<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - Sağlık ve Beslenme]]></title>
		<link>https://www.forumteams.com/</link>
		<description><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - https://www.forumteams.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 05:00:37 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[D Vitamini Eksikliği Hücresel Yaşlanmayı Hızlandırıyor]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-d-vitamini-eksikligi-hucresel-yaslanmayi-hizlandiriyor.html</link>
			<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 19:17:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=214">Mango</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-d-vitamini-eksikligi-hucresel-yaslanmayi-hizlandiriyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #e86e04;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">D vitamini eksikliği hücresel yaşlanmayı hızlandırıyor</span></span><br />
<br />
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, D vitamininin sağlığa birçok katkısının olduğunu, eksikliğinin ise hücresel yaşlanmayı hızlandırdığını belirtti<br />
<br />
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, Türkiye'nin güneşli bir ülke olmasına karşın UVB'nin cilde ulaşması için gereken şartların genellikle sağlanamadığına dikkati çekti.<br />
<br />
UVB'nin etkin olabilmesi için güneşi 10.00-16.00 arasında 10-20 dakika maruziyetle almak gerektiğini, gölge, cam, bulut ve kışın UVB'yi engellediğini anlatan Hacıosman, D vitamininin kemik sağlığı haricinde vücutta birçok alanda etkili olduğuna işaret etti.<br />
<br />
Hacıosman, "Bağışıklık, hormon dengesi, kas gücü, cilt yenilenmesi, beyin ve metabolizma üzerinde çok geniş bir etkisi vardır. D vitamininin birçok konuda katkısı olduğu aşikar olmakla eksikliği saç dökülmesi ve erken yaşlanma sebebi olabilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.<br />
<br />
Hacıosman, D vitamininin mililitre başına 20 nanogram altı olması halinde saç dökülmesinin sık görüldüğünü, dökülmenin tedaviyle 2-3 ayda azaldığını aktardı.<br />
<br />
"D VİTAMİNİ YETERSİZLİĞİ CİLTTE ELASTİKİYET KAYBINA YOL AÇIYOR"<br />
D vitamini eksikliğinin erken yaşlanmayla ilişkili direkt olmasa da dolaylı yoldan yaşlanma sürecini etkilediğine dikkat çeken Hacıosman, şunları kaydetti: "D vitamin eksikliği kolajen sentezinde bozulma yaratması nedeniyle cilt elastikiyeti azalır böylelikle cilt parlak ve dolgun görünümünü yitirir ciltte kırışıklıklar artar. Yine D vitamini yetersizliği hücresel yaşlanmayı hızlandırır. Ayrıca D vitamininin antioksidan etkisi olduğundan yetersizliğinde serbest radikal birikimi artar bu da hücre tamirinin gecikmesine, ayrıca hücre hasarının artmasına neden olur. D vitamini eksikliği bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve cilt yenilenmesinin yavaşlamasına sebep olur. Bunlar ciltte kuruluk, ince kırışıklık, solgunluk, güneşe karşı hassasiyet gibi 'erken yaşlanma' belirtilerini artırabilir.<br />
<br />
Ancak saç dökülmesi ve erken yaşlanma sadece D vitamini eksikliğine bağlı değildir. Bu durum birçok faktör birlikte değerlendirilmelidir. Saç dökülmesi en sık ferritin düşüklüğünde görülmekle B12, çinko düşüklüğü, tiroit fonksiyonları özellikle TSH bozukluğu, stres, uykusuzluk, genetik yapı, hormonal bozuklukları, sigara, UV maruziyeti de bunlarda etkilidir. D vitamininin optimal seviyesinin 40-60 ng/mL civarında olmalıdır. Özellikle saç dökülmesi olan hastalarda genelde bu aralıkta saç daha güçlü çıkmaktadır. Tedaviye başlanınca saç dökülmesinde 6-12 hafta içinde belirgin azalma olur. Ciltte ise toparlanma süresi 8-12 haftayı bulmaktadır."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"D VİTAMİNİ TEDAVİSİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI"</span><br />
Hacıosman, D vitamini tedavisinin kişiden kişiye değiştiğini, tedavinin kan düzeyine, hastanın kilosuna, eşlik eden saç dökülmesi tipine, demir eksikliğine ve diğer hastalıklara göre belirlenmesi gerektiğini aktardı.<br />
<br />
D vitamin takviyesine en az 3 ay düzenli olarak devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Hacıosman, vitamini yağlı bir öğünle, yemekle alınmasının önemli olduğunu, Omega-3 ile almanın emilimi artırabileceğini vurguladı.<br />
<br />
Hacıosman, K2 vitamini ile D vitamini alımının kemik yönünden faydalı olacağına değinerek, toksik dozlara çıkarmamak için tedaviye başladıktan 3 ay sonra vitamin düzeyinin kontrol edilmesi gerektiğini anlattı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #e86e04;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">D vitamini eksikliği hücresel yaşlanmayı hızlandırıyor</span></span><br />
<br />
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, D vitamininin sağlığa birçok katkısının olduğunu, eksikliğinin ise hücresel yaşlanmayı hızlandırdığını belirtti<br />
<br />
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, Türkiye'nin güneşli bir ülke olmasına karşın UVB'nin cilde ulaşması için gereken şartların genellikle sağlanamadığına dikkati çekti.<br />
<br />
UVB'nin etkin olabilmesi için güneşi 10.00-16.00 arasında 10-20 dakika maruziyetle almak gerektiğini, gölge, cam, bulut ve kışın UVB'yi engellediğini anlatan Hacıosman, D vitamininin kemik sağlığı haricinde vücutta birçok alanda etkili olduğuna işaret etti.<br />
<br />
Hacıosman, "Bağışıklık, hormon dengesi, kas gücü, cilt yenilenmesi, beyin ve metabolizma üzerinde çok geniş bir etkisi vardır. D vitamininin birçok konuda katkısı olduğu aşikar olmakla eksikliği saç dökülmesi ve erken yaşlanma sebebi olabilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.<br />
<br />
Hacıosman, D vitamininin mililitre başına 20 nanogram altı olması halinde saç dökülmesinin sık görüldüğünü, dökülmenin tedaviyle 2-3 ayda azaldığını aktardı.<br />
<br />
"D VİTAMİNİ YETERSİZLİĞİ CİLTTE ELASTİKİYET KAYBINA YOL AÇIYOR"<br />
D vitamini eksikliğinin erken yaşlanmayla ilişkili direkt olmasa da dolaylı yoldan yaşlanma sürecini etkilediğine dikkat çeken Hacıosman, şunları kaydetti: "D vitamin eksikliği kolajen sentezinde bozulma yaratması nedeniyle cilt elastikiyeti azalır böylelikle cilt parlak ve dolgun görünümünü yitirir ciltte kırışıklıklar artar. Yine D vitamini yetersizliği hücresel yaşlanmayı hızlandırır. Ayrıca D vitamininin antioksidan etkisi olduğundan yetersizliğinde serbest radikal birikimi artar bu da hücre tamirinin gecikmesine, ayrıca hücre hasarının artmasına neden olur. D vitamini eksikliği bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve cilt yenilenmesinin yavaşlamasına sebep olur. Bunlar ciltte kuruluk, ince kırışıklık, solgunluk, güneşe karşı hassasiyet gibi 'erken yaşlanma' belirtilerini artırabilir.<br />
<br />
Ancak saç dökülmesi ve erken yaşlanma sadece D vitamini eksikliğine bağlı değildir. Bu durum birçok faktör birlikte değerlendirilmelidir. Saç dökülmesi en sık ferritin düşüklüğünde görülmekle B12, çinko düşüklüğü, tiroit fonksiyonları özellikle TSH bozukluğu, stres, uykusuzluk, genetik yapı, hormonal bozuklukları, sigara, UV maruziyeti de bunlarda etkilidir. D vitamininin optimal seviyesinin 40-60 ng/mL civarında olmalıdır. Özellikle saç dökülmesi olan hastalarda genelde bu aralıkta saç daha güçlü çıkmaktadır. Tedaviye başlanınca saç dökülmesinde 6-12 hafta içinde belirgin azalma olur. Ciltte ise toparlanma süresi 8-12 haftayı bulmaktadır."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"D VİTAMİNİ TEDAVİSİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI"</span><br />
Hacıosman, D vitamini tedavisinin kişiden kişiye değiştiğini, tedavinin kan düzeyine, hastanın kilosuna, eşlik eden saç dökülmesi tipine, demir eksikliğine ve diğer hastalıklara göre belirlenmesi gerektiğini aktardı.<br />
<br />
D vitamin takviyesine en az 3 ay düzenli olarak devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Hacıosman, vitamini yağlı bir öğünle, yemekle alınmasının önemli olduğunu, Omega-3 ile almanın emilimi artırabileceğini vurguladı.<br />
<br />
Hacıosman, K2 vitamini ile D vitamini alımının kemik yönünden faydalı olacağına değinerek, toksik dozlara çıkarmamak için tedaviye başladıktan 3 ay sonra vitamin düzeyinin kontrol edilmesi gerektiğini anlattı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yürüyüş Beyin Sağlığını Koruyor]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-yuruyus-beyin-sagligini-koruyor.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 16:45:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=887">x(-Clipper-)x</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-yuruyus-beyin-sagligini-koruyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2024/04/1714479140049-1685622102542-yeni-proje.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1714479140049-1685622102542-yeni-proje.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeni bir bilimsel araştırma, Alzheimer hastalığı riski taşıyan yaşlı bireylerde fiziksel aktivitenin bilişsel ve işlevsel gerilemeyi yavaşlatabileceğini ortaya koydu.</span><br />
<br />
Yaklaşık 14 yıl süren çalışmada, beyninde erken Alzheimer belirtileri bulunan ancak henüz semptom göstermeyen katılımcıların günlük hareket düzeyleri takip edildi. Bulgular, düzenli fiziksel aktivitenin özellikle tau proteinlerinin birikimini yavaşlatarak beyin sağlığını koruyabileceğini gösterdi. Araştırma, egzersizin Alzheimer’ın ilerlemesini yavaşlatma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan önceki bulguları da destekliyor.<br />
<br />
Araştırma, günde 5 bin adımın üzerinde yürüyüş yapmanın, Alzheimer riski taşıyan yaşlı bireylerde beyin sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Araştırma, fiziksel aktivitenin bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceğini gösteren önceki bulguları destekliyor.<br />
57 MİLYON KİŞİ ETKİLENİYOR<br />
Alzheimer, dünya genelinde yaklaşık 57 milyon kişiyi etkiliyor ve bunama türleri arasında en yaygın olanı olarak biliniyor. Beyinde anormal şekilde biriken amiloid ve tau proteinlerinin hastalığa neden olduğu düşünülüyor. Bu birikim yıllar içinde ilerliyor ve ilk belirtiler geç dönemde ortaya çıkıyor.<br />
<br />
<br />
ABD merkezli bir araştırma ekibi, Alzheimer riski yüksek olan ancak henüz bilişsel olarak sağlıklı 300'e yakın yaşlı bireyin günlük adım sayılarını takip etti. Bu kişilerin beyinlerinde amiloid düzeyi yüksekti; yani Alzheimer’a yakalanma ihtimalleri daha fazlaydı.<br />
<br />
14 YIL İNCELEDİLER<br />
14 yıl süren çalışmada, daha fazla fiziksel aktivite yapan bireylerde hem bilişsel hem de işlevsel gerilemenin daha yavaş olduğu gözlemlendi. Bu durumun özellikle tau proteini birikiminin yavaşlamasıyla ilişkili olduğu tespit edildi. İlginç şekilde, amiloid düzeylerinde ise belirgin bir değişim gözlenmedi.<br />
<br />
<br />
Araştırmaya göre, en olumlu etki 5.001 ile 7.500 adım aralığında gerçekleşti. Ancak günde sadece 3.001 ila 5.000 adım atan bireylerde bile tau birikimi ve zihinsel gerileme daha yavaş ilerledi.<br />
<br />
Edinburgh Üniversitesi Beyin Bilimleri Merkezi Direktörü Tara Spires-Jones, çalışmayla ilgili yaptığı açıklamada, “Beyninde erken Alzheimer patolojisi olan bireylerin bile küçük miktarda fiziksel aktiviteden fayda görebileceğini gösteriyor” dedi. Spires-Jones araştırmaya katılmadı, ancak sonuçların genel eğilimle uyumlu olduğunu vurguladı.<br />
<br />
Araştırmacılar, düşük günlük adım hedeflerinin yaşlı ve hareketsiz bireyler için daha ulaşılabilir olduğunu, adım sayılarının ise akıllı saatler gibi giyilebilir cihazlarla kolayca takip edilebildiğini belirtti.<br />
<br />
Yine de çalışmanın bazı sınırlamaları olduğu belirtildi. Örneğin yüzme veya direnç egzersizi gibi diğer fiziksel aktiviteler hesaba katılmadı. Bu nedenle araştırmacılar, bulguların doğrulanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Geçtiğimiz yıl yapılan benzer bir çalışmada ise, egzersiz rutinini sürdüren demans hastalarının tanı sonrasında ölüm riskinin yüzde 29 daha düşük olduğu görülmüştü. Alzheimer’s Research UK’ten Julia Dudley, “Bu tür araştırmalar, yaşam tarzımızda yapacağımız basit değişikliklerin beynimizi daha uzun süre sağlıklı tutabileceğini gösteriyor” dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2024/04/1714479140049-1685622102542-yeni-proje.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1714479140049-1685622102542-yeni-proje.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeni bir bilimsel araştırma, Alzheimer hastalığı riski taşıyan yaşlı bireylerde fiziksel aktivitenin bilişsel ve işlevsel gerilemeyi yavaşlatabileceğini ortaya koydu.</span><br />
<br />
Yaklaşık 14 yıl süren çalışmada, beyninde erken Alzheimer belirtileri bulunan ancak henüz semptom göstermeyen katılımcıların günlük hareket düzeyleri takip edildi. Bulgular, düzenli fiziksel aktivitenin özellikle tau proteinlerinin birikimini yavaşlatarak beyin sağlığını koruyabileceğini gösterdi. Araştırma, egzersizin Alzheimer’ın ilerlemesini yavaşlatma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan önceki bulguları da destekliyor.<br />
<br />
Araştırma, günde 5 bin adımın üzerinde yürüyüş yapmanın, Alzheimer riski taşıyan yaşlı bireylerde beyin sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Araştırma, fiziksel aktivitenin bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceğini gösteren önceki bulguları destekliyor.<br />
57 MİLYON KİŞİ ETKİLENİYOR<br />
Alzheimer, dünya genelinde yaklaşık 57 milyon kişiyi etkiliyor ve bunama türleri arasında en yaygın olanı olarak biliniyor. Beyinde anormal şekilde biriken amiloid ve tau proteinlerinin hastalığa neden olduğu düşünülüyor. Bu birikim yıllar içinde ilerliyor ve ilk belirtiler geç dönemde ortaya çıkıyor.<br />
