<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - Siyasetçiler]]></title>
		<link>https://www.forumteams.com/</link>
		<description><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - https://www.forumteams.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 06:17:07 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu Kimdir? Biyografisi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kemal-kilicdaroglu-kimdir-biyografisi.html</link>
			<pubDate>Sun, 24 Oct 2021 16:28:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kemal-kilicdaroglu-kimdir-biyografisi.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://i.imgur.com/9icYrhs.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9icYrhs.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Kemal Kılıçdaroğlu (önceki soyadı: Karabulut, d. 17 Aralık 1948; Ballıca, Nazımiye), Türk siyasetçi, bürokrat ve Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) genel başkanı. 22 Mayıs 2010 tarihinden beri CHP genel başkanlık görevini sürdürmektedir. 2002–2014 yılları arasında yapılan genel seçimlerde İstanbul 2. bölge milletvekili olarak meclise girmiştir. Haziran 2015 ve Kasım 2015 genel seçimleri’nde İzmir 2. bölge milletvekili olarak tekrar meclise girmiştir. Genel başkanlığı döneminde partisi katıldığı her seçimde ikinci parti olmuştur.<br />
<br />
Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden 1971 yılında mezun olan Kılıçdaroğlu, siyasete atılmadan önce 1992–1996 ve 1997–1999 yılları arasında Sosyal Sigortalar Kurumu'nun (SSK) genel müdürlüğünü yapmıştır. 2002 yılında CHP'ye katılmıştır ve ilk defa 2002 Türkiye genel seçimlerinde İstanbul 2. Bölge milletvekili olarak meclise girmiştir. Ardından 2007 Türkiye genel seçimlerinde de CHP milletvekili olarak meclise girmiştir. 2009 Türkiye yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuştur fakat oyların %37'sini alarak ikinci sırada kalmıştır.<br />
<br />
2010 yılında Deniz Baykal'ın genel başkanlık görevinden istifa etmesinin ardından yapılan 33. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı'nda 1,189 oy alarak genel başkan seçilmiştir. 2011 Türkiye genel seçimlerinde partisinin oyunu %5,11 oranında artırmıştır. CHP’nin de desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesinden sonra parti içinde kendisine karşı yöneltilen eleştiriler artmıştır. Aynı yıl yapılan 34. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı'nda tekrar genel başkan seçilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlk yılları ve kariyeri</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğitimi</span><br />
Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi bir ailede tapu memuru Kamer Bey ile ev hanımı Yemuş Hanım'ın yedi çocuğundan dördüncüsü olarak 17 Aralık 1948′de Tunceli'nin Nazımiye ilçesine bağlı Ballıca köyünde dünyaya geldi. Kendisinden on dakika önce Adil adlı bir ikizi doğdu. Ailenin daha önce sahip olduğu ‘Karabulut’ soyadı, yaşadıkları köyde herkesin aynı soyadını taşıması nedeniyle, babası tarafından 1950’lerde ‘Kılıçdaroğlu’ olarak değiştirildi. Kemal Kılıçdaroğlu ilk ve ortaöğrenimini Erciş, Tunceli, Genç, Elazığ gibi Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı.<br />
<br />
Elazığ Ticaret Lisesi′ni 1967′de birincilikle bitirdi. Yükseköğrenimini yapmak için girdiği Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden (şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden) 1971 yılında mezun oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ailesel kökeni</span><br />
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Nazimiyeli olan ailesi Horasan'dan göçerek Anadolu'ya yerleşen Tunceli aşiretlerinden Kureyşan aşiretine mensuptur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyunun, Oğuzlar’ın Bozok kolunun Beğdili boyundan olduğunu ve Ehl-i Beyt’e kadar uzanan Seyyid soyuna uzanıyor olabileceği belirtilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bürokrasi yılları</span><br />
Lisans öğrenimini tamamladığı 1971 yılında girdiği hesap uzman yardımcılığı sınavının ardından Maliye Bakanlığı′nda göreve başladı. Daha sonra hesap uzmanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, bir yıl Fransa′da kaldı. Hesap uzmanlığını 1983'e kadar sürdürdü ve aynı yıl Gelirler Genel Müdürlüğü'ne atandı. Burada önce daire başkanı olarak görev aldı, daha sonra aynı kurumun genel müdür yardımcılığını yaptı.<br />
<br />
1991 yılında Bağ-Kur′a atandı. Burada genel müdürlük yapan Kılıçdaroğlu, 1992 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü′ne geçti. Daha sonra kısa bir süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı′nda müsteşar yardımcısı olarak görev yaptı. 1994 yılında Ekonomik Trend dergisi tarafından "Yılın Bürokratı" seçildi. 1996 yılında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik tarafından görevden alındı. Mahkemeye giderek yürütmeyi durdurma kararı, temyiz üzerine de Danıştay Genel Kurulu'ndan yine yürütmeyi durdurma kararı çıkartmasına rağmen Temmuz 1997'ye kadar görevine başlatılmadı. 1999′da kendi isteğiyle SSK Genel Müdürlüğü′nden emekli oldu.<br />
<br />
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı çalışmalarında Kayıtdışı Ekonomi Özel İhtisas Komisyonu′na başkanlık eden Kılıçdaroğlu, Hacettepe Üniversitesi'nde de bir süre ders verdi. Daha sonra Türkiye İş Bankası′nda yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erken siyasi kariyeri</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Milletvekilliği</span><br />
SSK Genel Müdürlüğü′nden emekli olduktan sonra adı "DSP′nin yıldızları" arasında anılan Kılıçdaroğlu, 1999 Türkiye genel seçimlerinde Genel Başkanlığını Bülent Ecevit'in yaptığı Demokratik Sol Parti'den (DSP) milletvekili adayı olacağı belirtildi ancak Ecevit tarafından aday gösterilmedi.<br />
<br />
Bir süre Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği′nin genel başkanlık görevini üstlendi. Sadece iki partinin meclise girebildiği 2002 Türkiye genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul milletvekili olarak meclise girdi. 2007 Türkiye genel seçimlerinde tekrar CHP İstanbul milletvekili olarak meclise girdi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Şaban Dişli'yi, Silivri'de bir arsanın imar durumunu değiştirme karşılığında 1 milyon dolarlık iş takibi ücreti talep etmekle suçladı. Bu iddiasını daha sonra Başbakan Erdoğan'a yönelik bir soru önergesiyle meclise taşıdı. Dişli, iddialar karşısında partisindeki görevinden istifa etti. Almanya'nın Frankfurt kentinde görülen Deniz Feneri Davasının Türkiye ayağına ilişkin bazı belgeler açıkladı.<br />
<br />
Kılıçdaroğlu, 22 Eylül 2008 tarihinde düzenlediği bir basın toplantısında, "Baron" olarak adlandırdığı Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat hakkında çeşitli iddialar ortaya attı. Fırat'ın en büyük ortağı olduğu Menas adlı şirketin ürünlerini yurt dışına götüren TIR'da 89 kilogram eroin yakalandığını ve Menas'ın hayali ihracat yaptığını iddia eden Kılıçdaroğlu, bu kez de 25 Eylül günü gazeteci Uğur Dündar tarafından yönetilen tartışmada Dengir Mir Mehmet Fırat ile bir araya geldi. Tartışma, televizyondan canlı olarak yayınlandı. Fırat, sağlık durumunu gerekçe göstererek 8 Kasım 2008 tarihinde istifa etti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstanbul Belediye Başkan adaylığı</span><br />
CHP İstanbul milletvekili ve Grup Başkanvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu, 2009 Türkiye yerel seçimlerine partisinin İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı olarak katıldı. Seçimi 2004 Türkiye yerel seçimlerinden beri İstanbul Belediye Başkanlığı görevini üstlenen AK Parti adayı Kadir Topbaş %44,7 oy alarak kazandı. Kılıçdaroğlu elde ettiği %36,80'lik oy yüzdesiyle, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı için aldığı oy oranını 2004 yerel seçimlerinde % 25'in üstünde bir oranda artırdı. Kılıçdaroğlu için özgün müzik sanatçısı Onur Akın bir şarkı da hazırlamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP Genel Başkanlığına seçilmesi</span><br />
Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi grup başkanvekili iken CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın 10 Mayıs 2010 tarihindeki istifasının ardından yaptığı açıklamada parti olağan kurultayında aday olmayacağını belirtse de daha sonra 17 Mayıs 2010 tarihinde CHP Grup Başkanvekilliği'nden istifa ederek kurultayda aday olacağını açıklamıştır.<br />
<br />
22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan 33. Olağan CHP Kurultayı'nda, 1249 delegeden 1200'ünün imzasını alarak ve tek aday olarak girdiği kurultayda geçerli 1189 oyun tamamını alarak CHP'nin 7. genel başkanı olmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP genel başkanlığı (2010–günümüz)</span><br />
CHP'nin de desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesinden sonra parti içinde kendisine karşı yöneltilen eleştiriler arttı. Kılıçdaroğlu bunun üzerine tüzükteki yetkisini kullanarak, olağanüstü kurultay için çağrı yaptı. 5-6 Eylül 2014 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen CHP 18. Olağanüstü Kurultayı'nda, kendisine rakip olan eski grup başkan vekili ve Yalova milletvekili Muharrem İnce'yle yarıştı. Kılıçdaroğlu 740 oyla tekrar genel başkan seçilirken, İnce 415 oy aldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri</span><br />
Genel Başkanlığını yaptığı CHP Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri için kullandığı seçim kampanyası sloganı''Anadolu'nun Kemal'i'' oldu. Seçim vaatleri arasında asgari ücretin 1500 TL olması ve emeklilere dini bayramlarda birer maaş ikramiye verilmesi yer aldı. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan seçimde partisi %24,95 oy oranıyla tekrar ikinci sırada kaldı. Seçim sonuçlarına ilişkin açıklaması “Seçimin kazananı ‘Demokrasi’, mağlubu ise Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan” şeklinde oldu. “İstifa edecek misiniz?” sorusuna “Oy sonuçlarından memnunum istifa etmeyeceğim” cevabını verdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri</span><br />
Genel Başkanlığını yaptığı CHP Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri için kullandığı seçim kampanyasının sloganı “Milletçe alkışlıyoruz" ve "Önce Türkiye" şeklinde oldu. Kılıçdaroğlu'nun şair Cahit Sıtkı Tarancı'nın “Memleket isterim" şiirini okuduğu reklam filmi televizyon kanallarında yayınlanmaya başlandı. 1 Kasım seçimleri için revize ettiği bildirgesine ekonomik temelli bir dizi yeni vaat ekledi. CHP bu seçimde %25,32 oy oranıyla yine ikinci sırada kaldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adalet Yürüyüşü</span><br />
Kılıçdaroğlu, çeşitli isimlerin ve grupların katılımıyla büyüyen ve Ankara'dan İstanbul'a kadar "adalet" talebiyle gerçekleşen sivil yürüyüş olan "Adalet Yürüyüşü"nü 15 Haziran 2017–9 Temmuz 2017 tarihleri arasında gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu yürüyüş kararını, 14 Haziran 2017'de Millî İstihbarat Teşkilatı'na ait TIR'ların görüntülerini Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar'a verdiği suçlamasıyla yargılanan CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun yirmi beş yıl hapis cezası alması ve tutuklanmasına kararı verilmesi sonrasında aldı. Yürüyüşün nedenleri arasında 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminden sonra çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin uzun süreli olması, bu yetkinin FETÖ ile mücadelenin önüne geçilip bütün muhalif kesimlerle mücadeleye dönüşmesi, milletvekillerin tutuklanması, üniversite hocalarının (barış bildirisine imza atanlar dahil) meslekten atılması da gösterildi. Yürüyüş, 15 Haziran 2017'de Ankara'da Güvenpark'ta başladı ve 9 Temmuz 2017'de Maltepe'de sonlandı. 420 kilometrelik yolu 25 günde yürüyen Kılıçdaroğlu, yürüyüşün sonunda Maltepe'de bir miting de düzenledi. Yürüyüş; cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi ve muhalefet partisi Milliyetçi Hareket Partisi tarafından eleştirilirken bir diğer muhalefet partisi Halkların Demokratik Partisi (HDP), yürüyüşe destek verdi. Yürüyüş boyunca yürüyüş rotasına gübre dökülmesi, yürüyenlere taşlı saldırıda bulunulması gibi çeşitli olaylar yaşandı. Adalet Yürüyüşü bittikten sonra yürüyüşle ilgili iki kitap yayımlandı. Ayrıca CHP tarafından "toplumun her kesiminden çok önemli çağrılar geldiği" söylenerek 26-30 Ağustos 2017 tarihleri arasında Çanakkale'de "Adalet Kurultayı" düzenlendi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özel yaşamı</span><br />
Selvi Kılıçdaroğlu ile 1974 yılından beri evli olan Kemal Kılıçdaroğlu, ikisi kız biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır. Bir yıl Fransa'da görev yapan Kılıçdaroğlu orta düzeyde Fransızca bilmektedir. Mal bildirimlerini 2003, 2005, 2007, 2009 ve 2010 yıllarında kamuoyuna açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ocak 2010 itibarıyla kendi üzerine iki konut, bir arsa, üç kooperatif hissesi ve toplam 2.733 TL değerinde 8 tablo kayıtlıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yapıtları</span><br />
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayımlanmış üç kitabı ve çok sayıda makalesi bulunmaktadır:<br />
Kemal Kılıçdaroğlu, İşsizlik Sigortası Kanunu-Yorum ve Açıklamalar, TÜRMOB, Ocak 1993.<br />
Kemal Kılıçdaroğlu, 1948 Türkiye İktisat Kongresi, 1. baskı DPT, 2. baskı SPK, Eylül 1997.<br />
Kemal Kılıçdaroğlu, Kayıtdışı Ekonomi ve Bürokraside Yeniden Yapılanma Gereği, TÜRMOB, Ekim 1997.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://i.imgur.com/9icYrhs.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9icYrhs.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Kemal Kılıçdaroğlu (önceki soyadı: Karabulut, d. 17 Aralık 1948; Ballıca, Nazımiye), Türk siyasetçi, bürokrat ve Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) genel başkanı. 22 Mayıs 2010 tarihinden beri CHP genel başkanlık görevini sürdürmektedir. 2002–2014 yılları arasında yapılan genel seçimlerde İstanbul 2. bölge milletvekili olarak meclise girmiştir. Haziran 2015 ve Kasım 2015 genel seçimleri’nde İzmir 2. bölge milletvekili olarak tekrar meclise girmiştir. Genel başkanlığı döneminde partisi katıldığı her seçimde ikinci parti olmuştur.<br />
<br />
Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden 1971 yılında mezun olan Kılıçdaroğlu, siyasete atılmadan önce 1992–1996 ve 1997–1999 yılları arasında Sosyal Sigortalar Kurumu'nun (SSK) genel müdürlüğünü yapmıştır. 2002 yılında CHP'ye katılmıştır ve ilk defa 2002 Türkiye genel seçimlerinde İstanbul 2. Bölge milletvekili olarak meclise girmiştir. Ardından 2007 Türkiye genel seçimlerinde de CHP milletvekili olarak meclise girmiştir. 2009 Türkiye yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuştur fakat oyların %37'sini alarak ikinci sırada kalmıştır.<br />
<br />
2010 yılında Deniz Baykal'ın genel başkanlık görevinden istifa etmesinin ardından yapılan 33. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı'nda 1,189 oy alarak genel başkan seçilmiştir. 2011 Türkiye genel seçimlerinde partisinin oyunu %5,11 oranında artırmıştır. CHP’nin de desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesinden sonra parti içinde kendisine karşı yöneltilen eleştiriler artmıştır. Aynı yıl yapılan 34. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı'nda tekrar genel başkan seçilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlk yılları ve kariyeri</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğitimi</span><br />
Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi bir ailede tapu memuru Kamer Bey ile ev hanımı Yemuş Hanım'ın yedi çocuğundan dördüncüsü olarak 17 Aralık 1948′de Tunceli'nin Nazımiye ilçesine bağlı Ballıca köyünde dünyaya geldi. Kendisinden on dakika önce Adil adlı bir ikizi doğdu. Ailenin daha önce sahip olduğu ‘Karabulut’ soyadı, yaşadıkları köyde herkesin aynı soyadını taşıması nedeniyle, babası tarafından 1950’lerde ‘Kılıçdaroğlu’ olarak değiştirildi. Kemal Kılıçdaroğlu ilk ve ortaöğrenimini Erciş, Tunceli, Genç, Elazığ gibi Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı.<br />
<br />
Elazığ Ticaret Lisesi′ni 1967′de birincilikle bitirdi. Yükseköğrenimini yapmak için girdiği Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden (şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden) 1971 yılında mezun oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ailesel kökeni</span><br />
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Nazimiyeli olan ailesi Horasan'dan göçerek Anadolu'ya yerleşen Tunceli aşiretlerinden Kureyşan aşiretine mensuptur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyunun, Oğuzlar’ın Bozok kolunun Beğdili boyundan olduğunu ve Ehl-i Beyt’e kadar uzanan Seyyid soyuna uzanıyor olabileceği belirtilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bürokrasi yılları</span><br />
