl almaz, benzeri bulunmaz, denizle ilgili masallar anlatacağım. “ demiş ve en iyi dileklerle ayrılmışlar. Sonraki günlerde onlar burada buluşup birbirlerine çok güzel masallar anlatmışlar.<br />
<br />
-------------------------------------------------------------<br />
<br />
TİLKİ İLE KİRACI ASLAN<br />
Tilkinin dört tane evi varmış. Birinde kendi oturur, üçünü kiraya verir ve kiralardan gelen parayla yaşamını sürdürürmüş. Günlerden bir gün tilkinin kiracısı evden çıkmış. Ertesi gün aslan evi kiralamış. Bir aylık kirayı ödemiş. Aradan aylar geçmiş ama aslan bir daha kira vermemiş. Eve gelip kirayı isteyen tilkiyi türlü bahanelerle atlatıyormuş. Tilki ne işi sertliğe dökebiliyormuş ne de sesini yükseltebiliyormuş, çünkü karşısında aslan var. Tilki kurnazmış ama çeşitli fikir oyunlarına başvurmasına karşın, aslandan kirayı alamamış. On aydır kirayı ödemeyen aslana karşı son bir oyunu varmış. Duyduğuna göre, bu aslan hayaletlerden çok korkarmış.<br />
<br />
Tilki yine aybaşında kirayı almak için, aslanın kapısını çalmış. Aslandan her zamanki gibi bir tatlı dil, bir güler yüz: “ Hoş geldiniz. Nasılsınız efendim? “<br />
Bunun üzerine tilki şöyle demiş: “ İyiyim, aslan efendi. Sen nasılsın? “<br />
“ Bugün moralim çok iyi. Sizi gördüm daha iyi oldum. “<br />
“ Kira hazır mı? Kirayı alayım. “<br />
“ Kira hazır, biraz sonra size takdim ederim. “<br />
“ Hep öyle diyorsun da kira verdiğin yok. On aydır evimde bedavaya oturuyorsun. “<br />
“ Aman tilkicim, canım benim, kira kolay. Hepsini toplu olarak öderim. Hem geçen gün ne oldu biliyor musun? Ormanda sağa, sola bakınarak gidiyordum. Birden önüme.. “<br />
“ Birden önüne hayalet mi çıktı. “<br />
“ Hayalet mi? Ne hayaleti? “<br />
“ Ormanda gezen hayalet. Bu evde yaşıyor. Gece demez, gündüz demez gezer gelir. Bu evi otel gibi kullanır. Hiç karşılaşmadın mı? “<br />
“ Bu evde hayalet mi yaşıyor? Söylesene be tilki. Bu evde bir dakika durmam. Hemen taşınıyorum. Eşyalarımı sonra aldırırım. “<br />
<br />
Aslanın uzaklaştığını gören tilki aslanın önüne çıkmış. Tilkinin, birikmiş kiraları ödemezsen hayalet peşinden gelir, demesi üzerine aslan cebinden para tomarını çıkarıp kira borcunu ödemiş. Aslanın koşarak uzaklaştığını gören tilki: “ Koca balaban. Madem bu kadar paran vardı, aylardır kirayı neden vermedin? “ diye bağırmış.<br />
<br />
SON<br />
<br />
-----------------------------------------------------------------<br />
-----------------------------------------------------------------<br />
<br />
TİLKİ GÖRÜNÜMLÜ ÇAKAL<br />
Çakallar, tilkilere benzerler. Bir çakal varmış ki, tıpkısının aynısı tilki. Çakal bunun farkındaymış ve gençliğinden beri tilkilerin yanındaymış. Böylece aradan birkaç yıl geçmiş.<br />
<br />
Bir gün bu çakal, bir tilki arkadaşıyla konuşuyormuş. Söz dönmüş dolaşmış çakal – tilki benzerliğine gelmiş. Çakal, tilkiler benim tilki değil de çakal olduğumu fark etmiyorlar mı acaba, diyerek merak eder dururmuş. Çakal tilkiye şöyle bir soru sormuş: “ Söyle bakalım tilki kardeş. Ben tilki miyim yoksa çakal mıyım? “<br />
Bunun üzerine tilki: “ Tabi ki çakalsın. Hem de yüzde yüz çakalsın. “<br />
<br />
Tilkinin bu derece kendinden emin cevabı karşısında çakal bir an bocalamış ama kendini çabucak toparlamış: “ Vay canına! Demek biliyordun. Peki, ne zamandan beri? “<br />
Tilki: “ Sen ilk aramıza geldiğin günden beri bunu biliyordum ve bütün tilkiler bunun farkındaydı. “<br />
Çakal: “ Bütün tilkiler mi? Ama bana hiç hissettirmediniz. Ben bu durumu nasıl da anlayamadım. “<br />
Tilki: “ Çakal olduğun için anlayamadın. Tilki olsaydın bunu anında fark ederdin. “<br />
<br />
---------------------------------------------------------------<br />
<br />
ÇINGIRAKLI YILAN<br />
Evvel zaman içinde, çıngıraklı yılanın biri kendine yuva ararmış. Çıngıraklı yılan gezmiş, dolaşmış. Sonunda bir köyün yakınındaki taşlı tarladaki ağacın altında bir delik bulup, burayı yuvası olarak kabullenmiş. Taşlı tarlaya girmek şanssızlığında bulunan yutabileceği büyüklükteki fare, sincap, tavşan gibi hayvanları kuyruğunun ucunda bulunan çıngırağını şıngırdatarak büyüler ve üstüne çekermiş. Sonra da avını yakalayıp yutarmış. Bu durum aylarca sürmüş.<br />
<br />
Bir gün bu taşlı tarlaya bir köylü gelmiş. Köylü, tarlayı çok beğenmiş ve taşları toplamaya başlamış. Burayı ekip biçerek bol ürün almayı umut ediyormuş. Köylünün gelmesi çıngıraklı yılanı heyecanlandırmış. Ne yapacağına bir türlü karar verememiş. Tutsa adamı soksa yutamayacak. Sokmasa başına bela olacak. Kaçıp gitmek bir türlü aklına gelmemiş. Farenin, sincabın arkasını arayan olmuyormuş ama insanlar öyle değilmiş. Bir insanı yılan soksa, timsah, aslan, kaplan öldürse insanlar iz sürer, er geç intikamını alırlarmış.<br />
Köylü yuvanın dibine kadar sokulmuş. Yılanla bir an göz göze gelmişler. Köylü sopasını kaldırmış, yılanın kafasına vuracak, yılan yuvadan fırlayıp, köylüyü ayağından ısırmış. Köylü, yandım anam, diye feryat ederek oradan uzaklaşmış. Yılan daha sonra yuvasının etrafında caka yürüyüşüne başlamış. Çıngırağını sinirli bir şekilde şıngırdatıyor ve var mı bana yan bakan deyip tur atıyormuş.<br />
<br />
Aradan bir saat geçmiş geçmemiş karşıdan ellerinde taşlarla, sopalarla köylülerin geldiğini gören yılanın çıngırağı başına bela olmuş. Çıngırağını bir türlü durduramıyor ve korkudan hareket edemiyormuş. Kaçıp gidememiş. Daha önce fareyi, sincabı, tavşanı büyüleyen çıngırağı bu kez kendini büyülemiş. Köylüler, çıngıraklı yılanı elleriyle koymuş gibi bularak taşlı tarladaki saltanatına son verip, arkadaşlarının intikamını almışlar.<br />
<br />
----------------------------------------------------------------<br />
<br />
KURNAZ TİLKİ İLE BEŞ KARDEŞLER<br />
Evvel zaman içinde, ülkenin birinde, büyük bir orman varmış. Bu ormanda pek çok canlı yaşarmış. Bir gün bu ormana beş kardeşler gelmiş. Beş kardeş adam, her gün gelerek bir sürü ağacı kesmişler. Kestikleri ağaçları arabalarına yükleyip götürmüşler. Zamanla ormanın sınırları daralmaya, boyutları küçülmeye başlamış. Bazı orman hayvanları yuvalarını kaybetmişler ve ormanın içlerine çekilmişler. Orada başka hayvanların yuvalarına girmeye çalışınca kavga çıkmış.<br />
<br />
Kurt ricacı olmak için gitmiş ama beş kardeşler tarafından sopayla kovalanmış. Daha sonra aslan kükreyerek üstlerine yürümüş ama beş kardeşler aslanı kurşun yağmuruna tutmuşlar.<br />
Orman hayvanları çaresiz, kara kara düşünürken, sincap bir öneri sunmuş ve şöyle demiş: “ Kurnaz tilkiden yardım isteyelim. O, beş kardeşlerin hakkından gelir. “<br />
Orman hayvanları tilkinin yanına gidip yardım istemişler. Bunun üzerine tilki: “ Bana ne zaman geleceksiniz diye merak ediyordum. Bu işin formülü çok basit. Hemen hallederim. “ demiş ve bir kâğıda bir şeyler yazmış, kâğıdı katlamış ve kâğıdın beş kardeşlere ulaştırılmasını istemiş. Bir maymun kâğıdı beş kardeşlere vermiş. Beş kardeşler, kâğıttaki notu okuyunca beyninden vurulmuşa dönmüş. Baltalarını alarak gitmişler ve bir daha onları ormanda gören olmamış.<br />
<br />
Orman hayvanları kâğıtta ne yazıyordu da beş kardeşler bu kadar korktular, diye düşünerek, maymuna bu soruyu sormuşlar. Maymunun cevabı şöyle olmuş: “ Kâğıtta, şunlar yazıyordu. Ormanda kestiğiniz her ağaca karşılık birinizin evini yakarım. İmza Tilki. “<br />
<br />
-----------------------------------------------------------<br />
<br />
SÜPÜRGECİ KELOĞLAN<br />
Bir varmış, bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Dağda, bayırda avare gezermiş. Keloğlan bir zaman azmetmiş, süpürge yapmasını öğrenmiş. Günlerce uğraşmış, on tane süpürge yapmış ve bunları satmak için, kasabanın yolunu tutmuş. Bütün gün pazarda durmasına karşın, hiç süpürge satamamış. Selam veren, arkadaşlık eden çokmuş ama süpürge alan yokmuş. Normalde süpürgeler on akçeye alıcı bulurken, Keloğlan'ın akşam pazarı diye fiyat kırıp iki akçe dediği süpürgelerden kimse almamış. Dönüş yolunda nasılsa yenilerini yaparım, bunlar üstümde ağırlık olacak deyip süpürgeleri kasaba dışına atmış.<br />
<br />
Aradan günler geçmiş. Boş zamanlarında süpürge yapmaya devam eden Keloğlan yaptığı süpürgeler on tane olunca kasabaya gitmiş. Pazarda beklemiş, sokaklarda, haydi, süpürgeci geldi, diyerek gezmiş ama yine alıcı çıkmamış. Bir aralık bakmış evinin önünü süpüren kadının elinde yaptığı süpürgelerden varmış. Keloğlan, kadına, teyze, kolay gelsin, demiş. Kadın başını kaldırmış, bakmış Keloğlan karşısında: " Sağ ol, Keloğlan. Bak senin yaptığın süpürgelerden. Süpürgenin sapına adını kazımışsın. Çok sağlam, çok iyi süpürüyor. Süpürürken toz kaldırmıyor, tozu sanki içine hapsediyor. Geçen günlerde aldım. Adamın biri satıyordu. On akçeye aldım. "<br />
Keloğlan on akçe sözünü duyunca şaşırmış kalmış: " Ben geçen hafta pazarda iki akçeye indirdim de alan olmadı. Giderken kasaba dışına attıydım. Demek bulan kimse tanesini on akçeye satmış. "<br />
" Adam, Keloğlan'ın süpürgeleri diye bağırıp satıyordu. Komşular aldılar. Alamayanlar üzgün bir halde evlerine döndüler. Benim şu yan komşu Nermin Hanım o gece uyuyamamış. Ağlamış, durmuş. "<br />
Bunun üzerine Keloğlan: " Tamam işte, Keloğlan geldi. Süpürgelerden getirdi. Bir yol Nermin Hanım'a haber veriver. Tanesi iki akçeden, alsın, kullansın. "<br />
" Almaz Keloğlan, senin yaptığın süpürgeleri başkasından on akçeye alır ama senden iki akçeye almaz. Sana para vermez. "<br />
Keloğlan: " Neden ama? "<br />
<br />
Nedenini şimdi anlarsın, diyen kadın, Nermin Hanım'ın kapısını çalmış. Gerçekten de Keloğlan'ın yaptığı süpürgelere herkesten fazla istekli olan Nermin Hanım, Keloğlan'ın, bunlar sudan ucuz diyerek bir akçeye indirdiği süpürgelerden almamış. Keloğlan başını önüne eğmiş. İnsanların bana olan sevgisi yalanmış, diye düşünmüş. Ama yenilgiyi kabul etmemiş. Başını yukarı kaldırmış , göğsünü şişirmiş ve bir süpürge satsam bir akçe kazansam tuz alacaktım. Evde tuz kalmadı. Çorba tuzsuz, yemekler tuzsuz, anam evde isyan ediyor. Hani Keloğlan derdi de başka bir şey demezdi bu insanlar, diyor.<br />
" Teyzeler, bir akçeye on süpürge alın, tanesini beşe satın, ona satın. Hepsine bir akçe. Aldınız mı? "<br />
Sanki ağız birliği etmişcesine iki kadın: " Hayır Keloğlan, almadık, sana para yok. " demişler. Keloğlan'ın gözlerinden yaşlar süzülmüş. Şimdiye kadar hiçbir Keloğlan masalında Keloğlan ağlamamıştır ama Keloğlan'ı ağlatmışlar.<br />
Nermin Hanım: " Keloğlan ben senden süpürgeleri alırım. " deyince Keloğlan umutlanmış. " Ama bedavaya alırım. "<br />
" Size süpürgeleri bedavaya verirsem bana da Keloğlan demesinler. " diyen Keloğlan oradan ayrılmış. Hızlı adımlarla ileri doğru yürümüş. Kasabadan iyice uzaklaşınca uçurumun kenarına gelmiş ve süpürgeleri aşağı atmış. Keloğlan'ı günlerdir takip eden köse uçurumdan aşağı inmiş. Süpürgeleri almış. Ertesi gün tanesini on akçeden satmış. <br />
<br />
Keloğlan üzgün bir halde köyüne dönmüş. Tuz getirmedi diye anası bağırmış, çağırmış. Keloğlan oralı olmamış. Anasının ne dediğini duymamış. Süpürge yapmayı bırakmış. Sonraki günlerde akşama kadar yan gelip yatmış. Bu masal da burada bitmiş.<br />