<br />
<br />
ABD merkezli bir araştırma ekibi, Alzheimer riski yüksek olan ancak henüz bilişsel olarak sağlıklı 300'e yakın yaşlı bireyin günlük adım sayılarını takip etti. Bu kişilerin beyinlerinde amiloid düzeyi yüksekti; yani Alzheimer’a yakalanma ihtimalleri daha fazlaydı.<br />
<br />
14 YIL İNCELEDİLER<br />
14 yıl süren çalışmada, daha fazla fiziksel aktivite yapan bireylerde hem bilişsel hem de işlevsel gerilemenin daha yavaş olduğu gözlemlendi. Bu durumun özellikle tau proteini birikiminin yavaşlamasıyla ilişkili olduğu tespit edildi. İlginç şekilde, amiloid düzeylerinde ise belirgin bir değişim gözlenmedi.<br />
<br />
<br />
Araştırmaya göre, en olumlu etki 5.001 ile 7.500 adım aralığında gerçekleşti. Ancak günde sadece 3.001 ila 5.000 adım atan bireylerde bile tau birikimi ve zihinsel gerileme daha yavaş ilerledi.<br />
<br />
Edinburgh Üniversitesi Beyin Bilimleri Merkezi Direktörü Tara Spires-Jones, çalışmayla ilgili yaptığı açıklamada, “Beyninde erken Alzheimer patolojisi olan bireylerin bile küçük miktarda fiziksel aktiviteden fayda görebileceğini gösteriyor” dedi. Spires-Jones araştırmaya katılmadı, ancak sonuçların genel eğilimle uyumlu olduğunu vurguladı.<br />
<br />
Araştırmacılar, düşük günlük adım hedeflerinin yaşlı ve hareketsiz bireyler için daha ulaşılabilir olduğunu, adım sayılarının ise akıllı saatler gibi giyilebilir cihazlarla kolayca takip edilebildiğini belirtti.<br />
<br />
Yine de çalışmanın bazı sınırlamaları olduğu belirtildi. Örneğin yüzme veya direnç egzersizi gibi diğer fiziksel aktiviteler hesaba katılmadı. Bu nedenle araştırmacılar, bulguların doğrulanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Geçtiğimiz yıl yapılan benzer bir çalışmada ise, egzersiz rutinini sürdüren demans hastalarının tanı sonrasında ölüm riskinin yüzde 29 daha düşük olduğu görülmüştü. Alzheimer’s Research UK’ten Julia Dudley, “Bu tür araştırmalar, yaşam tarzımızda yapacağımız basit değişikliklerin beynimizi daha uzun süre sağlıklı tutabileceğini gösteriyor” dedi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalbinizi Koruyan Beslenme Sırları: 7 Etkili Besin]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kalbinizi-koruyan-beslenme-sirlari-7-etkili-besin.html</link>
			<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 08:04:38 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=887">x(-Clipper-)x</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kalbinizi-koruyan-beslenme-sirlari-7-etkili-besin.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kalbinizi koruyan beslenme sırları: </span><span style="color: #17b529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7 etkili besin</span></span><br />
<br />
Kalbinizi korumak ve damar sağlığınızı desteklemek için doğal ve sağlıklı tercihlerle kalp dostu bir beslenme rutini oluşturabilirsiniz İşte, düzenli tüketildiğinde kalp ve damar sağlığını koruyan 7 besin<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haber Merkezi</span><br />
Kalbinizi koruyan beslenme sırları: 7 etkili besin<br />
<br />
Kalp sağlığı, genel yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir Sağlıklı bir kalp, hem daha enerjik hissetmemizi sağlar hem de yaşam süremizi uzatır Ancak stres, yanlış beslenme ve hareketsizlik gibi etkenler kalp sağlığını tehdit edebilir Neyse ki doğru besinlerle kalbinizi desteklemek mümkün İşte, düzenli tüketildiğinde kalp ve damar sağlığını koruyan 7 besin<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SOMON VE YAĞLI BALIKLAR</span><br />
Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan somon, uskumru ve sardalya gibi balıklar, kalp ritmini düzenler ve damar sağlığını destekler Düzenli tüketim, kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olur<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AVOKADO</span><br />
Sağlıklı tekli doymamış yağlar bakımından zengin olan avokado, kötü kolesterolü düşürür ve iyi kolesterolü artırır Kalp dostu bir besin olarak salatalara ve kahvaltılara eklenebilir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZEYTİNYAĞI</span><br />
Akdeniz diyetiyle özdeşleşen zeytinyağı, damarları korur ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki sağlar Yemeklerde ve salatalarda kullanmak kalp sağlığı için idealdir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YULAF VE TAM TAHILLAR</span><br />
Lif açısından zengin yulaf ve tam tahıllar, kolesterol seviyelerini düzenler ve kalp krizi riskini azaltır Sabah kahvaltılarında yulaf ezmesi olarak tüketilebilir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVİZ VE BADEM</span><br />
E vitamini ve sağlıklı yağlar bakımından zengin olan ceviz ve badem, damar esnekliğini artırır ve kalbi korur Ara öğünlerde bir avuç tüketmek yeterlidir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DOMATES</span><br />
Likopen içerikleri sayesinde domates, damarları güçlendirir ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki sağlar Çiğ, sos veya salata olarak tüketilebilir<br />
<br />
<br />
YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER<br />
Ispanak, pazı ve roka gibi yeşil yapraklı sebzeler, potasyum ve folik asit içerikleriyle kan basıncını düzenler ve kalp sağlığını destekler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kalbinizi koruyan beslenme sırları: </span><span style="color: #17b529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7 etkili besin</span></span><br />
<br />
Kalbinizi korumak ve damar sağlığınızı desteklemek için doğal ve sağlıklı tercihlerle kalp dostu bir beslenme rutini oluşturabilirsiniz İşte, düzenli tüketildiğinde kalp ve damar sağlığını koruyan 7 besin<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haber Merkezi</span><br />
Kalbinizi koruyan beslenme sırları: 7 etkili besin<br />
<br />
Kalp sağlığı, genel yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir Sağlıklı bir kalp, hem daha enerjik hissetmemizi sağlar hem de yaşam süremizi uzatır Ancak stres, yanlış beslenme ve hareketsizlik gibi etkenler kalp sağlığını tehdit edebilir Neyse ki doğru besinlerle kalbinizi desteklemek mümkün İşte, düzenli tüketildiğinde kalp ve damar sağlığını koruyan 7 besin<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SOMON VE YAĞLI BALIKLAR</span><br />
Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan somon, uskumru ve sardalya gibi balıklar, kalp ritmini düzenler ve damar sağlığını destekler Düzenli tüketim, kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olur<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AVOKADO</span><br />
Sağlıklı tekli doymamış yağlar bakımından zengin olan avokado, kötü kolesterolü düşürür ve iyi kolesterolü artırır Kalp dostu bir besin olarak salatalara ve kahvaltılara eklenebilir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZEYTİNYAĞI</span><br />
Akdeniz diyetiyle özdeşleşen zeytinyağı, damarları korur ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki sağlar Yemeklerde ve salatalarda kullanmak kalp sağlığı için idealdir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YULAF VE TAM TAHILLAR</span><br />
Lif açısından zengin yulaf ve tam tahıllar, kolesterol seviyelerini düzenler ve kalp krizi riskini azaltır Sabah kahvaltılarında yulaf ezmesi olarak tüketilebilir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVİZ VE BADEM</span><br />
E vitamini ve sağlıklı yağlar bakımından zengin olan ceviz ve badem, damar esnekliğini artırır ve kalbi korur Ara öğünlerde bir avuç tüketmek yeterlidir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DOMATES</span><br />
Likopen içerikleri sayesinde domates, damarları güçlendirir ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki sağlar Çiğ, sos veya salata olarak tüketilebilir<br />
<br />
<br />
YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER<br />
Ispanak, pazı ve roka gibi yeşil yapraklı sebzeler, potasyum ve folik asit içerikleriyle kan basıncını düzenler ve kalp sağlığını destekler]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zayıflamak Isterken Sağlığınızdan Olmayın! Metabolizmanın Bozulmasına Neden Oluyor]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-zayiflamak-isterken-sagliginizdan-olmayin-metabolizmanin-bozulmasina-neden-oluyor.html</link>
			<pubDate>Sun, 21 Sep 2025 08:02:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=28">Joker’s Grin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-zayiflamak-isterken-sagliginizdan-olmayin-metabolizmanin-bozulmasina-neden-oluyor.html</guid>
			<description><![CDATA[Zayıflamak isterken sağlığınızdan olmayın! Metabolizmanın bozulmasına neden oluyor...<br />
<br />
Hızlı kilo verebilmek adına reklamlarda görülen zayıflama ürünleri ile ilgili önemli uyarılarda bulunan Diyetisyen Gizem Güneş, uzman tavsiyesi alınmadan bu ürünlerin kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi.<br />
<br />
Sosyal medyada ya da arkadaş çevrenizde önerilen zayıflama ürünlerini uzman tavsiyesi olmadığı sürece kullanmaması gerektiğini söyleyen Güneş, bu tarz ürünlerin kullanımının özellikle metabolizmayı bozabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Güneş açıklamasında şu ifadelere yer verdi;"Yazın gelmesiyle birlikte buralar sık sık duyduğum hocam şu ürünü kullanabilir miyiz? İnsanlar bundan çok memnun kalmış. Bunu kullansak nasıl olabilir. Sorulara açıklık getirmek istedim. Açıkçası bilimsel çalışması olmayan hiç bir ürünü tavsiye etmiyoruz. Mutlaka bir uzman tavsiyesinde kullanılması gerek. Şu an çok yoğun ve aslında güzel bir sektör ama tabi ki her alanda olduğu gibi bu sektörde de kötü ürünler var. Bu kötü ürünlerin bizlere denk gelmemesi gerek. Bunun için uzmanımızın önerdiği besin takviyesini kullanacağız."<br />
<br />
"Besin takviyesi kullanmak zorunda mıyız? Tabi ki ihtiyacımız yoksa kullanmak zorunda değiliz. Yine bu ihtiyaca beraber karar vermemiz gerek. O yüzden lütfen çevrenizde gördüğünüz internette reklamı olan komşumdan gördüm çok zayıflamış diyerek kullanmayalım.<br />
<br />
Çünkü bunlar baktığınız zaman geçici çözümler. Süreç içerisinde bunlardan kilo kaybı edebilirsiniz. Beslenme alışkanlıklarınız değişmediği sürece kilo kaybı o ürünü kullandığınız süre zarfında geçerli olur. O ürünü kullandıktan sonra metabolizmanızı bozacağınız için daha sonrasında normal beslenmeye geçseniz de kiloları hızlı bir şekilde geri alacaksınız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dolayısıyla takviye edici ürünleri reklamlardan görüp almak doğru değil. Mutlaka uzmanınıza danışıp kullanmanızı tavsiye ediyoruz."</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Zayıflamak isterken sağlığınızdan olmayın! Metabolizmanın bozulmasına neden oluyor...<br />
<br />
Hızlı kilo verebilmek adına reklamlarda görülen zayıflama ürünleri ile ilgili önemli uyarılarda bulunan Diyetisyen Gizem Güneş, uzman tavsiyesi alınmadan bu ürünlerin kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi.<br />
<br />
Sosyal medyada ya da arkadaş çevrenizde önerilen zayıflama ürünlerini uzman tavsiyesi olmadığı sürece kullanmaması gerektiğini söyleyen Güneş, bu tarz ürünlerin kullanımının özellikle metabolizmayı bozabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Güneş açıklamasında şu ifadelere yer verdi;"Yazın gelmesiyle birlikte buralar sık sık duyduğum hocam şu ürünü kullanabilir miyiz? İnsanlar bundan çok memnun kalmış. Bunu kullansak nasıl olabilir. Sorulara açıklık getirmek istedim. Açıkçası bilimsel çalışması olmayan hiç bir ürünü tavsiye etmiyoruz. Mutlaka bir uzman tavsiyesinde kullanılması gerek. Şu an çok yoğun ve aslında güzel bir sektör ama tabi ki her alanda olduğu gibi bu sektörde de kötü ürünler var. Bu kötü ürünlerin bizlere denk gelmemesi gerek. Bunun için uzmanımızın önerdiği besin takviyesini kullanacağız."<br />
<br />
"Besin takviyesi kullanmak zorunda mıyız? Tabi ki ihtiyacımız yoksa kullanmak zorunda değiliz. Yine bu ihtiyaca beraber karar vermemiz gerek. O yüzden lütfen çevrenizde gördüğünüz internette reklamı olan komşumdan gördüm çok zayıflamış diyerek kullanmayalım.<br />
<br />
Çünkü bunlar baktığınız zaman geçici çözümler. Süreç içerisinde bunlardan kilo kaybı edebilirsiniz. Beslenme alışkanlıklarınız değişmediği sürece kilo kaybı o ürünü kullandığınız süre zarfında geçerli olur. O ürünü kullandıktan sonra metabolizmanızı bozacağınız için daha sonrasında normal beslenmeye geçseniz de kiloları hızlı bir şekilde geri alacaksınız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dolayısıyla takviye edici ürünleri reklamlardan görüp almak doğru değil. Mutlaka uzmanınıza danışıp kullanmanızı tavsiye ediyoruz."</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Karpuzdan Zehirlenmemek Için Kabuğunu Mutlaka Yıkayın]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-karpuzdan-zehirlenmemek-icin-kabugunu-mutlaka-yikayin.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 10:22:59 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=887">x(-Clipper-)x</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-karpuzdan-zehirlenmemek-icin-kabugunu-mutlaka-yikayin.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://static.ticimax.cloud/62343/uploads/urunresimleri/buyuk/karpuz-kg-a50dcb.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: karpuz-kg-a50dcb.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Karpuzu yıkamadan kesmek ciddi gıda zehirlenmelerine yol açabilir<br />
Uzmanlar, yazın en çok tüketilen meyvelerinden biri olan karpuzun yıkanmadan kesilmesi durumunda salmonella gibi bakterilerin iç kısma bulaşarak gıda zehirlenmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.<br />