Lisans öğrenimini tamamladığı 1971 yılında girdiği hesap uzman yardımcılığı sınavının ardından Maliye Bakanlığı′nda göreve başladı. Daha sonra hesap uzmanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, bir yıl Fransa′da kaldı. Hesap uzmanlığını 1983'e kadar sürdürdü ve aynı yıl Gelirler Genel Müdürlüğü'ne atandı. Burada önce daire başkanı olarak görev aldı, daha sonra aynı kurumun genel müdür yardımcılığını yaptı.<br />
<br />
1991 yılında Bağ-Kur′a atandı. Burada genel müdürlük yapan Kılıçdaroğlu, 1992 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü′ne geçti. Daha sonra kısa bir süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı′nda müsteşar yardımcısı olarak görev yaptı. 1994 yılında Ekonomik Trend dergisi tarafından "Yılın Bürokratı" seçildi. 1996 yılında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik tarafından görevden alındı. Mahkemeye giderek yürütmeyi durdurma kararı, temyiz üzerine de Danıştay Genel Kurulu'ndan yine yürütmeyi durdurma kararı çıkartmasına rağmen Temmuz 1997'ye kadar görevine başlatılmadı. 1999′da kendi isteğiyle SSK Genel Müdürlüğü′nden emekli oldu.<br />
<br />
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı çalışmalarında Kayıtdışı Ekonomi Özel İhtisas Komisyonu′na başkanlık eden Kılıçdaroğlu, Hacettepe Üniversitesi'nde de bir süre ders verdi. Daha sonra Türkiye İş Bankası′nda yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erken siyasi kariyeri</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Milletvekilliği</span><br />
SSK Genel Müdürlüğü′nden emekli olduktan sonra adı "DSP′nin yıldızları" arasında anılan Kılıçdaroğlu, 1999 Türkiye genel seçimlerinde Genel Başkanlığını Bülent Ecevit'in yaptığı Demokratik Sol Parti'den (DSP) milletvekili adayı olacağı belirtildi ancak Ecevit tarafından aday gösterilmedi.<br />
<br />
Bir süre Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği′nin genel başkanlık görevini üstlendi. Sadece iki partinin meclise girebildiği 2002 Türkiye genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul milletvekili olarak meclise girdi. 2007 Türkiye genel seçimlerinde tekrar CHP İstanbul milletvekili olarak meclise girdi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Şaban Dişli'yi, Silivri'de bir arsanın imar durumunu değiştirme karşılığında 1 milyon dolarlık iş takibi ücreti talep etmekle suçladı. Bu iddiasını daha sonra Başbakan Erdoğan'a yönelik bir soru önergesiyle meclise taşıdı. Dişli, iddialar karşısında partisindeki görevinden istifa etti. Almanya'nın Frankfurt kentinde görülen Deniz Feneri Davasının Türkiye ayağına ilişkin bazı belgeler açıkladı.<br />
<br />
Kılıçdaroğlu, 22 Eylül 2008 tarihinde düzenlediği bir basın toplantısında, "Baron" olarak adlandırdığı Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat hakkında çeşitli iddialar ortaya attı. Fırat'ın en büyük ortağı olduğu Menas adlı şirketin ürünlerini yurt dışına götüren TIR'da 89 kilogram eroin yakalandığını ve Menas'ın hayali ihracat yaptığını iddia eden Kılıçdaroğlu, bu kez de 25 Eylül günü gazeteci Uğur Dündar tarafından yönetilen tartışmada Dengir Mir Mehmet Fırat ile bir araya geldi. Tartışma, televizyondan canlı olarak yayınlandı. Fırat, sağlık durumunu gerekçe göstererek 8 Kasım 2008 tarihinde istifa etti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstanbul Belediye Başkan adaylığı</span><br />
CHP İstanbul milletvekili ve Grup Başkanvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu, 2009 Türkiye yerel seçimlerine partisinin İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı olarak katıldı. Seçimi 2004 Türkiye yerel seçimlerinden beri İstanbul Belediye Başkanlığı görevini üstlenen AK Parti adayı Kadir Topbaş %44,7 oy alarak kazandı. Kılıçdaroğlu elde ettiği %36,80'lik oy yüzdesiyle, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı için aldığı oy oranını 2004 yerel seçimlerinde % 25'in üstünde bir oranda artırdı. Kılıçdaroğlu için özgün müzik sanatçısı Onur Akın bir şarkı da hazırlamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP Genel Başkanlığına seçilmesi</span><br />
Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi grup başkanvekili iken CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın 10 Mayıs 2010 tarihindeki istifasının ardından yaptığı açıklamada parti olağan kurultayında aday olmayacağını belirtse de daha sonra 17 Mayıs 2010 tarihinde CHP Grup Başkanvekilliği'nden istifa ederek kurultayda aday olacağını açıklamıştır.<br />
<br />
22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan 33. Olağan CHP Kurultayı'nda, 1249 delegeden 1200'ünün imzasını alarak ve tek aday olarak girdiği kurultayda geçerli 1189 oyun tamamını alarak CHP'nin 7. genel başkanı olmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP genel başkanlığı (2010–günümüz)</span><br />
CHP'nin de desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesinden sonra parti içinde kendisine karşı yöneltilen eleştiriler arttı. Kılıçdaroğlu bunun üzerine tüzükteki yetkisini kullanarak, olağanüstü kurultay için çağrı yaptı. 5-6 Eylül 2014 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen CHP 18. Olağanüstü Kurultayı'nda, kendisine rakip olan eski grup başkan vekili ve Yalova milletvekili Muharrem İnce'yle yarıştı. Kılıçdaroğlu 740 oyla tekrar genel başkan seçilirken, İnce 415 oy aldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri</span><br />
Genel Başkanlığını yaptığı CHP Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri için kullandığı seçim kampanyası sloganı''Anadolu'nun Kemal'i'' oldu. Seçim vaatleri arasında asgari ücretin 1500 TL olması ve emeklilere dini bayramlarda birer maaş ikramiye verilmesi yer aldı. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan seçimde partisi %24,95 oy oranıyla tekrar ikinci sırada kaldı. Seçim sonuçlarına ilişkin açıklaması “Seçimin kazananı ‘Demokrasi’, mağlubu ise Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan” şeklinde oldu. “İstifa edecek misiniz?” sorusuna “Oy sonuçlarından memnunum istifa etmeyeceğim” cevabını verdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri</span><br />
Genel Başkanlığını yaptığı CHP Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri için kullandığı seçim kampanyasının sloganı “Milletçe alkışlıyoruz" ve "Önce Türkiye" şeklinde oldu. Kılıçdaroğlu'nun şair Cahit Sıtkı Tarancı'nın “Memleket isterim" şiirini okuduğu reklam filmi televizyon kanallarında yayınlanmaya başlandı. 1 Kasım seçimleri için revize ettiği bildirgesine ekonomik temelli bir dizi yeni vaat ekledi. CHP bu seçimde %25,32 oy oranıyla yine ikinci sırada kaldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adalet Yürüyüşü</span><br />
Kılıçdaroğlu, çeşitli isimlerin ve grupların katılımıyla büyüyen ve Ankara'dan İstanbul'a kadar "adalet" talebiyle gerçekleşen sivil yürüyüş olan "Adalet Yürüyüşü"nü 15 Haziran 2017–9 Temmuz 2017 tarihleri arasında gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu yürüyüş kararını, 14 Haziran 2017'de Millî İstihbarat Teşkilatı'na ait TIR'ların görüntülerini Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar'a verdiği suçlamasıyla yargılanan CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun yirmi beş yıl hapis cezası alması ve tutuklanmasına kararı verilmesi sonrasında aldı. Yürüyüşün nedenleri arasında 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminden sonra çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin uzun süreli olması, bu yetkinin FETÖ ile mücadelenin önüne geçilip bütün muhalif kesimlerle mücadeleye dönüşmesi, milletvekillerin tutuklanması, üniversite hocalarının (barış bildirisine imza atanlar dahil) meslekten atılması da gösterildi. Yürüyüş, 15 Haziran 2017'de Ankara'da Güvenpark'ta başladı ve 9 Temmuz 2017'de Maltepe'de sonlandı. 420 kilometrelik yolu 25 günde yürüyen Kılıçdaroğlu, yürüyüşün sonunda Maltepe'de bir miting de düzenledi. Yürüyüş; cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi ve muhalefet partisi Milliyetçi Hareket Partisi tarafından eleştirilirken bir diğer muhalefet partisi Halkların Demokratik Partisi (HDP), yürüyüşe destek verdi. Yürüyüş boyunca yürüyüş rotasına gübre dökülmesi, yürüyenlere taşlı saldırıda bulunulması gibi çeşitli olaylar yaşandı. Adalet Yürüyüşü bittikten sonra yürüyüşle ilgili iki kitap yayımlandı. Ayrıca CHP tarafından "toplumun her kesiminden çok önemli çağrılar geldiği" söylenerek 26-30 Ağustos 2017 tarihleri arasında Çanakkale'de "Adalet Kurultayı" düzenlendi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özel yaşamı</span><br />
Selvi Kılıçdaroğlu ile 1974 yılından beri evli olan Kemal Kılıçdaroğlu, ikisi kız biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır. Bir yıl Fransa'da görev yapan Kılıçdaroğlu orta düzeyde Fransızca bilmektedir. Mal bildirimlerini 2003, 2005, 2007, 2009 ve 2010 yıllarında kamuoyuna açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ocak 2010 itibarıyla kendi üzerine iki konut, bir arsa, üç kooperatif hissesi ve toplam 2.733 TL değerinde 8 tablo kayıtlıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yapıtları</span><br />
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayımlanmış üç kitabı ve çok sayıda makalesi bulunmaktadır:<br />
Kemal Kılıçdaroğlu, İşsizlik Sigortası Kanunu-Yorum ve Açıklamalar, TÜRMOB, Ocak 1993.<br />
Kemal Kılıçdaroğlu, 1948 Türkiye İktisat Kongresi, 1. baskı DPT, 2. baskı SPK, Eylül 1997.<br />
Kemal Kılıçdaroğlu, Kayıtdışı Ekonomi ve Bürokraside Yeniden Yapılanma Gereği, TÜRMOB, Ekim 1997.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mustafa Sarıgül Kimdir? Biyografisi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-mustafa-sarigul-kimdir-biyografisi.html</link>
			<pubDate>Sun, 24 Oct 2021 16:24:19 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-mustafa-sarigul-kimdir-biyografisi.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://i.imgur.com/cuvOfOy.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: cuvOfOy.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Mustafa Sarıgül (d. 15 Kasım 1956; Güngören, İliç), Türk iş insanı ve siyasetçidir. 1999-2014 yılları arasında İstanbul'un Şişli ilçesinin belediye başkanlığını yaptı. 17 Aralık 2020'de Türkiye Değişim Partisi'ni kurdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayatı</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlk yılları<br />
</span>Süleyman ve Seher Sarıgül'ün torunu olan Mustafa Sarıgül'ün babası Hakkı Sarıgül, annesiyse Ayşe Ateş Sarıgül'dür. Erzincan'da doğup anne ve babasıyla birlikte Erzincan'dan ayrılarak İstanbul'a yerleşmiştir.<br />
<br />
Sarıgül, eğitimine Güngören Köyü İlkokulunda başladı. Ailesinin İstanbul'a göç etmesi nedeniyle eğitimine İstanbul'da devam etti. Liseyi Zincirlikuyu İSOV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesinden mezun oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aile yaşamı</span><br />
İlk eşi Hülya Köksaloğlu 1980 yılında öldürülen milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu'nun tek kızıydı. Bu evlilikten Abdurrahman Emir adında bir oğlu bulunan Sarıgül, eşi 1985'te vefat ettikten yaklaşık 8 yıl sonra 1993 yılında Aylin Kotil ile evlendi. Evlendiklerinde Sarıgül 36, Kotil ise 22 yaşındaydı. Haziran 2008'de ise boşandılar. Biri Aylin Kotil'den olmak üzere iki çocuk sahibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çalışma yaşamı<br />
</span>Çalışma yaşamına Kağıthane Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İETT Genel Müdürlüğünde devam etti. Daha sonra Kamu görevinden ayrılarak ticaret yapmaya başladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyasî yaşamı<br />
</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP dönemi<br />
</span>Siyasi yaşamına Cumhuriyet Halk Partisi Şişli İlçesi Gençlik Kolu Yönetim Kurulu üyeliği ile başladı. Daha sonra Gençlik Kolu Yönetim Kurulu sekreterliği, Gençlik Kolu Yönetim Kurulu Başkanlığı, ilçe başkanlığı, il başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Bu süreler içinde CHP Kurultay Delegesi olarak Şişli İlçesinin temsil yetkisini kullandı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SHP dönemi<br />
</span>1987 Genel Seçimlerinden önce yapılan ön seçimde en yüksek oyla liste başı olurken seçmenin kullandığı tercihli oyların da çoğunu alarak Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden TBMM 18. Dönem İstanbul Milletvekili olarak parlamentoya girdi. Türkiye’nin en genç milletvekili olarak Sosyaldemokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Erdal İnönü ile birlikte parlamentoda görev yaptı.<br />
<br />
TBMM Başkanlık Divanı Üyeliği, Türk Parlamenterler Birliği Üyeliği, Türk-Alman Parlamento Dostluk Grubu Yönetim Kurulu Üyeliği, Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyeliği, Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi üyeliği, Türkiye Herkes İçin Spor Federasyonu Asbaşkanlığı gibi görevlerde bulundu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DSP dönemi (1999-2002)<br />
</span>İlk kez 1994'te aday olduğu; ancak kazanamadığı Şişli Belediye Başkanlığı'nı yine Demokratik Sol Parti adayı olarak katıldığı 1999 Yerel Seçimlerinde kazanarak Şişli Belediye Başkanı görevini üstlendi.<br />
<br />
Şişli Belediye başkanlığı sırasında çok sayıda devlet başkanı tarafından ziyaret edilen Sarıgül, Romanya Cumhurbaşkanı tarafından üstün hizmet madalyası ile ödüllendirildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YTP dönemi (2002-2003)<br />
</span>2002 yılında DSP'den istifa ederek İsmail Cem'in liderliğinde kurulan Yeni Türkiye Partisi'ne geçti. Ancak YTP'nin siyasi arenada bir varlık gösterememesi üzerine 2003'te YTP'den ayrılarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne katıldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP'ye dönüşü (2003-2005)<br />
</span>28 Mart 2004 yerel seçimlerinde CHP'den aday olduğu Şişli belediye başkanlığına yurttaşlar tarafından ikinci kez seçildi. Bu seçimlerde aldığı yüzde 67'nin üzerindeki oy oranından cesaret alan Sarıgül, CHP liderliğine aday oldu. 29 Ocak 2005'te, Ankara'da yapılan 13. Olağanüstü CHP Kurultayı'nda Deniz Baykal'a karşı yenildi. 24 Mart 2005'te, CHP Yüksek Disiplin Kurulu tarafından “Kurultayı arbede ve şiddet ortamına çevirdiği” gerekçesiyle CHP'den ihraç edildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DSP'ye dönüşü (2008-2009)<br />
</span>Bu kararın iptali için verdiği uzun hukuk mücadelesini 2008'de kaybeden Sarıgül, Kasım 2008'de Demokratik Sol Parti'ye katıldı. Sarıgül'ün yeniden DSP'ye katılması üzerine düzenlenen törende "Halkçı Sarıgül" sloganları atılmıştır. Bu durum DSP'li bazı milletvekillerinin ve Kurucu Genel Başkan Rahşan Ecevit'in tepkisini çekmiş, Ecevit parti yönetimine DSP'nin adını değiştirmelerini önermiştir. 2009 Yerel Seçimleri'nde, bu sefer DSP'den, üçüncü kez Şişli belediye başkanlığına aday oldu. Sarıgül, bu seçimlerde seçimlerde "Sevgi Kazanacak" sloganıyla yüzde 55 oranında oy alarak, bir önceki seçime göre oy oranı azalmasına rağmen üçüncü kez Şişli belediye başkanlığına seçildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TDH dönemi (2009-2010)<br />
</span>Kendi düşüncesine göre Türkiye'de yeni bir değişimci partiye ihtiyaç duyulduğunu söylediğinden yeni parti kurma çalışmalarına başladı. Bu bağlamda Temmuz 2009'da DSP'den istifa etti. 2009 yılında Türkiye Değişim Hareketi'ni başlattı. 2010 yılı ocak ayı başında yeni partisini kuracağını açıklayan Mustafa Sarıgül bu partinin tüzük taslaklarını medyaya açıkladı.<br />
<br />
22 Haziran 2010 tarihinde yaptığı basın toplantısında Türkiye Değişim Hareketi'nin partileşmeyeceğini ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığındaki CHP'yi destekleyeceğini açıkladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP'deki üçüncü dönemi (2013-2019)<br />
</span>31 Ekim 2013 tarihinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin ile birlikte yaptığı basın toplantısında yeniden CHP'ye katıldığını açıkladı. Partiden ihracı kararının kaldırılması için verdiği dilekçe 3 Kasım 2013 tarihinde Parti Meclisi'nde onaylandı ve Sarıgül resmen CHP'ye dönmüş oldu. 2014 yerel seçimlerinde CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olan Sarıgül, başkanlığı AK Parti adayı Kadir Topbaş'a 7 puan farkla kaybetmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DSP'deki üçüncü dönemi (2019-2020)<br />
</span>23 Ocak 2019 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti ve DSP'ye katıldı. 2019 yerel seçimlerinde DSP'nin Şişli Belediyesi başkan adayı oldu, ancak seçimi CHP adayı Kadir Muammer Keskin'e 20 puan farkla kaybetti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye Değişim Partisi (2020-günümüz)<br />