<br />
SON<br />
<br />
Yazan: Serdar Yıldırım]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[PİRE İLE SİVRİSİNEK<br />
Zıplama yeteneğini kaybetmiş pireyle, uçma yeteneğini kaybetmiş sivrisinek yolda karşılaşmışlar. Bir ağacın altına oturup konuşmuşlar. İkisinin de paraları varmış ve ilk karşılaştıkları yere bakkal dükkânı açmışlar. Tatlı dilli, güler yüzlü oldukları için, dükkân müşteriyle dolup taşmış. Aradan aylar geçmiş ama müşterileri azalmamış. Herkes onların müthiş ticari zekâlarından bahsetmiş.<br />
Yeteneğimi kaybettim diye üzülme, bir köşeye çekilip dövünme. Bilmez misin ki, canlılar birkaç yetenekle doğarlar.<br />
<br />
--------------------------------------------------------<br />
<br />
ORMANIN YENİ KRALI<br />
Ormanlar Kralı Aslan tahta çıkışının yıl dönümünde bir günlüğüne krallığı bırakacağını ilan etmiş. O sabah erkenden pek çok orman hayvanı sarayın büyük salonunda toplanmış. Kral aslan basamaklarla çıkılan yüksekçe bir yerde tahtında oturuyormuş. Ayağa kalkıp arka kapıdan çıktığı anda, orman hayvanları tahta hücum etmiş. Ön sırada bulunan iri cüsseli fil, zürafa, kaplan, gergedan gibi hayvanlar tahtın önüne ilk varanlarmış. Büyük bir itiş kakıştan sonra Ot Yiyen Kaplan tahta oturmuş ve bir günlüğüne Ormanlar Kralı olmuş.<br />
<br />
Doğruluktan ayrılmadan, herkese eşit davranarak, ormanda yaşayanların mutluluğunu gözeterek iyi bir yönetim göstermiş. Gün sonunda tahtı yeniden kral aslana bırakmış ve kral aslandan kocaman bir aferin almış.<br />
<br />
------------------------------------------------------<br />
<br />
SULU MASAL<br />
Adamın biri masal yazmaya meraklıymış. Bir konu aklına gelince evdeyse su dolu kovanın içine, yoldaysa bir su birikintisine masalını yazarmış. Bazen suya yazdığı masalları eşine, dostuna anlatırmış. Onlar da, bunlar çok güzel masallar, su üstüne masal yazma, üç gün sonra unutursun. Kalıcı olsun, herkes okusun diye kâğıda, kartona yaz, derlermiş.<br />
<br />
Böylece aradan aylar geçmiş. Bir gün küçük oğlu, masalcı babasına: “ Baba, geçen ay bana tilkili bir masal anlatmıştın. Tilki masalın sonunda padişah oluyordu. O masalı yine anlatsana, demiş ama masalcı, masalı su üstüne yazdığı için, okuyup, anlatması mümkün olmamış. Tilkili masalı hatırlamamış bile. Bu duruma çok üzülen masalcı, aklına gelen masalları kâğıtlara yazacağına dair oğluna söz vermiş.<br />
<br />
---------------------------------------------------------------<br />
<br />
ARAP VE ALTI DEVESİ<br />
Arabın biri Arabistan Çölleri’nde yük taşımacılığı yaparmış. Bu arabın altı tane devesi varmış. Arap, bu develerle şehirden şehire mal taşır ve epey de kazanç sağlarmış. Yolculuklar sırasında arap, en öndeki devenin üstünde oturur ve devamlı olarak: “ Bıktım artık bu çöl sıcağı altında yük taşımaktan. Daha rahat bir şekilde para kazanmanın yolunu buldum. Siz altı deve, sizleri bir şişenin içine koydurup, para karşılığı insanlara seyrettireceğim. Develer, sevinin, çöl sıcağına maruz kalmadan şişenin içinde gezersiniz. “ diyerek söylenir dururmuş.<br />
<br />
Arap, bir gün dediğini yapmış. Oz büyücüsüne giderek, develeri küçülttürüp, şişenin içine sokturmuş ve handa, dükkânda, çarşıda insanlara seyrettirip çok para kazanmış.<br />
<br />
----------------------------------------------------------<br />
                                                      <br />
YARDIMSEVER KARTAL<br />
Bir kartal varmış. Herkesin yardımına koşarmış. Tavşanın koşarken ayağı mı burkuldu, yavru maymun daldan mı düştü, olayı haber alır almaz uçar gelir, yaralıyı kucakladığı gibi orman hastanesine yetiştirirmiş. Garibin, yoksulun hastane masraflarını ödediği çok olurmuş. Ormanda yaşayanlar bu yardımsever kartalı tanırlarmış ve kendisine hava ambulansı derlermiş.<br />
<br />
Bir gün yardımsever kartala gergedanın hasta olduğu ve mağarasında yattığı haberi verilmiş. Yardımsever kartalın gergedanın mağarasına değil de, hastaneye doğru uçtuğunu görenler çok şaşırmışlar. Sonradan neden böyle yaptığını soranlara yardımsever kartal şöyle demiş: “ Hasta olan sincap veya tavşan değil ki, hastaneye götüreyim. Dört tonluk gergedanı hastaneye taşıyamayacağıma göre, hastaneyi ayağına getirdim. Doktor tilkiyi gergedanın yanına götürdüm. Gergedan hazımsızlık çekiyormuş, ilaçla tedavi oldu. Şimdi çayırda otlayıp duruyor. “<br />
Bunun üzerine oradakiler önce gülmüşler, sonra yardımsever kartalı alkışlamışlar.<br />
<br />
------------------------------------------------------------<br />
<br />
HOROZ İLE KEDİ<br />
Horozun biri kol saati bulmuş. Saati boynuna takan horoz yürüyüşünü ağırlaştırıp, ben neymişim, en büyükmüşüm havalarına girmiş. Yol ortasından giderken, herkes kenara çekilip ona imrenerek bakıyormuş ve vay be diyerek, zenginlik ve gösterişin ne olduğunu anlıyormuş. Horoz zamanla arkadaşlarıyla arasına mesafe koymaya başlamış. Eski günlerdeki samimiyet, cana yakınlık mazide kalmış. Arkadaşları giderek horozdan uzaklaşmış.<br />
<br />
Bir gün horoz bir ağacın altına oturmuş, düşünüyormuş. Kedi oradan geçiyormuş. Horoza seslenmiş: “ Ne o, horoz kardeş, Marmara Denizi’nde kayığın mı battı? Seni üzen her neyse anlat da bilelim. “ demiş.<br />
Horoz da olanları anlatmış: “ Her şey kol saatini boynuma takmamla başladı. Sonradan ne arkadaşım kaldı, ne dostum. “ diye dert yanmış. Kediden yardım istemiş. Bunun üzerine kedi, kol saatini boynundan çıkarmasını, nerede bulduysa oraya bırakmasını ve ancak bu şekilde arkadaşlarıyla eskisi gibi samimi olabileceğini söylemiş.<br />
<br />
Horoz kedinin dediğini yapmış. Kol saatini bulduğu yere bırakmış. Arkadaşları, onu tekrar aralarına kabul etmişler. Horoz bir daha zenginlik gösterisine kalkışmamış. Dersini de almış.<br />
<br />
------------------------------------------------------------<br />
<br />
ANNE, BABA VE YAVRU FİL<br />
Güzel bir yaz gününde anne, baba ve yavru fil lunaparka gitmişler. Anne ve baba fil daha önce defalarca buraya gelmişler ama yavru fil için durum öyle değilmiş. Yavru fil ilk kez geliyormuş ve çok heyecanlıymış. Yavru fil, annesiyle birlikte atlıkarıncaya binmiş. Sürenin dolmasına karşın, yavru fil atlıkarıncadan inmek istememiş. Baba fil iki bilet daha almış ve bilet kesen adama vermiş. Böylece anne ile yavru filin bir kez daha tur atmaları mümkün olmuş.<br />
Daha sonra onlar dönme dolaplara binmişler. Dönme dolabın yükseldiği anlarda yavru fil çok korkmuş, gözlerini kapamış ve ağlamış.<br />
<br />
Baba fil tüfekle hareketli hedeflere on atış yapmış ama bir isabet bile kaydedememiş. Çevredekilerin bakışlarından sıkılan baba fil kendini aynalar çadırına zor atmış. Aynalar çadırında karşısına geçeni ince-uzun, kalın-kısa, uzun yüzlü, yamuk gözlü gösteren pek çok ayna varmış. Baba fil sıkıntısını burada unutmuş, çünkü yavru filin neşesine diyecek yokmuş. Yavru fil, o ayna senin, bu ayna benim koşmuş, durmuş.<br />
Anne ve baba fil ortaya yavrularını alarak korku kapısına girmişler. Burada anne fil korkmuş ve ara sıra çığlık atmış. Çıkışta yavru fil, babasına, ben hiç korkmadım, demiş.<br />
Zamanın ilerleyen saatlerinde fil ailesi evlerinin yolunu tutmuşlar.<br />
<br />
---------------------------------------------------------<br />
<br />
EŞEK İLE KÖYLÜ<br />
Bir eşek varmış. Bir de köylü varmış. Köylü eşeğin sahibiymiş. Sahibi eşeği şehirdeki pazara götürür, satar ama eşek bir süre sonra geri gelirmiş. Bu süre bazen bir ay, bazen on ay olurmuş.<br />
<br />
Köylü eşeği bir kez daha satmak için, pazara götürmüş. Pazarda köylünün biri eşeği satın almış. Yeni sahibi eşeği evinin yanındaki ahıra götürmüş. Sonraki günlerde sahibi eşeğin sırtına fazla yük bindirmiş. İki eşeğin çekebileceği arabayı bu eşeğe çektirmiş. Eşek bana mısın dememiş. Sahibi elinde sopası eşeğin hata yapmasını bekliyormuş. Ağır yükleri taşıyamasa, arabayı çekemese eşeği sopayla dövmek istiyormuş. Böyle yük hayvanlarını dövmekten zevk alıyormuş.<br />
Sonunda eşeği dövmek için, bahane yaratmış. Eşeğin iki yanındaki heybelere yük doldurmuş. Eşeğin sırtındaki semerin üstüne bir tencere yemeği bağlamadan bırakmış ve eşeği yokuşa sürmüş. Bir süre sonra tencere yere yuvarlanmış ve yemek yerlere dökülmüş.<br />
<br />
Önce eşeğe bağıran adam daha sonra eşeği yularından tutup kenara çekmiş ve bir ağaca bağlamış. Eşeğin sırtındaki yükleri indiren adam, eşeğin arkasına geçip sopayla vurmaya başlamış. Hayatta sadece dayak yemeye tahammül edemeyen eşek arka ayaklarıyla çitme atarak adamı boylu boyunca yere uzatmış. Eşek bağlı olduğu yerden kurtularak ilk sahibi köylünün yanına gitmiş. Köylü ertesi sabah eşeği satmak için, pazara götürmüş.<br />
İnsanlara çok yararlı olan eşek, at, öküz sahibiyseniz onları dövmeyin. Eğer dövmeye kalkarsanız, bir tekmede yeri boylarsınız ve bir daha kalkamazsınız.<br />
<br />
SON<br />
<hr class="mycode_hr" />
ÇEKİNGEN ÇEKİRGE<br />
Çekirgeler diyarında bir çekirge varmış ki, çok çekingenmiş. Toplantılara, şölenlere çağrılır ama katılmazmış. Parkta, bahçede dinlenirken, yanına biri gelecek diye ödü koparmış. Hayat bir tiyatro sahnesi dersen, bu tiyatroda yalnızları oynarmış.<br />
Çekirgeler diyarında evler kayalık bir dağın yamaçlarındaymış. Ara sıra dağdan kopan taş ve kaya parçaları aşağı yuvarlanır, birkaç eve zarar verirmiş ama çekirgeler bunu önemsemezler ve evleri onarıp, olayı unuturlarmış.<br />
<br />
Çekingen çekirge bir gün kayalık dağa çıkmış. Çevreyi araştırıp, kayaları incelediğinde durumun korkunçluğunu olanca acılığıyla anlamış. Dağ geliyormuş. Her an büyük kaya parçaları kopabilir ve aşağıdaki evleri dümdüz edebilirmiş. Evlerin yanına inip, kime rastladıysa gördüklerini anlatarak, evlerini kayalık dağdan uzaklara taşımalarını söylemiş. Çekirgeler, onu sakin bir şekilde dinlemişler. Onun neden bu kadar heyecanlı olduğunu anlayamamışlar. Sadece çekingen, zemini sağlam, etrafı güvenli karşıdaki ormanın yanına ev yaparak oraya taşınmış.<br />
<br />
Günlerden bir gün öğle vakitleri kayalık dağdan kopup gelen kaya parçaları çekirgelerin evlerini yerle bir etmiş. Çekirgelere bir şey olmamış çünkü çoğu tarlada, bahçedeymiş. İnsanların bin bir emekle yetiştirdiği ürünleri talan ediyorlarmış. Akşamüstü tıka basa doymuş olarak dönen çekirgeler, o geceyi yıldızları sayarak geçirmişler. Sabah erkenden çekingen çekirgenin evi etrafında toplanan çekirgeler, ondan özür dileyip, evinin çevresine evler kurmak için, izin istemişler. O da, epey yüklü bir para karşılığında bu izni vermiş ve zengin olmuş.<br />
<br />
-----------------------------------------------------------<br />
<br />
KEDİLER AÇ KALMASIN<br />
Evvel zamanda bir kasabanın kedileri pek çokmuş. Kediler, çöp tenekelerinden, insan artıklarından beslenirmiş. Gel zaman, git zaman bu kasabaya yeni bir başkan seçilince olan olmuş. Kasabanın kedileri insanlar tarafından horlanmış, aşağılanmış çünkü başkan kedileri hiç sevmiyormuş. Yemek artıklarını toprağa gömmüşler, kediler aç kalmış.<br />
Kedilerin padişahı, kasabanın ileri gelen kedileriyle bir toplantı yapmış. Hal ve gidiş çok kötüymüş. Sonunda kediler, bu kasabadan ayrılarak civar köy ve kasabalara dağılmışlar.<br />