<br />
Uzman uyardı: Karpuz kesilmeden önce mutlaka yıkanmalı<br />
Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Demir, yaz aylarında serinlemek için tercih edilen karpuzun, hijyen kurallarına dikkat edilmeden tüketilmesi halinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Tarladan hasat edilen karpuzların dış kabuğunda toprak, gübre ve sulama suyundan kaynaklı çok sayıda mikroorganizma bulunabileceğini belirten Demir, “Karpuzun dış kısmı, özellikle tarlada kirli suyla sulanmışsa salmonella, tifo, E.coli gibi hastalık yapıcı bakterilerle kaplı olabilir. Eğer bu karpuzlar yıkanmadan kesilirse, bıçak aracılığıyla bakteriler meyvenin içine taşınır” dedi.<br />
<br />
Zedelenmiş kabuklar riski artırıyor<br />
Prof. Dr. Demir, dış yüzeydeki çatlak ya da zedelenmelerin, zararlı mikroorganizmaların iç kısma ulaşmasını kolaylaştırdığını ifade etti. “Kabukta görünmeyen mikro çatlaklar bile bakterilerin içeriye sızmasına neden olabilir. Bu da tüketilen karpuzun zehirli hale gelmesine yol açar. Özellikle yaz aylarında görülen ishal ve yüksek ateş vakalarının bir kısmı bu tür hijyen eksikliklerinden kaynaklanıyor” şeklinde konuştu.<br />
<br />
Karpuzun kısa sürede tüketilmesi gerekiyor<br />
Kesilen karpuzun mutlaka kısa sürede tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, “Karpuzun bir kısmı yenilip kalanı saklanacaksa, hava almayacak şekilde streç filmle kapatılmalı ve buzdolabında en fazla 1-2 gün tutulmalı. Aksi halde yüzeydeki bakteriler hızla çoğalır ve karpuz tüketilemez hale gelir” dedi.<br />
<br />
En sık görülen hastalık: Salmonella<br />
Halk arasında en çok bilinen gıda zehirlenmesi vakalarının başında gelen salmonella enfeksiyonunun ciddi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Demir, “İshal, kusma, karın ağrısı ve yüksek ateşle seyreden salmonella vakaları, özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerde tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle karpuz gibi meyveler kesilmeden önce mutlaka su ile güzelce yıkanmalı, gerekiyorsa dış yüzeyi fırçalanmalı” diye konuştu.<br />
<br />
Vatandaşların alışkanlıkları farklı<br />
Konuya ilişkin görüşlerine başvurulan vatandaşların bir kısmı karpuzu kesmeden önce mutlaka yıkadığını, hatta dış yüzeyini sabunlu suyla ovaladığını belirtti. Ancak bazıları ise karpuzun dışının tüketilmediğini düşündüğü için yıkamaya gerek duymadığını ifade etti. Uzmanlar ise meyvenin kabuğunun yenmemesinin yeterli olmadığını, kesim sırasında tüm yüzeyin hijyenik olması gerektiğini hatırlatıyor.<br />
<br />
Sağlık Bakanlığı da uyarıyor<br />
Sağlık otoriteleri, özellikle yaz aylarında taze meyve ve sebze tüketiminde hijyenin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı gıda güvenliği rehberlerinde de karpuz gibi dış kabuğu geniş olan meyvelerin yıkanmadan kesilmemesi gerektiği belirtiliyor. Bakanlık, bu konuda halkın bilinçlendirilmesi için kamu spotları hazırlamayı planlıyor.<br />
<br />
Uzmanlar hatırlatıyor: Küçük ihmal, büyük sağlık sorunlarına yol açabilir<br />
Hijyen kurallarına uyulmadan yapılan basit bir kesim işleminin bile ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Ali Demir, “Karpuzu yıkamak sadece birkaç dakikamızı alır ama sağlığımızı korur. Özellikle çocuklara verilecek meyvelerde bu tür detaylara dikkat edilmesi büyük önem taşır” diyerek tüketicilere çağrıda bulundu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://static.ticimax.cloud/62343/uploads/urunresimleri/buyuk/karpuz-kg-a50dcb.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: karpuz-kg-a50dcb.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Karpuzu yıkamadan kesmek ciddi gıda zehirlenmelerine yol açabilir<br />
Uzmanlar, yazın en çok tüketilen meyvelerinden biri olan karpuzun yıkanmadan kesilmesi durumunda salmonella gibi bakterilerin iç kısma bulaşarak gıda zehirlenmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.<br />
<br />
Uzman uyardı: Karpuz kesilmeden önce mutlaka yıkanmalı<br />
Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Demir, yaz aylarında serinlemek için tercih edilen karpuzun, hijyen kurallarına dikkat edilmeden tüketilmesi halinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Tarladan hasat edilen karpuzların dış kabuğunda toprak, gübre ve sulama suyundan kaynaklı çok sayıda mikroorganizma bulunabileceğini belirten Demir, “Karpuzun dış kısmı, özellikle tarlada kirli suyla sulanmışsa salmonella, tifo, E.coli gibi hastalık yapıcı bakterilerle kaplı olabilir. Eğer bu karpuzlar yıkanmadan kesilirse, bıçak aracılığıyla bakteriler meyvenin içine taşınır” dedi.<br />
<br />
Zedelenmiş kabuklar riski artırıyor<br />
Prof. Dr. Demir, dış yüzeydeki çatlak ya da zedelenmelerin, zararlı mikroorganizmaların iç kısma ulaşmasını kolaylaştırdığını ifade etti. “Kabukta görünmeyen mikro çatlaklar bile bakterilerin içeriye sızmasına neden olabilir. Bu da tüketilen karpuzun zehirli hale gelmesine yol açar. Özellikle yaz aylarında görülen ishal ve yüksek ateş vakalarının bir kısmı bu tür hijyen eksikliklerinden kaynaklanıyor” şeklinde konuştu.<br />
<br />
Karpuzun kısa sürede tüketilmesi gerekiyor<br />
Kesilen karpuzun mutlaka kısa sürede tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, “Karpuzun bir kısmı yenilip kalanı saklanacaksa, hava almayacak şekilde streç filmle kapatılmalı ve buzdolabında en fazla 1-2 gün tutulmalı. Aksi halde yüzeydeki bakteriler hızla çoğalır ve karpuz tüketilemez hale gelir” dedi.<br />
<br />
En sık görülen hastalık: Salmonella<br />
Halk arasında en çok bilinen gıda zehirlenmesi vakalarının başında gelen salmonella enfeksiyonunun ciddi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Demir, “İshal, kusma, karın ağrısı ve yüksek ateşle seyreden salmonella vakaları, özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerde tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle karpuz gibi meyveler kesilmeden önce mutlaka su ile güzelce yıkanmalı, gerekiyorsa dış yüzeyi fırçalanmalı” diye konuştu.<br />
<br />
Vatandaşların alışkanlıkları farklı<br />
Konuya ilişkin görüşlerine başvurulan vatandaşların bir kısmı karpuzu kesmeden önce mutlaka yıkadığını, hatta dış yüzeyini sabunlu suyla ovaladığını belirtti. Ancak bazıları ise karpuzun dışının tüketilmediğini düşündüğü için yıkamaya gerek duymadığını ifade etti. Uzmanlar ise meyvenin kabuğunun yenmemesinin yeterli olmadığını, kesim sırasında tüm yüzeyin hijyenik olması gerektiğini hatırlatıyor.<br />
<br />
Sağlık Bakanlığı da uyarıyor<br />
Sağlık otoriteleri, özellikle yaz aylarında taze meyve ve sebze tüketiminde hijyenin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı gıda güvenliği rehberlerinde de karpuz gibi dış kabuğu geniş olan meyvelerin yıkanmadan kesilmemesi gerektiği belirtiliyor. Bakanlık, bu konuda halkın bilinçlendirilmesi için kamu spotları hazırlamayı planlıyor.<br />
<br />
Uzmanlar hatırlatıyor: Küçük ihmal, büyük sağlık sorunlarına yol açabilir<br />
Hijyen kurallarına uyulmadan yapılan basit bir kesim işleminin bile ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Ali Demir, “Karpuzu yıkamak sadece birkaç dakikamızı alır ama sağlığımızı korur. Özellikle çocuklara verilecek meyvelerde bu tür detaylara dikkat edilmesi büyük önem taşır” diyerek tüketicilere çağrıda bulundu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Glutensiz Beslenmek Sağlıklı Mı?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-glutensiz-beslenmek-saglikli-mi.html</link>
			<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 03:34:44 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=11">Limon</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-glutensiz-beslenmek-saglikli-mi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Glutensiz beslenmek sağlıklı mı?</span><br />
Glutensiz beslenme, özellikle çölyak hastalığı veya gluten hassasiyeti olan kişiler için hayati önem taşır. Ancak, sağlıklı bireyler için glutensiz beslenmenin bazı faydaları olabileceği gibi dikkat edilmesi gereken noktalar da vardır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Glutensiz Beslenmenin Faydaları</span><br />
Çölyak Hastalığı ve Gluten Hassasiyeti Olanlar İçin Tedavi: Glutensiz beslenme, çölyak hastalığı olan kişilerde ince bağırsak hasarını önler ve semptomları ortadan kaldırır. Gluten hassasiyeti olan kişilerde ise sindirim sorunları, yorgunluk ve diğer belirtileri azaltır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sindirim Sistemini Rahatlatır:</span> Bazı kişilerde gluten tüketimi sindirim sorunlarına neden olabilir. Glutensiz beslenme bu sorunları azaltarak sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olabilir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kilo Vermeye Yardımcı Olabilir:</span> Glutensiz beslenmeye başlayan kişiler genellikle daha az işlenmiş gıda tükettikleri için kilo verebilirler. Ancak, bu durum glutensiz ürünlerin daha az kalorili olduğu anlamına gelmez.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enerji Seviyesini Artırabilir: </span>Gluten hassasiyeti olan kişilerde gluten tüketimi yorgunluğa neden olabilir. Glutensiz beslenme bu yorgunluğu azaltarak enerji seviyesini artırabilir.<br />
Glutensiz Beslenmenin Riskleri<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besin Eksiklikleri:</span> Glutensiz beslenmede bazı vitamin ve minerallerin alımı azalabilir. Özellikle demir, kalsiyum, lif ve B vitaminleri eksikliği riski vardır. Bu nedenle, glutensiz beslenen kişilerin bu besinleri yeterince aldıklarından emin olmaları önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İşlenmiş Gıda Tüketimi:</span> Glutensiz ürünler genellikle daha fazla şeker, yağ ve tuz içerir. Bu da kilo alımına ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle, glutensiz beslenen kişilerin işlenmiş gıdaları sınırlı tüketmeleri ve doğal glutensiz gıdalara yönelmeleri önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sosyal Zorluklar:</span> Glutensiz beslenme bazı sosyal etkinliklerde ve yemeklerde zorluklara neden olabilir. Özellikle dışarıda yemek yerken glutensiz seçeneklerin sınırlı olması sorun yaratabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kimler Glutensiz Beslenmeli?</span><br />
Çölyak hastalığı olanlar<br />
Gluten hassasiyeti olanlar<br />
Doktor tarafından glutensiz beslenmesi önerilenler<br />
Sağlıklı Glutensiz Beslenme İçin İpuçları<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğal olarak glutensiz olan gıdaları tercih edin:</span> Meyve, sebze, et, balık, tavuk, yumurta, baklagiller, kuruyemişler doğal olarak glutensizdir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İşlenmiş glutensiz ürünleri sınırlı tüketin: </span>Glutensiz ekmek, makarna, kurabiye gibi ürünler genellikle daha fazla şeker, yağ ve tuz içerir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besin çeşitliliğine dikkat edin:</span> Glutensiz beslenirken de yeterli vitamin ve mineral alabilmek için çeşitli besinler tüketin.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doktorunuza danışın:</span> Glutensiz beslenmeye başlamadan önce veya beslenme düzeninizle ilgili herhangi bir sorunuz varsa mutlaka doktorunuza danışın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span><br />
Glutensiz beslenme, çölyak hastalığı ve gluten hassasiyeti olan kişiler için vazgeçilmez bir tedavi yöntemidir. Sağlıklı bireyler için ise bazı faydaları olabileceği gibi dikkat edilmesi gereken noktalar da vardır. Glutensiz beslenmeye başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışmanız ve sağlıklı bir beslenme planı oluşturmanız önemlidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Glutensiz beslenmek sağlıklı mı?</span><br />
Glutensiz beslenme, özellikle çölyak hastalığı veya gluten hassasiyeti olan kişiler için hayati önem taşır. Ancak, sağlıklı bireyler için glutensiz beslenmenin bazı faydaları olabileceği gibi dikkat edilmesi gereken noktalar da vardır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Glutensiz Beslenmenin Faydaları</span><br />
Çölyak Hastalığı ve Gluten Hassasiyeti Olanlar İçin Tedavi: Glutensiz beslenme, çölyak hastalığı olan kişilerde ince bağırsak hasarını önler ve semptomları ortadan kaldırır. Gluten hassasiyeti olan kişilerde ise sindirim sorunları, yorgunluk ve diğer belirtileri azaltır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sindirim Sistemini Rahatlatır:</span> Bazı kişilerde gluten tüketimi sindirim sorunlarına neden olabilir. Glutensiz beslenme bu sorunları azaltarak sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olabilir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kilo Vermeye Yardımcı Olabilir:</span> Glutensiz beslenmeye başlayan kişiler genellikle daha az işlenmiş gıda tükettikleri için kilo verebilirler. Ancak, bu durum glutensiz ürünlerin daha az kalorili olduğu anlamına gelmez.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enerji Seviyesini Artırabilir: </span>Gluten hassasiyeti olan kişilerde gluten tüketimi yorgunluğa neden olabilir. Glutensiz beslenme bu yorgunluğu azaltarak enerji seviyesini artırabilir.<br />
Glutensiz Beslenmenin Riskleri<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besin Eksiklikleri:</span> Glutensiz beslenmede bazı vitamin ve minerallerin alımı azalabilir. Özellikle demir, kalsiyum, lif ve B vitaminleri eksikliği riski vardır. Bu nedenle, glutensiz beslenen kişilerin bu besinleri yeterince aldıklarından emin olmaları önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İşlenmiş Gıda Tüketimi:</span> Glutensiz ürünler genellikle daha fazla şeker, yağ ve tuz içerir. Bu da kilo alımına ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle, glutensiz beslenen kişilerin işlenmiş gıdaları sınırlı tüketmeleri ve doğal glutensiz gıdalara yönelmeleri önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sosyal Zorluklar:</span> Glutensiz beslenme bazı sosyal etkinliklerde ve yemeklerde zorluklara neden olabilir. Özellikle dışarıda yemek yerken glutensiz seçeneklerin sınırlı olması sorun yaratabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kimler Glutensiz Beslenmeli?</span><br />