</span>27 Ekim 2020 tarihinde DSP'den ayrıldığını ve yeni siyasi parti kuracağını açıkladı. 17 Aralık'ta ise Sarıgül, Türkiye Değişim Partisi'ni kurmuştur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://i.imgur.com/cuvOfOy.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: cuvOfOy.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Mustafa Sarıgül (d. 15 Kasım 1956; Güngören, İliç), Türk iş insanı ve siyasetçidir. 1999-2014 yılları arasında İstanbul'un Şişli ilçesinin belediye başkanlığını yaptı. 17 Aralık 2020'de Türkiye Değişim Partisi'ni kurdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayatı</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlk yılları<br />
</span>Süleyman ve Seher Sarıgül'ün torunu olan Mustafa Sarıgül'ün babası Hakkı Sarıgül, annesiyse Ayşe Ateş Sarıgül'dür. Erzincan'da doğup anne ve babasıyla birlikte Erzincan'dan ayrılarak İstanbul'a yerleşmiştir.<br />
<br />
Sarıgül, eğitimine Güngören Köyü İlkokulunda başladı. Ailesinin İstanbul'a göç etmesi nedeniyle eğitimine İstanbul'da devam etti. Liseyi Zincirlikuyu İSOV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesinden mezun oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aile yaşamı</span><br />
İlk eşi Hülya Köksaloğlu 1980 yılında öldürülen milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu'nun tek kızıydı. Bu evlilikten Abdurrahman Emir adında bir oğlu bulunan Sarıgül, eşi 1985'te vefat ettikten yaklaşık 8 yıl sonra 1993 yılında Aylin Kotil ile evlendi. Evlendiklerinde Sarıgül 36, Kotil ise 22 yaşındaydı. Haziran 2008'de ise boşandılar. Biri Aylin Kotil'den olmak üzere iki çocuk sahibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çalışma yaşamı<br />
</span>Çalışma yaşamına Kağıthane Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İETT Genel Müdürlüğünde devam etti. Daha sonra Kamu görevinden ayrılarak ticaret yapmaya başladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyasî yaşamı<br />
</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP dönemi<br />
</span>Siyasi yaşamına Cumhuriyet Halk Partisi Şişli İlçesi Gençlik Kolu Yönetim Kurulu üyeliği ile başladı. Daha sonra Gençlik Kolu Yönetim Kurulu sekreterliği, Gençlik Kolu Yönetim Kurulu Başkanlığı, ilçe başkanlığı, il başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Bu süreler içinde CHP Kurultay Delegesi olarak Şişli İlçesinin temsil yetkisini kullandı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SHP dönemi<br />
</span>1987 Genel Seçimlerinden önce yapılan ön seçimde en yüksek oyla liste başı olurken seçmenin kullandığı tercihli oyların da çoğunu alarak Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden TBMM 18. Dönem İstanbul Milletvekili olarak parlamentoya girdi. Türkiye’nin en genç milletvekili olarak Sosyaldemokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Erdal İnönü ile birlikte parlamentoda görev yaptı.<br />
<br />
TBMM Başkanlık Divanı Üyeliği, Türk Parlamenterler Birliği Üyeliği, Türk-Alman Parlamento Dostluk Grubu Yönetim Kurulu Üyeliği, Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyeliği, Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi üyeliği, Türkiye Herkes İçin Spor Federasyonu Asbaşkanlığı gibi görevlerde bulundu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DSP dönemi (1999-2002)<br />
</span>İlk kez 1994'te aday olduğu; ancak kazanamadığı Şişli Belediye Başkanlığı'nı yine Demokratik Sol Parti adayı olarak katıldığı 1999 Yerel Seçimlerinde kazanarak Şişli Belediye Başkanı görevini üstlendi.<br />
<br />
Şişli Belediye başkanlığı sırasında çok sayıda devlet başkanı tarafından ziyaret edilen Sarıgül, Romanya Cumhurbaşkanı tarafından üstün hizmet madalyası ile ödüllendirildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YTP dönemi (2002-2003)<br />
</span>2002 yılında DSP'den istifa ederek İsmail Cem'in liderliğinde kurulan Yeni Türkiye Partisi'ne geçti. Ancak YTP'nin siyasi arenada bir varlık gösterememesi üzerine 2003'te YTP'den ayrılarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne katıldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP'ye dönüşü (2003-2005)<br />
</span>28 Mart 2004 yerel seçimlerinde CHP'den aday olduğu Şişli belediye başkanlığına yurttaşlar tarafından ikinci kez seçildi. Bu seçimlerde aldığı yüzde 67'nin üzerindeki oy oranından cesaret alan Sarıgül, CHP liderliğine aday oldu. 29 Ocak 2005'te, Ankara'da yapılan 13. Olağanüstü CHP Kurultayı'nda Deniz Baykal'a karşı yenildi. 24 Mart 2005'te, CHP Yüksek Disiplin Kurulu tarafından “Kurultayı arbede ve şiddet ortamına çevirdiği” gerekçesiyle CHP'den ihraç edildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DSP'ye dönüşü (2008-2009)<br />
</span>Bu kararın iptali için verdiği uzun hukuk mücadelesini 2008'de kaybeden Sarıgül, Kasım 2008'de Demokratik Sol Parti'ye katıldı. Sarıgül'ün yeniden DSP'ye katılması üzerine düzenlenen törende "Halkçı Sarıgül" sloganları atılmıştır. Bu durum DSP'li bazı milletvekillerinin ve Kurucu Genel Başkan Rahşan Ecevit'in tepkisini çekmiş, Ecevit parti yönetimine DSP'nin adını değiştirmelerini önermiştir. 2009 Yerel Seçimleri'nde, bu sefer DSP'den, üçüncü kez Şişli belediye başkanlığına aday oldu. Sarıgül, bu seçimlerde seçimlerde "Sevgi Kazanacak" sloganıyla yüzde 55 oranında oy alarak, bir önceki seçime göre oy oranı azalmasına rağmen üçüncü kez Şişli belediye başkanlığına seçildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TDH dönemi (2009-2010)<br />
</span>Kendi düşüncesine göre Türkiye'de yeni bir değişimci partiye ihtiyaç duyulduğunu söylediğinden yeni parti kurma çalışmalarına başladı. Bu bağlamda Temmuz 2009'da DSP'den istifa etti. 2009 yılında Türkiye Değişim Hareketi'ni başlattı. 2010 yılı ocak ayı başında yeni partisini kuracağını açıklayan Mustafa Sarıgül bu partinin tüzük taslaklarını medyaya açıkladı.<br />
<br />
22 Haziran 2010 tarihinde yaptığı basın toplantısında Türkiye Değişim Hareketi'nin partileşmeyeceğini ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığındaki CHP'yi destekleyeceğini açıkladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CHP'deki üçüncü dönemi (2013-2019)<br />
</span>31 Ekim 2013 tarihinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin ile birlikte yaptığı basın toplantısında yeniden CHP'ye katıldığını açıkladı. Partiden ihracı kararının kaldırılması için verdiği dilekçe 3 Kasım 2013 tarihinde Parti Meclisi'nde onaylandı ve Sarıgül resmen CHP'ye dönmüş oldu. 2014 yerel seçimlerinde CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olan Sarıgül, başkanlığı AK Parti adayı Kadir Topbaş'a 7 puan farkla kaybetmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DSP'deki üçüncü dönemi (2019-2020)<br />
</span>23 Ocak 2019 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti ve DSP'ye katıldı. 2019 yerel seçimlerinde DSP'nin Şişli Belediyesi başkan adayı oldu, ancak seçimi CHP adayı Kadir Muammer Keskin'e 20 puan farkla kaybetti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye Değişim Partisi (2020-günümüz)<br />
</span>27 Ekim 2020 tarihinde DSP'den ayrıldığını ve yeni siyasi parti kuracağını açıkladı. 17 Aralık'ta ise Sarıgül, Türkiye Değişim Partisi'ni kurmuştur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadir Topbaş Kimdir? Kadir Topbaş Nereli Kaç Yaşında?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kadir-topbas-kimdir-kadir-topbas-nereli-kac-yasinda.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2021 19:59:14 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kadir-topbas-kimdir-kadir-topbas-nereli-kac-yasinda.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img.gazetevatan.com/vatanmediafile/Haber598x362/2021/02/13/kadir-topbas-hayatini-kaybetti--4923857.Jpeg" loading="lazy"  alt="[Resim: kadir-topbas-hayatini-kaybetti--4923857.Jpeg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Yaklaşık 14 yıl İstanbul’u yöneten <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadir Topbaş</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8 Ocak 1945</span>’te Artvin’de dünyaya geldi. Bir Kadir Gecesi doğduğundan kendisine “<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadir</span>” ismi verildi.<br />
<br />
Henüz üç aylıkken Artvin’e bağlı Yusufeli ilçesinin Altıparmak köyünden İstanbul’a gelen Topbaş’ın nispeten varlıklı bir ailede yetişti. Işık Lisesi ve İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1972 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni, ardından 1974 yılında Mimar Sinan Üniversitesi (MSÜ) mimarlık bölümünü bitirdi. Uzun yıllar serbest mimarlık yaptı. MSÜ’de son sınıf öğrencisiyken bir arkadaşının aracılığıyla eşi Özleyiş Toptaş’la tanıştı. Bu evlilikten bir kızı, iki de oğlu dünyaya geldi.<br />
<br />
1973’te Milli Selamet Partisi’nin (MSP) Beyoğlu İlçe Başkan Yardımcılığı göreviyle siyasete ilk adımını atan Kadir Topbaş, 1985’te Refah Partisi’nde (RP) İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği, 1993’te aynı partide Bağcılar İlçe Başkanlığı, 1995’te İl Başkan Yardımcılığı ve 1997’de Fazilet Partisi’nde (FP) İl Başkan Vekilliği yaptı. Ayrıca 1994 – 98 yılları arasında dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kültür işlerinden sorumlu danışmanlığını da yapmaktaydı.<br />
<br />
Bu arada 1977’de MSP’den, 1987’de de RP’den iki kez Artvin Milletvekili adayı ve 1996’da RP’den Bakırköy Belediye Başkan Adayı oldu ama seçilemedi. Nihayet 1999’daki yerel seçimlerde Fazilet Partisi’nin adayı olarak Beyoğlu Belediye Başkanlığı’nı kazandı.<br />
2004’te bu kez AK Parti’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Kadir Topbaş, görevi önceki başkan Ali Müfit Gürtuna’dan devraldı. Gürtüna, Fazilet Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının ardından bağımsız kalmıştı. Topbaş bu seçimde CHP’li rakibi Sefa Sirmen’i pek zorlanmadan geride bıraktı.<br />
<br />
2009’da AK Parti beş yıl önceki yerel seçime göre 3.3 puan, iki yıl önceki genel seçime göre ise 8.2 puan kaybederken, Kadir Topbaş İstanbul’da 2004’e göre 0.6 puan, 2007’ye göre ise sadece 0.3 puan kaybetti ve görece başarılı bir performans gösterdi. Bu seçimde CHP’nin iddialı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu mağlup eden Topbaş’ın başarısında Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme bölümü tamamlanan metrobüs hattının payı büyüktü.<br />
<br />
2014’te Gezi Parkı olaylarından ve 17-25 Aralık Operasyonu’ndan kısa süre sonra yapılan yerel seçimlerde AK Parti yüzde 42.9 oy alarak kan kaybederken (2011’deki genel seçimlerde yüzde 49,8’e ulaşmıştı) İstanbul’da yüzde 48’i korudu. Hatta Topbaş 2009’a göre oyunu 3 puan arttırarak ikinci kez seçilmeyi başardı. Bu seçimde de CHP’li Mustafa Sarıgül’ü saf dışı bırakan Topbaş’ın metro yatırımlarından ve Sarıgül’ün CHP içindeki tartışmalı imajından faydalandığı söylendi.<br />
<br />
Böylece üç kez üst üste zafer kazanan Kadir Topbaş’ın 2013’ten itibaren partisiyle arasının açıldığı konuşuluyordu. AK Parti içinde Gezi’deki ve 17/25 Aralık’taki “güvenilmez” tutumu tartışılan tecrübeli başkanın gittikçe daha silik bir görüntü verdiği, Erdoğan’ın İstanbul’a bizzat ağırlığını koyduğu düşünülüyordu. Nitekim Topbaş üçüncü dönemini tamamlayamadı ve 2017’de istifayla ayrılmak durumunda kaldı.<br />
<br />
Fakat bir dönüm noktası gibi görülen istifası kendisi için de Tayyip Erdoğan için de hiç kolay olmadı. Erdoğan’ın istifa etmesi yönündeki isteğini defalarca karşılıksız bıraktığı ve elden geldiğince direndiği yazılıyordu. “Hayır” cephesi güçlükle galip çıksa da, 16 Nisan Anayasa Referandumu’ndaki oy oranı AK Parti ve MHP’nin toplam oylarının altında kalmıştı. Sonuçtan rahatsızlık duyan Erdoğan “metal yorgunluğu”ndan bahsediyordu. Kulislerde istifası konuşulan 10 belediye başkanının çoğu görevini bıraktı. Bunlardan ilki de makamını Mevlüt Uysal’a teslim eden Kadir Topbaş oldu...<br />
<br />
Mevlüt Uysal göreve başlarken “Beni Topbaş’la kavga ettiremezsiniz” demişti. Bununla birlikte kısa süre içinde Kadir Topbaş’ın projelerini iptal etmeye başladı. Uysal, altı metro projesini ve Topbaş’ın ustalık eserim dediği Haliç- Unkapanı Su Altı Karayolu Tüneli Geçiş Projesi ve Sefaköy - Başakşehir Havaray Sistemi ile Haliç'in iki yakasını birleştirmesi planan Piyer Loti - Miniatürk teleferik ihalelerini iptal etti. Topbaş’ın Yeşilköy sahil bandı düzenleme projesini ise İBB’nin son başkanı Ekrem İmamoğlu raftan indirdi. Söz konusu projenin 2022 yılında gerçekleştirilmesi planlanıyor.<br />
<br />
Kadir Topbaş’ın istifasını önceden haber veren CHP eski milletvekili Barış Yarkadaş, BirGün gazetesinden Meltem Yılmaz’a verdiği röportajda şunları söylüyordu: “Kadir Topbaş 2015’te seçime girdiğinde AKP ve CHP 40-40 oranındaydı. Ve Topbaş’ın kişisel oyu yüzde 4 oranındaydı. Şimdi Kadir beyin istifasıyla iki parti İstanbul’da başa baş noktaya geldi. Yani yarın bir seçim olsa, doğru bir aday ve politikayla İstanbul Belediyesi’ni alacağız demektir. Dahası, tarikat ilişkileri güçlü olan Topbaş’ın diskalifiye edilmesiyle Erdoğan İstanbul’da önemli bir psikolojik desteği de kaybetti."<br />
<br />
Nitekim Yarkadaş’ın kehaneti tuttu ve CHP’li Ekrem İmamoğlu ilk seçimde İstanbul’u AK Partili rakibi Mevlüt Uysal’ın elinden aldı.<br />
<br />
Birçok yorumcuya göre, damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın FETÖ’den tutuklanması ve hapis cezasına çarptırılması Kadir Topbaş’ın siyasi sonunu hazırladı. Kimilerine göre Topbaş koltuğu bırakıp damadını kurtarmıştı. Kavurmacı daha sonra TUSKON davasından 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ama tutuklu kaldığı 3,5 yıllık süre gözetilerek Şubat 2020’de tahliyesine karar verildi…<br />
<br />
Kadir Topbaş, TÜRGEV’e ve Ensar Vakfı’na tahsis ettiği binalarla; deprem alanlarını, orman alanlarını ve su havzalarını AVM’lere rezidans ve otellere açmasıyla; sağanak yağmurlar nedeniyle Üsküdar vb. belirli bölgelerdeki su baskınlarıyla; Sulukule ve Tarlabaşı’ndaki yıkım projelerine verdiği açık destekle; ayrıca İstanbul İtfaiyesi’nin 2010’daki Haydarpaşa Garı ve 2013’teki Galatasaray Üniversitesi yangınlarındaki yetersizliğiyle ve İstiklal Caddesi’nin sürekli bozulan zemini nedeniyle de sık sık muhalefetin hedefindeydi.<br />
<br />
Topbaş ailesinin serveti de zaman zaman kamuoyunun gündemine geliyordu. Kadir Topbaş Saray Muhallebicisi zincirinin, kardeşleri ise SÜTİŞ’in patronlarıydı. Eşi Özleyiş Topbaş’ın ise bir emlak zengini olduğu söyleniyordu.<br />
<br />
Üç kez hacca da giden Kadir Topbaş, 16 Kasım’da korona virüsü teşhisiyle özel bir hastaneye kaldırılmıştı. 4 Aralık’ta yoğun bakıma alındıktan sonra bir süre makineden ayrılmış, durumu ağırlaşınca 25 Aralık’ta ikinci kez entübe edilmişti.<br />
<br />
3 Ocak’tan beri diyalize bağlanan Kadir Topbaş, 3 Şubat’ta özel odaya alınmış ve bu gelişme “sevindirici haber” başlığıyla medyaya yansımıştı. Topbaş hastanede geçirdiği 83 günün sonunda bugün saat 16.00’da, 76 yaşında hayata gözlerini yumdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşte Topbaş döneminden akıllarda kalan belli başlı olaylardan bazıları:</span><br />
- 2008’e belediyeye ait mekanlarda içki yasağı ve özellikle Moda İskelesi tartışmaları<br />
- 2009’daki sel felaketinde “İstanbullunun tedbirsizliğinin sonucudur” açıklaması<br />
- 2009’da metrobüs ücretine yüzde 33 zam yapması ve buna karşı protestolar<br />
- 2011’de Beyoğlu’ndaki sandalye ve masaların toplatılması kararı<br />
- 2011’de şehrin silüetini bozan Zeytinburnu’ndaki binalara (19/9 kuleleri) ilişkin “maalesef hoş olmayan bir görüntü” beyanı<br />
- 2012’de Phileas marka metrobüslerle devleti 150 milyon TL zarara uğrattığı iddiası ve bu nedenle hakkında açılan görevi kötüye kullanma davası<br />
- 2013’te Veliefendi Hipodromu kaldırarak İstanbul’a bir “Central Park” armağan etmek istemesi, Erdoğan’ın söz konusu yabancı isme tepki göstermesi<br />
- 2013’teki Gezi Parkı olaylarında “artık otobüs durağının bile yeri değişse halka sorulacak” çıkışı<br />
- 2016’daki darbe girişiminin ardından Pendik’teki bir alanı “Hainler Mezarlığı”na dönüştürmesi<br />
- 2017’de istifa ederken “insan her şeyi affeder adam yerine konmamayı affetmez” demesi<br />
- 2017 yılına kadar üreticisine alım garantisi vererek ektiği lalelere milyonlarca TL harcaması<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak;</span><br />
GazeteDuvar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img.gazetevatan.com/vatanmediafile/Haber598x362/2021/02/13/kadir-topbas-hayatini-kaybetti--4923857.Jpeg" loading="lazy"  alt="[Resim: kadir-topbas-hayatini-kaybetti--4923857.Jpeg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Yaklaşık 14 yıl İstanbul’u yöneten <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadir Topbaş</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8 Ocak 1945</span>’te Artvin’de dünyaya geldi. Bir Kadir Gecesi doğduğundan kendisine “<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadir</span>” ismi verildi.<br />