<br />
Kedisiz kalan kasabayı kısa sürede fareler istila etmiş. Evlerde fareler, yollarda fareler; kasabalılar ne yapacaklarını şaşırmışlar. Kasabalılar da bir toplantı yapmışlar ve bu toplantıda kedi düşmanı olmayan bir başkan seçmişler. Yeni başkan, kedilerin padişahına giderek, hürmetlerini sunmuş, olanlar için, özür dilemiş ve eğer geri dönerlerse kedileri köfteyle, dolmayla besleyeceklerini söylemiş. Kedilerin padişahı, bir denemekte yarar var deyip, çevre köy ve kasabalara giden kedilere haberciler yollayıp, eski kasabalarına davet etmiş. Kediler geri dönünce ortalıkta fareden eser kalmamış. Böylelikle kasaba fare belasından kurtulmuş. Kasabalılar, saygıdeğer ve dost kedileri en iyi yiyeceklerle beslemişler.<br />
<br />
Kediler öyledir, bahçede, yolda görürsünüz ve pist dersiniz kaçar gider. Bazen bir kedi görürsünüz size yalvararak bakar, bazen bir yavru kedi görürsünüz size miyav der, açım, bana yiyecek bir şeyler verebilir misiniz, demektir bu. Onları dışlamayalım, onlara sevgiyle yaklaşalım, onları besleyelim. Bahçede, sokakta bir kedi yerine on fare görmek istemiyorsan buna kendini mecbur hissetmelisin.<br />
<br />
---------------------------------------------------------------------<br />
<br />
KAVGACI ÖRDEK<br />
Bir ördek varmış, çok kavgacıymış. Kimseyle arkadaş olmaz, kavga edecek birini ararmış. Göl çevresinde yaşayan ördekler arasında kavga etmediği yokmuş. Bundan dolayı adı kavgacı ördeğe çıkmış. Ördekler aralarında toplantı yapmışlar ve beş kişilik bir heyet seçmişler. Heyet, kurnaz tilkiye giderek ondan yardım isteyecekmiş. Kurnaz tilki epey bir para alarak işi kabul etmiş ve ertesi gün kavgacı ördeği aramaya başlamış. Kavgacı ördeği bir ördekle kavga ederken bulmuş.<br />
<br />
Kurnaz tilki araya girerek, kavgacı ördeğe çıkışmış. Kavga edip duracağına babanın bana olan borcunu ödesen iyi edersin, demiş.<br />
Bunun üzerine kavgacı ördek: “ Ne borcu? Babam bana bu borçtan söz etmemişti. Babamın sana borcu mu vardı? “ diye sormuş.<br />
Tilki: “ Tabi vardı. İki yıl önce şimdi senin oturduğun evi baban hangi parayla aldı sanıyorsun? Benim verdiğim borç parayla. Baban taksitler halinde borcunu ödüyordu ya geçen yıl ölünce ödemeler durdu. Sen üzgünsün diye rahatsız etmedim. Kalan borcu öde yoksa evini elinden alırım. “ demiş.<br />
“ Yazılı kâğıt, borç senedi falan yok mu? “<br />
“ Yok. Baban, sözüm senettir, demişti. Aramızda karşılıklı güvene dayalı bir anlaşma vardı. “<br />
“ Benim de sözüm senettir. Eğer gerçekten böyle bir anlaşma varsa borcu öderim ama taksitleri ne zaman ödemeye başlarım bunu bilemem. “<br />
“ Gel seninle bir anlaşma yapalım, ördek kardeş. Sen iki yıl kavgaya karışma, kimseyle kavga etme, ben bu borcu ödenmiş sayacağım. “<br />
“ Tamam, olur, anlaştık. “<br />
<br />
Kavgacı ördek iki yıl boyunca kavgaya karışmamış, kimseyle kavga etmemiş. Böylelikle tilkiye babasının olmayan borcunu ödemiş olmuş. Zaten iki yıl sonunda kavgasız bir hayatın daha kolay yaşandığını fark edip, gereksiz kavga etmekten kaçınmış.<br />
<br />
---------------------------------------------------------------<br />
<br />
BECERİKSİZ CİN<br />
Salim adında genç bir adam günün birinde yalnız yaşadığı evinin tavan arasında mantarlı bir şişe bulmuş. Şişenin boyu bir karıştan daha uzunmuş. Şişeyi almış, aşağı inmiş, tozlu şişeyi sabunlu suyla bir güzel yıkamış. Şişenin mantarını uzun uğraşlardan sonra açmayı başarmış. Şişeden cin çıkmış: “ Ey sahip, benden ne dilersen yerine getiririm. “ demiş.<br />
<br />
Salim şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra bir dilek dilemiş: “ Ey cin, şu odanın ortasına on altın at bakalım. “ demiş.<br />
“ On altın hemen gelsin. “ demiş cin ama altınların şıngırtısı duyulmuş, kendisi yok.<br />
Cin: “ Ey sahip, bu benim ilk işim olduğu için, böyle oldu. Yoksa ben ne dersem, olur. Sen bir şey daha iste, bak nasıl başaracağım. “<br />
Salim: “ Takma kafana, cin. Sen şimdi kuş sütünün bile olduğu bir sofra getir. “<br />
“ Sofra hemen gelsin. Kuş sütü de olsun. “ demiş cin ama aradan zaman geçmiş, sofra gelmemiş. Tavan arasında bir tıkırtı olmuş ya Salim önemsememiş. Koca cin odanın ortasına oturup ağlamaya başlamış: “ Ben ne beceriksiz bir cinim! Bir sofra getiremedim. Yazıklar olsun bana, “ diyerek ağlamış, dövünmüş. Daha sonra Salim, cini bahçeye çıkarmış. Cin, çeşmede yüzünü yıkamış, üzüntüsü biraz dağılır gibi olmuş: “ Becerikli cin, başaran cin, azimli cin, bir de burada dene bakalım. Sofra iste. “<br />
“ Olur sahip. İçinde kuş sütü de bulunan sofra hemen gelsin. “ demiş cin ve sofra bahçenin orta yerine kurulmuş.<br />
Cin: “ Başardım, başardım. “ diye bağırmış.<br />
Salim: “ Bak gördün mü? Azmettin, başardın. Seni kutluyorum. “ demiş ve en güzel yemeklerden tabaklar dolusu yemiş. Salim yüz altın istemiş, gelmiş. Daha sonra cin izin istemiş ve şişeye girmiş, Salim de şişenin mantarını kapatmış.<br />
<br />
Ertesi gün, daha ertesi gün Salim, cini çağırmış, durmuş. Bahçede cinin olsun dedikleri oluyormuş da, evde istedikleri olmuyormuş. Aradan birkaç hafta geçmiş ki, şişe ortadan kaybolmuş. Bu arada Salim cinden gelen altınlarla servet sahibi olmuş. Salim, cinin evde başarısız olmasından dolayı kayıplara karıştığını düşünüyormuş. Uzun süredir kafasını kurcalayan sorunun cevabını araştırmaya karar vermiş. Evin iki odasını ve mutfağını en ince detaylarına kadar gözden geçirmiş. Sonra tavan arasına çıkmış. Bir de ne görsün? Tavan arası altınlarla ve hazır sofralarla doluymuş. Cinin evdeyken istedikleri gelmiş ama tavan arasında kalmış, aşağı odaya inmemiş. Salim tavan arasındaki yer tahtalarından birkaçını çıkarınca altında bir balıkçı ağı olduğunu görmüş. Daha altta yine tahtalar varmış ve bu tahtalar alt kattaki odanın tavanıymış.<br />
Kısacası yıllar önce bu evi yapanlar, alt kattaki odanın tavanını çift kat tahta yaptırmışlar ve ortasına balık ağı germişler. Neden bunu böyle yaptınız diye onlara sormak lazımmış.<br />
Salim bahçede gelen altınları kendine ayırmış. Tavan arasında bulduğu altınları fakirlere dağıtmış. Bu evde oturmaya devam etmiş. Daha sonra genç ve güzel bir kızla evlenmiş. Zamanla dört çocuğu olmuş. Çocuklarına mantarlı şişeden çıkan cinin hikâyesini her fırsatta anlatmış.<br />
<br />
SON<br />
<hr class="mycode_hr" />
KAPLUMBAĞANIN İKİNCİ EVİ<br />
Kaplumbağanın biri, ev kiralamak için, aslanın emlak bürosuna gitmiş. Tilki, kurt ve sırtlan da oradaymış. Nasılsın, iyi misin faslından sonra kaplumbağa niyetini aslana söylemiş. Oradakiler buna çok şaşırmışlar.<br />
<br />
Aslan: “ Bir yaşıma daha girdim. Senin sırtında evin var ya kaplumbağa kardeş. Neden kira vereceksin? Bütün her yer senin evin. İstediğin yerde durur, evine çekilirsin. “<br />
Kaplumbağa: “ Onun orası öyle de, işe girdim, bir villanın bahçesinde bahçıvanlık yapıyorum. Kazancım yerinde. Ben de sizin evleriniz gibi iki oda, bir salonu bulunan ve mutfağı olan bir ev istiyorum. Böyle evlerin kirası ne kadar? "<br />
Kaplumbağanın isteğini haklı bulan aslan: “ Madem işe girdin, kazanıyorsun, geniş bir evde oturmak senin hakkın. Ne kadar kira verebilirsin? “ diye sormuş.<br />
Kaplumbağa: “ Otuza kadar kiralık ev arıyorum. “ demiş.<br />
Aslan: “ Otuz mu? Otuza çok güzel evler var. Bahçe içinde, tek katlı, süper evler. Sırtlan, sen git kaplumbağayla otuz kira istenen iki evi de göster. Hangisini beğenirse orayı tutsun. “ demiş.<br />
Kaplumbağa ile sırtlan dışarı çıkmışlar ve yürümeye başlamışlar. Sırtlan kaplumbağaya ayda ne kadar kazandığını sormuş. Seksen cevabını alınca da, yani her ay elliyi kenara koyacaksın, demiş.<br />
Kaplumbağa: “ Öyle. Zaten biraz birikmişim var. Şimdi tutacağım evi beğenirsem, ileride satın almak istiyorum. “ demiş.<br />
<br />
Kaplumbağa iki evi de görmüş ve ilk gördüğü evi kiralamış. Bir gün işteyken kaplumbağanın evine hırsız girmiş ve birikmiş parayı alıp, gitmiş. Açılamaz denilen çelik kasa bomboşmuş. Kaplumbağa kıvranmaya başlamış. O gece hiç uyuyamamış. Ertesi gün işte çalışırken, çalınan paralarını düşünmüş. Kimselere de söyleyememiş, alay ederler diye korkuyormuş. Olayı çözmeye, hırsızı bulmaya karar vermiş.<br />
“ Kim benim evime girer, kasayı zorlanmadan açar ve paralarımı çalar? “<br />
Para biriktirdiğinden sadece emlakçıda bahsetmiş. O gün bu evi kiralarken emlakçı aslan, tilki, kurt ve sırtlan bunu duymuş. Sonra sırtlanla ev görmeye gitmiş. Sırtlanla konuştukları aklına gelmiş. Sırtlan kazancıyla yakından ilgilenmiş. Şüpheliler arasında sırtlan birinci sırada yer almış.<br />
Kaplumbağa sırtlanın babasını bulmuş, olanları anlatmış. Baba, kaplumbağanın şüphesini haklı bulmuş. Oğlu eski kasa hırsızıymış ama aslanın emlak bürosunda çalışıyormuş. Demek ki, eski günlere bir dönüş varmış. Sırtlan evine gelince babası ona çok kızmış. Yaptığının yanlış olduğunu söylemiş. Sırtlan kaplumbağadan utanmış, özür dilemiş ve parasını geri vermiş.<br />
<br />
Az kazandım, çok kazanmış. Onun birikimi varmış, benim yokmuş. Sen de çok çalış veya daha iyi bir iş bul. Sakın başkasının parasına, malına el uzatma. Hak etmediğin parayı alma. Para, çaba sarf edilerek, alın teri dökerek kazanılır. Öyle kolay yoldan para kazanma devri geçti.<br />
<br />
---------------------------------------------------------------<br />
<br />
HAMSİ İLE YILAN BALIĞI<br />
Hamsinin biri, Karadeniz’de gezip duruyormuş. Bir gün bu hamsinin peşine yılan balığı takılmış. Hamsi saatlerce kaçmış. Arada bir yılan balığı hamsinin arkasından bağırıyormuş: “ Dur hamsi, beni yorma. Seni beğendiğim için, yemek istiyorum. “<br />
Daha sonra yılan balığı dar bir kovukta hamsiyi kıstırmış: “ Hamsi, dışarı çık! Seni yemek istiyorum. “<br />
“ Benim adım hamsi ama beni öyle kolayca yiyemezsin. Ne tavaya yatarım ne buğulamaya otururum. Dişlere şimşek çaktırırım, midelere yıldırım düşürürüm. Mide dedim de benim eskiden bir midye arkadaşım vardı. Kim bilir şimdi nerededir? “<br />
“ Konuyu değiştirme. Seni mutlaka yemem lazım. Benim yemek isteğimi köreltmeye çalışıyorsun. “<br />
“ Olur mu öyle şey? Sen bıçak mısın ki taşa sürteyim de körelesin. Bana bak balık yılanı, hamsiyi tersten okusan ismah dersin. İsmah tehlike demektir yani ben tehlikeliyim. Senin adın tersten okunduğunda ığılab nalıy ortaya çıkar. “<br />
<br />
“ O dediğinin anlamı nedir? “<br />
“ Her şeyi bilmek zorunda mıyım? Çok merak ediyorsan bir sözlük al, anlamını öğren. “<br />
“ Tamam, ben bir sözlük almaya gidiyorum. Ama sen beni burada bekle. Gidersen çok kızarım. “<br />
“ Oldu, beklerim. Sen hiç merek etme. Döndüğünde beni burada bulacaksın.”<br />
Yılan balığı gözden kaybolduktan bir saniye sonra hamsi ters yöne kaçmış. Aya giden füze hamsinin hızı karşısında yavaş kalırmış.<br />
<br />
-------------------------------------------------------------<br />
<br />
MASALCI TİLKİ İLE PALAMUT BALIĞI VE HAMSİ<br />