Çölyak hastalığı olanlar<br />
Gluten hassasiyeti olanlar<br />
Doktor tarafından glutensiz beslenmesi önerilenler<br />
Sağlıklı Glutensiz Beslenme İçin İpuçları<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğal olarak glutensiz olan gıdaları tercih edin:</span> Meyve, sebze, et, balık, tavuk, yumurta, baklagiller, kuruyemişler doğal olarak glutensizdir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İşlenmiş glutensiz ürünleri sınırlı tüketin: </span>Glutensiz ekmek, makarna, kurabiye gibi ürünler genellikle daha fazla şeker, yağ ve tuz içerir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Besin çeşitliliğine dikkat edin:</span> Glutensiz beslenirken de yeterli vitamin ve mineral alabilmek için çeşitli besinler tüketin.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doktorunuza danışın:</span> Glutensiz beslenmeye başlamadan önce veya beslenme düzeninizle ilgili herhangi bir sorunuz varsa mutlaka doktorunuza danışın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span><br />
Glutensiz beslenme, çölyak hastalığı ve gluten hassasiyeti olan kişiler için vazgeçilmez bir tedavi yöntemidir. Sağlıklı bireyler için ise bazı faydaları olabileceği gibi dikkat edilmesi gereken noktalar da vardır. Glutensiz beslenmeye başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışmanız ve sağlıklı bir beslenme planı oluşturmanız önemlidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Portakal Suyu Dişleri Aşındırıyor]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-portakal-suyu-disleri-asindiriyor.html</link>
			<pubDate>Sat, 02 Nov 2024 06:31:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=11">Limon</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-portakal-suyu-disleri-asindiriyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Portakal suyu dişleri aşındırıyor</span><br />
<br />
Asitli içeceklerin diş minesine zarar verdiğini biliyor muydunuz? Bu zarar verenlerden biri de portakal!<br />
<br />
<br />
ABD’de Rochecter Medical Centre Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre portakal suyunda bulunan asit dişleri aşındırıyor.<br />
<br />
Alman bilim insanları, kola ve portakal suyu gibi asitli içeceklerin diş minesine zarar verdiğini kaydettiler. Uzmanlar asitli içeceklerde bulunan asitlerin, diş minesindeki kalsiyumu çözdüğünü belirtti.<br />
<br />
Kola gibi içinde kimyasal maddeler bulunan asitli içeceklerin portakal suyu gibi doğal içeceklere oranla diş minesinde daha fazla erozyona neden olduğunu tespit ettiklerini kaydettiler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Portakal suyu dişleri aşındırıyor</span><br />
<br />
Asitli içeceklerin diş minesine zarar verdiğini biliyor muydunuz? Bu zarar verenlerden biri de portakal!<br />
<br />
<br />
ABD’de Rochecter Medical Centre Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre portakal suyunda bulunan asit dişleri aşındırıyor.<br />
<br />
Alman bilim insanları, kola ve portakal suyu gibi asitli içeceklerin diş minesine zarar verdiğini kaydettiler. Uzmanlar asitli içeceklerde bulunan asitlerin, diş minesindeki kalsiyumu çözdüğünü belirtti.<br />
<br />
Kola gibi içinde kimyasal maddeler bulunan asitli içeceklerin portakal suyu gibi doğal içeceklere oranla diş minesinde daha fazla erozyona neden olduğunu tespit ettiklerini kaydettiler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Öfke Karaciğeri, Kırgınlık Kalbi Vuruyor]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-ofke-karacigeri-kirginlik-kalbi-vuruyor.html</link>
			<pubDate>Sun, 15 Sep 2024 09:51:13 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-ofke-karacigeri-kirginlik-kalbi-vuruyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öfke Karaciğeri, Kırgınlık Kalbi Vuruyor</span><br />
<br />
Hastalıkların temelinde yatan nedenler çoğunlukla beslenme, düzensiz yaşam gibi faktörler olarak bilinse de aşırı olumsuz duygu ve düşünceler de organları yorarak hastalıklara davetiye çıkarabiliyor. Bunların başında da öfke ve kırgınlık geliyor<br />
<br />
Duygular sadece saklandıkları zihinde değil iç organlarda da önemli hasarlara neden olabiliyor. Hatta en güzel duygulardan biri olan neşenin aşırısı bile kalbi yorabiliyor. Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, duyguların organlar üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.<br />
<br />
Aşırı öfkenin karaciğere zarar verdiğine dikkat çeken Kavaklı, olumsuz duyguların hastalık yaratmasındaki sebebin, stres hormonlarının artarak organların işlevlerini kaybetmesi olduğunu söyledi.<br />
<br />
Kronik hastalıkların temelinde öfke, üzüntü gibi olumsuz duygular yatabildiğine değinen Kavaklı, duyguların organlar üzerindeaki etkileri hakkında şunları aktardı:<br />
<br />
Aşırı alkol kullanımı, bilinçsiz ilaç kullanımı nasıl karaciğeri tahrip edebiliyorsa aşırı öfke ve kızgınlık gibi duygular da karaciğere zarar verebilmektedir. Aşırı öfke durumlarında mide bulantısı, kramplar, baş ağrıları görülebilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK, NEFRET VE KIRGINLIK KALBİ YORAR</span><br />
<br />
Güzel duyguların organları etkileyerek işleyişine katkıda bulunduğu kötü duyguların da işleyişini negatif yönde etkilediği bilinmektedir. Aşırı panik, nefret, kırgınlık, neşe gibi duygular kalp ritmini etkilemektedir. Kaygı ve stres anında kalp ritmi de artar ve vücuda daha fazla kan pompalanmaya başlanır. Neşeli olmak gayet güzeldir ve bu duygu normal şartlarda insana son derece faydalıdır. Kan dolaşımının düzgün olmasını da sağlar; ancak bu duygunun aşırı olması durumunda kalp de zarar görebilmektedir. Bunun sebebi, yine yukarıda söylediğimiz stres hormonlarının kanda artmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜZÜNTÜ VEREME NEDEN OLABİLİR</span><br />
<br />
Üzüntü ve keder gibi olumsuz duygular akciğerin işlevlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Yaşanan üzüntünün sürekliliği akciğeri etkileyerek göğüste baskı, ağırlık hissedilmesine yol açabilir, hatta depresyona kadar sürükleyebilmektedir. Bunun için depresyona giren kişilere açık hava yürüyüşleri, derin nefes almaları önerilir. Üzüntülü olduğunuz zamanlarda açık havaya çıkın ve birkaç kez derin derin nefes alın. Bu hem psikolojinizin hem de akciğerlerinizin rahatlamasını sağlayacaktır. Aşırı üzüntü ayrıca bağışıklık sistemini de zayıflatabilmektedir. Eskiden kullanılan üzüntüden verem oldu gibi bir tabirin de aslında bu anlamda gerçek bir mantığa yattığını söylenebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DERT VARSA MİDE PROBLEMLERİ DE VARDIR</span><br />
<br />
Organlara olumsuz etki eden duygulardan biri de korkudur. Aşırı korku, böbrekler üzerinde büzülme etkisi yaratarak işleyişini etkiler. Böbreklerin işleyişindeki bir olumsuzluk ise yine daha fazla korku duygusu olarak kişiye geri dönmektedir. Kişi organlarındaki zayıflama sonucunda daha çok korku hissedebilmektedir. Bir şeyi dert etmek, takıntı yapmak ise en çok mide-bağırsak sistemini vuruyor. Dalgınlık, aşırı düşünce, zihinsel çalışma, kaygı, endişe gibi duygular da direkt dalağı etkilemektedir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÖTÜ DUYGULARDAN UZAK DURUN</span><br />
<br />
Sağlıklı beslenerek, spor yaparak kendinize iyi baktığınız gibi iyi duygular taşıyarak da sağlığınızı korumalısınız. Mümkün olduğunca stresten, korku, endişe vb. duygulardan uzak durarak, bir sorunu takıntı haline getirmeyerek hastalık ve rahatsızlıkları kendinizden uzak tutabilirsiniz. Hissedilen duyguların aşırılığı ve yoğunluğundan organların olumsuz etkilendiğini, bunun sonucunda oluşan fiziksel işlev bozukluklarının da yine kişilere olumsuz düşünce olarak geri döndüğünü ve tamamen sağlıksız bir döngü içine girilmiş olacağını unutmayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Posta</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öfke Karaciğeri, Kırgınlık Kalbi Vuruyor</span><br />
<br />
Hastalıkların temelinde yatan nedenler çoğunlukla beslenme, düzensiz yaşam gibi faktörler olarak bilinse de aşırı olumsuz duygu ve düşünceler de organları yorarak hastalıklara davetiye çıkarabiliyor. Bunların başında da öfke ve kırgınlık geliyor<br />
<br />
Duygular sadece saklandıkları zihinde değil iç organlarda da önemli hasarlara neden olabiliyor. Hatta en güzel duygulardan biri olan neşenin aşırısı bile kalbi yorabiliyor. Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, duyguların organlar üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.<br />
<br />
Aşırı öfkenin karaciğere zarar verdiğine dikkat çeken Kavaklı, olumsuz duyguların hastalık yaratmasındaki sebebin, stres hormonlarının artarak organların işlevlerini kaybetmesi olduğunu söyledi.<br />
<br />
Kronik hastalıkların temelinde öfke, üzüntü gibi olumsuz duygular yatabildiğine değinen Kavaklı, duyguların organlar üzerindeaki etkileri hakkında şunları aktardı:<br />
<br />
Aşırı alkol kullanımı, bilinçsiz ilaç kullanımı nasıl karaciğeri tahrip edebiliyorsa aşırı öfke ve kızgınlık gibi duygular da karaciğere zarar verebilmektedir. Aşırı öfke durumlarında mide bulantısı, kramplar, baş ağrıları görülebilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PANİK, NEFRET VE KIRGINLIK KALBİ YORAR</span><br />
<br />
Güzel duyguların organları etkileyerek işleyişine katkıda bulunduğu kötü duyguların da işleyişini negatif yönde etkilediği bilinmektedir. Aşırı panik, nefret, kırgınlık, neşe gibi duygular kalp ritmini etkilemektedir. Kaygı ve stres anında kalp ritmi de artar ve vücuda daha fazla kan pompalanmaya başlanır. Neşeli olmak gayet güzeldir ve bu duygu normal şartlarda insana son derece faydalıdır. Kan dolaşımının düzgün olmasını da sağlar; ancak bu duygunun aşırı olması durumunda kalp de zarar görebilmektedir. Bunun sebebi, yine yukarıda söylediğimiz stres hormonlarının kanda artmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜZÜNTÜ VEREME NEDEN OLABİLİR</span><br />
<br />
Üzüntü ve keder gibi olumsuz duygular akciğerin işlevlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Yaşanan üzüntünün sürekliliği akciğeri etkileyerek göğüste baskı, ağırlık hissedilmesine yol açabilir, hatta depresyona kadar sürükleyebilmektedir. Bunun için depresyona giren kişilere açık hava yürüyüşleri, derin nefes almaları önerilir. Üzüntülü olduğunuz zamanlarda açık havaya çıkın ve birkaç kez derin derin nefes alın. Bu hem psikolojinizin hem de akciğerlerinizin rahatlamasını sağlayacaktır. Aşırı üzüntü ayrıca bağışıklık sistemini de zayıflatabilmektedir. Eskiden kullanılan üzüntüden verem oldu gibi bir tabirin de aslında bu anlamda gerçek bir mantığa yattığını söylenebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DERT VARSA MİDE PROBLEMLERİ DE VARDIR</span><br />
<br />
Organlara olumsuz etki eden duygulardan biri de korkudur. Aşırı korku, böbrekler üzerinde büzülme etkisi yaratarak işleyişini etkiler. Böbreklerin işleyişindeki bir olumsuzluk ise yine daha fazla korku duygusu olarak kişiye geri dönmektedir. Kişi organlarındaki zayıflama sonucunda daha çok korku hissedebilmektedir. Bir şeyi dert etmek, takıntı yapmak ise en çok mide-bağırsak sistemini vuruyor. Dalgınlık, aşırı düşünce, zihinsel çalışma, kaygı, endişe gibi duygular da direkt dalağı etkilemektedir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÖTÜ DUYGULARDAN UZAK DURUN</span><br />
<br />
Sağlıklı beslenerek, spor yaparak kendinize iyi baktığınız gibi iyi duygular taşıyarak da sağlığınızı korumalısınız. Mümkün olduğunca stresten, korku, endişe vb. duygulardan uzak durarak, bir sorunu takıntı haline getirmeyerek hastalık ve rahatsızlıkları kendinizden uzak tutabilirsiniz. Hissedilen duyguların aşırılığı ve yoğunluğundan organların olumsuz etkilendiğini, bunun sonucunda oluşan fiziksel işlev bozukluklarının da yine kişilere olumsuz düşünce olarak geri döndüğünü ve tamamen sağlıksız bir döngü içine girilmiş olacağını unutmayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Posta</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cennet Hurması Nasıl Tüketilmemeli?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-cennet-hurmasi-nasil-tuketilmemeli.html</link>
			<pubDate>Sat, 30 Dec 2023 16:29:30 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=28">Joker’s Grin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-cennet-hurmasi-nasil-tuketilmemeli.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cennet Hurması Nasıl Tüketilmemeli?</span><br />
<br />
<img src="https://scontent-fra3-2.xx.fbcdn.net/v/t1.6435-9/125489628_130492292167284_92822993674687131_n.jpg?_nc_cat=104&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=9a8829&amp;_nc_ohc=0hN1yC57mvgAX8eI5Fz&amp;_nc_ht=scontent-fra3-2.xx&amp;oh=00_AfBX4iyBJKxN0u7MwsHsAEhKnni7KmaGFYe9WTUhydVTgg&amp;oe=65B7C1D7" loading="lazy"  alt="[Resim: 125489628_130492292167284_92822993674687...e=65B7C1D7]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
Trabzon hurması olarak da bilinen cennet hurması, mevsiminde doğru tüketildiğinde sağlığa müthiş yararlar sağlıyor. Peki, yanlış tükettiğinizde olabilecekleri biliyor musunuz?<br />
<br />
Havalar soğudu, turuncu güzellik tezgahlarda yerini aldı.<br />
<br />
Cennet hurması, hem üreteni hem tüketeni mutlu ediyor.<br />