<br />
Henüz üç aylıkken Artvin’e bağlı Yusufeli ilçesinin Altıparmak köyünden İstanbul’a gelen Topbaş’ın nispeten varlıklı bir ailede yetişti. Işık Lisesi ve İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1972 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni, ardından 1974 yılında Mimar Sinan Üniversitesi (MSÜ) mimarlık bölümünü bitirdi. Uzun yıllar serbest mimarlık yaptı. MSÜ’de son sınıf öğrencisiyken bir arkadaşının aracılığıyla eşi Özleyiş Toptaş’la tanıştı. Bu evlilikten bir kızı, iki de oğlu dünyaya geldi.<br />
<br />
1973’te Milli Selamet Partisi’nin (MSP) Beyoğlu İlçe Başkan Yardımcılığı göreviyle siyasete ilk adımını atan Kadir Topbaş, 1985’te Refah Partisi’nde (RP) İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği, 1993’te aynı partide Bağcılar İlçe Başkanlığı, 1995’te İl Başkan Yardımcılığı ve 1997’de Fazilet Partisi’nde (FP) İl Başkan Vekilliği yaptı. Ayrıca 1994 – 98 yılları arasında dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kültür işlerinden sorumlu danışmanlığını da yapmaktaydı.<br />
<br />
Bu arada 1977’de MSP’den, 1987’de de RP’den iki kez Artvin Milletvekili adayı ve 1996’da RP’den Bakırköy Belediye Başkan Adayı oldu ama seçilemedi. Nihayet 1999’daki yerel seçimlerde Fazilet Partisi’nin adayı olarak Beyoğlu Belediye Başkanlığı’nı kazandı.<br />
2004’te bu kez AK Parti’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Kadir Topbaş, görevi önceki başkan Ali Müfit Gürtuna’dan devraldı. Gürtüna, Fazilet Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının ardından bağımsız kalmıştı. Topbaş bu seçimde CHP’li rakibi Sefa Sirmen’i pek zorlanmadan geride bıraktı.<br />
<br />
2009’da AK Parti beş yıl önceki yerel seçime göre 3.3 puan, iki yıl önceki genel seçime göre ise 8.2 puan kaybederken, Kadir Topbaş İstanbul’da 2004’e göre 0.6 puan, 2007’ye göre ise sadece 0.3 puan kaybetti ve görece başarılı bir performans gösterdi. Bu seçimde CHP’nin iddialı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu mağlup eden Topbaş’ın başarısında Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme bölümü tamamlanan metrobüs hattının payı büyüktü.<br />
<br />
2014’te Gezi Parkı olaylarından ve 17-25 Aralık Operasyonu’ndan kısa süre sonra yapılan yerel seçimlerde AK Parti yüzde 42.9 oy alarak kan kaybederken (2011’deki genel seçimlerde yüzde 49,8’e ulaşmıştı) İstanbul’da yüzde 48’i korudu. Hatta Topbaş 2009’a göre oyunu 3 puan arttırarak ikinci kez seçilmeyi başardı. Bu seçimde de CHP’li Mustafa Sarıgül’ü saf dışı bırakan Topbaş’ın metro yatırımlarından ve Sarıgül’ün CHP içindeki tartışmalı imajından faydalandığı söylendi.<br />
<br />
Böylece üç kez üst üste zafer kazanan Kadir Topbaş’ın 2013’ten itibaren partisiyle arasının açıldığı konuşuluyordu. AK Parti içinde Gezi’deki ve 17/25 Aralık’taki “güvenilmez” tutumu tartışılan tecrübeli başkanın gittikçe daha silik bir görüntü verdiği, Erdoğan’ın İstanbul’a bizzat ağırlığını koyduğu düşünülüyordu. Nitekim Topbaş üçüncü dönemini tamamlayamadı ve 2017’de istifayla ayrılmak durumunda kaldı.<br />
<br />
Fakat bir dönüm noktası gibi görülen istifası kendisi için de Tayyip Erdoğan için de hiç kolay olmadı. Erdoğan’ın istifa etmesi yönündeki isteğini defalarca karşılıksız bıraktığı ve elden geldiğince direndiği yazılıyordu. “Hayır” cephesi güçlükle galip çıksa da, 16 Nisan Anayasa Referandumu’ndaki oy oranı AK Parti ve MHP’nin toplam oylarının altında kalmıştı. Sonuçtan rahatsızlık duyan Erdoğan “metal yorgunluğu”ndan bahsediyordu. Kulislerde istifası konuşulan 10 belediye başkanının çoğu görevini bıraktı. Bunlardan ilki de makamını Mevlüt Uysal’a teslim eden Kadir Topbaş oldu...<br />
<br />
Mevlüt Uysal göreve başlarken “Beni Topbaş’la kavga ettiremezsiniz” demişti. Bununla birlikte kısa süre içinde Kadir Topbaş’ın projelerini iptal etmeye başladı. Uysal, altı metro projesini ve Topbaş’ın ustalık eserim dediği Haliç- Unkapanı Su Altı Karayolu Tüneli Geçiş Projesi ve Sefaköy - Başakşehir Havaray Sistemi ile Haliç'in iki yakasını birleştirmesi planan Piyer Loti - Miniatürk teleferik ihalelerini iptal etti. Topbaş’ın Yeşilköy sahil bandı düzenleme projesini ise İBB’nin son başkanı Ekrem İmamoğlu raftan indirdi. Söz konusu projenin 2022 yılında gerçekleştirilmesi planlanıyor.<br />
<br />
Kadir Topbaş’ın istifasını önceden haber veren CHP eski milletvekili Barış Yarkadaş, BirGün gazetesinden Meltem Yılmaz’a verdiği röportajda şunları söylüyordu: “Kadir Topbaş 2015’te seçime girdiğinde AKP ve CHP 40-40 oranındaydı. Ve Topbaş’ın kişisel oyu yüzde 4 oranındaydı. Şimdi Kadir beyin istifasıyla iki parti İstanbul’da başa baş noktaya geldi. Yani yarın bir seçim olsa, doğru bir aday ve politikayla İstanbul Belediyesi’ni alacağız demektir. Dahası, tarikat ilişkileri güçlü olan Topbaş’ın diskalifiye edilmesiyle Erdoğan İstanbul’da önemli bir psikolojik desteği de kaybetti."<br />
<br />
Nitekim Yarkadaş’ın kehaneti tuttu ve CHP’li Ekrem İmamoğlu ilk seçimde İstanbul’u AK Partili rakibi Mevlüt Uysal’ın elinden aldı.<br />
<br />
Birçok yorumcuya göre, damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın FETÖ’den tutuklanması ve hapis cezasına çarptırılması Kadir Topbaş’ın siyasi sonunu hazırladı. Kimilerine göre Topbaş koltuğu bırakıp damadını kurtarmıştı. Kavurmacı daha sonra TUSKON davasından 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ama tutuklu kaldığı 3,5 yıllık süre gözetilerek Şubat 2020’de tahliyesine karar verildi…<br />
<br />
Kadir Topbaş, TÜRGEV’e ve Ensar Vakfı’na tahsis ettiği binalarla; deprem alanlarını, orman alanlarını ve su havzalarını AVM’lere rezidans ve otellere açmasıyla; sağanak yağmurlar nedeniyle Üsküdar vb. belirli bölgelerdeki su baskınlarıyla; Sulukule ve Tarlabaşı’ndaki yıkım projelerine verdiği açık destekle; ayrıca İstanbul İtfaiyesi’nin 2010’daki Haydarpaşa Garı ve 2013’teki Galatasaray Üniversitesi yangınlarındaki yetersizliğiyle ve İstiklal Caddesi’nin sürekli bozulan zemini nedeniyle de sık sık muhalefetin hedefindeydi.<br />
<br />
Topbaş ailesinin serveti de zaman zaman kamuoyunun gündemine geliyordu. Kadir Topbaş Saray Muhallebicisi zincirinin, kardeşleri ise SÜTİŞ’in patronlarıydı. Eşi Özleyiş Topbaş’ın ise bir emlak zengini olduğu söyleniyordu.<br />
<br />
Üç kez hacca da giden Kadir Topbaş, 16 Kasım’da korona virüsü teşhisiyle özel bir hastaneye kaldırılmıştı. 4 Aralık’ta yoğun bakıma alındıktan sonra bir süre makineden ayrılmış, durumu ağırlaşınca 25 Aralık’ta ikinci kez entübe edilmişti.<br />
<br />
3 Ocak’tan beri diyalize bağlanan Kadir Topbaş, 3 Şubat’ta özel odaya alınmış ve bu gelişme “sevindirici haber” başlığıyla medyaya yansımıştı. Topbaş hastanede geçirdiği 83 günün sonunda bugün saat 16.00’da, 76 yaşında hayata gözlerini yumdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşte Topbaş döneminden akıllarda kalan belli başlı olaylardan bazıları:</span><br />
- 2008’e belediyeye ait mekanlarda içki yasağı ve özellikle Moda İskelesi tartışmaları<br />
- 2009’daki sel felaketinde “İstanbullunun tedbirsizliğinin sonucudur” açıklaması<br />
- 2009’da metrobüs ücretine yüzde 33 zam yapması ve buna karşı protestolar<br />
- 2011’de Beyoğlu’ndaki sandalye ve masaların toplatılması kararı<br />
- 2011’de şehrin silüetini bozan Zeytinburnu’ndaki binalara (19/9 kuleleri) ilişkin “maalesef hoş olmayan bir görüntü” beyanı<br />
- 2012’de Phileas marka metrobüslerle devleti 150 milyon TL zarara uğrattığı iddiası ve bu nedenle hakkında açılan görevi kötüye kullanma davası<br />
- 2013’te Veliefendi Hipodromu kaldırarak İstanbul’a bir “Central Park” armağan etmek istemesi, Erdoğan’ın söz konusu yabancı isme tepki göstermesi<br />
- 2013’teki Gezi Parkı olaylarında “artık otobüs durağının bile yeri değişse halka sorulacak” çıkışı<br />
- 2016’daki darbe girişiminin ardından Pendik’teki bir alanı “Hainler Mezarlığı”na dönüştürmesi<br />
- 2017’de istifa ederken “insan her şeyi affeder adam yerine konmamayı affetmez” demesi<br />
- 2017 yılına kadar üreticisine alım garantisi vererek ektiği lalelere milyonlarca TL harcaması<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak;</span><br />
GazeteDuvar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Adolf Hitler Kimdir Biyografisi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-adolf-hitler-kimdir-biyografisi.html</link>
			<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 16:16:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=34">KrALiÇe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-adolf-hitler-kimdir-biyografisi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Adolf Hitler Biyografisi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://bilder.t-online.de/b/83/95/66/94/id_83956694/c_Master-1-1-Large/tid_da/adolf-hitler-im-april-1945-brachte-sich-der-deutsche-diktator-um-.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: adolf-hitler-im-april-1945-brachte-sich-...or-um-.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Doğum Yeri: Avusturya<br />
<br />
20.4.1889 - 30.4.1945</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><br />
<br />
Adolf Hitler (20 Nisan 1889, Braunau am Inn - 30 Nisan 1945, Berlin), Avusturya doğumlu Alman politikacı, siyasi lider, teorisyen ve devlet adamı, yirminci yüzyılın en bilinen diktatörü.<br />
<br />
Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 tarihinde Almanların yoğunlukta olduğu Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı Yukarı Avusturya’nın Braunau am Inn kasabasında o sıralarda gümrük memuru olan Alois Hitler (1837-1903) ve Alois’in üçüncü eşi (aynı zamanda ikinci dereceden kuzenidir ve evlenmek için kiliseden izin alınmıştır.) Klara Pölzl’ün (1860-1907) oğlu olarak doğmuştur. Alois’in altı çocuğundan dördüncüsüdür.Avusturya vatandaşı olarak doğan Adolf daha sonra 1925'te Avusturya vatandaşlığından çıkmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyasi hayatı</span><br />
<br />
Thule Cemiyeti’ne ve Guido von List Cemiyeti’ne katılımı<br />
Viyana’da komşusu olan Dietrich Eckart vasıtasıyla Adolf Josef Lanz ile 1914’te tanışan Hitler aynı yıl List Cemiyeti’ne üye oldu. Nitekim, Hitler’in kişisel kütüphanesindeki okültik kitapların II. Dünya Savaşı sonrasında muhafaza edildiği ABD Kongre Kütüphanesi’ndeki kitaplarından yazarı Guido von List olan Deutsch-Mythologische Landschaftsbilder adlı kitabın üzerinde Sevgili Armanen Kardeşim Adolf Hitler’e ithafı mevcuttur.Armanen tabirinin ilk olarak Guido von List tarafından ortaya atılmış olması ve sadece List Cemiyeti üyelerine ithafen yazılmasından ötürü Hitler’in List Cemiyeti’ne üye olduğu düşünülmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Antisemitizm ve öjeni</span><br />
<br />
Hitler, ülkedeki bütün aksaklıkların nedeni olarak Yahudileri ve Çingeneler gibi bazı azınlıkları gösteriyordu. Alman halkının bir kısmını bu ve benzeri demagojik söylemlerine inandırmayı başararak büyük destek aldı. Almanya’yı ekonomik anlamda Yahudi sermayesinden arındırmanın yanı sıra politik ve kültürel alanlardan da defetmek için harekete geçti.Yahudileri toplama kamplarında topladı. Çalışabilecek durumda olanlar ayrıldıktan sonra diğerleri gaz odalarında öldürülüp cesetleri fırınlarda yakıldı. Bu faaliyetler sadece Almanya'da değil, daha sonra işgal edilen bütün ülkelerde de gerçekleştirildi. Bu şekilde Avrupa'da milyonlarca Yahudi öldürüldü.Hitler'in erken öjeni politikaları Brandt Operasyonu adlı bir programda fiziksel ve gelişimsel engelli çocukları hedef aldı ve daha sonra ciddi zihinsel ve fiziksel engelli yetişkinler için bir ötanazi programı onaylandı, şimdi T4 Operasyonu olarak anılacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İktisat politikası</span><br />
<br />
Hitler, iktidara gelmesinin hemen ardından Alman ekonomisinin düzenlemesini hedef almıştır. Gerek I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasının, gerekse de 1929 yılındaki genel ekonomik buhranın sonucunda Alman ekonomisi ciddi sıkıntılar içindeydi. Yaşanan hiper enflasyon, aşırı boyutlara varan işsizlik ve bunlara bağlı olarak sanayideki kapasite düşüklüğü, Hitler’in izlediği ekonomi politikalarıyla kısa sürede kontrol altına alınmıştır.<br />
<br />
Hitler’in iktidara geldiği 1933 yılını izleyen yıllardaki Alman ekonomisinde gözlenen gelişmeler, çoğu kez Hitler’in olağanüstü başarısı olarak kabul edilir. Hitler’in iktidarın tüm kontrolünü ele geçirmesinin hemen ardından tüm sendikalar kapatılmış, tüm çalışanlar bir “işçi birliği” çatısı altında toplanmış, işçi aidatları, genel bütçeye aktarılmıştır. Ücret artışları ve bunun sonucu olan grev olasılığının kalktığı ekonomide, doğal olarak bir istihdam artışı yaşanmıştır. İş gücü maliyetinin düşmesi ve iş dünyasındaki barış ve istikrar, iş gücü talebini artırmıştır. Teknolojik ve askeri alanlarda büyük yatırımlar yapmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölümü</span><br />
<br />
Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisinin kesinleşmesi ve ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de eşi Eva Braun'la birlikte intihar etmeye karar verirler. Kendilerini bir odaya kaparlar ve önce Eva Braun içinde siyanür bulunan bir kapsülü ısırır ve zehir saniyeler içinde etkisini gösterir, hemen ardından ise Hitler bir siyanür kapsülünü ısırır ve eş zamanlı olarak tabancayla sağ şakağına ateş eder. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri bombaların neden olduğu bir çukura yerleştirilip yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir. İntihar etmeden önce yanındaki generallere "Cesedimi Rusların eline asla vermemelisiniz, beni Moskova'da heykel yaparlar." demiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vasiyeti</span><br />
<br />
Hitler, iki vasiyetnamesinden ilki olan siyasi vasiyetnamesinde “Almanya'nın bütün milletler ve Alman ulusu için zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemesi” gerektiğini belirtmekteydi. Hitler'e göre Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. İkinci vasiyeti olan özel vasiyetnamesinde ise tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye, eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını ifade etmiştir.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #b20080;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Adolf Hitler Biyografisi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><img src="https://bilder.t-online.de/b/83/95/66/94/id_83956694/c_Master-1-1-Large/tid_da/adolf-hitler-im-april-1945-brachte-sich-der-deutsche-diktator-um-.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: adolf-hitler-im-april-1945-brachte-sich-...or-um-.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Doğum Yeri: Avusturya<br />
<br />
20.4.1889 - 30.4.1945</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><br />
<br />
Adolf Hitler (20 Nisan 1889, Braunau am Inn - 30 Nisan 1945, Berlin), Avusturya doğumlu Alman politikacı, siyasi lider, teorisyen ve devlet adamı, yirminci yüzyılın en bilinen diktatörü.<br />
<br />
Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 tarihinde Almanların yoğunlukta olduğu Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı Yukarı Avusturya’nın Braunau am Inn kasabasında o sıralarda gümrük memuru olan Alois Hitler (1837-1903) ve Alois’in üçüncü eşi (aynı zamanda ikinci dereceden kuzenidir ve evlenmek için kiliseden izin alınmıştır.) Klara Pölzl’ün (1860-1907) oğlu olarak doğmuştur. Alois’in altı çocuğundan dördüncüsüdür.Avusturya vatandaşı olarak doğan Adolf daha sonra 1925'te Avusturya vatandaşlığından çıkmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyasi hayatı</span><br />
<br />
Thule Cemiyeti’ne ve Guido von List Cemiyeti’ne katılımı<br />
Viyana’da komşusu olan Dietrich Eckart vasıtasıyla Adolf Josef Lanz ile 1914’te tanışan Hitler aynı yıl List Cemiyeti’ne üye oldu. Nitekim, Hitler’in kişisel kütüphanesindeki okültik kitapların II. Dünya Savaşı sonrasında muhafaza edildiği ABD Kongre Kütüphanesi’ndeki kitaplarından yazarı Guido von List olan Deutsch-Mythologische Landschaftsbilder adlı kitabın üzerinde Sevgili Armanen Kardeşim Adolf Hitler’e ithafı mevcuttur.Armanen tabirinin ilk olarak Guido von List tarafından ortaya atılmış olması ve sadece List Cemiyeti üyelerine ithafen yazılmasından ötürü Hitler’in List Cemiyeti’ne üye olduğu düşünülmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Antisemitizm ve öjeni</span><br />
<br />