Masalcı bir tilki varmış. İyilikleri anlatan, maceralı masallar yazarmış. Yazdıklarını kitap olarak hazırlar ve okuyucunun ilgisine sunarmış. Masalcı tilkinin yazdıkları bir yayınevinin dikkatini çekmiş. Yayınevi sahibi, masalcı tilki ile konuşmuş, anlaşmış ve bol resimli, on tane masal kitabından pek çok adet basarak masalların daha geniş kitleler tarafından okunmasını sağlamış. Aradan bir süre geçmiş ve diğer yayınevleri de masalcı tilkinin masallarını birer, ikişer yayınlamaya başlamışlar. Bu güzel masallara ilgi giderek çoğalmış.<br />
<br />
Masalcı tilki bir gün yavrusu Tilik ile deniz kıyısında taşların üstünde oturmuş, konuşuyorlarmış. Masalcı tilki anlatıyormuş: “ Bak yavrum, hayat bulutlara benzer, bir rüzgârda dağılır. Biz bu hayatta bir bulut olduğumuzu farz edelim. Bir rüzgârda dağılmamak için, yere sağlam basmalıyız. Güçlü olmalıyız. Bu güç beden gücü ve beyin gücüdür. Bedenimizi güçlendirmek için, yürürüz, koşarız, spor yaparız. Beynimizi güçlendirmek için, kitap okuruz. Masallar, yavrular için çok değerlidir. Onlara hayatın gerçeklerini anlatır. Hayata hazırlar. Tilik istersen sana bu sabaha karşı yazdığım bir masalı okuyayım. “<br />
“ Olur, baba, oku, ben dinlerim. Sen bana bu yazdığın masalları okurken, hatalar, yanlışlar varsa fark ediyorsun, değil mi? “<br />
“ Aynen öyle oluyor. Masallar genelde, bir varmış, bir yokmuş diye başlar. Dikkat edersen benim masallarım öyle başlamaz çünkü bunlar özgün masallar. Bu masalda bir varmışlı başlamıyor. “<br />
<br />
Masalcı tilki daha sonra masalı okuyup bitirmiş. Masal, Tilik’in çok hoşuna gitmiş. Dinleyen buldu ya masalcı tilki, bir tane de geçen gün yazdığım bir masal vardı. Onu okuyayım, demiş ve okumaya başlamış. Masal bittikten sonra oluşan sessizliği alkışlar bozmuş: “ Çok güzel, çok güzel masallar bunlar, “ diye bağıran ve alkışlayan deniz kıyısındaki palamut balığıymış.<br />
<br />
Masalcı tilki ve Tilik, çok şaşırmışlar. Palamut balığı konuşmasına şöyle devam etmiş:<br />
“ Masalcı, okuduğun iki masalı dinledim. Güzeldiler, beğendim. Benim de anlatacak bir masalım var, “ demiş ve anlatmaya başlamış: “ Çok eskiden içinde mutlu balıkların yaşadığı bir deniz varmış. Balıklar, dostça geçinir ve şarkılar söylerlermiş. Bir gün bu denize başka bir denizden aradaki kanaldan geçerek gelen bir köpekbalığı ulaşmış. Köpekbalığı kocaman, dev gibi bir şeymiş. Boyu sekiz metre varmış. Büyük ağzını açarak, balıkları toplamaya başlamış. Denizdeki balıkları bir korkudur sarmış. Yenilip yutulma korkusu. Kim ister şu güzelim dünyada rahatça yaşamak varken, köpekbalığına lokma olmak?<br />
<br />
Balıklar, aralarında toplantı yapmışlar. Çeşitli öneriler ortaya konmuş. Tartışmalar olmuş. Akıl boyda değil baştadır, derler ya. Sonunda bir hamsinin önerisi kabul edilmiş. Bu denizin derinliklerinde yaşayan dev bir ahtapot varmış. Hamsi, bu ahtapotu tanıyormuş. Yardım istersem gelir ve bizi köpekbalığından kurtarır, demiş. Hamsi hemen yola çıkmış ve dibe dalmış.<br />
<br />
Ertesi gün köpekbalığına alttan yaklaşan ve onun belini güçlü kollarıyla sararak denizin dibindeki mağarasına götüren dev ahtapotu pek çok balık görmüş. Masal burada sona erdi. Nasıl masalımı beğendiniz mi? “<br />
Masalcı tilki: “ Süper bir masaldı. Çok beğendim. Seni kutluyorum, palamut balığı. Ayrıca çok da güzel anlattın. “<br />
Tilik: “ Ben de çok beğendim. Hiç duymadığım türden, değişik bir masaldı. “<br />
Palamut: “ Benim yuvam buraya yakın. Önümüzdeki günlerde yine buraya gelirseniz, birbirimize yeni masallar anlatma şansımız olur. Bakın size ne akıl almaz, benzeri bulunmaz, denizle ilgili masallar anlatacağım. “ demiş ve en iyi dileklerle ayrılmışlar. Sonraki günlerde onlar burada buluşup birbirlerine çok güzel masallar anlatmışlar.<br />
<br />
-------------------------------------------------------------<br />
<br />
TİLKİ İLE KİRACI ASLAN<br />
Tilkinin dört tane evi varmış. Birinde kendi oturur, üçünü kiraya verir ve kiralardan gelen parayla yaşamını sürdürürmüş. Günlerden bir gün tilkinin kiracısı evden çıkmış. Ertesi gün aslan evi kiralamış. Bir aylık kirayı ödemiş. Aradan aylar geçmiş ama aslan bir daha kira vermemiş. Eve gelip kirayı isteyen tilkiyi türlü bahanelerle atlatıyormuş. Tilki ne işi sertliğe dökebiliyormuş ne de sesini yükseltebiliyormuş, çünkü karşısında aslan var. Tilki kurnazmış ama çeşitli fikir oyunlarına başvurmasına karşın, aslandan kirayı alamamış. On aydır kirayı ödemeyen aslana karşı son bir oyunu varmış. Duyduğuna göre, bu aslan hayaletlerden çok korkarmış.<br />
<br />
Tilki yine aybaşında kirayı almak için, aslanın kapısını çalmış. Aslandan her zamanki gibi bir tatlı dil, bir güler yüz: “ Hoş geldiniz. Nasılsınız efendim? “<br />
Bunun üzerine tilki şöyle demiş: “ İyiyim, aslan efendi. Sen nasılsın? “<br />
“ Bugün moralim çok iyi. Sizi gördüm daha iyi oldum. “<br />
“ Kira hazır mı? Kirayı alayım. “<br />
“ Kira hazır, biraz sonra size takdim ederim. “<br />
“ Hep öyle diyorsun da kira verdiğin yok. On aydır evimde bedavaya oturuyorsun. “<br />
“ Aman tilkicim, canım benim, kira kolay. Hepsini toplu olarak öderim. Hem geçen gün ne oldu biliyor musun? Ormanda sağa, sola bakınarak gidiyordum. Birden önüme.. “<br />
“ Birden önüne hayalet mi çıktı. “<br />
“ Hayalet mi? Ne hayaleti? “<br />
“ Ormanda gezen hayalet. Bu evde yaşıyor. Gece demez, gündüz demez gezer gelir. Bu evi otel gibi kullanır. Hiç karşılaşmadın mı? “<br />
“ Bu evde hayalet mi yaşıyor? Söylesene be tilki. Bu evde bir dakika durmam. Hemen taşınıyorum. Eşyalarımı sonra aldırırım. “<br />
<br />
Aslanın uzaklaştığını gören tilki aslanın önüne çıkmış. Tilkinin, birikmiş kiraları ödemezsen hayalet peşinden gelir, demesi üzerine aslan cebinden para tomarını çıkarıp kira borcunu ödemiş. Aslanın koşarak uzaklaştığını gören tilki: “ Koca balaban. Madem bu kadar paran vardı, aylardır kirayı neden vermedin? “ diye bağırmış.<br />
<br />
SON<br />
<br />
-----------------------------------------------------------------<br />
-----------------------------------------------------------------<br />
<br />
TİLKİ GÖRÜNÜMLÜ ÇAKAL<br />
Çakallar, tilkilere benzerler. Bir çakal varmış ki, tıpkısının aynısı tilki. Çakal bunun farkındaymış ve gençliğinden beri tilkilerin yanındaymış. Böylece aradan birkaç yıl geçmiş.<br />
<br />
Bir gün bu çakal, bir tilki arkadaşıyla konuşuyormuş. Söz dönmüş dolaşmış çakal – tilki benzerliğine gelmiş. Çakal, tilkiler benim tilki değil de çakal olduğumu fark etmiyorlar mı acaba, diyerek merak eder dururmuş. Çakal tilkiye şöyle bir soru sormuş: “ Söyle bakalım tilki kardeş. Ben tilki miyim yoksa çakal mıyım? “<br />
Bunun üzerine tilki: “ Tabi ki çakalsın. Hem de yüzde yüz çakalsın. “<br />
<br />
Tilkinin bu derece kendinden emin cevabı karşısında çakal bir an bocalamış ama kendini çabucak toparlamış: “ Vay canına! Demek biliyordun. Peki, ne zamandan beri? “<br />
Tilki: “ Sen ilk aramıza geldiğin günden beri bunu biliyordum ve bütün tilkiler bunun farkındaydı. “<br />
Çakal: “ Bütün tilkiler mi? Ama bana hiç hissettirmediniz. Ben bu durumu nasıl da anlayamadım. “<br />
Tilki: “ Çakal olduğun için anlayamadın. Tilki olsaydın bunu anında fark ederdin. “<br />
<br />
---------------------------------------------------------------<br />
<br />
ÇINGIRAKLI YILAN<br />
Evvel zaman içinde, çıngıraklı yılanın biri kendine yuva ararmış. Çıngıraklı yılan gezmiş, dolaşmış. Sonunda bir köyün yakınındaki taşlı tarladaki ağacın altında bir delik bulup, burayı yuvası olarak kabullenmiş. Taşlı tarlaya girmek şanssızlığında bulunan yutabileceği büyüklükteki fare, sincap, tavşan gibi hayvanları kuyruğunun ucunda bulunan çıngırağını şıngırdatarak büyüler ve üstüne çekermiş. Sonra da avını yakalayıp yutarmış. Bu durum aylarca sürmüş.<br />
<br />
Bir gün bu taşlı tarlaya bir köylü gelmiş. Köylü, tarlayı çok beğenmiş ve taşları toplamaya başlamış. Burayı ekip biçerek bol ürün almayı umut ediyormuş. Köylünün gelmesi çıngıraklı yılanı heyecanlandırmış. Ne yapacağına bir türlü karar verememiş. Tutsa adamı soksa yutamayacak. Sokmasa başına bela olacak. Kaçıp gitmek bir türlü aklına gelmemiş. Farenin, sincabın arkasını arayan olmuyormuş ama insanlar öyle değilmiş. Bir insanı yılan soksa, timsah, aslan, kaplan öldürse insanlar iz sürer, er geç intikamını alırlarmış.<br />
Köylü yuvanın dibine kadar sokulmuş. Yılanla bir an göz göze gelmişler. Köylü sopasını kaldırmış, yılanın kafasına vuracak, yılan yuvadan fırlayıp, köylüyü ayağından ısırmış. Köylü, yandım anam, diye feryat ederek oradan uzaklaşmış. Yılan daha sonra yuvasının etrafında caka yürüyüşüne başlamış. Çıngırağını sinirli bir şekilde şıngırdatıyor ve var mı bana yan bakan deyip tur atıyormuş.<br />
<br />
Aradan bir saat geçmiş geçmemiş karşıdan ellerinde taşlarla, sopalarla köylülerin geldiğini gören yılanın çıngırağı başına bela olmuş. Çıngırağını bir türlü durduramıyor ve korkudan hareket edemiyormuş. Kaçıp gidememiş. Daha önce fareyi, sincabı, tavşanı büyüleyen çıngırağı bu kez kendini büyülemiş. Köylüler, çıngıraklı yılanı elleriyle koymuş gibi bularak taşlı tarladaki saltanatına son verip, arkadaşlarının intikamını almışlar.<br />
<br />
----------------------------------------------------------------<br />
<br />
KURNAZ TİLKİ İLE BEŞ KARDEŞLER<br />
Evvel zaman içinde, ülkenin birinde, büyük bir orman varmış. Bu ormanda pek çok canlı yaşarmış. Bir gün bu ormana beş kardeşler gelmiş. Beş kardeş adam, her gün gelerek bir sürü ağacı kesmişler. Kestikleri ağaçları arabalarına yükleyip götürmüşler. Zamanla ormanın sınırları daralmaya, boyutları küçülmeye başlamış. Bazı orman hayvanları yuvalarını kaybetmişler ve ormanın içlerine çekilmişler. Orada başka hayvanların yuvalarına girmeye çalışınca kavga çıkmış.<br />
<br />
Kurt ricacı olmak için gitmiş ama beş kardeşler tarafından sopayla kovalanmış. Daha sonra aslan kükreyerek üstlerine yürümüş ama beş kardeşler aslanı kurşun yağmuruna tutmuşlar.<br />
Orman hayvanları çaresiz, kara kara düşünürken, sincap bir öneri sunmuş ve şöyle demiş: “ Kurnaz tilkiden yardım isteyelim. O, beş kardeşlerin hakkından gelir. “<br />
Orman hayvanları tilkinin yanına gidip yardım istemişler. Bunun üzerine tilki: “ Bana ne zaman geleceksiniz diye merak ediyordum. Bu işin formülü çok basit. Hemen hallederim. “ demiş ve bir kâğıda bir şeyler yazmış, kâğıdı katlamış ve kâğıdın beş kardeşlere ulaştırılmasını istemiş. Bir maymun kâğıdı beş kardeşlere vermiş. Beş kardeşler, kâğıttaki notu okuyunca beyninden vurulmuşa dönmüş. Baltalarını alarak gitmişler ve bir daha onları ormanda gören olmamış.<br />
<br />
Orman hayvanları kâğıtta ne yazıyordu da beş kardeşler bu kadar korktular, diye düşünerek, maymuna bu soruyu sormuşlar. Maymunun cevabı şöyle olmuş: “ Kâğıtta, şunlar yazıyordu. Ormanda kestiğiniz her ağaca karşılık birinizin evini yakarım. İmza Tilki. “<br />
<br />
-----------------------------------------------------------<br />
<br />
SÜPÜRGECİ KELOĞLAN<br />