<br />
Bu hurma çeşitli vitaminler (C vitamini gibi), mineraller (demir, fosfor, çinko gibi), lif ve antioksidanlar açısından zengindir. Bu nedenle, sağlığa çeşitli potansiyel faydaları olan bir besin kaynağı olarak değerlendirilir.<br />
<br />
Kanseri dahi gerilettiği bilinen cennet hurması, lezzetiyle de beğeniliyor.<br />
<br />
Olgunlaşmış hali tüketilen cennet hurması, bilinçsizce yenildiğinde sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor.<br />
<br />
İşte tüketmemeniz gereken cennet hurması<br />
<br />
Mideye zarar<br />
<br />
Olgunlaşmamış Trabzon hurması yüksek şeker içeriğiyle sağlığı tehdit eder.<br />
<br />
Trabzon hurmasının yanı sıra, domates ve portakal gibi asidik özelliğe sahip gıdaların aç karna tüketilmesi önerilmez. Bu durum, özellikle reflü ve gastrit gibi rahatsızlıkları olanlar için önemlidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cennet Hurması Nasıl Tüketilmemeli?</span><br />
<br />
<img src="https://scontent-fra3-2.xx.fbcdn.net/v/t1.6435-9/125489628_130492292167284_92822993674687131_n.jpg?_nc_cat=104&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=9a8829&amp;_nc_ohc=0hN1yC57mvgAX8eI5Fz&amp;_nc_ht=scontent-fra3-2.xx&amp;oh=00_AfBX4iyBJKxN0u7MwsHsAEhKnni7KmaGFYe9WTUhydVTgg&amp;oe=65B7C1D7" loading="lazy"  alt="[Resim: 125489628_130492292167284_92822993674687...e=65B7C1D7]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
Trabzon hurması olarak da bilinen cennet hurması, mevsiminde doğru tüketildiğinde sağlığa müthiş yararlar sağlıyor. Peki, yanlış tükettiğinizde olabilecekleri biliyor musunuz?<br />
<br />
Havalar soğudu, turuncu güzellik tezgahlarda yerini aldı.<br />
<br />
Cennet hurması, hem üreteni hem tüketeni mutlu ediyor.<br />
<br />
Bu hurma çeşitli vitaminler (C vitamini gibi), mineraller (demir, fosfor, çinko gibi), lif ve antioksidanlar açısından zengindir. Bu nedenle, sağlığa çeşitli potansiyel faydaları olan bir besin kaynağı olarak değerlendirilir.<br />
<br />
Kanseri dahi gerilettiği bilinen cennet hurması, lezzetiyle de beğeniliyor.<br />
<br />
Olgunlaşmış hali tüketilen cennet hurması, bilinçsizce yenildiğinde sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor.<br />
<br />
İşte tüketmemeniz gereken cennet hurması<br />
<br />
Mideye zarar<br />
<br />
Olgunlaşmamış Trabzon hurması yüksek şeker içeriğiyle sağlığı tehdit eder.<br />
<br />
Trabzon hurmasının yanı sıra, domates ve portakal gibi asidik özelliğe sahip gıdaların aç karna tüketilmesi önerilmez. Bu durum, özellikle reflü ve gastrit gibi rahatsızlıkları olanlar için önemlidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KİLO VERMEYE YARDIMCI BESİNLER]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kilo-vermeye-yardimci-besinler.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 07:43:26 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=271">SteLLase</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kilo-vermeye-yardimci-besinler.html</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://i.pinimg.com/736x/87/5b/f5/875bf59b47b0107e52f12afffd47817f.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 875bf59b47b0107e52f12afffd47817f.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://i.pinimg.com/736x/87/5b/f5/875bf59b47b0107e52f12afffd47817f.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 875bf59b47b0107e52f12afffd47817f.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Egzama Belirtileri Ve Nedenleri]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-egzama-belirtileri-ve-nedenleri.html</link>
			<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 18:11:30 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-egzama-belirtileri-ve-nedenleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egzama Belirtileri ve Nedenleri</span><br />
<img src="https://icdn.tgrthaber.com.tr/images/ckfiles/images/egzama-belirtileri.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: egzama-belirtileri.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Be</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">lirtileri</span><br />
Egzama ciltte iltihaplanmaya kadar varabilen bir cilt hastalığıdır. Kaşıntı, pullanma, ciltte aşırı kuruluk belirtileri arasındadır. Vücutta pek çok bölgede görülen egzamanın görüldüğü yerler arasında ayaklar da yer alır. Ayak egzaması hem reçeteli hem reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilmektedir. Egzama tamamen ortadan kalkan bir hastalık olmamasına rağmen belirtileri hafifletilebilir ve yavaşlatılabilir. İlaçlar ve bitkisel tedaviler düzenli kullanıldığında ayak egzamasının yatışmasına yardımcı olur. Ayaktaki egzamalı bölgeler kükürtlü sabunlarla yıkanmalı, özellikle egzamalı bölgeye kesinlikle kimyasal maddeler tem için öncelikle cildiye doktoruna gidilmelidir, iltihaplı bir egzama ise doktorunuz antibiyotik tedavisi uygulayacaktır. Kortizonlu kremler ise antibiyotik tedavisinin haricinde kullanılabilecek bir merhem tedavisidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nedenleri</span><br />
Ayakta oluşan egzamaya, vücuttan atılması gereken ancak atılamayan toksinler neden olmaktadır. Ayrıca toksine neden olan etkenler ortadan kaldırılmalı, kabız kalınmamalı, ayaklar havalandırılmalı, çoraplar sık sık değiştirilmeli, yünlü yerine pamuklu çoraplar tercih edilmeli, çorapların yıkanması kaynatılarak yapılmalıdır. Karaciğer toksinlerden arındırılmalı, ayaktaki egzamalı bölgenin düzenli olarak temizliği yapılmalıdır. Ayaktaki egzamalı bölge temizlendikten sonra nemlendirici kremler sürekli kullanılmalıdır. Ayaktaki egzamalı bölgeyi kaşımamak gereklidir. Hastalığın seviyesine göre ayaktaki yaralı bölgelerden akıntı şeklinde su gelebilir. Ayak temiz tutulursa ve çoraplar sık değiştirilirse enfeksiyon kapma riski azalır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egzama;</span> kuruma, kaşıntı, pul pul dökülmeye neden olan bir cilt hastalığıdır. Ciltte iltihaplanmaya neden olur. Her yaştan insanın yakalanabileceği bir hastalıktır. Egzamanın en sık görüldüğü bölgelerden biri ayaklardır. Doktora muayene olup yazılan reçetelerin yanında evde uygulanabilecek yöntemlerle de oluşan kaşıntı ve kızarıklıklardan kurtulmak mümkündür. Ancak egzamanın kesin bir tedavisi yoktur. Kirli hava, sigara dumanı ve strese maruz kalındığında egzama etkileri yoğunlaşır. Bu etkileri azaltmak maksadıyla çeşitli yöntemler uygulanabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egzama Belirtileri ve Nedenleri</span><br />
<img src="https://icdn.tgrthaber.com.tr/images/ckfiles/images/egzama-belirtileri.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: egzama-belirtileri.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Be</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">lirtileri</span><br />
Egzama ciltte iltihaplanmaya kadar varabilen bir cilt hastalığıdır. Kaşıntı, pullanma, ciltte aşırı kuruluk belirtileri arasındadır. Vücutta pek çok bölgede görülen egzamanın görüldüğü yerler arasında ayaklar da yer alır. Ayak egzaması hem reçeteli hem reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilmektedir. Egzama tamamen ortadan kalkan bir hastalık olmamasına rağmen belirtileri hafifletilebilir ve yavaşlatılabilir. İlaçlar ve bitkisel tedaviler düzenli kullanıldığında ayak egzamasının yatışmasına yardımcı olur. Ayaktaki egzamalı bölgeler kükürtlü sabunlarla yıkanmalı, özellikle egzamalı bölgeye kesinlikle kimyasal maddeler tem için öncelikle cildiye doktoruna gidilmelidir, iltihaplı bir egzama ise doktorunuz antibiyotik tedavisi uygulayacaktır. Kortizonlu kremler ise antibiyotik tedavisinin haricinde kullanılabilecek bir merhem tedavisidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nedenleri</span><br />
Ayakta oluşan egzamaya, vücuttan atılması gereken ancak atılamayan toksinler neden olmaktadır. Ayrıca toksine neden olan etkenler ortadan kaldırılmalı, kabız kalınmamalı, ayaklar havalandırılmalı, çoraplar sık sık değiştirilmeli, yünlü yerine pamuklu çoraplar tercih edilmeli, çorapların yıkanması kaynatılarak yapılmalıdır. Karaciğer toksinlerden arındırılmalı, ayaktaki egzamalı bölgenin düzenli olarak temizliği yapılmalıdır. Ayaktaki egzamalı bölge temizlendikten sonra nemlendirici kremler sürekli kullanılmalıdır. Ayaktaki egzamalı bölgeyi kaşımamak gereklidir. Hastalığın seviyesine göre ayaktaki yaralı bölgelerden akıntı şeklinde su gelebilir. Ayak temiz tutulursa ve çoraplar sık değiştirilirse enfeksiyon kapma riski azalır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egzama;</span> kuruma, kaşıntı, pul pul dökülmeye neden olan bir cilt hastalığıdır. Ciltte iltihaplanmaya neden olur. Her yaştan insanın yakalanabileceği bir hastalıktır. Egzamanın en sık görüldüğü bölgelerden biri ayaklardır. Doktora muayene olup yazılan reçetelerin yanında evde uygulanabilecek yöntemlerle de oluşan kaşıntı ve kızarıklıklardan kurtulmak mümkündür. Ancak egzamanın kesin bir tedavisi yoktur. Kirli hava, sigara dumanı ve strese maruz kalındığında egzama etkileri yoğunlaşır. Bu etkileri azaltmak maksadıyla çeşitli yöntemler uygulanabilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vücuttaki Yağları Parçalıyor 1 Fincan Içen Zayıflıyor]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-vucuttaki-yaglari-parcaliyor-1-fincan-icen-zayifliyor.html</link>
			<pubDate>Wed, 07 Jun 2023 18:42:39 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=271">SteLLase</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-vucuttaki-yaglari-parcaliyor-1-fincan-icen-zayifliyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Fazla kilolarınızdan kurtulmak için mutlaka beslenmenize dikkat etmeniz ve düzenli olarak egzersiz yapmanız gerekiyor. Ancak diyet listenize ekleyeceğiniz bazı bitki çayları ile kilo verme sürecinizi hızlandırabilirsiniz.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kilo vermek için vücudunuza uygun bir diyet programını uygulamanız gerekir. Ayrıca düzenli olarak egzersiz yaparak kalori harcamanız ve vücudunuzu sıkılaştırmanız önerilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tüm bunların dışında diyet yaparken her gün içeceğiniz 1 fincan bitki çayı ile vücudunuzdaki yağları daha hızlı bir şekilde yakabilirsiniz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bitki çayları tek başına kilo verdirmez ancak diyet listesine ek olarak tüketilen bazı bitki çayları metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekler.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TARÇIN ÇAYI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarçın çayı kan şekerini dengeleme konusunda çok etkilidir. Tarçın çayı bu özelliği ile gün içinde yaşanan tatlı krizlerini engeller.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarçın çayı tok tutucu özelliği sayesinde açlık krizlerinin de önüne geçer ve fazla kalori alımını engeller. Tarçın çayı sindirim sisteminin düzenli çalışmasına da yardımcı olur. Kabızlık ve şişkinliği önler.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZENCEFİL ÇAYI</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Zencefil çayı vücutta biriken iltihabın atılmasını sağlar. Zencefil çayı, metabolizmayı harekete geçirir ve yağ yakımını destekler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Zencefil çayı sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Bağırsak hareketlerini düzenler. Vücutta biriken ödem ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Her gün 1 fincan içen zencefil çayı kilo vermenizi destekler.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MATE ÇAYI</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mate çayı vücut sıcaklığını yükselterek normalden daha fazla kalori yakılmasını sağlıyor. Her gün 1 fincan içilen mate çayı, tokluk hissini artırarak fazla kalori alımını engelliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mate çayının içerisinde kafin oranı yüksektir. Bu özelliği ile de yağ yakımını destekler. Mate çayı ödemin atılmasında da yardımcı olur. Diyet listesine 1 fincan eklenmesi önerilir.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEŞİL ÇAY</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yeşil çay hem E hem de C vitamini kaynağıdır. Yeşil çay zayıflama süreçlerini kolaylaştırır ve sağlık için de çok faydalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yeşil çay metabolizmayı çalıştırarak yağ yakımını destekler. Aynı zamanda cildi de güzelleştirir. Kafeinin sağlıklı versiyonu olarak da anılan yeşil çay, yağ yakımını hızlandırarak kilo vermeye yardımcı oluyor. Yeşil çayı diyet yaparken ara öğün olarak tüketebilirsiniz.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Fazla kilolarınızdan kurtulmak için mutlaka beslenmenize dikkat etmeniz ve düzenli olarak egzersiz yapmanız gerekiyor. Ancak diyet listenize ekleyeceğiniz bazı bitki çayları ile kilo verme sürecinizi hızlandırabilirsiniz.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kilo vermek için vücudunuza uygun bir diyet programını uygulamanız gerekir. Ayrıca düzenli olarak egzersiz yaparak kalori harcamanız ve vücudunuzu sıkılaştırmanız önerilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tüm bunların dışında diyet yaparken her gün içeceğiniz 1 fincan bitki çayı ile vücudunuzdaki yağları daha hızlı bir şekilde yakabilirsiniz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bitki çayları tek başına kilo verdirmez ancak diyet listesine ek olarak tüketilen bazı bitki çayları metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekler.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TARÇIN ÇAYI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarçın çayı kan şekerini dengeleme konusunda çok etkilidir. Tarçın çayı bu özelliği ile gün içinde yaşanan tatlı krizlerini engeller.