Hitler, ülkedeki bütün aksaklıkların nedeni olarak Yahudileri ve Çingeneler gibi bazı azınlıkları gösteriyordu. Alman halkının bir kısmını bu ve benzeri demagojik söylemlerine inandırmayı başararak büyük destek aldı. Almanya’yı ekonomik anlamda Yahudi sermayesinden arındırmanın yanı sıra politik ve kültürel alanlardan da defetmek için harekete geçti.Yahudileri toplama kamplarında topladı. Çalışabilecek durumda olanlar ayrıldıktan sonra diğerleri gaz odalarında öldürülüp cesetleri fırınlarda yakıldı. Bu faaliyetler sadece Almanya'da değil, daha sonra işgal edilen bütün ülkelerde de gerçekleştirildi. Bu şekilde Avrupa'da milyonlarca Yahudi öldürüldü.Hitler'in erken öjeni politikaları Brandt Operasyonu adlı bir programda fiziksel ve gelişimsel engelli çocukları hedef aldı ve daha sonra ciddi zihinsel ve fiziksel engelli yetişkinler için bir ötanazi programı onaylandı, şimdi T4 Operasyonu olarak anılacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İktisat politikası</span><br />
<br />
Hitler, iktidara gelmesinin hemen ardından Alman ekonomisinin düzenlemesini hedef almıştır. Gerek I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasının, gerekse de 1929 yılındaki genel ekonomik buhranın sonucunda Alman ekonomisi ciddi sıkıntılar içindeydi. Yaşanan hiper enflasyon, aşırı boyutlara varan işsizlik ve bunlara bağlı olarak sanayideki kapasite düşüklüğü, Hitler’in izlediği ekonomi politikalarıyla kısa sürede kontrol altına alınmıştır.<br />
<br />
Hitler’in iktidara geldiği 1933 yılını izleyen yıllardaki Alman ekonomisinde gözlenen gelişmeler, çoğu kez Hitler’in olağanüstü başarısı olarak kabul edilir. Hitler’in iktidarın tüm kontrolünü ele geçirmesinin hemen ardından tüm sendikalar kapatılmış, tüm çalışanlar bir “işçi birliği” çatısı altında toplanmış, işçi aidatları, genel bütçeye aktarılmıştır. Ücret artışları ve bunun sonucu olan grev olasılığının kalktığı ekonomide, doğal olarak bir istihdam artışı yaşanmıştır. İş gücü maliyetinin düşmesi ve iş dünyasındaki barış ve istikrar, iş gücü talebini artırmıştır. Teknolojik ve askeri alanlarda büyük yatırımlar yapmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölümü</span><br />
<br />
Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisinin kesinleşmesi ve ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de eşi Eva Braun'la birlikte intihar etmeye karar verirler. Kendilerini bir odaya kaparlar ve önce Eva Braun içinde siyanür bulunan bir kapsülü ısırır ve zehir saniyeler içinde etkisini gösterir, hemen ardından ise Hitler bir siyanür kapsülünü ısırır ve eş zamanlı olarak tabancayla sağ şakağına ateş eder. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri bombaların neden olduğu bir çukura yerleştirilip yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir. İntihar etmeden önce yanındaki generallere "Cesedimi Rusların eline asla vermemelisiniz, beni Moskova'da heykel yaparlar." demiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vasiyeti</span><br />
<br />
Hitler, iki vasiyetnamesinden ilki olan siyasi vasiyetnamesinde “Almanya'nın bütün milletler ve Alman ulusu için zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemesi” gerektiğini belirtmekteydi. Hitler'e göre Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. İkinci vasiyeti olan özel vasiyetnamesinde ise tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye, eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını ifade etmiştir.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Angela Merkel Kimdir? Angela Merkel'in Biyografisi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-angela-merkel-kimdir-angela-merkel-in-biyografisi.html</link>
			<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 20:31:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-angela-merkel-kimdir-angela-merkel-in-biyografisi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANGELA MERKEL KİMDİR? HAYATI VE SİYASİ YAŞAMI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><img src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2d/Angela_Merkel_Juli_2010_-_3zu4.jpg/842px-Angela_Merkel_Juli_2010_-_3zu4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 842px-Angela_Merkel_Juli_2010_-_3zu4.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Angela Merkel Kimdir? Angela merkel'in Biyografisi</span></span><br />
<br />
Angela Dorothea Merkel (d. 17 Temmuz 1954, Hamburg), Almanya başbakanı. Mecklenburg-Vorpommern'den milletvekili olduktan sonra 22 Kasım 2005 tarihinde Almanya Şansölyesi seçildi. 2000-2018 yılları arasında Hristiyan Demokrat Birliği'nin federal başkanlığını yürüttü. 2002-2005 yılları arasında CDU-CSU parlamento grubunun başkanı idi. 2005-2009 yılları arasında Almanya Sosyal Demokrat Partisi ile Büyük Koalisyon, 2009-2013 yılları arasında Hür Demokrat Parti ile koalisyon, 2013 yılından beri de Almanya Sosyal Demokrat Partisi ile Büyük Koalisyonun Şansölyesi olarak Almanya'yı yönetmektedir.<br />
<br />
Almanya'nın 1871 yılında modern bir devlet olmasından sonraki ilk kadın şansölye olup, II. Dünya Savaşı'ndan beri en genç Alman şansölyesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğitimi ve kariyeri</span><br />
Lutheran bir papazın kızı olarak dünyaya gelmiştir. Baba tarafından dedesi Ludwig Kasner, Polonyalı kökenlidir ve Posen'de (şimdi Poznan) Polonyalı kökenli bir Alman vatandaşıydı. Ailenin orijinal soyadı olan Kazmierczak, 1930 yılında Kasner olarak Almancalaştırılmış halde değişmiştir.<br />
<br />
Okulda akıcı Rusça konuşmayı öğrendi ve matematikteki yeterliliğinde ödül aldı.<br />
<br />
Templin'de eğitim gördü ve 1973'ten 1978'e kadar Leipzig Üniversitesi'nde fizik okudu. 1978 ile 1990 yılları arasında Berlin-Adlershof Bilimler Akademisi Fizik Kimya Merkez Enstitüsü'nde okudu. Kuantum kimyası üzerine tez için bir doktora (Dr. rer. Nat.) kazandıktan sonra araştırmacı olarak çalıştı ve birçok makale yayınladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyasal yaşamı</span><br />
22 Kasım 2005 tarihinde, Merkel Almanya Başbakanı SPD ile bir koalisyon sonuçlanan bir çıkmazda seçilmesinin ardından görevi üstlendi. Büyük çoğunluğu ile 2009 yılında yeniden başbakan seçildi ve FDP ile bir hükûmet koalisyonu kurmayı başardı. 2018 yılının Ekim ayında yaptığı açıklamada parti liderliğini ve siyaseti bırakacağını açıklayan Merkel, başbakanlık görevini 2021 yılına kadar sürdürmek istediğini ve başbakan olarak son dönemi olduğunu ifade etti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özel hayatı</span><br />
1977 yılından, boşandığı 1982 yılına kadar fizikçi Ulrich Merkel ile evliydi. 1998 yılından beri Berlin kimya profesörü Joachim Sauer'le ikinci evliliğini sürdürmektedir ve hiç çocuk sahibi olmamıştır, Sauer'in ise iki yetişkin erkek çocuğu bulunmaktadır. Aynı zamanda İngilizce bilmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANGELA MERKEL KİMDİR? HAYATI VE SİYASİ YAŞAMI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><img src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2d/Angela_Merkel_Juli_2010_-_3zu4.jpg/842px-Angela_Merkel_Juli_2010_-_3zu4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 842px-Angela_Merkel_Juli_2010_-_3zu4.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Angela Merkel Kimdir? Angela merkel'in Biyografisi</span></span><br />
<br />
Angela Dorothea Merkel (d. 17 Temmuz 1954, Hamburg), Almanya başbakanı. Mecklenburg-Vorpommern'den milletvekili olduktan sonra 22 Kasım 2005 tarihinde Almanya Şansölyesi seçildi. 2000-2018 yılları arasında Hristiyan Demokrat Birliği'nin federal başkanlığını yürüttü. 2002-2005 yılları arasında CDU-CSU parlamento grubunun başkanı idi. 2005-2009 yılları arasında Almanya Sosyal Demokrat Partisi ile Büyük Koalisyon, 2009-2013 yılları arasında Hür Demokrat Parti ile koalisyon, 2013 yılından beri de Almanya Sosyal Demokrat Partisi ile Büyük Koalisyonun Şansölyesi olarak Almanya'yı yönetmektedir.<br />
<br />
Almanya'nın 1871 yılında modern bir devlet olmasından sonraki ilk kadın şansölye olup, II. Dünya Savaşı'ndan beri en genç Alman şansölyesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğitimi ve kariyeri</span><br />
Lutheran bir papazın kızı olarak dünyaya gelmiştir. Baba tarafından dedesi Ludwig Kasner, Polonyalı kökenlidir ve Posen'de (şimdi Poznan) Polonyalı kökenli bir Alman vatandaşıydı. Ailenin orijinal soyadı olan Kazmierczak, 1930 yılında Kasner olarak Almancalaştırılmış halde değişmiştir.<br />
<br />
Okulda akıcı Rusça konuşmayı öğrendi ve matematikteki yeterliliğinde ödül aldı.<br />
<br />
Templin'de eğitim gördü ve 1973'ten 1978'e kadar Leipzig Üniversitesi'nde fizik okudu. 1978 ile 1990 yılları arasında Berlin-Adlershof Bilimler Akademisi Fizik Kimya Merkez Enstitüsü'nde okudu. Kuantum kimyası üzerine tez için bir doktora (Dr. rer. Nat.) kazandıktan sonra araştırmacı olarak çalıştı ve birçok makale yayınladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyasal yaşamı</span><br />
22 Kasım 2005 tarihinde, Merkel Almanya Başbakanı SPD ile bir koalisyon sonuçlanan bir çıkmazda seçilmesinin ardından görevi üstlendi. Büyük çoğunluğu ile 2009 yılında yeniden başbakan seçildi ve FDP ile bir hükûmet koalisyonu kurmayı başardı. 2018 yılının Ekim ayında yaptığı açıklamada parti liderliğini ve siyaseti bırakacağını açıklayan Merkel, başbakanlık görevini 2021 yılına kadar sürdürmek istediğini ve başbakan olarak son dönemi olduğunu ifade etti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özel hayatı</span><br />
1977 yılından, boşandığı 1982 yılına kadar fizikçi Ulrich Merkel ile evliydi. 1998 yılından beri Berlin kimya profesörü Joachim Sauer'le ikinci evliliğini sürdürmektedir ve hiç çocuk sahibi olmamıştır, Sauer'in ise iki yetişkin erkek çocuğu bulunmaktadır. Aynı zamanda İngilizce bilmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Turgut Özal Kimdir? Turgut Özel Biyografisi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-turgut-ozal-kimdir-turgut-ozel-biyografisi.html</link>
			<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 20:25:39 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-turgut-ozal-kimdir-turgut-ozel-biyografisi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://pbs.twimg.com/media/D4V03rHWsAAqd3-.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: D4V03rHWsAAqd3-.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Halil Turgut Özal (13 Ekim 1927, Malatya - 17 Nisan 1993, Ankara); Türk bürokrat, siyasetçi, mühendis ve devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı. Bundan önce, 1983-1989 yılları arasında 5 yıl 10 ay boyunca Başbakanlık ve aynı zamanda Anavatan Partisi Genel Başkanlığı görevlerinde bulunan Turgut Özal cumhurbaşkanlığı görevi sürerken vefat eden Mustafa Kemal Atatürk'ün ardından, görevi başında vefat eden ikinci cumhurbaşkanıdır.</span><br />
<br />
43. Türkiye Hükümeti döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar Vekilliği görevlerinde bulunmuştur. 12 Eylül Darbesi'nden sonra Bülend Ulusu tarafından kurulan hükûmette Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevini üstlenmiştir. 1982 yılında bu görevinden istifa etmiştir ve 1983 yılında Anavatan Partisini kurmuştur. Partisi 1983 Türkiye genel seçimlerinde %45,14 oy almıştır ve 45. Türkiye Hükûmeti'ni kurarak Başbakan olmuştur. 1985 yılında yapılan kongrede tekrar ANAP genel başkanı seçilmiştir. Partisinin oy oranı 1987 Türkiye genel seçimlerinde %8,83 düşerek %36,31'e gerilemiştir. 46. Türkiye Hükûmeti'ni kurarak tekrar Başbakan olmuştur.<br />
<br />
Özal, 1989 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Başbakanlıktan ayrılmasına rağmen, siyasi olayların gelişmesinde belirleyici rolünü sürdürmüştür. Saddam Hüseyin'in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam'ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini savunmuştur. Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra Cumhurbaşkanlığı döneminde vefat etmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlk yılları</span><br />
Babası Malatya'nın Çırmıktılı yani şimdiki adıyla Yeşilyurt ilçesinin Ünlüoğulları ailesinden banka memuru Mehmet Sıddık Özal, annesi ise Tunceli Çemişgezekli, ilkokul öğretmeni, Kürt kökenli Hafize Hanımdır (d. 1906 - ö. 1988). Çocukluğunun bir döneminde pilot olmak isteyen Özal, Silifke'ye taşındıktan sonra, eşeğin üzerinden düşerek kolundan sakatlandı ve kollarından biri diğerine göre daha kısa kaldı. Bu durum pilot olma isteğinden zorunlu olarak vazgeçmesine neden oldu.<br />
<br />
4 yaşındayken ailesi Bilecik'in Söğüt ilçesine taşındı ve ilköğrenim hayatına burada başladı. Babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştirdi. Ortaokulu Mardin'de bitirdi. Mardin'de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi'nde eğitimine devam etti. Bu dönem içerisinde kardeşi Korkut Özal da eşlik etti. Son olarak Kayseri Lisesi'nde lise eğitimini bitirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi'nde Elektrik Mühendisliği bölümünü burslu olarak okudu ve 1950 yılında mezun oldu. Mühendislik yapmaya başladı ve kısa bir süre sonra ailesinin isteğiyle evlendiği Ayhan İnal ile 1952 yılında kısa süreli bir birliktelik yaşadı. Bu evlilikten sonra çalıştığı kurum Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünde sekreter olarak görev yapan Semra Yeğinmen ile evlendi. Evlendikten sonra Amerika'da Teksas Teknoloji Üniversitesi'ne ihtisas yapmaya giderek burada ekonomi branşında eğitim aldı. Yine bu evlilikten sonra Ahmet (d. 1955), Zeynep (d. 1956) ve Efe (d. 1967) adında üç çocuk sahibi oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bürokratlık dönemi</span><br />
Geri döndüğünde EİEİ Genel Müdür Yardımcısı (ya da Genel Direktör Teknik Müşaviri; kayıtlar arasında ikilem mevcut) oldu ve Türkiye'de elektrifikasyon üzerine projelerde çalıştı. 1958 yılında Planlama Komisyonu'nda sekretarya görevini yaptıktan sonra 1959 yılında Ankara Ordonat Okulunda yedek subay oldu. Dönemin Devlet Su İşleri Genel Müdürü (ve 33 sene sonra 9. Cumhurbaşkanı seçilecek olan) Süleyman Demirel de, 27 Mayıs Darbesi'nden hemen sonra askere alındı.<br />
<br />
Askerliği sonrasında Devlet Planlama Teşkilatının kuruluşunda çalıştı. 1965 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel'in danışmanı olarak görev yaptı. 1967 yılında DPT Müsteşarı oldu. 1971 yılından 1973 yılında kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesinde danışman olarak çalıştı. Yurda döndükten sonra başta Sabancı Holding olmak üzere birçok sektördeki, birçok şirket için yönetici olarak çalıştı. Sabancı Holding'deki görevinin Genel Koordinatörlük olduğu belirtilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyasi yaşamı</span><br />
1977 genel seçimlerinde Millî Selamet Partisinden İzmir milletvekili adayı oldu; ancak seçilemedi. 43. Hükümet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar Vekilliği görevlerine getirildi. 24 Ocak Kararları'nı hazırladı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, bu politikaları devam ettirmek amacıyla Bülend Ulusu Hükümeti'nde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi. Bu göreve getirildikten 22 ay sonra, 14 Temmuz 1982 yılında istifa etti.<br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hem DPT Müsteşarlığı hem de Başbakanlık Müsteşarlığı yapmış tek Başbakanı ve Cumhurbaşkanıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başbakanlığı</span><br />
20 Mayıs 1983 tarihinde Anavatan Partisini kurdu. 1983 Türkiye genel seçimlerinde tarihindeki seçimlerde 400 kişiden oluşan parlamentoda 211 milletvekili çıkararak tek başına iktidar ve 45. Hükümet'in Başbakanı oldu. 1984 yerel seçimlerinden de başarıyla çıktı. 13 Nisan 1985 tarihinde yapılan ilk kongrede tekrar genel başkanlığa seçildi.<br />
<br />
1987 yılında yapılan genel seçimlerde de 292 milletvekili çıkartarak tekrar çoğunluğu sağladı ve 46. Hükümet'in Başbakanı oldu. İktidarda bulunduğu 1983-1991 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık yüzde 5,2 oranında büyüdü. Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nu değiştirerek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığını kurdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Suikast girişimi</span><br />
18 Haziran 1988 Cumartesi günü Ankara Atatürk Spor Salonu'nda Anavatan Partisinin 2. Olağan Kongresi'nin düzenlendiği sırada Kartal Demirağ isimli saldırgan tarafından düzenlenen suikasttan yaralı olarak kurtuldu. Foto muhabirleri ve televizyon kameraları için hazırlanmış olan platformun önünden ve Özal'a 12 metre öteden saat 12.15'te iki el ateş eden Demirağ, Turgut Özal'ı sağ elinden yaraladı. Saldırı sonrası etrafa rastgele ateş açan korumalar ise 18 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Yaralananlar arasında Bakan İmren Aykut da vardır. Önce ölüm cezasına çarptırılan, ardından cezası 20 yıla indirilen Kartal Demirağ'ı Cumhurbaşkanlığı döneminde affetti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ekonomi</span><br />