Bir varmış, bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Dağda, bayırda avare gezermiş. Keloğlan bir zaman azmetmiş, süpürge yapmasını öğrenmiş. Günlerce uğraşmış, on tane süpürge yapmış ve bunları satmak için, kasabanın yolunu tutmuş. Bütün gün pazarda durmasına karşın, hiç süpürge satamamış. Selam veren, arkadaşlık eden çokmuş ama süpürge alan yokmuş. Normalde süpürgeler on akçeye alıcı bulurken, Keloğlan'ın akşam pazarı diye fiyat kırıp iki akçe dediği süpürgelerden kimse almamış. Dönüş yolunda nasılsa yenilerini yaparım, bunlar üstümde ağırlık olacak deyip süpürgeleri kasaba dışına atmış.<br />
<br />
Aradan günler geçmiş. Boş zamanlarında süpürge yapmaya devam eden Keloğlan yaptığı süpürgeler on tane olunca kasabaya gitmiş. Pazarda beklemiş, sokaklarda, haydi, süpürgeci geldi, diyerek gezmiş ama yine alıcı çıkmamış. Bir aralık bakmış evinin önünü süpüren kadının elinde yaptığı süpürgelerden varmış. Keloğlan, kadına, teyze, kolay gelsin, demiş. Kadın başını kaldırmış, bakmış Keloğlan karşısında: " Sağ ol, Keloğlan. Bak senin yaptığın süpürgelerden. Süpürgenin sapına adını kazımışsın. Çok sağlam, çok iyi süpürüyor. Süpürürken toz kaldırmıyor, tozu sanki içine hapsediyor. Geçen günlerde aldım. Adamın biri satıyordu. On akçeye aldım. "<br />
Keloğlan on akçe sözünü duyunca şaşırmış kalmış: " Ben geçen hafta pazarda iki akçeye indirdim de alan olmadı. Giderken kasaba dışına attıydım. Demek bulan kimse tanesini on akçeye satmış. "<br />
" Adam, Keloğlan'ın süpürgeleri diye bağırıp satıyordu. Komşular aldılar. Alamayanlar üzgün bir halde evlerine döndüler. Benim şu yan komşu Nermin Hanım o gece uyuyamamış. Ağlamış, durmuş. "<br />
Bunun üzerine Keloğlan: " Tamam işte, Keloğlan geldi. Süpürgelerden getirdi. Bir yol Nermin Hanım'a haber veriver. Tanesi iki akçeden, alsın, kullansın. "<br />
" Almaz Keloğlan, senin yaptığın süpürgeleri başkasından on akçeye alır ama senden iki akçeye almaz. Sana para vermez. "<br />
Keloğlan: " Neden ama? "<br />
<br />
Nedenini şimdi anlarsın, diyen kadın, Nermin Hanım'ın kapısını çalmış. Gerçekten de Keloğlan'ın yaptığı süpürgelere herkesten fazla istekli olan Nermin Hanım, Keloğlan'ın, bunlar sudan ucuz diyerek bir akçeye indirdiği süpürgelerden almamış. Keloğlan başını önüne eğmiş. İnsanların bana olan sevgisi yalanmış, diye düşünmüş. Ama yenilgiyi kabul etmemiş. Başını yukarı kaldırmış , göğsünü şişirmiş ve bir süpürge satsam bir akçe kazansam tuz alacaktım. Evde tuz kalmadı. Çorba tuzsuz, yemekler tuzsuz, anam evde isyan ediyor. Hani Keloğlan derdi de başka bir şey demezdi bu insanlar, diyor.<br />
" Teyzeler, bir akçeye on süpürge alın, tanesini beşe satın, ona satın. Hepsine bir akçe. Aldınız mı? "<br />
Sanki ağız birliği etmişcesine iki kadın: " Hayır Keloğlan, almadık, sana para yok. " demişler. Keloğlan'ın gözlerinden yaşlar süzülmüş. Şimdiye kadar hiçbir Keloğlan masalında Keloğlan ağlamamıştır ama Keloğlan'ı ağlatmışlar.<br />
Nermin Hanım: " Keloğlan ben senden süpürgeleri alırım. " deyince Keloğlan umutlanmış. " Ama bedavaya alırım. "<br />
" Size süpürgeleri bedavaya verirsem bana da Keloğlan demesinler. " diyen Keloğlan oradan ayrılmış. Hızlı adımlarla ileri doğru yürümüş. Kasabadan iyice uzaklaşınca uçurumun kenarına gelmiş ve süpürgeleri aşağı atmış. Keloğlan'ı günlerdir takip eden köse uçurumdan aşağı inmiş. Süpürgeleri almış. Ertesi gün tanesini on akçeden satmış. <br />
<br />
Keloğlan üzgün bir halde köyüne dönmüş. Tuz getirmedi diye anası bağırmış, çağırmış. Keloğlan oralı olmamış. Anasının ne dediğini duymamış. Süpürge yapmayı bırakmış. Sonraki günlerde akşama kadar yan gelip yatmış. Bu masal da burada bitmiş.<br />
<br />
SON<br />
<br />
Yazan: Serdar Yıldırım]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda Öz Disiplin Geliştirme]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-cocuklarda-oz-disiplin-gelistirme.html</link>
			<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 08:16:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=986">AyTozu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-cocuklarda-oz-disiplin-gelistirme.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://edipbaserio.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/73/01/964630/resimler/2022_02/k_08105942_okulumuzda-trafik-egitimi.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: k_08105942_okulumuzda-trafik-egitimi.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Çocuklarda öz disiplin geliştirmek için öncelikle, günlük hayatta küçük kurallar koymak etkili olabilir. Mesela, yemek saatlerini belirlemek veya ödev zamanını sabit bir saatte yapmak. Bu tür düzenlemeler, çocukların zaman yönetimi becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Onlara belli bir rutini öğretmek, ileride daha disiplinli bireyler olmalarına zemin hazırlar.<br />
<br />
Yavaş yavaş sorumluluk vermek de çok önemli. Çocuklar, yaşıtlarının gereksinimlerini karşılamak için kendi sorumluluklarını üstlenmeyi öğrenmelidir. Küçük yaştan itibaren basit görevler vermek, onların öz güvenini artırır. Örneğin, kendi odalarını toplamak veya oyuncaklarını yerlerine koymak gibi. Bunlar, sorumluluk duygusunun gelişmesine katkı sağlar.<br />
<br />
Olumsuz sonuçlarla yüzleşmelerine izin vermek, öz disiplinin bir diğer yönüdür. Bazen çocuklar, yaptıkları hataların sonuçlarıyla karşılaşmalıdır. Bu durum, onların hatalarından ders çıkarmasına yardımcı olur. Aksi takdirde, sorumluluk almaktan kaçınabilirler. Hatalarını kabullenmek, hayatın bir parçasıdır...<br />
<br />
İletişim kurmak da oldukça önemlidir. Çocuklarla açık bir diyalog içinde olmak, onların kendilerini ifade etmelerine olanak tanır. Duygularını paylaşmalarını teşvik etmek, öz disiplin gelişiminde büyük bir rol oynar. Onlara, duygularını anlamanın ve yönetmenin yollarını öğretmek gerek. Yani, bazen sadece dinlemek yeterli...<br />
<br />
Oyunlar yoluyla öğrenme, çocukların öz disiplin geliştirmesine yardımcı olur. Strateji gerektiren oyunlar oynamak, onların düşünme yeteneklerini güçlendirir. Aynı zamanda, sabırlı olmayı ve kazanmanın yanı sıra kaybetmeyi de öğrenmelerini sağlar. Hani, kaybettiğinde üzülmek yerine, neden kaybettiğini düşünmek...<br />
<br />
Öz disiplinin bir diğer önemli yönü, hedef belirlemektir. Çocuklar, ulaşılabilir hedefler koyarak, başarı hissi yaşayabilirler. Küçük ama anlamlı hedefler belirlemek, onları motive eder. Mesela, bir kitabı bitirmek ya da bir resim yapmak gibi. Bu hedeflere ulaşmak, öz disiplinin pekişmesine yardımcı olur.<br />
<br />
Sonuç olarak, öz disiplin çocuklar için önemli bir beceridir. Onlara doğru yönlendirmelerle, bu yeteneklerini geliştirebiliriz. Unutmayın ki, her çocuk farklıdır ve kendi hızında ilerlemeli. Sabırlı olun, tutarlı kalın ve en önemlisi, onlarla birlikte bu yolculuğu keyifli hale getirin. Emin olun, zamanla sonuçlarını göreceksiniz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://edipbaserio.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/73/01/964630/resimler/2022_02/k_08105942_okulumuzda-trafik-egitimi.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: k_08105942_okulumuzda-trafik-egitimi.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Çocuklarda öz disiplin geliştirmek için öncelikle, günlük hayatta küçük kurallar koymak etkili olabilir. Mesela, yemek saatlerini belirlemek veya ödev zamanını sabit bir saatte yapmak. Bu tür düzenlemeler, çocukların zaman yönetimi becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Onlara belli bir rutini öğretmek, ileride daha disiplinli bireyler olmalarına zemin hazırlar.<br />
<br />
Yavaş yavaş sorumluluk vermek de çok önemli. Çocuklar, yaşıtlarının gereksinimlerini karşılamak için kendi sorumluluklarını üstlenmeyi öğrenmelidir. Küçük yaştan itibaren basit görevler vermek, onların öz güvenini artırır. Örneğin, kendi odalarını toplamak veya oyuncaklarını yerlerine koymak gibi. Bunlar, sorumluluk duygusunun gelişmesine katkı sağlar.<br />
<br />
Olumsuz sonuçlarla yüzleşmelerine izin vermek, öz disiplinin bir diğer yönüdür. Bazen çocuklar, yaptıkları hataların sonuçlarıyla karşılaşmalıdır. Bu durum, onların hatalarından ders çıkarmasına yardımcı olur. Aksi takdirde, sorumluluk almaktan kaçınabilirler. Hatalarını kabullenmek, hayatın bir parçasıdır...<br />
<br />
İletişim kurmak da oldukça önemlidir. Çocuklarla açık bir diyalog içinde olmak, onların kendilerini ifade etmelerine olanak tanır. Duygularını paylaşmalarını teşvik etmek, öz disiplin gelişiminde büyük bir rol oynar. Onlara, duygularını anlamanın ve yönetmenin yollarını öğretmek gerek. Yani, bazen sadece dinlemek yeterli...<br />
<br />
Oyunlar yoluyla öğrenme, çocukların öz disiplin geliştirmesine yardımcı olur. Strateji gerektiren oyunlar oynamak, onların düşünme yeteneklerini güçlendirir. Aynı zamanda, sabırlı olmayı ve kazanmanın yanı sıra kaybetmeyi de öğrenmelerini sağlar. Hani, kaybettiğinde üzülmek yerine, neden kaybettiğini düşünmek...<br />
<br />
Öz disiplinin bir diğer önemli yönü, hedef belirlemektir. Çocuklar, ulaşılabilir hedefler koyarak, başarı hissi yaşayabilirler. Küçük ama anlamlı hedefler belirlemek, onları motive eder. Mesela, bir kitabı bitirmek ya da bir resim yapmak gibi. Bu hedeflere ulaşmak, öz disiplinin pekişmesine yardımcı olur.<br />
<br />
Sonuç olarak, öz disiplin çocuklar için önemli bir beceridir. Onlara doğru yönlendirmelerle, bu yeteneklerini geliştirebiliriz. Unutmayın ki, her çocuk farklıdır ve kendi hızında ilerlemeli. Sabırlı olun, tutarlı kalın ve en önemlisi, onlarla birlikte bu yolculuğu keyifli hale getirin. Emin olun, zamanla sonuçlarını göreceksiniz...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akciğer Kanseri Nedir?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-akciger-kanseri-nedir.html</link>
			<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 17:28:27 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=887">x(-Clipper-)x</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-akciger-kanseri-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akciğer Kanseri Nedir?<br />
</span>Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan kötü huylu tümördür. Dünya genelinde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biridir.<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f50e.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f50e.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türleri</span><br />
Akciğer kanseri iki ana gruba ayrılır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/0031-20e3.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 0031-20e3.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri (NSCLC)<br />
</span>En yaygın türdür (%80–85). Alt türleri:<br />
<ul class="mycode_list"><li>Adenokarsinom<br />
</li>
<li>Skuamöz hücreli karsinom<br />
</li>
<li>Büyük hücreli karsinom<br />
</li>
</ul>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/0032-20e3.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 0032-20e3.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (SCLC)<br />