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarçın çayı tok tutucu özelliği sayesinde açlık krizlerinin de önüne geçer ve fazla kalori alımını engeller. Tarçın çayı sindirim sisteminin düzenli çalışmasına da yardımcı olur. Kabızlık ve şişkinliği önler.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZENCEFİL ÇAYI</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Zencefil çayı vücutta biriken iltihabın atılmasını sağlar. Zencefil çayı, metabolizmayı harekete geçirir ve yağ yakımını destekler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Zencefil çayı sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Bağırsak hareketlerini düzenler. Vücutta biriken ödem ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Her gün 1 fincan içen zencefil çayı kilo vermenizi destekler.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MATE ÇAYI</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mate çayı vücut sıcaklığını yükselterek normalden daha fazla kalori yakılmasını sağlıyor. Her gün 1 fincan içilen mate çayı, tokluk hissini artırarak fazla kalori alımını engelliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mate çayının içerisinde kafin oranı yüksektir. Bu özelliği ile de yağ yakımını destekler. Mate çayı ödemin atılmasında da yardımcı olur. Diyet listesine 1 fincan eklenmesi önerilir.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEŞİL ÇAY</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yeşil çay hem E hem de C vitamini kaynağıdır. Yeşil çay zayıflama süreçlerini kolaylaştırır ve sağlık için de çok faydalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yeşil çay metabolizmayı çalıştırarak yağ yakımını destekler. Aynı zamanda cildi de güzelleştirir. Kafeinin sağlıklı versiyonu olarak da anılan yeşil çay, yağ yakımını hızlandırarak kilo vermeye yardımcı oluyor. Yeşil çayı diyet yaparken ara öğün olarak tüketebilirsiniz.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Deride Kan Toplanması Neden Olur?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-deride-kan-toplanmasi-neden-olur.html</link>
			<pubDate>Sun, 09 Apr 2023 05:40:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=332">Soulfly</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-deride-kan-toplanmasi-neden-olur.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Deri altı kanaması kendini deri içinde kanama ile oluşan kırmızı ve mor renkte döküntüler şeklinde görülmektedir. İç kanamaya kadar sebep olabilen bu durum kişileri hayati tehlikeye kadar ilerleyebilir. Bu nedenle tedavisinin yapılması gerekir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deride Kan Toplanması Neden Olur?</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Trombosit kanın doğru bir şekilde pıhtılaşmasını sağlayarak kan damarlarının bütünlüğünü korumaktadır. Trombosit sayılarının çok düşmesi ciltte kanamalara ve morluklara neden olabilir. Kişilerin yaşının ilerlemesi ile birlikte daha belirgin şekilde görülmektedir. Kan toplanması vücutta herhangi bir darbe alması sonucunda görülmektedir. Vücudun herhangi bir bölümünde görülebilen bu durum genellikle el ve ayaklarda görülür.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Deri altında kan toplanması bazı sebeplere bağlı olarak görülmektedir. Kan toplanması derma katmanına etki eden yaralanmalar ve alınan darbeler sonucunda görülmektedir. Derinin sıkışması, haşlanması veya yanması, kimyasal madde ve alerjen gibi nedenlerden dolayı kan toplanması meydana gelebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kan toplanmasında doku içerisinde kanama yüzeysel veya derin olabilmektedir. Yüzeysel kan toplanmalarında şişme, renkte değişim ve ağrı gibi durumlar görülür. Derin kan toplanmasında ise geç renk değişimi, şişme ve bölgesel ağılar görülür.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #c14700;" class="mycode_color">Deride Kan Toplanması Nasıl Geçer?</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Deri altında görülen iç kanama sebep olduğu sağlık problemlerinin yanı sıra görüntü olarak da kişileri rahatsız etmektedir. Deri altı kan toplanması durumunda kişilerin yapması gereken bazı şeyler bulunmalıdır. Fakat ilk önce mutlaka bir doktora görülmesi ve tedavi sürecinin başlaması gerekmektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kan toplanması ile oluşan kabarcıkların patlatılması enfeksiyon riskine neden olabilmektedir. Eğer kan toplanan bölge soyulur ve içerisindeki sıvı akıtılırsa sıvı temizlenir ve ardından bu bölgeye sık sık anti bakteriyel sabun ile yıkanmalıdır. Kan toplanma bölgesi genellikle temiz tutulduğu taktirde kendisi geçebilmektedir. Kan toplanma durumunda şu tedaviler uygulanabilir:</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Elastiki bandaj uygulaması</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Yerel soğuk uygulama</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Bazen hematomun boşaltılması</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Antienflamatuar ilaçlar</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Geç devrede fizik tedavi</span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deride Kan Toplanması İçin Ne Yapılmalıdır?</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kan toplanması genellikle evde tedavi edilebilen bir sağlık sorunu olsa da zaman zaman profesyonel bir yardım almak gerekmektedir. Kan birikmesi tırnak altındaki alanın %25'inden fazla ise mutlaka doktor başvurulması gerekir. Ayrıca şiddetli bir ağrı veya dokunulduğunda acı bir his var ise tehlikeli olabilmekte ve mutlaka hastaneye gidilmesi gerekir. Deride kan toplanması durumunda evde yapılması gereken bazı yöntemler de bulunmaktadır. Bu uygulamalar şunlardır:</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Kan toplanması oluşur oluşmaz hemen buz kompresi yapılmalıdır. Bu hem şişliği hem de acıyı azaltmaktadır. Bu uygulama deri altındaki kanamaları azaltmaktadır. Buz uygulaması yapılırken buzun doğrudan cilde direkt değdirmemeye dikkat etmek gerekir. Aksi halde cilt aşırı soğuktan yanabilir ve tahriş olabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Kan toplanmasını engellemenin diğer bir yolu da bölgesinin yüksekte tutulmasıdır. Kan toplanmasını engellemek için yaralanan veya darbe alan bölgenin yüksekte tutulması durumunda kan toplanması engellenebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Kan toplanması sonucunda yaralanan bölgenin enfeksiyon kapma ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle ellerin sürekli temiz tutulması ve eller yıkanmadan o bölgeye dokunulmaması gerekir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Aloe vera suyu şişliği ve ağrıyı önlemede etkilidir. Kan toplanmasından dolayı oluşan şişlikleri aza indirmek için bölgeye aleo vera suyu veya jeli uygulanmalıdır. Ayrıca aleo veranın diğer bir özelliği de anti enflamatuar olmasıdır. Yani o bölgenin enfeksiyon kapmasını önlemektedir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Deri altı kanaması kendini deri içinde kanama ile oluşan kırmızı ve mor renkte döküntüler şeklinde görülmektedir. İç kanamaya kadar sebep olabilen bu durum kişileri hayati tehlikeye kadar ilerleyebilir. Bu nedenle tedavisinin yapılması gerekir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deride Kan Toplanması Neden Olur?</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Trombosit kanın doğru bir şekilde pıhtılaşmasını sağlayarak kan damarlarının bütünlüğünü korumaktadır. Trombosit sayılarının çok düşmesi ciltte kanamalara ve morluklara neden olabilir. Kişilerin yaşının ilerlemesi ile birlikte daha belirgin şekilde görülmektedir. Kan toplanması vücutta herhangi bir darbe alması sonucunda görülmektedir. Vücudun herhangi bir bölümünde görülebilen bu durum genellikle el ve ayaklarda görülür.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Deri altında kan toplanması bazı sebeplere bağlı olarak görülmektedir. Kan toplanması derma katmanına etki eden yaralanmalar ve alınan darbeler sonucunda görülmektedir. Derinin sıkışması, haşlanması veya yanması, kimyasal madde ve alerjen gibi nedenlerden dolayı kan toplanması meydana gelebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kan toplanmasında doku içerisinde kanama yüzeysel veya derin olabilmektedir. Yüzeysel kan toplanmalarında şişme, renkte değişim ve ağrı gibi durumlar görülür. Derin kan toplanmasında ise geç renk değişimi, şişme ve bölgesel ağılar görülür.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #c14700;" class="mycode_color">Deride Kan Toplanması Nasıl Geçer?</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Deri altında görülen iç kanama sebep olduğu sağlık problemlerinin yanı sıra görüntü olarak da kişileri rahatsız etmektedir. Deri altı kan toplanması durumunda kişilerin yapması gereken bazı şeyler bulunmalıdır. Fakat ilk önce mutlaka bir doktora görülmesi ve tedavi sürecinin başlaması gerekmektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kan toplanması ile oluşan kabarcıkların patlatılması enfeksiyon riskine neden olabilmektedir. Eğer kan toplanan bölge soyulur ve içerisindeki sıvı akıtılırsa sıvı temizlenir ve ardından bu bölgeye sık sık anti bakteriyel sabun ile yıkanmalıdır. Kan toplanma bölgesi genellikle temiz tutulduğu taktirde kendisi geçebilmektedir. Kan toplanma durumunda şu tedaviler uygulanabilir:</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Elastiki bandaj uygulaması</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Yerel soğuk uygulama</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Bazen hematomun boşaltılması</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Antienflamatuar ilaçlar</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Geç devrede fizik tedavi</span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deride Kan Toplanması İçin Ne Yapılmalıdır?</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Kan toplanması genellikle evde tedavi edilebilen bir sağlık sorunu olsa da zaman zaman profesyonel bir yardım almak gerekmektedir. Kan birikmesi tırnak altındaki alanın %25'inden fazla ise mutlaka doktor başvurulması gerekir. Ayrıca şiddetli bir ağrı veya dokunulduğunda acı bir his var ise tehlikeli olabilmekte ve mutlaka hastaneye gidilmesi gerekir. Deride kan toplanması durumunda evde yapılması gereken bazı yöntemler de bulunmaktadır. Bu uygulamalar şunlardır:</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Kan toplanması oluşur oluşmaz hemen buz kompresi yapılmalıdır. Bu hem şişliği hem de acıyı azaltmaktadır. Bu uygulama deri altındaki kanamaları azaltmaktadır. Buz uygulaması yapılırken buzun doğrudan cilde direkt değdirmemeye dikkat etmek gerekir. Aksi halde cilt aşırı soğuktan yanabilir ve tahriş olabilir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Kan toplanmasını engellemenin diğer bir yolu da bölgesinin yüksekte tutulmasıdır. Kan toplanmasını engellemek için yaralanan veya darbe alan bölgenin yüksekte tutulması durumunda kan toplanması engellenebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Kan toplanması sonucunda yaralanan bölgenin enfeksiyon kapma ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle ellerin sürekli temiz tutulması ve eller yıkanmadan o bölgeye dokunulmaması gerekir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">- Aloe vera suyu şişliği ve ağrıyı önlemede etkilidir. Kan toplanmasından dolayı oluşan şişlikleri aza indirmek için bölgeye aleo vera suyu veya jeli uygulanmalıdır. Ayrıca aleo veranın diğer bir özelliği de anti enflamatuar olmasıdır. Yani o bölgenin enfeksiyon kapmasını önlemektedir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sırt Ağrıları Ve Tedavisi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-sirt-agrilari-ve-tedavisi.html</link>
			<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 15:21:43 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=214">Mango</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-sirt-agrilari-ve-tedavisi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrısı Nedir? </span><br />
<br />
Sırt bölgesi, baş bölgesi altından başlayıp bele kadar uzanan ve omurganın iki yanında bulunan alanı kapsamaktadır. Bu bölgede derin ve yüzeyel kas grupları bulunmaktadır. Bu bölgedeki kaslarda meydana gelebilecek spazm, aşırı zorlanma ve inflamasyon,  sırt ağrılarının en sık nedenlerini oluşturmaktadır. Sırt ağrıları sıkılıkla kas incinmesi gibi mekanik nedenlerden dolayı  ortaya çıksa da kamburluk, sırt omurga fıtığı,kireçlenme(artroz),ankilozan spondilit,mikrobik omurga hastalıklarına (tüberküloz,bruselloz  gibi) bağlı olarak da oluşabilir. <br />
<br />
Ayrıca kalp, akciğer, safra kesesi, pankreas, mide ve oniki parmak barsağı  ülserleri gibi organ ağrıları da yansıma yoluyla sırt ağrılarına neden olabilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrısının Nedenleri Nelerdir? </span><br />
<br />
Özellikle masa başı çalışanlarda daha sık görülen sırt ağrısı, genellikle kötü duruş sonucu oluşmaktadır. Bunun dışında birçok duruş bozukluğunda da sırt ağrıları meydana gelebilir. <br />
<ul class="mycode_list"><li>Kamburluk, yanlış oturma,uzun süreli yürüme, <br />
</li>
<li>Rahatsız bir zeminde uyumak,<br />
</li>
<li>Uzun süre eğilmek veya ayakta durmak, <br />
</li>
<li>Aşırı gerilim ve korku gibi pisişik nedenler,<br />
</li>
<li>Skolyoz vb. gibi omurga bozuklukları,<br />
</li>
<li>Osteoporoz gibi dejenaratif hastalıklar, <br />
</li>
<li>Fibromiyalji ,<br />
</li>
<li>Boyun fıtığı, <br />
</li>
<li>Egzersiz yapmama, uzun süre hareketsizlik, sedanter yaşam, <br />