Ekonomide serbest piyasa düzenini esas alan yapısal değişim programı Turgut Özal hükûmeti döneminde uygulamaya kondu. 1983-1987 yılları arasındaki Başbakanlığı dönemini de içine alan, Türkiye'de kişi başına düşen millî gelir 1980 yılında 1.539 dolar iken 1987 yılında 1.636 dolara yükseldi. Türkiye'yi ithal ikamesi modelinden ihracat önderliğinde büyüme modeline dönüştürmeyi başarmış ve Türk ekonomisi rekabete açılmıştır. Döneminde pek çok Anadolu il ve ilçesinde organize sanayi bölgesi kurulmuş, Anadolu üretim yapıp doğrudan ihracata yönelmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan hakları</span><br />
Türkiye'de yaşayan Kürt toplumunun hakları için çözüm sürecinin ilk aşaması katedildi. Kuzey Irak lideri Mesud Barzani'ye uluslararası alanda rahat seyahat edebilmesi amacıyla kırmızı Türk Pasaportu verdi. Ancak Barzani bu pasaportu 2003 yılında Türkiye'ye iade etti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhurbaşkanlığı</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seçimi</span><br />
1989'daki Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday oldu. Sosyaldemokrat Halkçı Parti ve Doğru Yol Partisi meclise girmeyerek seçimi boykot etti. İlk turda Turgut Özal 247, ANAP Burdur Milletvekili Fethi Çelikbaş 18 oy aldı. 17 oy boş çıkarken 3 oy geçersiz sayıldı. İkinci turunda 284 milletvekilinin katıldığı oylamada adaylardan Başbakan Turgut Özal 256 oy alırken, Çelikbaş 17 oy aldı. 2 oy geçersiz sayılırken 9 oy boş çıktı. 31 Ekim 1989 tarihinde yine muhalefetin katılmadığı 3. tur oylamasında Turgut Özal 263 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı oldu. 9 Kasım 1989 tarihinde resmi olarak görevine başladı. Bu seçimden akılda kalan ise alışamadık diyenlere, alışırsınız, alışırsınız demesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Körfez savaşı ve Özal</span><br />
Cumhurbaşkanlığı döneminin en önemli olayı I. Körfez Savaşı'dır. Bu olayda çok aktif rol aldı. Petrol kaynaklarının kontrolünü elinde tutan Saddam Hüseyin'in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam'ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini savundu. Saddam'ın uzaklaştırılması için mümkün olan her şeyin yapılması konusunda fikren ve siyasi açıdan son derece istekliydi. Bu nedenle ABD'ye bu konuda açık destek verdi. Harekata Türk Ordusu'nun da katılıp, Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul ve Kerkük'e girilmesini isteyince, zamanın Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay görev süresi sona ermeden 3 Aralık 1990 tarihinde kendi isteği ile Genelkurmay Başkanlığı görevinden emekliye ayrıldı; görevden ayrılmasına sebep olarak da I. Körfez Savaşı'nda hükûmetin tutumuna tepki olduğu öne sürüldü.<br />
<br />
Dönemin Irak Başbakanı Taha Yasin Ramazan Türkiye ziyareti sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Özal'ı makamında ziyareti sırasında Saddam Hüseyin hükûmetine karşı Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık uçaklarına İncirlik Hava Üssü'nü açarsınız "sizi düşman biliriz" sözlerine karşı Turgut Özal "O Saddam'a selam söyle. Eğer Türkiye topraklarına bir top mermisi düşerse, seni de Saddam'ı da Bağdat'ın ortasında asarım." demiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sivil Cumhurbaşkanı</span><br />
Özal, her zaman sivil yönetimi savunmuş olup genellikle de resmi kıyafetler yerine sivil kıyafetler giymekten hoşlanmıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarını resmi kıyafetiyle ziyaret eden diğer Cumhurbaşkanlarından farklı olarak çoğu defa kravatsız, keten pantolon, keten ayakkabı ve tişörtle resmi programlara katıldı. Yandaki resimde görüldüğü gibi üst rütbeli askerlerin devir teslim törenine katılmazken, küçük bir ilçede kaymakamın göreve başlama törenine katıldı. Askeri birlikleri şortla denetlemesi medya tarafından şiddetle eleştirildi. Özal diğer Cumhurbaşkanları gibi konuklarını köşkte ağırlamak yerine, Marmaris Okluk koyundaki resmi yazlıkta ağırladı. Ölümünde sivil Cumhurbaşkanı, demokrat Cumhurbaşkanı, dindar Cumhurbaşkanı pankartlarıyla da bu tutumu desteklendi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vefatı</span><br />
Turgut Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra öldü. Cenazesine Türkiye'nin dört bir yanından yüzbinlerce kişi akın etti. Tören televizyonlardan canlı yayınlandı, ülkede 3 günlük yas ilan edildi. Dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Turgut Özal ile de yakın dost olan George H. W. Bush beklentilerin aksine cenaze törenine katılmadı. "Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed'in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum." şeklindeki vasiyetine uyularak kendisi tarafından yaptırılan eski Başbakan Adnan Menderes'in anıtmezarının bulunduğu Topkapı'da, Vatan Caddesi üzerinde kendisi adına hazırlanan anıt mezara defnedildi.<br />
<br />
Bir suikasta kurban gitmiş olabileceği de yıllardır tartışılmaktadır. Turgut Özal'ın limonatasına katılan arsenikle zehirlendiği iddiasını ortaya atan eşi Semra Özal, delil olarak da saç örneğini ABD'de tahlil ettirdiğini belirtmektedir. 2 Ekim 2012 tarihinde Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 19 yıl aradan sonra kabri açılmış olup ölümünün bir suikast olup olmadığının belirlenmesi için yapılan otopsi sonucunda Adli Tıp Kurumu araştırmalar ve bulgular sonucu zehir bulunduğunu ancak Özal'ın zehirden mi yoksa başka sebepten mi öldüğünü tespit edemediklerini açıklamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özel hayatı</span><br />
Korkut Özal ve Yusuf Bozkurt Özal'ın ağabeyi olan Turgut Özal elektrik mühendisi olarak çalıştığı 1950 yılında Ayhan İnal ile evlenmiş ve ancak aynı yıl ikili boşanmıştır. Elektrik işleri Etüd İdaresi'nde çalışırken daire çalışanlarından Semra Özal ile tanışmış, 31 Mayıs 1954 tarihinde evlenmiştir. Bu evliliğinden Zeynep, Efe ve Ahmet Özal olmuştur.</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="https://pbs.twimg.com/media/D4V03rHWsAAqd3-.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: D4V03rHWsAAqd3-.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Halil Turgut Özal (13 Ekim 1927, Malatya - 17 Nisan 1993, Ankara); Türk bürokrat, siyasetçi, mühendis ve devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı. Bundan önce, 1983-1989 yılları arasında 5 yıl 10 ay boyunca Başbakanlık ve aynı zamanda Anavatan Partisi Genel Başkanlığı görevlerinde bulunan Turgut Özal cumhurbaşkanlığı görevi sürerken vefat eden Mustafa Kemal Atatürk'ün ardından, görevi başında vefat eden ikinci cumhurbaşkanıdır.</span><br />
<br />
43. Türkiye Hükümeti döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar Vekilliği görevlerinde bulunmuştur. 12 Eylül Darbesi'nden sonra Bülend Ulusu tarafından kurulan hükûmette Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevini üstlenmiştir. 1982 yılında bu görevinden istifa etmiştir ve 1983 yılında Anavatan Partisini kurmuştur. Partisi 1983 Türkiye genel seçimlerinde %45,14 oy almıştır ve 45. Türkiye Hükûmeti'ni kurarak Başbakan olmuştur. 1985 yılında yapılan kongrede tekrar ANAP genel başkanı seçilmiştir. Partisinin oy oranı 1987 Türkiye genel seçimlerinde %8,83 düşerek %36,31'e gerilemiştir. 46. Türkiye Hükûmeti'ni kurarak tekrar Başbakan olmuştur.<br />
<br />
Özal, 1989 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Başbakanlıktan ayrılmasına rağmen, siyasi olayların gelişmesinde belirleyici rolünü sürdürmüştür. Saddam Hüseyin'in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam'ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini savunmuştur. Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra Cumhurbaşkanlığı döneminde vefat etmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlk yılları</span><br />
Babası Malatya'nın Çırmıktılı yani şimdiki adıyla Yeşilyurt ilçesinin Ünlüoğulları ailesinden banka memuru Mehmet Sıddık Özal, annesi ise Tunceli Çemişgezekli, ilkokul öğretmeni, Kürt kökenli Hafize Hanımdır (d. 1906 - ö. 1988). Çocukluğunun bir döneminde pilot olmak isteyen Özal, Silifke'ye taşındıktan sonra, eşeğin üzerinden düşerek kolundan sakatlandı ve kollarından biri diğerine göre daha kısa kaldı. Bu durum pilot olma isteğinden zorunlu olarak vazgeçmesine neden oldu.<br />
<br />
4 yaşındayken ailesi Bilecik'in Söğüt ilçesine taşındı ve ilköğrenim hayatına burada başladı. Babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştirdi. Ortaokulu Mardin'de bitirdi. Mardin'de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi'nde eğitimine devam etti. Bu dönem içerisinde kardeşi Korkut Özal da eşlik etti. Son olarak Kayseri Lisesi'nde lise eğitimini bitirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi'nde Elektrik Mühendisliği bölümünü burslu olarak okudu ve 1950 yılında mezun oldu. Mühendislik yapmaya başladı ve kısa bir süre sonra ailesinin isteğiyle evlendiği Ayhan İnal ile 1952 yılında kısa süreli bir birliktelik yaşadı. Bu evlilikten sonra çalıştığı kurum Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünde sekreter olarak görev yapan Semra Yeğinmen ile evlendi. Evlendikten sonra Amerika'da Teksas Teknoloji Üniversitesi'ne ihtisas yapmaya giderek burada ekonomi branşında eğitim aldı. Yine bu evlilikten sonra Ahmet (d. 1955), Zeynep (d. 1956) ve Efe (d. 1967) adında üç çocuk sahibi oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bürokratlık dönemi</span><br />
Geri döndüğünde EİEİ Genel Müdür Yardımcısı (ya da Genel Direktör Teknik Müşaviri; kayıtlar arasında ikilem mevcut) oldu ve Türkiye'de elektrifikasyon üzerine projelerde çalıştı. 1958 yılında Planlama Komisyonu'nda sekretarya görevini yaptıktan sonra 1959 yılında Ankara Ordonat Okulunda yedek subay oldu. Dönemin Devlet Su İşleri Genel Müdürü (ve 33 sene sonra 9. Cumhurbaşkanı seçilecek olan) Süleyman Demirel de, 27 Mayıs Darbesi'nden hemen sonra askere alındı.<br />
<br />
Askerliği sonrasında Devlet Planlama Teşkilatının kuruluşunda çalıştı. 1965 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel'in danışmanı olarak görev yaptı. 1967 yılında DPT Müsteşarı oldu. 1971 yılından 1973 yılında kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesinde danışman olarak çalıştı. Yurda döndükten sonra başta Sabancı Holding olmak üzere birçok sektördeki, birçok şirket için yönetici olarak çalıştı. Sabancı Holding'deki görevinin Genel Koordinatörlük olduğu belirtilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siyasi yaşamı</span><br />
1977 genel seçimlerinde Millî Selamet Partisinden İzmir milletvekili adayı oldu; ancak seçilemedi. 43. Hükümet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar Vekilliği görevlerine getirildi. 24 Ocak Kararları'nı hazırladı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, bu politikaları devam ettirmek amacıyla Bülend Ulusu Hükümeti'nde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi. Bu göreve getirildikten 22 ay sonra, 14 Temmuz 1982 yılında istifa etti.<br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hem DPT Müsteşarlığı hem de Başbakanlık Müsteşarlığı yapmış tek Başbakanı ve Cumhurbaşkanıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başbakanlığı</span><br />
20 Mayıs 1983 tarihinde Anavatan Partisini kurdu. 1983 Türkiye genel seçimlerinde tarihindeki seçimlerde 400 kişiden oluşan parlamentoda 211 milletvekili çıkararak tek başına iktidar ve 45. Hükümet'in Başbakanı oldu. 1984 yerel seçimlerinden de başarıyla çıktı. 13 Nisan 1985 tarihinde yapılan ilk kongrede tekrar genel başkanlığa seçildi.<br />
<br />
1987 yılında yapılan genel seçimlerde de 292 milletvekili çıkartarak tekrar çoğunluğu sağladı ve 46. Hükümet'in Başbakanı oldu. İktidarda bulunduğu 1983-1991 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık yüzde 5,2 oranında büyüdü. Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nu değiştirerek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığını kurdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Suikast girişimi</span><br />
18 Haziran 1988 Cumartesi günü Ankara Atatürk Spor Salonu'nda Anavatan Partisinin 2. Olağan Kongresi'nin düzenlendiği sırada Kartal Demirağ isimli saldırgan tarafından düzenlenen suikasttan yaralı olarak kurtuldu. Foto muhabirleri ve televizyon kameraları için hazırlanmış olan platformun önünden ve Özal'a 12 metre öteden saat 12.15'te iki el ateş eden Demirağ, Turgut Özal'ı sağ elinden yaraladı. Saldırı sonrası etrafa rastgele ateş açan korumalar ise 18 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Yaralananlar arasında Bakan İmren Aykut da vardır. Önce ölüm cezasına çarptırılan, ardından cezası 20 yıla indirilen Kartal Demirağ'ı Cumhurbaşkanlığı döneminde affetti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ekonomi</span><br />
Ekonomide serbest piyasa düzenini esas alan yapısal değişim programı Turgut Özal hükûmeti döneminde uygulamaya kondu. 1983-1987 yılları arasındaki Başbakanlığı dönemini de içine alan, Türkiye'de kişi başına düşen millî gelir 1980 yılında 1.539 dolar iken 1987 yılında 1.636 dolara yükseldi. Türkiye'yi ithal ikamesi modelinden ihracat önderliğinde büyüme modeline dönüştürmeyi başarmış ve Türk ekonomisi rekabete açılmıştır. Döneminde pek çok Anadolu il ve ilçesinde organize sanayi bölgesi kurulmuş, Anadolu üretim yapıp doğrudan ihracata yönelmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan hakları</span><br />
Türkiye'de yaşayan Kürt toplumunun hakları için çözüm sürecinin ilk aşaması katedildi. Kuzey Irak lideri Mesud Barzani'ye uluslararası alanda rahat seyahat edebilmesi amacıyla kırmızı Türk Pasaportu verdi. Ancak Barzani bu pasaportu 2003 yılında Türkiye'ye iade etti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhurbaşkanlığı</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seçimi</span><br />
1989'daki Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday oldu. Sosyaldemokrat Halkçı Parti ve Doğru Yol Partisi meclise girmeyerek seçimi boykot etti. İlk turda Turgut Özal 247, ANAP Burdur Milletvekili Fethi Çelikbaş 18 oy aldı. 17 oy boş çıkarken 3 oy geçersiz sayıldı. İkinci turunda 284 milletvekilinin katıldığı oylamada adaylardan Başbakan Turgut Özal 256 oy alırken, Çelikbaş 17 oy aldı. 2 oy geçersiz sayılırken 9 oy boş çıktı. 31 Ekim 1989 tarihinde yine muhalefetin katılmadığı 3. tur oylamasında Turgut Özal 263 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı oldu. 9 Kasım 1989 tarihinde resmi olarak görevine başladı. Bu seçimden akılda kalan ise alışamadık diyenlere, alışırsınız, alışırsınız demesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Körfez savaşı ve Özal</span><br />
Cumhurbaşkanlığı döneminin en önemli olayı I. Körfez Savaşı'dır. Bu olayda çok aktif rol aldı. Petrol kaynaklarının kontrolünü elinde tutan Saddam Hüseyin'in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam'ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini savundu. Saddam'ın uzaklaştırılması için mümkün olan her şeyin yapılması konusunda fikren ve siyasi açıdan son derece istekliydi. Bu nedenle ABD'ye bu konuda açık destek verdi. Harekata Türk Ordusu'nun da katılıp, Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul ve Kerkük'e girilmesini isteyince, zamanın Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay görev süresi sona ermeden 3 Aralık 1990 tarihinde kendi isteği ile Genelkurmay Başkanlığı görevinden emekliye ayrıldı; görevden ayrılmasına sebep olarak da I. Körfez Savaşı'nda hükûmetin tutumuna tepki olduğu öne sürüldü.<br />
<br />
Dönemin Irak Başbakanı Taha Yasin Ramazan Türkiye ziyareti sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Özal'ı makamında ziyareti sırasında Saddam Hüseyin hükûmetine karşı Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık uçaklarına İncirlik Hava Üssü'nü açarsınız "sizi düşman biliriz" sözlerine karşı Turgut Özal "O Saddam'a selam söyle. Eğer Türkiye topraklarına bir top mermisi düşerse, seni de Saddam'ı da Bağdat'ın ortasında asarım." demiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sivil Cumhurbaşkanı</span><br />
Özal, her zaman sivil yönetimi savunmuş olup genellikle de resmi kıyafetler yerine sivil kıyafetler giymekten hoşlanmıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarını resmi kıyafetiyle ziyaret eden diğer Cumhurbaşkanlarından farklı olarak çoğu defa kravatsız, keten pantolon, keten ayakkabı ve tişörtle resmi programlara katıldı. Yandaki resimde görüldüğü gibi üst rütbeli askerlerin devir teslim törenine katılmazken, küçük bir ilçede kaymakamın göreve başlama törenine katıldı. Askeri birlikleri şortla denetlemesi medya tarafından şiddetle eleştirildi. Özal diğer Cumhurbaşkanları gibi konuklarını köşkte ağırlamak yerine, Marmaris Okluk koyundaki resmi yazlıkta ağırladı. Ölümünde sivil Cumhurbaşkanı, demokrat Cumhurbaşkanı, dindar Cumhurbaşkanı pankartlarıyla da bu tutumu desteklendi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vefatı</span><br />