</span>Daha hızlı ilerler ve daha agresiftir.<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/26a0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 26a0.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Risk Faktörleri</span><ul class="mycode_list"><li><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f6ac.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f6ac.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Sigara (en önemli neden)<br />
</li>
<li>Pasif içicilik<br />
</li>
<li>Asbest ve kimyasal maruziyet<br />
</li>
<li>Hava kirliliği<br />
</li>
<li>Radon gazı<br />
</li>
<li>Aile öyküsü<br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f6a8.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f6a8.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Belirtiler<br />
</span>Erken evrede belirti vermeyebilir. İlerleyen dönemde:<br />
<ul class="mycode_list"><li>Geçmeyen öksürük<br />
</li>
<li>Kanlı balgam<br />
</li>
<li>Nefes darlığı<br />
</li>
<li>Göğüs ağrısı<br />
</li>
<li>Ses kısıklığı<br />
</li>
<li>Kilo kaybı ve halsizlik<br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1fa7a.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1fa7a.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Tedavi Yöntemleri<br />
</span>Hastalığın türüne ve evresine göre:<br />
<ul class="mycode_list"><li>Cerrahi<br />
</li>
<li>Kemoterapi<br />
</li>
<li>Radyoterapi<br />
</li>
<li>İmmünoterapi<br />
</li>
<li>Hedefe yönelik tedaviler<br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f3af.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f3af.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korunma</span><ul class="mycode_list"><li>Sigara içmemek<br />
</li>
<li>Dumansız ortamda bulunmak<br />
</li>
<li>Düzenli sağlık kontrolleri<br />
</li>
<li>Risk grubundaysanız düşük doz akciğer tomografisi taraması<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erken teşhis hayat kurtarıcıdır.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akciğer Kanseri Nedir?<br />
</span>Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan kötü huylu tümördür. Dünya genelinde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biridir.<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f50e.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f50e.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türleri</span><br />
Akciğer kanseri iki ana gruba ayrılır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/0031-20e3.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 0031-20e3.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri (NSCLC)<br />
</span>En yaygın türdür (%80–85). Alt türleri:<br />
<ul class="mycode_list"><li>Adenokarsinom<br />
</li>
<li>Skuamöz hücreli karsinom<br />
</li>
<li>Büyük hücreli karsinom<br />
</li>
</ul>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/0032-20e3.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 0032-20e3.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (SCLC)<br />
</span>Daha hızlı ilerler ve daha agresiftir.<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/26a0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 26a0.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Risk Faktörleri</span><ul class="mycode_list"><li><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f6ac.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f6ac.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Sigara (en önemli neden)<br />
</li>
<li>Pasif içicilik<br />
</li>
<li>Asbest ve kimyasal maruziyet<br />
</li>
<li>Hava kirliliği<br />
</li>
<li>Radon gazı<br />
</li>
<li>Aile öyküsü<br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f6a8.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f6a8.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Belirtiler<br />
</span>Erken evrede belirti vermeyebilir. İlerleyen dönemde:<br />
<ul class="mycode_list"><li>Geçmeyen öksürük<br />
</li>
<li>Kanlı balgam<br />
</li>
<li>Nefes darlığı<br />
</li>
<li>Göğüs ağrısı<br />
</li>
<li>Ses kısıklığı<br />
</li>
<li>Kilo kaybı ve halsizlik<br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1fa7a.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1fa7a.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Tedavi Yöntemleri<br />
</span>Hastalığın türüne ve evresine göre:<br />
<ul class="mycode_list"><li>Cerrahi<br />
</li>
<li>Kemoterapi<br />
</li>
<li>Radyoterapi<br />
</li>
<li>İmmünoterapi<br />
</li>
<li>Hedefe yönelik tedaviler<br />
</li>
</ul>
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f3af.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f3af.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korunma</span><ul class="mycode_list"><li>Sigara içmemek<br />
</li>
<li>Dumansız ortamda bulunmak<br />
</li>
<li>Düzenli sağlık kontrolleri<br />
</li>
<li>Risk grubundaysanız düşük doz akciğer tomografisi taraması<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erken teşhis hayat kurtarıcıdır.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İşçi Hakları - Çalışan İşçinin Hakları]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-isci-haklari-calisan-iscinin-haklari.html</link>
			<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 17:20:34 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=887">x(-Clipper-)x</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-isci-haklari-calisan-iscinin-haklari.html</guid>
			<description><![CDATA[İşçi hakları, çalışanların iş ilişkisi içinde sahip olduğu ve yasalarla korunan temel güvencelerdir. Türkiye’de bu hakların önemli bölümü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yürütülen mevzuat ve denetim sistemiyle düzenlenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başlıca işçi hakları şunlardır:</span><br />
<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f9fe.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f9fe.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Ücret hakkı</span><ul class="mycode_list"><li>Çalışan, yaptığı iş karşılığında zamanında ve eksiksiz ücret alma hakkına sahiptir.<br />
</li>
<li>Ücret en az Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret kadar olmalıdır.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/23f0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 23f0.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 2. Çalışma süresi ve fazla mesai</span><ul class="mycode_list"><li>Haftalık normal çalışma süresi genelde 45 saattir.<br />
</li>
<li>Fazla çalışmalar için zamlı ücret ödenir.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f4a4.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f4a4.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Dinlenme hakkı</span><ul class="mycode_list"><li>Günlük ve haftalık izinler.<br />
</li>
<li>Resmî tatil günleri.<br />
</li>
<li>Belirli süreyi dolduran çalışanlar için yıllık ücretli izin.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f6e1.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f6e1.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 4. İş sağlığı ve güvenliği</span><ul class="mycode_list"><li>İşveren, güvenli bir çalışma ortamı sağlamak zorundadır.<br />
</li>
<li>Gerekli ekipman ve eğitim verilmelidir.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f465.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f465.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 5. Sendika ve toplu sözleşme hakkı</span><ul class="mycode_list"><li>Çalışanlar sendikaya üye olabilir.<br />
</li>
<li>Toplu iş sözleşmesi yapma ve grev hakkı vardır (yasal sınırlar içinde).<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f6aa.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f6aa.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 6. İş güvencesi</span><ul class="mycode_list"><li>İşten çıkarma belirli kurallara bağlıdır.<br />
</li>
<li>Haksız fesih durumunda işe iade veya tazminat talep edilebilir.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f4b0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f4b0.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Tazminat hakları</span><ul class="mycode_list"><li>Kıdem tazminatı.<br />
</li>
<li>İhbar tazminatı.<br />
</li>
<li>Bazı durumlarda kötü niyet tazminatı vb.<br />
</li>
</ul>
İstersen sana ayrıca şunları da detaylandırabilirim:<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/2714.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2714.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> İşten kendi isteğiyle ayrılanların hakları<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/2714.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2714.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Sigortasız çalıştırılma durumunda yapılacaklar<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/2714.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2714.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Fazla mesaiyi alamayan işçi ne yapmalı<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/2714.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2714.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> İşe iade davası süreci]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İşçi hakları, çalışanların iş ilişkisi içinde sahip olduğu ve yasalarla korunan temel güvencelerdir. Türkiye’de bu hakların önemli bölümü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yürütülen mevzuat ve denetim sistemiyle düzenlenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başlıca işçi hakları şunlardır:</span><br />
<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f9fe.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f9fe.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Ücret hakkı</span><ul class="mycode_list"><li>Çalışan, yaptığı iş karşılığında zamanında ve eksiksiz ücret alma hakkına sahiptir.<br />
</li>
<li>Ücret en az Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret kadar olmalıdır.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/23f0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 23f0.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 2. Çalışma süresi ve fazla mesai</span><ul class="mycode_list"><li>Haftalık normal çalışma süresi genelde 45 saattir.<br />
</li>
<li>Fazla çalışmalar için zamlı ücret ödenir.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f4a4.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f4a4.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Dinlenme hakkı</span><ul class="mycode_list"><li>Günlük ve haftalık izinler.<br />
</li>
<li>Resmî tatil günleri.<br />
</li>
<li>Belirli süreyi dolduran çalışanlar için yıllık ücretli izin.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f6e1.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f6e1.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 4. İş sağlığı ve güvenliği</span><ul class="mycode_list"><li>İşveren, güvenli bir çalışma ortamı sağlamak zorundadır.<br />
</li>
<li>Gerekli ekipman ve eğitim verilmelidir.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f465.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f465.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 5. Sendika ve toplu sözleşme hakkı</span><ul class="mycode_list"><li>Çalışanlar sendikaya üye olabilir.<br />