</li>
<li>Uyku bozuklukları, <br />
</li>
<li>Yaralanmalar (trafik kazaları vb.), <br />
</li>
<li>Tümörler, <br />
</li>
<li>Yansıyan ağrılar, (özellikle kalp, safra kesesi, akciğer, mide hastalıkları)<br />
</li>
<li>Sırt fıtığı. <br />
</li>
</ul>
<br />
Sırt ağrısı genellikle kas sinir sistemi kökenli olsa da, gece uykudan uyandıracak kadar şiddetli ağrılarda, romatizma ve kalp hastalıkları, kürek kemiğine vuran ağrılarda ise kalp krizi gibi nedenler de düşünülmelidir.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrısına Eşlik Eden Belirtiler Nelerdir?  </span><br />
Başlıca belirtisi ağrıdır. Ancak bazı durumlara dikkat edilmesi gerekebilir. Ağrıyla birlikte ağrıya eşlik eden gece terlemesi, kilo kaybı, ağrının seyrinde sürekli artma, ağrının bir aydan daha uzun sürmesi, ele kitle gelmesi vb. gibi belirtilerin gözlenmesi durumunda,  ilgili dal doktorlarından konsültasyon istenmelidir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrısı Nasıl Teşhis Edilir? </span><br />
<br />
Hastanın klinik hikayesi alınmalı, fizik ve nörolojik muayenesi yapılmalıdır. Bunların yanı sıra sistemik rahatsızlıkların ayırt edilebilmesi için bazı laboratuar testleri gerekli olabilir. Asıl şikayete yönelik olarak MR, düz röntgen filmleri gibi radyolojik yöntemler kullanılmalı, gerek olan hastalarda EMG yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrıaında Tedavi Nasıl Olmalıdır?</span><br />
<br />
Öncelikle sırt ağrısının nedeni belirlenmelidir. Bunun için yapılan testlerle ayırıcı tanıya gidilmeli neden kesinleştikten sonra da ona uygun tedavi programları planlanmalıdır. Şayet problem omurga ve kas gruplarından kaynaklanıyorsa; <br />
<ul class="mycode_list"><li>Masa başı çalışanlarının risk altında olduğu unutulmamalıdır. Bilgisayar başında çalışılıyorsa ''ofis ergonomisi'' denen önlemler alınmalıdır. Sırtı yüksek, bel boşluğunu dolduran sandalyeler tercih edilmeli, bilgisayar ekranı göz hizasında olmalıdır. 1.5 – 2 saatte bir oturulan yerden kalkılmalı, aktif dinlenme denilen yürüme, baş boyun hareketleri gibi fiziksel aktiviteler yapılmalı,<br />
</li>
<li>Aşırı kilolardan kurtulmalı, stresten kaçınılmalı, <br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li>Spor ve egzersiz yapılmalıdır.  Fizik kapasitenizin düşük olması sırt ve karın kaslarının zayıflamasına neden olacak ,bu durum da, kişiyi sırt ve bel ağrıları için en büyük aday haline getirecektir. Egzersizler haftada 3-4 gün ve düzenli olacak şekilde uygulanmalı,<br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li>Bilgisayar, tablet kullanırken duruşa dikkat edilmeli, <br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li>Ağır kaldırırken uyulması gereken kurallara uyulmalı, <br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li>Fizik tedavi uzmanına müracaat ederek egzersiz uygulaması için yardım istenmeli,<br />
</li>
<li>Ağrılı durumlarda ağrı kesici ve kas gevşeticiler kullanılmalı, gerek görüldüğünde ise ağrılı noktalara enjeksiyon  yapılmalı,<br />
</li>
<li>İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda ise fizik tedavi, nöralterapi, masaj gibi yöntemlerde denenmelidir.<br />
</li>
</ul>
Hamilelikte sırt ağrısı genellikle 2. Trimesterdan itibaren başlamakta ve göbeğin büyüyerek, ağırlık merkezinin öne doğru kayması nedeniyle oluşmaktadır. İlerleyen dönemlerde hamilelerde bel ağrıları da meydana gelebilmektedir. Hamilelik döneminde özellikle duruş ve postür kurallarına uyulması koruyucu amaçlı faydalı olacaktır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrısı Nedir? </span><br />
<br />
Sırt bölgesi, baş bölgesi altından başlayıp bele kadar uzanan ve omurganın iki yanında bulunan alanı kapsamaktadır. Bu bölgede derin ve yüzeyel kas grupları bulunmaktadır. Bu bölgedeki kaslarda meydana gelebilecek spazm, aşırı zorlanma ve inflamasyon,  sırt ağrılarının en sık nedenlerini oluşturmaktadır. Sırt ağrıları sıkılıkla kas incinmesi gibi mekanik nedenlerden dolayı  ortaya çıksa da kamburluk, sırt omurga fıtığı,kireçlenme(artroz),ankilozan spondilit,mikrobik omurga hastalıklarına (tüberküloz,bruselloz  gibi) bağlı olarak da oluşabilir. <br />
<br />
Ayrıca kalp, akciğer, safra kesesi, pankreas, mide ve oniki parmak barsağı  ülserleri gibi organ ağrıları da yansıma yoluyla sırt ağrılarına neden olabilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrısının Nedenleri Nelerdir? </span><br />
<br />
Özellikle masa başı çalışanlarda daha sık görülen sırt ağrısı, genellikle kötü duruş sonucu oluşmaktadır. Bunun dışında birçok duruş bozukluğunda da sırt ağrıları meydana gelebilir. <br />
<ul class="mycode_list"><li>Kamburluk, yanlış oturma,uzun süreli yürüme, <br />
</li>
<li>Rahatsız bir zeminde uyumak,<br />
</li>
<li>Uzun süre eğilmek veya ayakta durmak, <br />
</li>
<li>Aşırı gerilim ve korku gibi pisişik nedenler,<br />
</li>
<li>Skolyoz vb. gibi omurga bozuklukları,<br />
</li>
<li>Osteoporoz gibi dejenaratif hastalıklar, <br />
</li>
<li>Fibromiyalji ,<br />
</li>
<li>Boyun fıtığı, <br />
</li>
<li>Egzersiz yapmama, uzun süre hareketsizlik, sedanter yaşam, <br />
</li>
<li>Uyku bozuklukları, <br />
</li>
<li>Yaralanmalar (trafik kazaları vb.), <br />
</li>
<li>Tümörler, <br />
</li>
<li>Yansıyan ağrılar, (özellikle kalp, safra kesesi, akciğer, mide hastalıkları)<br />
</li>
<li>Sırt fıtığı. <br />
</li>
</ul>
<br />
Sırt ağrısı genellikle kas sinir sistemi kökenli olsa da, gece uykudan uyandıracak kadar şiddetli ağrılarda, romatizma ve kalp hastalıkları, kürek kemiğine vuran ağrılarda ise kalp krizi gibi nedenler de düşünülmelidir.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrısına Eşlik Eden Belirtiler Nelerdir?  </span><br />
Başlıca belirtisi ağrıdır. Ancak bazı durumlara dikkat edilmesi gerekebilir. Ağrıyla birlikte ağrıya eşlik eden gece terlemesi, kilo kaybı, ağrının seyrinde sürekli artma, ağrının bir aydan daha uzun sürmesi, ele kitle gelmesi vb. gibi belirtilerin gözlenmesi durumunda,  ilgili dal doktorlarından konsültasyon istenmelidir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrısı Nasıl Teşhis Edilir? </span><br />
<br />
Hastanın klinik hikayesi alınmalı, fizik ve nörolojik muayenesi yapılmalıdır. Bunların yanı sıra sistemik rahatsızlıkların ayırt edilebilmesi için bazı laboratuar testleri gerekli olabilir. Asıl şikayete yönelik olarak MR, düz röntgen filmleri gibi radyolojik yöntemler kullanılmalı, gerek olan hastalarda EMG yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sırt Ağrıaında Tedavi Nasıl Olmalıdır?</span><br />
<br />
Öncelikle sırt ağrısının nedeni belirlenmelidir. Bunun için yapılan testlerle ayırıcı tanıya gidilmeli neden kesinleştikten sonra da ona uygun tedavi programları planlanmalıdır. Şayet problem omurga ve kas gruplarından kaynaklanıyorsa; <br />
<ul class="mycode_list"><li>Masa başı çalışanlarının risk altında olduğu unutulmamalıdır. Bilgisayar başında çalışılıyorsa ''ofis ergonomisi'' denen önlemler alınmalıdır. Sırtı yüksek, bel boşluğunu dolduran sandalyeler tercih edilmeli, bilgisayar ekranı göz hizasında olmalıdır. 1.5 – 2 saatte bir oturulan yerden kalkılmalı, aktif dinlenme denilen yürüme, baş boyun hareketleri gibi fiziksel aktiviteler yapılmalı,<br />
</li>
<li>Aşırı kilolardan kurtulmalı, stresten kaçınılmalı, <br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li>Spor ve egzersiz yapılmalıdır.  Fizik kapasitenizin düşük olması sırt ve karın kaslarının zayıflamasına neden olacak ,bu durum da, kişiyi sırt ve bel ağrıları için en büyük aday haline getirecektir. Egzersizler haftada 3-4 gün ve düzenli olacak şekilde uygulanmalı,<br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li>Bilgisayar, tablet kullanırken duruşa dikkat edilmeli, <br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li>Ağır kaldırırken uyulması gereken kurallara uyulmalı, <br />
</li>
</ul>
<ul class="mycode_list"><li>Fizik tedavi uzmanına müracaat ederek egzersiz uygulaması için yardım istenmeli,<br />
</li>
<li>Ağrılı durumlarda ağrı kesici ve kas gevşeticiler kullanılmalı, gerek görüldüğünde ise ağrılı noktalara enjeksiyon  yapılmalı,<br />
</li>
<li>İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda ise fizik tedavi, nöralterapi, masaj gibi yöntemlerde denenmelidir.<br />
</li>
</ul>
Hamilelikte sırt ağrısı genellikle 2. Trimesterdan itibaren başlamakta ve göbeğin büyüyerek, ağırlık merkezinin öne doğru kayması nedeniyle oluşmaktadır. İlerleyen dönemlerde hamilelerde bel ağrıları da meydana gelebilmektedir. Hamilelik döneminde özellikle duruş ve postür kurallarına uyulması koruyucu amaçlı faydalı olacaktır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yürüme Ağrısı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-yurume-agrisi-nedir-nasil-tedavi-edilir.html</link>
			<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 05:10:51 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=3">Engin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-yurume-agrisi-nedir-nasil-tedavi-edilir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Halk arasında yürüme ağrısı olarak adlandırılan, tıptaki adı kladikasyo olan bu sorun, genellikle baldır, kalça, uyluk ve bacak bölgesinde, yürüme sırasında hissedilen yoğun ağrılar şeklinde gerçekleşmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı, en belirgin olarak yürüme sırasında başlamakta, bir süre dinlenilmesi halinde geçmekte, yokuş ya da merdiven çıkılması sırasında şiddetini arttırmaktadır. Yürüme ağrısı, temel olarak bir dolaşım sistemi problemi olmakla birlikte, hayati tehlike oluşturmamakta ancak kişinin hareket alanında kısıtlamalar oluşturabilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısı Nedir?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı yani kladikasyo, bacaklardaki  atar damarların tıkanması halinde, özellikle kişinin yürüme, merdiven çıkma gibi hareketleri sırasında, yoğun ağrı hissi oluşturarak ortaya çıkan durumdur. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Bacak bölgesindeki damarlarda oluşan tıkanıklığın bir sonucu olarak ortaya çıkan yürüme ağrısı, tıkanıklığın gerçekleştiği bölgeye göre değişik şekillerde kendini göstermektedir. Bu doğrultuda, kasık bölgesinin yukarısındaki damarlarda meydana gelen tıkanıklığın bir sonucu olarak uyluk ve baldır çevresinde ortaya çıkan yürüme ağrısı, tıkanıklığın diz bölgesindeki atardamarlarda meydana gelmesiyle birlikte ayak bölgesinde gözlemlenmektedir. İliak ve aorta atardamarlarında tıkanıklık oluşması durumunda, yürüme ağrısı kalça bölgesinde ortaya çıkmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı, damarlarda tıkanıklığın meydana gelmesine bağlı olarak gelişen bir durum olması bakımından da anlaşılacağı üzere, bir dolaşım sistemi problemidir. Ortaya çıktığı andan itibaren hayati tehlike oluşturmayan yürüme ağrısı, zamanla kişinin hareket alanını kısıtlayarak, hayati tehlikeler oluşturabilecek başka durumlara sebep olabilmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Belirtileri Nelerdir?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı ya da diğer adıyla intermittan kladikasyo, belirli bir mesafenin yürünmesi sonucu, genellikle baldır arka kısmında kramp tarzında oluşan bir ağrı ile kendini göstermekte ve yürüme yada hareket durdurulduğunda birkaç dakika içinde ortadan kalkmaktadır. Tipik özelliği her zaman aynı yürüyüş temposunda aynı mesafede ortaya çıkmasıdır. Yavaş yürüyüşte daha uzun mesafelerde gelirken, hızlı yürüyüşte yada bayır çıkarken daha kısa mesafelerde gelebilmektedir. Ağrı geldikten sonra kişi ağrıya rağmen biraz daha yürüyüp, daha sonrada ağrının şiddetin artması ile artık durmak zorunda kalmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının temel nedeni, dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan damar tıkanıklıklarıdır. Ortaya çıkan ağrının diğer ağrılardan, özellikle ilk aşamalarda ayırt edilmesi oldukça zordur. Ancak, ilerleyen süreçlerde ağrısız yürüme mesafesinin düşmesi ve dinlenme ağrısı ortaya çıkması ile belirgin olarak kendini göstermektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Dinlenme ağrısının başladığı ve yürüme mesafesinin azaldığı aşamada tedavi edilememesi durumunda, zamanla ciltte incelmeye sebep olarak, parmak-topuk bölgesinde yaralara ve ilerleyen süreçte ise kangren oluşumuna sebep olabilmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Nedenleri Nelerdir?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı, temel olarak damar kireçlenmesi (ateroskleroz)  sonucu ortaya çıkmaktadır. Özellikle, bacaklardaki damarlarda kireçlenme oluşumuna bağlı olarak, damar çapında ve kan akımında azalma meydana gelmektedir. Damar çapının ve dolayısıyla kan akımının azalmasıyla birlikte, beslenme bozukluğu ve ağrılar oluşmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının diğer nedenlerini şu şekilde sıralayabilmekteyiz;</span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Buerger hastalığı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Fibromuskuler displazi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Akut arter tıkanıklıklarının bir kısmı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Takayasu hastalığı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Popliteal entrapman sendromu</span></span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Risk Faktörleri Nelerdir?