Turgut Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra öldü. Cenazesine Türkiye'nin dört bir yanından yüzbinlerce kişi akın etti. Tören televizyonlardan canlı yayınlandı, ülkede 3 günlük yas ilan edildi. Dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Turgut Özal ile de yakın dost olan George H. W. Bush beklentilerin aksine cenaze törenine katılmadı. "Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed'in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum." şeklindeki vasiyetine uyularak kendisi tarafından yaptırılan eski Başbakan Adnan Menderes'in anıtmezarının bulunduğu Topkapı'da, Vatan Caddesi üzerinde kendisi adına hazırlanan anıt mezara defnedildi.<br />
<br />
Bir suikasta kurban gitmiş olabileceği de yıllardır tartışılmaktadır. Turgut Özal'ın limonatasına katılan arsenikle zehirlendiği iddiasını ortaya atan eşi Semra Özal, delil olarak da saç örneğini ABD'de tahlil ettirdiğini belirtmektedir. 2 Ekim 2012 tarihinde Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 19 yıl aradan sonra kabri açılmış olup ölümünün bir suikast olup olmadığının belirlenmesi için yapılan otopsi sonucunda Adli Tıp Kurumu araştırmalar ve bulgular sonucu zehir bulunduğunu ancak Özal'ın zehirden mi yoksa başka sebepten mi öldüğünü tespit edemediklerini açıklamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özel hayatı</span><br />
Korkut Özal ve Yusuf Bozkurt Özal'ın ağabeyi olan Turgut Özal elektrik mühendisi olarak çalıştığı 1950 yılında Ayhan İnal ile evlenmiş ve ancak aynı yıl ikili boşanmıştır. Elektrik işleri Etüd İdaresi'nde çalışırken daire çalışanlarından Semra Özal ile tanışmış, 31 Mayıs 1954 tarihinde evlenmiştir. Bu evliliğinden Zeynep, Efe ve Ahmet Özal olmuştur.</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bülent Ecevit Kimdir? Biyografisi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-bulent-ecevit-kimdir-biyografisi.html</link>
			<pubDate>Sat, 01 Aug 2020 21:48:40 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-bulent-ecevit-kimdir-biyografisi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bülent Ecevit Biyografi</span></span><br />
<br />
<img src="https://www.timeturk.com/resim/detay/77/777050.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 777050.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Mustafa Bülent Ecevit, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">28 Mayıs 1925</span> tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. 1943-1950 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi Kastamonu milletvekili olarak görev yapan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Prof. Dr. Fahri Ecevit</span> ve ressam olan<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Fatma Nazlı</span>'nın oğludur.<br />
<br />
Ecevit 1944 senesinde Robert Koleji'nden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nde çevirmen olarak göreve başlayan Ecevit 1946 yılında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rahşan (Aral) Ecevit</span> ile evlenmiştir.<br />
<br />
1955 yılına gelindiğinde ise Ecevit Amerika Birleşik Devletleri'nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem şehrinde, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">The Journal and Sentinel</span>'de konuk gazeteci olarak çalışmıştır. 1958'de ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rockefeller Foundation Fellowship Bursu</span> ile Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi</span> üzerine incelemeler yapmıştır.<br />
<br />
Mustafa Bülent Ecevit, Forum Dergisi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Milliyet Gazetesi, Özgür İnsan, Arayış</span> gibi dergilerde çeşitli kademelerde çalışmıştır.<br />
<br />
Türkiye'ye döndükten sonra 1957 senesinde milletvekili seçilmiştir. 1959 yılında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">parti meclisi üyeliğine</span> seçilen Ecevit, 1960'tan sonra oluşturulan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurucu Meclis</span>'te görev almıştır.<br />
<br />
1961 yılında bir kez daha milletvekili olarak meclise giren Ecevit 1961 ve 1965 yılları arasında İsmet İnönü başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinin üçünde de çalışma bakanı olarak görev almıştır.<br />
<br />
Takvimler 1974 yılını gösterdiğinde Milli Selamet Partisi ile koalisyon hükümeti kurarak 8 ay kadar başbakanlık görevini icra eder.<br />
<br />
20 Temmuz 1974′te Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirerek Türk ordusunun adaya çıkmasını sağlar. 1977 senesinde Cumhuriyet Halk Partisi azınlık hükümetinde yeniden başbakan olur.<br />
<br />
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra gözaltına alınan Bülent Ecevit'in 1982′de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">siyasetle uğraşması 10 yıl yasaklanmıştır.</span> <br />
<br />
1987'de yapılan halk oylaması ile siyaset yasağı kaldırılınca<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Demokratik Sol Parti</span> genel başkanlığına getirilmiştir.<br />
<br />
1991 yılına gelindiğinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zonguldak milletvekili</span> olarak meclise girmiş ve 1997 yılı seçimlerinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ANAP ile kısa süreli bir koalisyon hükümeti</span> kurmuştur. 1999'daki seçimlerin ardından 28 Mayıs 1999'da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MHP ve ANAP ile koalisyon hükümeti</span> kuran Ecevit, başbakanlık koltuğuna oturmuştur.<br />
<br />
DSP 2002 seçimlerinde barajı aşamayınca <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">aktif siyaseti bırakma kararı almıştır.</span><br />
<br />
Yücel Özbilgin'in cenazesinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">beyin kanaması</span> geçiren Ecevit <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 Kasım 2006</span> yılında, 81 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bülent Ecevit Biyografi</span></span><br />
<br />
<img src="https://www.timeturk.com/resim/detay/77/777050.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 777050.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Mustafa Bülent Ecevit, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">28 Mayıs 1925</span> tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. 1943-1950 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi Kastamonu milletvekili olarak görev yapan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Prof. Dr. Fahri Ecevit</span> ve ressam olan<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Fatma Nazlı</span>'nın oğludur.<br />
<br />
Ecevit 1944 senesinde Robert Koleji'nden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nde çevirmen olarak göreve başlayan Ecevit 1946 yılında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rahşan (Aral) Ecevit</span> ile evlenmiştir.<br />
<br />
1955 yılına gelindiğinde ise Ecevit Amerika Birleşik Devletleri'nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem şehrinde, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">The Journal and Sentinel</span>'de konuk gazeteci olarak çalışmıştır. 1958'de ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rockefeller Foundation Fellowship Bursu</span> ile Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi</span> üzerine incelemeler yapmıştır.<br />
<br />
Mustafa Bülent Ecevit, Forum Dergisi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Milliyet Gazetesi, Özgür İnsan, Arayış</span> gibi dergilerde çeşitli kademelerde çalışmıştır.<br />
<br />
Türkiye'ye döndükten sonra 1957 senesinde milletvekili seçilmiştir. 1959 yılında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">parti meclisi üyeliğine</span> seçilen Ecevit, 1960'tan sonra oluşturulan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurucu Meclis</span>'te görev almıştır.<br />
<br />
1961 yılında bir kez daha milletvekili olarak meclise giren Ecevit 1961 ve 1965 yılları arasında İsmet İnönü başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinin üçünde de çalışma bakanı olarak görev almıştır.<br />
<br />
Takvimler 1974 yılını gösterdiğinde Milli Selamet Partisi ile koalisyon hükümeti kurarak 8 ay kadar başbakanlık görevini icra eder.<br />
<br />
20 Temmuz 1974′te Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirerek Türk ordusunun adaya çıkmasını sağlar. 1977 senesinde Cumhuriyet Halk Partisi azınlık hükümetinde yeniden başbakan olur.<br />
<br />
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra gözaltına alınan Bülent Ecevit'in 1982′de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">siyasetle uğraşması 10 yıl yasaklanmıştır.</span> <br />
<br />
1987'de yapılan halk oylaması ile siyaset yasağı kaldırılınca<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Demokratik Sol Parti</span> genel başkanlığına getirilmiştir.<br />
<br />
1991 yılına gelindiğinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zonguldak milletvekili</span> olarak meclise girmiş ve 1997 yılı seçimlerinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ANAP ile kısa süreli bir koalisyon hükümeti</span> kurmuştur. 1999'daki seçimlerin ardından 28 Mayıs 1999'da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MHP ve ANAP ile koalisyon hükümeti</span> kuran Ecevit, başbakanlık koltuğuna oturmuştur.<br />
<br />
DSP 2002 seçimlerinde barajı aşamayınca <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">aktif siyaseti bırakma kararı almıştır.</span><br />
<br />
Yücel Özbilgin'in cenazesinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">beyin kanaması</span> geçiren Ecevit <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5 Kasım 2006</span> yılında, 81 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Süleyman Demirel Kimdir / Süleyman Demirel biyoğrafi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-suleyman-demirel-kimdir-suleyman-demirel-biyografi.html</link>
			<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 20:34:59 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-suleyman-demirel-kimdir-suleyman-demirel-biyografi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><img src="https://i2.milimaj.com/i/milliyet/75/1200x675/5c8cdf6945d2a01ef4c982c9.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5c8cdf6945d2a01ef4c982c9.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Süleyman Demirel Kimdir</span></span><br />
<br />
Süleyman Demirel ya da tam adı ile Sami Süleyman Gündoğdu Demirel (1 Kasım 1924, İslamköy, Atabey – 17 Haziran 2015, Ankara), Türk siyasetçi ve devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin 9. Cumhurbaşkanı. Bundan önce, 1965–1993 tarihleri arasında yedi farklı hükûmette toplam 10 yıl 5 aylık bir süreyle başbakanlık görevinde bulundu.<br />
Ayrıca, 1964'ten 1980 yılına kadar Adalet Partisi, 1987–1993 yılları arasında ise Doğru Yol Partisi genel başkanı olarak görev aldı.<br />
<br />
Demirel, siyasi kariyeri boyunca birçok ilki gerçekleştirdi. Türkiye'nin çok partili sisteme geçtiği 1946'dan sonraki dönemde, kurduğu 7 hükûmetle en çok hükûmet kuran siyasetçi, Türk siyasi tarihinde İsmet İnönü ve Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra en uzun süre görev yapan başbakan, 41 yaşında başbakanlık koltuğuna oturan en genç başbakan, 40 yaşında parti genel başkanı olan en genç politikacı ve 30 yaşında bir kamu kurumuna atanan en genç genel müdür rekorlarını kırdı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">17 Haziran 2015'te, tedavi gördüğü hastanede solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle 90 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü üzerine Türkiye'de 17–19 Haziran tarihleri arasında ulusal yas ilan edildi</span><br />
<br />
9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, 1 Kasım 1924?te Isparta'nın<br />
Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de doğdu. İlköğrenimini doğduğu köyde,<br />
ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyon'da bitirdi. Şubat 1949'da İstanbul<br />
Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı yıl Elektrik<br />
İşleri Etüd İdaresi' nde göreve başladı. Önce 1949-1950, daha sonra<br />
1954-1955 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde barajlar, sulama ve<br />
elektrifikasyon konularında ihtisas yaptı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk yılları</span></span><br />
<br />
Isparta'nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de Hacı Yahya Demirel (1893-1972) ile Hacı Ümmühan Demirel'in (1902-1979) oğlu olarak dünyaya geldi. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyonkarahisar'da bitirdi. 1949'da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden yüksek inşaat mühendisi olarak mezun oldu.[8][9] 1948'de babası Hacı Yahya Demirel'in yeğeninin kızı Nazmiye (Şener) Demirel'le evlendi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Görevleri</span></span><br />
<br />
1950'de Elektrik İşleri Etüd İdaresinde çalışmaya başladı. Sulama ve elektrik konularında araştırma yapmak için Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) gönderildi. Türkiye'ye dönüşünde, 1953 yılında Seyhan Barajı inşaatı başladığında proje mühendisi iken Başvekil Adnan Menderes'in dikkatini çekerek 1954 yılında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünde Barajlar Dairesi Başkanlığına atandı. 1955 yılında da DSİ Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Bu arada Eisenhower Vakfının onu bursiyer olarak seçmesiyle yeniden ABD'ye gitti. Askerliğini yapmak üzere 1960 yılında genel müdürlük görevinden ayrıldı. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesinde inşaat mühendisliği alanında dersler verdi. Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini (1954) hazırlayan, ABD'nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen Inc.in Türkiye temsilciliğini üstlendi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Siyasi kariyeri</span></span><br />
<br />
1954<br />
yılında Barajlar Dairesi Başkanı, 1955 yılında da Devlet Su İşleri<br />
Genel Müdürü oldu. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis<br />
olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde su<br />
mühendisliği konusunda dersler verdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1960'lar</span></span><br />
<br />
Siyasî yaşamına, 1962 yılında, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu<br />
üyeliği ile başladı. 28 Kasım 1964 tarihinde bu partiye genel başkan<br />
seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965<br />
tarihleri arasında görev yapan koalisyon hükûmetinde Başbakan Yardımcısı<br />
olarak görev aldı.<br />
<br />
1962'de siyasi yaşama atılarak Adalet Partisi'ne (AP) girdi. Aynı yıl yapılan I. Kongre'de genel idare kuruluna seçildi. AP'lilerin af kampanyası sonucunda eski cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın 22 Mart 1963'te şartlı olarak serbest bırakılmasının ardından Ankara'da meydana gelen olaylar sırasında AP genel merkezinin saldırıya uğraması üzerine aktif siyasetten çekildi. Demirel'in bu tavrı yıllar sonra parti içindeki muhalifleri tarafından, "şapkasını alıp kaçtı" ya da "şapkasını bırakıp kaçtı" diye aleyhinde propagandaya dönüştürüldü.<br />
<br />
Haziran 1964'te AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala'nın beklenmeyen ölümü üzerine baş gösteren parti içi bunalım sırasında yeniden siyasete döndü. 28 Kasım 1964 tarihinde yapılan Adalet Partisi genel kongresinde Sadettin Bilgiç, Tekin Arıburun ve Ali Fuat Başgil'in de yarıştığı seçimde 1679 oydan 1072'sini alarak genel başkan seçildi.[13] İsmet İnönü hükûmetinin düşürülmesinden sonra Şubat 1965'te Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında AP, Yeni Türkiye Partisi (YTP), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ve Millet Partisi (MP) katılımıyla kurulmasını sağladığı 29. Türkiye Cumhuriyeti koalisyon hükûmeti'nde TBMM dışından başbakan yardımcısı ve devlet bakanı olarak görev aldı. Aynı yıl babası Yahya Demirel memleketi Isparta'nın İslamköy beldesinde belediye başkanı seçildi.<br />
<br />
1965 genel seçimlerinde, Yeni Türkiye Partisi'nin silinmesiyle Demokrat Parti (DP) çizgisinin tek mirasçısı durumuna gelen Adalet Partisi aldığı %52,8 oy ile tek başına iktidar oldu. Demirel de bu seçimlerde Isparta milletvekili olarak ilk kez TBMM'ye seçildi. 27 Ekim 1965'te, 27 Mayıs sonrasının ilk koalisyonsuz hükûmeti olan 30. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'ni kurdu ve Türkiye'nin 12. başbakanı oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süleyman Demirel; İsmet İnönü, Celal Bayar ve Ragıp Gümüşpala gibi Kurtuluş Savaşı kahramanlarının yavaş yavaş siyaset arenasından çekildiği bu dönemde "Cumhuriyet Kuşağı" olarak bilinen 1920'lerde dünyaya gelmiş siyasetçilerin ilk örneklerindendi.</span><br />