</li>
<li>Toplu iş sözleşmesi yapma ve grev hakkı vardır (yasal sınırlar içinde).<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f6aa.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f6aa.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 6. İş güvencesi</span><ul class="mycode_list"><li>İşten çıkarma belirli kurallara bağlıdır.<br />
</li>
<li>Haksız fesih durumunda işe iade veya tazminat talep edilebilir.<br />
</li>
</ul>
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/1f4b0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f4b0.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Tazminat hakları</span><ul class="mycode_list"><li>Kıdem tazminatı.<br />
</li>
<li>İhbar tazminatı.<br />
</li>
<li>Bazı durumlarda kötü niyet tazminatı vb.<br />
</li>
</ul>
İstersen sana ayrıca şunları da detaylandırabilirim:<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/2714.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2714.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> İşten kendi isteğiyle ayrılanların hakları<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/2714.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2714.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Sigortasız çalıştırılma durumunda yapılacaklar<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/2714.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2714.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> Fazla mesaiyi alamayan işçi ne yapmalı<br />
<img src="https://cdn.jsdelivr.net/joypixels/assets/6.6/png/unicode/64/2714.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2714.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> İşe iade davası süreci]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Squat'ın Faydaları]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-squat-in-faydalari.html</link>
			<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 17:14:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=887">x(-Clipper-)x</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-squat-in-faydalari.html</guid>
			<description><![CDATA[Squat, vücut ağırlığı veya ağırlıkla yapılan, alt vücut kaslarını hedefleyen temel bir egzersizdir. Düzenli squat yapmanın hem kas gelişimi hem de genel sağlık açısından birçok faydası vardır. İşte detayları:<br />
<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
1. Alt Vücut Kaslarını Güçlendirir<br />
<ul class="mycode_list"><li>Squat başta quadriceps (ön bacak), hamstring (arka bacak), kalça kasları (gluteus) olmak üzere bacak ve kalça kaslarını çalıştırır.<br />
</li>
<li>Düzenli yapıldığında bacak ve kalça kaslarında belirgin güç ve şekil artışı sağlar.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
2. Denge ve Koordinasyonu Artırır<br />
<ul class="mycode_list"><li>Squat yaparken core (karın ve bel) kaslarınız devreye girer.<br />
</li>
<li>Bu sayede denge ve vücut kontrolü gelişir.<br />
</li>
<li>Günlük hareketlerde (merdiven çıkma, eğilme) performans artar.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
3. Kalori Yakımını Artırır<br />
<ul class="mycode_list"><li>Squat, çok sayıda büyük kas grubunu çalıştırdığı için yüksek enerji harcanır.<br />
</li>
<li>Düzenli squat, yağ yakımını hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olur.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
4. Esnekliği Artırır<br />
<ul class="mycode_list"><li>Diz, kalça ve bilek eklemlerini çalıştırdığı için eklem esnekliği ve hareket açıklığı gelişir.<br />
</li>
<li>Özellikle derin squat yapmak, alt vücut eklemlerinin sağlıklı olmasına katkı sağlar.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
5. Kemik Yoğunluğunu Destekler<br />
<ul class="mycode_list"><li>Ağırlıkla yapılan squat veya vücut ağırlığı ile yapılan düzenli squat, kemik yoğunluğunu artırır.<br />
</li>
<li>Osteoporoz riskini azaltır ve kemik sağlığını destekler.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
6. Core ve Sırt Kaslarını Güçlendirir<br />
<ul class="mycode_list"><li>Squat sırasında karın ve bel kasları devreye girer.<br />
</li>
<li>Bu, duruşun iyileşmesini ve sırt ağrılarının azalmasını sağlar.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
7. Spor Performansını Artırır<br />
<ul class="mycode_list"><li>Koşu, atlama, bisiklet ve diğer spor dallarında güç ve patlayıcı kuvvet artışı sağlar.<br />
</li>
<li>Özellikle kalça ve bacak kaslarının kuvvetlenmesi, atletik performansı yükseltir.<br />
</li>
</ul>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Squat, vücut ağırlığı veya ağırlıkla yapılan, alt vücut kaslarını hedefleyen temel bir egzersizdir. Düzenli squat yapmanın hem kas gelişimi hem de genel sağlık açısından birçok faydası vardır. İşte detayları:<br />
<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
1. Alt Vücut Kaslarını Güçlendirir<br />
<ul class="mycode_list"><li>Squat başta quadriceps (ön bacak), hamstring (arka bacak), kalça kasları (gluteus) olmak üzere bacak ve kalça kaslarını çalıştırır.<br />
</li>
<li>Düzenli yapıldığında bacak ve kalça kaslarında belirgin güç ve şekil artışı sağlar.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
2. Denge ve Koordinasyonu Artırır<br />
<ul class="mycode_list"><li>Squat yaparken core (karın ve bel) kaslarınız devreye girer.<br />
</li>
<li>Bu sayede denge ve vücut kontrolü gelişir.<br />
</li>
<li>Günlük hareketlerde (merdiven çıkma, eğilme) performans artar.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
3. Kalori Yakımını Artırır<br />
<ul class="mycode_list"><li>Squat, çok sayıda büyük kas grubunu çalıştırdığı için yüksek enerji harcanır.<br />
</li>
<li>Düzenli squat, yağ yakımını hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olur.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
4. Esnekliği Artırır<br />
<ul class="mycode_list"><li>Diz, kalça ve bilek eklemlerini çalıştırdığı için eklem esnekliği ve hareket açıklığı gelişir.<br />
</li>
<li>Özellikle derin squat yapmak, alt vücut eklemlerinin sağlıklı olmasına katkı sağlar.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
5. Kemik Yoğunluğunu Destekler<br />
<ul class="mycode_list"><li>Ağırlıkla yapılan squat veya vücut ağırlığı ile yapılan düzenli squat, kemik yoğunluğunu artırır.<br />
</li>
<li>Osteoporoz riskini azaltır ve kemik sağlığını destekler.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
6. Core ve Sırt Kaslarını Güçlendirir<br />
<ul class="mycode_list"><li>Squat sırasında karın ve bel kasları devreye girer.<br />
</li>
<li>Bu, duruşun iyileşmesini ve sırt ağrılarının azalmasını sağlar.<br />
</li>
</ul>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
7. Spor Performansını Artırır<br />
<ul class="mycode_list"><li>Koşu, atlama, bisiklet ve diğer spor dallarında güç ve patlayıcı kuvvet artışı sağlar.<br />
</li>
<li>Özellikle kalça ve bacak kaslarının kuvvetlenmesi, atletik performansı yükseltir.<br />
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Öğretmen Eğitiminde Dijital Dönem]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-ogretmen-egitiminde-dijital-donem.html</link>
			<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 18:59:59 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1035">Asya</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-ogretmen-egitiminde-dijital-donem.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/08/02/thumbs_b_c_979b040800c2a48bd73c66e48325d91c.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: thumbs_b_c_979b040800c2a48bd73c66e48325d91c.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Öğretmen Eğitimi Dijital Ekosistemi kapsamında, Öğrenme Kayıt Deposu ile Öğretmen Eğitimi İzleme ve Değerlendirme Sistemi'ni aynı çatı altında buluşturarak güçlü dijital altyapı oluşturduklarını bildirdi.<br />
<br />
Bakan Tekin, NSosyal'den yaptığı açıklamada, öğretmenlerin mesleki gelişiminde dijital ve veri temelli yeni bir dönemi başlattıklarını belirterek, şunları kaydetti:<br />
"Öğretmen Eğitimi Dijital Ekosistemi kapsamında, Öğrenme Kayıt Deposu ile Öğretmen Eğitimi İzleme ve Değerlendirme Sistemi'ni aynı çatı altında buluşturarak güçlü bir dijital altyapı oluşturduk.<br />
<br />
Dinamik Ders Dili Projemiz kapsamında geliştirilen teknoloji odaklı öğrenme senaryoları ile öğretmenlerimizin teknolojiyi öğrenme süreçlerinde etkili şekilde kullanmalarını destekliyoruz. Öğretmenlerimizi yenilikçi eğitim uygulamalarıyla buluşturuyor, mesleki gelişim süreçlerimizi veriye dayalı analitik yaklaşımlarla izliyor ve sürekli geliştiriyoruz."<br />
<br />
AA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/08/02/thumbs_b_c_979b040800c2a48bd73c66e48325d91c.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: thumbs_b_c_979b040800c2a48bd73c66e48325d91c.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Öğretmen Eğitimi Dijital Ekosistemi kapsamında, Öğrenme Kayıt Deposu ile Öğretmen Eğitimi İzleme ve Değerlendirme Sistemi'ni aynı çatı altında buluşturarak güçlü dijital altyapı oluşturduklarını bildirdi.<br />
<br />
Bakan Tekin, NSosyal'den yaptığı açıklamada, öğretmenlerin mesleki gelişiminde dijital ve veri temelli yeni bir dönemi başlattıklarını belirterek, şunları kaydetti:<br />
"Öğretmen Eğitimi Dijital Ekosistemi kapsamında, Öğrenme Kayıt Deposu ile Öğretmen Eğitimi İzleme ve Değerlendirme Sistemi'ni aynı çatı altında buluşturarak güçlü bir dijital altyapı oluşturduk.<br />
<br />
Dinamik Ders Dili Projemiz kapsamında geliştirilen teknoloji odaklı öğrenme senaryoları ile öğretmenlerimizin teknolojiyi öğrenme süreçlerinde etkili şekilde kullanmalarını destekliyoruz. Öğretmenlerimizi yenilikçi eğitim uygulamalarıyla buluşturuyor, mesleki gelişim süreçlerimizi veriye dayalı analitik yaklaşımlarla izliyor ve sürekli geliştiriyoruz."<br />
<br />
AA]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İç Güveysi Ne Demek]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-ic-guveysi-ne-demek.html</link>
			<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:48:40 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-ic-guveysi-ne-demek.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İç Güveysi Ne Demek<br />
</span></span></span><span style="color: #ffffff;" class="mycode_color">ww.forumteams.com</span><br />
<br />
TDK'ya göre içgüveysi: ''karısının ailesinin evinde oturan güvey, damat'' olarak açıklanmıştır. İç güveyi; ekonomik anlamda daha güçlü olan kişinin kadın-gelin olması halinde, erkeğin-damadın evliliği ya da hayatını kadının aile evinde sürdürmesi durumu için kullanılan bir kelime olarak bilinmektedir. Bu evlilik çeşidi, Dünya üzerinde bulunan birçok toplum içerisinde görülmektedir. Yine bu evlilik çeşidi özellikle Çerkesler arasında, sosyolojik açıdan çok daha farklı görülmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İç Güveysi Kime Denir?<br />
</span><br />