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı bir dolaşım sistemi problemidir ve temel olarak dolaşım sistemine zarar veren ve damar kireçlenmesi oluşturan durumlar bu hastalık için risk faktörü oluşturmaktadır. Bunları yani ateroskleroz risk faktörlerini şu şekilde sıralayabilmekteyiz;</span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Genetik</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Şişmanlık</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Hiperhomosisteinemi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Sigara kullanımı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Hiperlipidemi yada kolesterol yüksekliği</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Şeker hastalığı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Bozuk glikoz toleransı</span></span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Tanısı Nasıl Yapılır?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının tanısında genel olarak, nabız değerlendirmesi ve bacağın fiziki muayenesi yeterli olmaktadır. Bununla beraber, Doppler ultrason görüntüleme ve basit bir el Dopper cihazı kullanılarak, ayak bileği/kol basınç indeksinin değerlendirilmesi tanıda önemli veriler sunmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı tanısında, yani damar tıkanıklığını belirlemede manyetik rezonans anjiografi, bilgisayarlı tomografi anjiografisi ve dijital anjiografi kullanılabilmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Tedavisi Nasıl Yapılır?</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının tedavi planlaması, hastanın yaşı, fiziksel sağlığı ve oluşan damar tıkanıklığının geldiği boyut önemli bir etken oluşturmaktadır. Yürüme ağrısı ilk aşamalarda, ilaç, egzersiz ve çeşitli yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Çoğu kez ilk aşamada girişim yada ameliyat yapmadan yürüme ağrısı tedavi edilmeye çalışılır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının tedavisinde, bacaklarda yaralar ve damarlarda kireçlenmeye bağlı tıkanmalar bulunması durumunda yada  ilaç tedavisi ve benzeri yöntemlerle yürüme mesafesindeki artış  yetersiz kalıyorsa , damarların açılması için ameliyat ya da anjiyo gereklilik oluşturabilmektedir. Ağrısız yürüme mesafesi ileri derece azalmış ve hareket alanı oldukça azalmış olan hastalarda, olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması ve daha olumsuz durumların oluşmaması bakımından, damarlar başta balon, stent ve traşlama (aterektomi) gibi anjio ile yapılan tedaviler (endovasküler) ve ameliyatla tedavi edilebilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme Ağrısında Ameliyatsız Tedavisi Mümkün mü?</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı hastalığının tedavisinde, hastanın yaş ve sağlık durumuyla birlikte hastalığın gelmiş olduğu boyut değerlendirilerek uygun tedavi yöntemi belirlenebilmektedir. İlk aşamalardaki yürüme ağrısı hastalığı, dolaşım sisteminde oluşabilecek bozulmaların çeşitli yöntemlerle önlenmesini ve kontrol altına alınmasını mümkün kılmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının ilk aşamasında damar kireçlenmelerine neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması amacıyla uygulanabilecek yöntemleri şu şekilde sıralayabilmekteyiz;</span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Sigara tüketimine son verilmesi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Kolesterol probleminin kontrol altında tutulması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yüksek kan basıncı sonucu ortaya çıkan problemlerin tedavisi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">İdeal kilonun korunması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Şeker hastalığının kontrol altında tutulması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Egzersiz ve yürüyüş programları</span></span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Bu tür ameliyat yada girişimsiz tedavilerle hastaların yürüme mesafesi önemli oranda artar. Elde edilen artış bir çok hasta için tatmin edicidir ve genelde girişim gerekmez. Ancak tedavideki aksamalar ve özellikle egzersiz tedavisindeki kesintiler şikayetlerin tekrar oluşmasına yol açabilir. Bu nedenle yürüme ağrısı yada bacak damar hastalığının tedavisi hayat boyu ciddi bir kesinti olmadan sürdürülmelidir.</span></span><br />
<br />
<div align="right"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="https://www.forumteams.com/yonlendir.php?url=https://www.cuneytkoksoy.com/yurume-agrisi-tedavisi#:~:text=Y%C3%BCr%C3%BCme%20a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1%2C%20temel%20olarak%20damar,kan%20ak%C4%B1m%C4%B1nda%20azalma%20meydana%20gelmektedir." target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.cuneytkoksoy.com</a></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Halk arasında yürüme ağrısı olarak adlandırılan, tıptaki adı kladikasyo olan bu sorun, genellikle baldır, kalça, uyluk ve bacak bölgesinde, yürüme sırasında hissedilen yoğun ağrılar şeklinde gerçekleşmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı, en belirgin olarak yürüme sırasında başlamakta, bir süre dinlenilmesi halinde geçmekte, yokuş ya da merdiven çıkılması sırasında şiddetini arttırmaktadır. Yürüme ağrısı, temel olarak bir dolaşım sistemi problemi olmakla birlikte, hayati tehlike oluşturmamakta ancak kişinin hareket alanında kısıtlamalar oluşturabilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısı Nedir?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı yani kladikasyo, bacaklardaki  atar damarların tıkanması halinde, özellikle kişinin yürüme, merdiven çıkma gibi hareketleri sırasında, yoğun ağrı hissi oluşturarak ortaya çıkan durumdur. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Bacak bölgesindeki damarlarda oluşan tıkanıklığın bir sonucu olarak ortaya çıkan yürüme ağrısı, tıkanıklığın gerçekleştiği bölgeye göre değişik şekillerde kendini göstermektedir. Bu doğrultuda, kasık bölgesinin yukarısındaki damarlarda meydana gelen tıkanıklığın bir sonucu olarak uyluk ve baldır çevresinde ortaya çıkan yürüme ağrısı, tıkanıklığın diz bölgesindeki atardamarlarda meydana gelmesiyle birlikte ayak bölgesinde gözlemlenmektedir. İliak ve aorta atardamarlarında tıkanıklık oluşması durumunda, yürüme ağrısı kalça bölgesinde ortaya çıkmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı, damarlarda tıkanıklığın meydana gelmesine bağlı olarak gelişen bir durum olması bakımından da anlaşılacağı üzere, bir dolaşım sistemi problemidir. Ortaya çıktığı andan itibaren hayati tehlike oluşturmayan yürüme ağrısı, zamanla kişinin hareket alanını kısıtlayarak, hayati tehlikeler oluşturabilecek başka durumlara sebep olabilmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Belirtileri Nelerdir?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı ya da diğer adıyla intermittan kladikasyo, belirli bir mesafenin yürünmesi sonucu, genellikle baldır arka kısmında kramp tarzında oluşan bir ağrı ile kendini göstermekte ve yürüme yada hareket durdurulduğunda birkaç dakika içinde ortadan kalkmaktadır. Tipik özelliği her zaman aynı yürüyüş temposunda aynı mesafede ortaya çıkmasıdır. Yavaş yürüyüşte daha uzun mesafelerde gelirken, hızlı yürüyüşte yada bayır çıkarken daha kısa mesafelerde gelebilmektedir. Ağrı geldikten sonra kişi ağrıya rağmen biraz daha yürüyüp, daha sonrada ağrının şiddetin artması ile artık durmak zorunda kalmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının temel nedeni, dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan damar tıkanıklıklarıdır. Ortaya çıkan ağrının diğer ağrılardan, özellikle ilk aşamalarda ayırt edilmesi oldukça zordur. Ancak, ilerleyen süreçlerde ağrısız yürüme mesafesinin düşmesi ve dinlenme ağrısı ortaya çıkması ile belirgin olarak kendini göstermektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Dinlenme ağrısının başladığı ve yürüme mesafesinin azaldığı aşamada tedavi edilememesi durumunda, zamanla ciltte incelmeye sebep olarak, parmak-topuk bölgesinde yaralara ve ilerleyen süreçte ise kangren oluşumuna sebep olabilmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Nedenleri Nelerdir?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı, temel olarak damar kireçlenmesi (ateroskleroz)  sonucu ortaya çıkmaktadır. Özellikle, bacaklardaki damarlarda kireçlenme oluşumuna bağlı olarak, damar çapında ve kan akımında azalma meydana gelmektedir. Damar çapının ve dolayısıyla kan akımının azalmasıyla birlikte, beslenme bozukluğu ve ağrılar oluşmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının diğer nedenlerini şu şekilde sıralayabilmekteyiz;</span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Buerger hastalığı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Fibromuskuler displazi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Akut arter tıkanıklıklarının bir kısmı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Takayasu hastalığı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Popliteal entrapman sendromu</span></span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Risk Faktörleri Nelerdir?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı bir dolaşım sistemi problemidir ve temel olarak dolaşım sistemine zarar veren ve damar kireçlenmesi oluşturan durumlar bu hastalık için risk faktörü oluşturmaktadır. Bunları yani ateroskleroz risk faktörlerini şu şekilde sıralayabilmekteyiz;</span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Genetik</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Şişmanlık</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Hiperhomosisteinemi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Sigara kullanımı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Hiperlipidemi yada kolesterol yüksekliği</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Şeker hastalığı</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Bozuk glikoz toleransı</span></span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Tanısı Nasıl Yapılır?</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının tanısında genel olarak, nabız değerlendirmesi ve bacağın fiziki muayenesi yeterli olmaktadır. Bununla beraber, Doppler ultrason görüntüleme ve basit bir el Dopper cihazı kullanılarak, ayak bileği/kol basınç indeksinin değerlendirilmesi tanıda önemli veriler sunmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı tanısında, yani damar tıkanıklığını belirlemede manyetik rezonans anjiografi, bilgisayarlı tomografi anjiografisi ve dijital anjiografi kullanılabilmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yürüme Ağrısının Tedavisi Nasıl Yapılır?</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının tedavi planlaması, hastanın yaşı, fiziksel sağlığı ve oluşan damar tıkanıklığının geldiği boyut önemli bir etken oluşturmaktadır. Yürüme ağrısı ilk aşamalarda, ilaç, egzersiz ve çeşitli yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Çoğu kez ilk aşamada girişim yada ameliyat yapmadan yürüme ağrısı tedavi edilmeye çalışılır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının tedavisinde, bacaklarda yaralar ve damarlarda kireçlenmeye bağlı tıkanmalar bulunması durumunda yada  ilaç tedavisi ve benzeri yöntemlerle yürüme mesafesindeki artış  yetersiz kalıyorsa , damarların açılması için ameliyat ya da anjiyo gereklilik oluşturabilmektedir. Ağrısız yürüme mesafesi ileri derece azalmış ve hareket alanı oldukça azalmış olan hastalarda, olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması ve daha olumsuz durumların oluşmaması bakımından, damarlar başta balon, stent ve traşlama (aterektomi) gibi anjio ile yapılan tedaviler (endovasküler) ve ameliyatla tedavi edilebilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme Ağrısında Ameliyatsız Tedavisi Mümkün mü?</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısı hastalığının tedavisinde, hastanın yaş ve sağlık durumuyla birlikte hastalığın gelmiş olduğu boyut değerlendirilerek uygun tedavi yöntemi belirlenebilmektedir. İlk aşamalardaki yürüme ağrısı hastalığı, dolaşım sisteminde oluşabilecek bozulmaların çeşitli yöntemlerle önlenmesini ve kontrol altına alınmasını mümkün kılmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yürüme ağrısının ilk aşamasında damar kireçlenmelerine neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması amacıyla uygulanabilecek yöntemleri şu şekilde sıralayabilmekteyiz;</span></span><br />
<ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Sigara tüketimine son verilmesi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Kolesterol probleminin kontrol altında tutulması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Yüksek kan basıncı sonucu ortaya çıkan problemlerin tedavisi</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">İdeal kilonun korunması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Şeker hastalığının kontrol altında tutulması</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Egzersiz ve yürüyüş programları</span></span><br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Bu tür ameliyat yada girişimsiz tedavilerle hastaların yürüme mesafesi önemli oranda artar. Elde edilen artış bir çok hasta için tatmin edicidir ve genelde girişim gerekmez. Ancak tedavideki aksamalar ve özellikle egzersiz tedavisindeki kesintiler şikayetlerin tekrar oluşmasına yol açabilir. Bu nedenle yürüme ağrısı yada bacak damar hastalığının tedavisi hayat boyu ciddi bir kesinti olmadan sürdürülmelidir.</span></span><br />
<br />
<div align="right"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="https://www.forumteams.com/yonlendir.php?url=https://www.cuneytkoksoy.com/yurume-agrisi-tedavisi#:~:text=Y%C3%BCr%C3%BCme%20a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1%2C%20temel%20olarak%20damar,kan%20ak%C4%B1m%C4%B1nda%20azalma%20meydana%20gelmektedir." target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.cuneytkoksoy.com</a></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>