Eğer bir erkek-damat, evlilik sonrası ekonomik durumunun olumsuzluklarından dolayı evlendiği kadının-gelinin aile evinde yaşamını ve evliliğini sürdürüyor ise, bu kişiye iç güveysi denmektedir. Genellikle evlilik ile ilgili yaşama biçiminin bir sonucu olarak anlam kazanan bu kelime erkekler-damatlar için kullanılmaktadır.<br />
<br />
Bu evlilik türü Çerkesler arasında bir toplumsal dayanışma olarak anlam kazanmıştır ve geleneklerine girmeyi başarmıştır. Fakat Türk toplumu içerisindeki iç güveysi hali, Çerkesler'den tamamen farklı bir anlamda bulunmaktadır. Mecbur sebeplerden dolayı erkekler bu tür evlilik çeşidini gerçekleştirmektedirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İç Güveysinden Hallice Ne Demek?<br />
</span><br />
İç güveysinden hallice bir deyim olarak kullanılmaktadır. İç güveysinden hallice deyimi olumsuz bir şeyi belirtmek için kullanılan deyimler arasında yer almaktadır. Bu deyim; iç güveysi olan kişinin mevcut durumunun çok kötü olduğunu, bir çeşit mizah yoluyla halinin çok da iyi olmadığını ifade etmektedir.<br />
<br />
Bu deyim toplum içerisinde sıklıkla ve yaygın şekilde kullanılmaktadır. İç güveysinden hallice deyimi, damadın, evlendiği kadının aile evinde yaşamasından ötürü, mevcut durumunun çok da iyi olmadığını ifade eden bir deyim olarak bilinmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İç Güveysi Ne Demek<br />
</span></span></span><span style="color: #ffffff;" class="mycode_color">ww.forumteams.com</span><br />
<br />
TDK'ya göre içgüveysi: ''karısının ailesinin evinde oturan güvey, damat'' olarak açıklanmıştır. İç güveyi; ekonomik anlamda daha güçlü olan kişinin kadın-gelin olması halinde, erkeğin-damadın evliliği ya da hayatını kadının aile evinde sürdürmesi durumu için kullanılan bir kelime olarak bilinmektedir. Bu evlilik çeşidi, Dünya üzerinde bulunan birçok toplum içerisinde görülmektedir. Yine bu evlilik çeşidi özellikle Çerkesler arasında, sosyolojik açıdan çok daha farklı görülmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İç Güveysi Kime Denir?<br />
</span><br />
Eğer bir erkek-damat, evlilik sonrası ekonomik durumunun olumsuzluklarından dolayı evlendiği kadının-gelinin aile evinde yaşamını ve evliliğini sürdürüyor ise, bu kişiye iç güveysi denmektedir. Genellikle evlilik ile ilgili yaşama biçiminin bir sonucu olarak anlam kazanan bu kelime erkekler-damatlar için kullanılmaktadır.<br />
<br />
Bu evlilik türü Çerkesler arasında bir toplumsal dayanışma olarak anlam kazanmıştır ve geleneklerine girmeyi başarmıştır. Fakat Türk toplumu içerisindeki iç güveysi hali, Çerkesler'den tamamen farklı bir anlamda bulunmaktadır. Mecbur sebeplerden dolayı erkekler bu tür evlilik çeşidini gerçekleştirmektedirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İç Güveysinden Hallice Ne Demek?<br />
</span><br />
İç güveysinden hallice bir deyim olarak kullanılmaktadır. İç güveysinden hallice deyimi olumsuz bir şeyi belirtmek için kullanılan deyimler arasında yer almaktadır. Bu deyim; iç güveysi olan kişinin mevcut durumunun çok kötü olduğunu, bir çeşit mizah yoluyla halinin çok da iyi olmadığını ifade etmektedir.<br />
<br />
Bu deyim toplum içerisinde sıklıkla ve yaygın şekilde kullanılmaktadır. İç güveysinden hallice deyimi, damadın, evlendiği kadının aile evinde yaşamasından ötürü, mevcut durumunun çok da iyi olmadığını ifade eden bir deyim olarak bilinmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı Kilo Vermek İçin 7 Tüyo]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-saglikli-kilo-vermek-icin-7-tuyo.html</link>
			<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:44:23 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-saglikli-kilo-vermek-icin-7-tuyo.html</guid>
			<description><![CDATA[Toplum olarak yanlışımız kilo problemini estetik sorun olarak görmemiz. Asıl doğru olan ise fazla kilolarınızın sağlığınızı tehdit eden bir problem olarak görmektir. Önemli olan uygulayacağınız sağlıklı beslenme programını yaşamınızın devamında da uygulamak. Diyetisyen Ferdi Öztürk, sağlıklı kilo vermenin yollarını anlatıyor."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Kahvaltı edin<br />
</span><br />
Kahvaltı günün en önemli öğünü. Özellikle zayıflamak isteyenler mutlaka güne kahvaltı ile başlamalı. Örnek protein olan yumurta, tam tahıllı ekmek ,zeytin ve posa bakımından zengin yeşilliklerle kahvaltı edebilirsiniz. Klasik kahvaltıdan sıkılanlar için yoğurt ve yulaf şeklinde kahvaltı tercih edebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sağlıklı yağları tercih edin<br />
</span><br />
Bilinenin aksine yağlar kilo aldırmaz. Sağlıklı yağ seçimi yaparsak daha iyi yağ kaybı sağlarız. Yağlar vücutta vitamin emiliminde ve dolaylı yoldan kişinin sağlıklı kilo kaybetmesinde çok önemlidir. Ceviz, fındık, badem gibi sağlıklı kuruyemişlerden alacağımız yağlar önemlidir. Yemeklere katacağımız yağ olarak zeytinyağı tercih edilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Protein tüketin<br />
</span><br />
Burada demek istediğim protein diyeti yapmak değil. Günlük sağlıklı beslenme tablosunda besinlerden gelen enerjinin %15-20’sinin protein grubundan sağlanmasıdır. Kaliteli protein kaynakları olansüt, yumurta, tavuk göğsü, peynir ,et, kurubaklagil grupları beslenme düzenimize eklenmelidir. Proteinli gıdaların glisemik indeksi düşüktür ve uzun süre tokluk sağlayarak acıkmanızın önüne geçer. Ayrıca kas hacminin artmasını sağlar ve daha hızlı ve kaliteli yağ yakımına destek olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Akşamları sebze tüketin<br />
</span><br />
Sebzeler kalorisi düşük besin grubundandır. Ayrıca posa oranı yüksek, bağırsak dostu, tok tutan ve mideyi yormayan besinlerdir. Akşam yemeklerinde tüketilen sebzenin sindirİmi et grubuna göre daha kolaydır. Akşam yemeklerinde sebze tüketmek kişinin zayıflamasına doğrudan yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Egzersiz yapın<br />
</span><br />
Egzersiz kilo verimine doğrudan katkı sağlar, yağ hücrelerinin küçülmesine, kas hacminin artmasını sağlar. Ayrıca kişinin hem fiziksel hem ruhsal olarak kendini iyi hissetmesini sağlar. Zayıflamayakılan kalorinin alınan kaloriden fazla olmasıdır. Ne kadar çok kalori açığı oluşturursak egzersiz ile o kadar daha kaliteli zayıflarız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Su içerek sağlıklı zayıflayın<br />
</span><br />
Su vücut için en önemli kaynaktır. Besinlerin sindirilebilmesi, dolaşımın sağlanması, vücuttan atıkların düzgün bir şekilde atılması için su olmadan olmaz. Bazen açlık hissederseniz su içip biraz bekleyelim. Eğer açlık duygusu yok oluyorsa bu açlık değilsusamışsınız demektir. Vücutta yağ yakımınınsağlanabilmesi için su gereklidir. Eğer hiç su içmeden zayıflıyorsanız cildinizin solduğu, göz altlarınızın çöktüğünü fark ederseniz bu sağlıklı zayıflama değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Uyku düzeninizi sağlayın<br />
</span><br />
Az uyuyan veya stres altında olanlar genellikle kilo alır. Yetersiz uyku doygunluk sinyali gönderen leptin hormonu seviyesinde azalmaya sebep oluyor. Açlık hormonu seviyesini ise yükseltiyor. Ayrıca uykusuzluk kortizon hormon seviyesini yükseltip iştahı arttırıyor. Kısacası az uyumak veya uyku düzensizliği hormonal dengeyi alt üst ederek kişininiştah yönetimini sağlayamamasına sebep olur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Toplum olarak yanlışımız kilo problemini estetik sorun olarak görmemiz. Asıl doğru olan ise fazla kilolarınızın sağlığınızı tehdit eden bir problem olarak görmektir. Önemli olan uygulayacağınız sağlıklı beslenme programını yaşamınızın devamında da uygulamak. Diyetisyen Ferdi Öztürk, sağlıklı kilo vermenin yollarını anlatıyor."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Kahvaltı edin<br />
</span><br />
Kahvaltı günün en önemli öğünü. Özellikle zayıflamak isteyenler mutlaka güne kahvaltı ile başlamalı. Örnek protein olan yumurta, tam tahıllı ekmek ,zeytin ve posa bakımından zengin yeşilliklerle kahvaltı edebilirsiniz. Klasik kahvaltıdan sıkılanlar için yoğurt ve yulaf şeklinde kahvaltı tercih edebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sağlıklı yağları tercih edin<br />
</span><br />
Bilinenin aksine yağlar kilo aldırmaz. Sağlıklı yağ seçimi yaparsak daha iyi yağ kaybı sağlarız. Yağlar vücutta vitamin emiliminde ve dolaylı yoldan kişinin sağlıklı kilo kaybetmesinde çok önemlidir. Ceviz, fındık, badem gibi sağlıklı kuruyemişlerden alacağımız yağlar önemlidir. Yemeklere katacağımız yağ olarak zeytinyağı tercih edilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Protein tüketin<br />
</span><br />
Burada demek istediğim protein diyeti yapmak değil. Günlük sağlıklı beslenme tablosunda besinlerden gelen enerjinin %15-20’sinin protein grubundan sağlanmasıdır. Kaliteli protein kaynakları olansüt, yumurta, tavuk göğsü, peynir ,et, kurubaklagil grupları beslenme düzenimize eklenmelidir. Proteinli gıdaların glisemik indeksi düşüktür ve uzun süre tokluk sağlayarak acıkmanızın önüne geçer. Ayrıca kas hacminin artmasını sağlar ve daha hızlı ve kaliteli yağ yakımına destek olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Akşamları sebze tüketin<br />
</span><br />
Sebzeler kalorisi düşük besin grubundandır. Ayrıca posa oranı yüksek, bağırsak dostu, tok tutan ve mideyi yormayan besinlerdir. Akşam yemeklerinde tüketilen sebzenin sindirİmi et grubuna göre daha kolaydır. Akşam yemeklerinde sebze tüketmek kişinin zayıflamasına doğrudan yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Egzersiz yapın<br />
</span><br />
Egzersiz kilo verimine doğrudan katkı sağlar, yağ hücrelerinin küçülmesine, kas hacminin artmasını sağlar. Ayrıca kişinin hem fiziksel hem ruhsal olarak kendini iyi hissetmesini sağlar. Zayıflamayakılan kalorinin alınan kaloriden fazla olmasıdır. Ne kadar çok kalori açığı oluşturursak egzersiz ile o kadar daha kaliteli zayıflarız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Su içerek sağlıklı zayıflayın<br />
</span><br />
Su vücut için en önemli kaynaktır. Besinlerin sindirilebilmesi, dolaşımın sağlanması, vücuttan atıkların düzgün bir şekilde atılması için su olmadan olmaz. Bazen açlık hissederseniz su içip biraz bekleyelim. Eğer açlık duygusu yok oluyorsa bu açlık değilsusamışsınız demektir. Vücutta yağ yakımınınsağlanabilmesi için su gereklidir. Eğer hiç su içmeden zayıflıyorsanız cildinizin solduğu, göz altlarınızın çöktüğünü fark ederseniz bu sağlıklı zayıflama değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Uyku düzeninizi sağlayın<br />
</span><br />
Az uyuyan veya stres altında olanlar genellikle kilo alır. Yetersiz uyku doygunluk sinyali gönderen leptin hormonu seviyesinde azalmaya sebep oluyor. Açlık hormonu seviyesini ise yükseltiyor. Ayrıca uykusuzluk kortizon hormon seviyesini yükseltip iştahı arttırıyor. Kısacası az uyumak veya uyku düzensizliği hormonal dengeyi alt üst ederek kişininiştah yönetimini sağlayamamasına sebep olur.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>