<br />
AP hükûmetinin işbaşı yapmasından kısa süre sonra, Süleyman Demirel'in karşılaştığı ilk kriz, 27 Mayıs 1960'ta devlet başkanlığını, 1961 Anayasası'nın kabul edilmesinden sonra da cumhurbaşkanlığını üstlenen Cemal Gürsel'in, sağlık durumunun görevini sürdürmesine engel olduğu yolundaki rapor üzerine cumhurbaşkanlığının sona ermesiydi. Ordu komuta kademesini altüst ederek yapılan ve üzerinden henüz altı yıl geçmiş olan 27 Mayıs Darbesi'nin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki etkilerinin sürdüğü bir ortamda TSK içindeki güç dengelerini çok iyi bilen ve bu nedenle çok önemli bir konumda olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay, Demirel tarafından ordunun AP'ye karşı olan tavrının yumuşatılması için cumhurbaşkanlığına aday gösterildi. 15 Mart 1966 tarihinde kendi isteği ile emekli olan ve kısa süre sonra kontenjan senatörü yapılan Sunay, 28 Mart 1966'da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin beşinci Cumhurbaşkanı seçildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süleyman Demirel'in 1965 ile 1971 arasında başbakan olduğu dönemde Boğaziçi Köprüsü, Ereğli Demir Çelik İşletmeleri ve Keban Barajı gibi büyük yatırımlara imza atıldı. Bu dönemde Türkiye’de enflasyon %5, kalkınma hızı %7 idi. Bu kalkınma hızı Japonya’dan sonra petrol ülkeleri dışında, dünyanın ikinci yüksek kalkınma hızıydı.</span><br />
<br />
Bu gelişmelere karşın Adalet Partisi iktidarı toplumun aydın kesimleri ve özellikle öğrenci örgütlerince DP iktidarının 27 Mayıs sonrasındaki devamı olarak görüldü. 1961 Anayasası'nın sağladığı bazı temel haklar ve bunların kullanılması iktidarın giderek artan tepkileriyle karşılaşınca, 27 Mayıs 1960 öncesindeki gençlik protestolarının benzerlerini AP iktidarı da yaşamaya başladı. Öte yandan 1968'de Avrupa ve ABD'de yaygınlaşan gençlik hareketleri sosyalist düşünceyle yeni yeni ilişki kuran Türkiye'deki üniversite gençliğini de etkilemişti. Türkiye'deki ilk önemli öğrenci eylemi Haziran 1968'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesindeki boykotla başladı. Bunu, öteki üniversite ve fakültelerde hızla yaygınlaşan boykot ve işgaller izledi. Akademik amaçlarla başlatılan bu eylemler daha sonra giderek siyasi içerik kazandı ve AP iktidarı için tedirginlik kaynağı oldu. Bunun ardından sağ ve sol görüşlü öğrenci grupları arasındaki çatışmalarda kan dökülmeye başladı. Huzursuzluğun, AP'yi DP'nin ardılı olarak gören Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde de yankılanmasının ardından "askerî müdahale" söylentileri yaygınlık kazandı. Kuvvet komutanlarının hükûmet başkanı Demirel'e ülkenin içinde bulunduğu duruma ilişkin mektup göndermeleri, sıradan gelişmeler hâline geldi.<br />
<br />
1969'da, 27 Mayıs Darbesi'nden sonra, 1961 Anayasası'nın 68. maddesiyle Demokrat Partililere (DP) konan siyaset yasağının kaldırılması için, mayıs ve haziran aylarında İsmet İnönü ile Celal Bayar karşılıklı olarak tarihî sayılabilecek ziyaretler gerçekleştirdiler. Bu ziyaretlerden sonra anayasa değişikliği için Cumhuriyet Halk Partisi'nin de (CHP) desteğini alan AP'nin önerisi TBMM'de onaylandı. Ancak bu gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 27 Mayıs'ın restorasyonu olarak algılanmasına ve anayasa değişikliğine tepki göstermesine, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın da anayasa değişikliğine karşı tavır almasına neden oldu. Tüm bu tepkiler AP'nin tavrını, anayasa değişikliği meselesinin 12 Ekim 1969'da yapılacak seçimler öncesi lüzumsuz bir gerginliğe neden olmaması ve Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesinin seçim sonrasına bırakılması yönünde değiştirdi. AP'nin af konusundaki tutum değişikliği ile parlamentonun itibarının zedelendiğini ileri süren, Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy ve eski DP’li bakanlardan Samet Ağaoğlu'nun eşi AP Manisa Milletvekili Neriman Ağaoğlu, 31 Temmuz 1969 günü partilerinden ve milletvekilliklerinden istifa ettiler. Bu gelişme eski DP'lilerin AP’lilerle ihtilaflarının su yüzüne çıkması şeklinde yorumlandı.<br />
<br />
12 Ekim 1969 tarihindeki genel seçimlerde de AP yüzde 47 oy alarak yine tek başına iktidar oldu ve Demirel ikinci hükûmetini kurdu (3 Kasım 1969). Ancak, halktan gelen bu destek AP'nin bölünmesini önleyemedi; partisi dışından gelen eleştiriler karşısında hoşgörülü, liberal bir siyaset izleyen Demirel, Adalet Partisi içinde başlayan muhalefete karşı aynı hoşgörüyü göstermedi. Kendisine bağlı "Yeminliler" hizibindeki kişilerin kayırılması, ülkede günden güne artan toplumsal, iktisadi, siyasi karışıklıklara son verilmesi ve eski Demokrat Parti mensuplarının siyasi haklarının iadesi sorununun çözülmesi gibi istekleri dile getiren milletvekilleri partiden çıkarıldı. Bunun üzerine 72 AP'li senatör ve milletvekili, aynı istekleri içeren bir muhtırayı Demirel'e verdi (12 Ocak 1970). Demirel'in, "Biz muhtırayla iş görmeyiz." diyerek belirtilen istekleri göz ardı etmesi karşısında, 11 Şubat 1970'te, Saadettin Bilgiç ve Faruk Sükan'ın başını çektiği 41 AP'li milletvekili bütçe görüşmeleri sırasında, CHP ve öteki muhalefet partileriyle beraber ret oyu vererek Demirel'i istifaya zorladı. 41 milletvekilinin karşı oy vermesi üzerine bütçe 214 kabul oyuna karşılık 224 ret oyuyla güvenoyu alamadı ve Demirel ertesi gün başbakanlıktan istifa etti. Bu olaylardan sonra Celâl Bayar çevresindeki AP milletvekilleri istifa ederek eski Demokrat Parti'nin gerçek mirasçısı olma savındaki Demokratik Parti'yi kurdular. Aynı dönemde AP'nin İslamcı kanadının önemli bir bölümü partiden ayrılıp Necmettin Erbakan'ın kurduğu Millî Nizam Partisi'ne katıldı. Adalet Partisi'nde meydana gelen bu kopmalar, hükûmetin zayıflığından yakınanlar için önemli bir dayanak oluşturdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Demirel, Mart 1970'te yeni bir hükûmet kurdu ve aynı yıl yapılan 5. Kongre'de yeniden genel başkan seçildi.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12 Mart Dönemi</span></span><br />
<br />
Parti içi muhalefet gibi Demirel iktidarının cendere altına alındığı bir diğer sorun haşhaştı. 1970 yılında, Richard Nixon yönetimindeki ABD Hükûmeti Demirel hükûmetinden haşhaş ekiminin yasaklanmasını istedi. 1960'lı yılların ikinci yarısında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki yakınlaşmadan rahatsızlık duyan ABD yönetiminin bu talebinin, siyasi tabanı kırsal nüfusa dayanan Demirel tarafından reddedilmesiyle zaten yolunda gitmeyen ABD-Türkiye ilişkileri iyice gerildi.[18] Haşhaş meselesi 12 Mart'ın temel sebeplerinden biri oldu.<br />
<br />
İktisadi durumun bozulması, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden biri olan 15-16 Haziran 1970 Olayları, Türk Lirası'nın değerinin yüzde 66 oranında düşürülmesi (10 Ağustos 1970), 68 öğrenci olayları ve grevler karşısında Demirel, 1961 Anayasası'nı suçlayarak bu anayasayla ülkenin yönetilemeyeceğini savundu. Bu konuyu da kullanan Millî Demokratik Devrimciler 1971 yılında 9 Mart darbe teşebbüsüne kalkışınca 12 Mart muhtırası ile hükûmet istifaya zorlandı. Aynı gün Demirel istifa etmesiyle Nihat Erim hükûmeti kuruldu. Anayasa'da Demirel'in istediği yönde değişiklikler 12 Mart döneminde gerçekleştirildi, o da parti başkanı olarak "partilerüstü" denilen hükûmetleri bakan vererek destekledi. Bir yandan da parlamentodaki gücüne dayanarak askerî kesim karşısında üstünlük elde etmeye çalıştı. 1973 ilkbaharında CHP ile anlaşarak Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'in cumhurbaşkanı seçilmesini önledi. Bu göreve, iki partinin de üzerinde anlaştığı Fahri Korutürk getirildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1973'ten 12 Eylül 1980'e</span></span><br />
<br />
14 Ekim 1973 genel seçimlerinde, siyasi rakibi olan Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demirel'in AP'sinden daha çok oy aldı, böylece AP 11 yıl aradan sonra CHP'nin karşısında ikinci parti durumuna düştü.<br />
<br />
Adalet Partisinin bu başarısızlığının ardında 1972'de CHP liderliğine seçilen Ecevit'in halk nezdindeki popülaritesi kadar, Adalet Partisi içindeki bölünmeler de büyük rol oynamıştı. 1965 seçimlerinde oyların yarısını alan AP sağ siyasetin her rengini, küçük burjuvasından büyük burjuvasına kadar ülkedeki sermaye sahiplerinin tüm kesimlerinin çıkarlarını temsil eden bir koalisyondu. Ancak gelişen kapitalist ekonominin yol açtığı toplumsal sonuçlar 1960'ların sonlarında Türk sağında parçalanmalara neden olmuştu. 1960'lı yıllarda iyice belirgin hâle gelen İstanbul merkezli büyük sermayenin gelişip, yabancı sermayenin uzantısı (montaj sanayi) hâline gelmesiyle, Anadolulu küçük tüccar, esnaf ve toprak sahipleri piyasanın rekabet koşullarıyla baş edemez hâle geldi. Kuruluşundan sonra uzun süre farklı çıkarların temsilini bünyesinde taşıyan AP, 1960’ların sonlarına doğru git gide salt büyük sermayenin çıkarlarının savunucusu oldu. Bunun sonucu olarak Necmettin Erbakan'ın MSP'si ile birlikte aynı toplumsal tabana (Anadolulu küçük tüccar, esnaf ve zanaatkârlar) hitap eden, AP’den kopanların kurduğu Demokratik Parti 1973 seçimleri'nde toplam yüzde 24 oy oranına erişirken, Demirel liderliğindeki AP'nin oyları yüzde 17 oranında geriledi.<br />
<br />
Seçimlerden sonra kurulan CHP-MSP koalisyonu Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirmesine rağmen, Kıbrıs başta olmak üzere birçok konuda kendi içinde anlaşmazlığa düşmüştü. Başbakan Ecevit erken seçime gidebilmek için 18 Eylül 1974'te istifa etmesine rağmen bu istifa erken seçimin yapılmasını sağlayamadığı gibi Eylül 1974'ten Mart 1975'e kadar 200 günü aşkın süren bir hükûmet krizine neden oldu. Sonunda güvenoyu alamayan Sadi Irmak hükûmetinin ardından 31 Mart 1975'te AP Genel Başkanı Süleyman Demirel'in başkanlığında Adalet Partisi (AP), Millî Selamet Partisi (MSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyetçi Güven Partisi'nden (CGP) oluşan koalisyon hükûmeti kuruldu. Sola karşı hemen hemen bütün sağ partilerin birliğini oluşturan Demirel hükûmeti, "I. Milliyetçi Cephe Hükûmeti" olarak anıldı. Dört yıl aradan sonra başbakanlık koltuğuna oturan Demirel, koalisyonu yürütebilmek için MSP ve MHP'nin yandaşlarının devlet örgütü içinde kadrolaşmalarına göz yumdu. Bu hükûmet döneminde ülkede yeniden yoğun terör olayları ve toplumsal hareketler başladı; ülke dış ödemeler açığı ve hızlı enflasyondan kaynaklanan bir ekonomik bunalıma girdi.<br />
<br />
1975 yılında kardeşi Hacı Ali Demirel'in oğlu Yahya Kemal Demirel'in adı hayali mobilya ihracatı yaptığı iddiasıyla gündeme geldi. Yurt dışına mobilya yerine sunta gönderdiği, devletten haksız vergi iadesi aldığı iddia edildi. Bu iddia gazeteci Uğur Mumcu tarafından haberleştirildi ve Altan Öymen'le birlikte hazırladıkları Mobilya Dosyası adlı kitapta belgeleriyle yayınlandı. Yahya Demirel kısa bir süre de cezaevinde yattı.<br />
Dönemin Romanya cumhurbaşkanı Nicolae Ceauşescu, Süleyman Demirel ile yaptığı görüşmede 23 Haziran 1976, Ankara<br />
<br />
AP, 1977 seçimlerinde bir derece güçlenmesine karşın, aldığı 36,9 oy oranıyla, oylarını 8 puan artırarak yüzde 41,4 oy alan CHP'nin ardından ikinci parti olabildi. Seçim sonrasında kurulan Ecevit hükûmeti güvenoyu alamayınca, Ağustos 1977'de MSP ve MHP'nin de katılımıyla oluşan II. Milliyetçi Cephe Hükûmeti'nin başbakanı oldu. Bu hükûmet, Güneş Motel Olayı diye anılan operasyonla CHP'nin Adalet Partisi'nden seçilmiş 13 milletvekilini bakanlık vaadiyle transfer etmesinin üstüne 31 Aralık 1977'de CHP'nin gensoru önergesiyle düşürüldü. 1978 başında Ecevit tek başına iktidar oldu. AP'den transfer edilen milletvekillerinin çoğuna bakanlık verildi. İktidarı yitiren Demirel, CHP ağırlıklı hükûmetle diyalog kurmayı reddedip, Ecevit'e karşı hırçın bir muhalefet yürüttü. 21 Şubat 1979 Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e, sıkıyönetimin uzatılmasına karşı olduklarını açıkladı.<br />
<br />
ABD ambargosunun getirdiği sıkıntılar, enflasyon ve bir kısmı Türk Gladio'su tarafından organize edilen anarşik olaylar (özellikle Kontrgerilla tarafından tertiplendiği iddia edilen Maraş Katliamı), Ecevit iktidarının halkın nezdinde güven kaybetmesine neden oldu. 14 Ekim 1979 ara seçimlerinde devrimci grupların da boykot etmesiyle oyları gerileyen CHP iktidardan çekildi. Büyük bir farkla seçimleri kazanan AP'nin lideri Demirel, önceki Milliyetçi Cephe hükûmetlerinin yarattığı olumsuz hava nedeniyle hükûmetini dışarıdan desteklenen bir azınlık hükûmeti olarak kurdu. Kasım 1979'da MHP ve MSP'nin dışarıdan desteğiyle kurulan 6. Demirel hükûmetiyle tekrar başbakan olan Demirel 12 Eylül 1980 Darbesi'ne kadar görevini sürdürdü.<br />
<br />
Ülkenin büyük boyutlara varan iktisadi sorunları karşısında, kredi veren uluslararası kurumların önerdiği önlemleri (24 Ocak Kararları) uygulamak durumunda kaldı. Bu sırada Başbakanlık Müsteşarlığına Turgut Özal'ı getirdi. 24 Ocak 1980 Türkiye'nin liberal ekonomiye geçişinde tam bir dönüm noktası oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12 Eylül Darbesi</span></span><br />
<br />
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının 1979 yılının son günlerinde cumhurbaşkanına verdikleri "uyarı mektubu"ndan sonra askerî darbenin beklenir duruma gelmesine karşın, ana muhalefet partisi başkanı Ecevit ile tırmanan teröre (eski başbakan Nihat Erim, eski Tekel Bakanı MHP'li Gün Sazak ve Maden-İş Genel Başkanı Kemal Türkler gibi önemli kişiliklerin suikastlarla öldürülmesi) karşı ortak bir çözüm üzerinde anlaşmaktan kaçındı. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün süresini doldurarak görevinden ayrılmasından (Nisan 1980) sonra ortaya çıkan cumhurbaşkanı seçim sorununun çözülmesini geciktirdi.<br />
<br />
12 Eylül 1980'deki askerî müdahaleyle başbakanlığı sona erdi ve Hamzakoy'da (Gelibolu) yaklaşık bir ay gözetim altında tutuldu (13 Eylül-11 Ekim 1980). Partisi 16 Ekim 1981'de kapatılıncaya kadar başkanlıktan ayrılmadı. 7 Kasım 1982 halkoylamasında kabul edilen 1982 Anayasası'nın geçici 4. maddesi ile 10 yıl siyaset yasaklıları kapsamına alındı. Ancak partisinin eski yöneticileriyle bağlantılarını sürdürdü. Mayıs 1983'te siyasi partilerin kurulmasına izin verilmesinden sonra, Demirel "Tapulu arazime gecekondu yaptırmam." diyerek ne askerî yönetimin Bülend Ulusu'ya kurdurmaya çalıştığı partiye ne Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi'ne ne de Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi'ne (ANAP) destek verdi.[23] 20 Mayıs 1983'te AP'nin devamı olarak Büyük Türkiye Partisi (BTP) kuruldu. Ancak, 31 Mayıs 1983'te AP'nin devamı olduğu gerekçesiyle Millî Güvenlik Konseyi tarafından kapatıldı. Demirel de siyaset yasağını çiğnediği gerekçesiyle bazı CHP ve AP'lilerle birlikte bir süre Çanakkale, Zincirbozan'da dört ay zorunlu ikamete tabi tutuldu.<br />
<br />
Doğru Yol Partisi (DYP) kurulunca onu destekledi. 6 Eylül 1987'deki halk oylaması sonucunda siyaset yasağı kalkan Demirel, DYP'nin o tarihteki genel başkanı Hüsamettin Cindoruk'un istifası ile 24 Eylül 1987'de DYP'nin genel başkanlığa seçildi. 29 Kasım 1987 seçimlerinde Isparta'dan milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi. 1988 ve 1990 yıllarında yapılan büyük kongrelerde DYP genel başkanlığına yeniden seçildi. Bu dönemde, 24 Ocak Kararları'nı beraber hazırladığı Turgut Özal'a karşı sert bir muhalefet yürüttü.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son başbakanlığı</span></span><br />
<br />
20 Ekim 1991 genel seçimlerinde DYP oyların yüzde 27'sini alarak çıkardığı 178 milletvekiliyle TBMM'de birinci parti durumuna gelince Demirel, hükûmeti kurmakla görevlendirildi. 20 Kasım 1991'de Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir koalisyon hükûmeti kurdu.<br />
<br />
Bu dönemde Cumhurbaşkanı Turgut Özal'la Süleyman Demirel hükûmeti arasındaki yetki çatışması uzun süre siyaset gündemini belirledi ve parlamenter sistemde cumhurbaşkanının konumuyla ilgili bir sistem tartışmasına yol açtı. DYP-SHP hükûmetinin demokratikleşme yolunda attığı en önemli adımlar "Kürt realitesinin tanındığının" açıklanması[24], Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi, 27 Mayıs 1960'tan sonra kapatılan DP ile 12 Eylül'den sonra kapatılan partilerin açılması ve sendikal özgürlüklerle ilgili bazı uluslararası sözleşmelerin onaylanması oldu.<br />
<br />
Süleyman Demirel'in başbakanlığı döneminde DYP-SHP hükûmeti, enflasyon konusunda söz verdiği başarıyı gösterememekle birlikte, ekonomik büyümeyi canlandırmakta ve ücretlilerin reel gelirlerini artırmakta bir ölçüde başarılı oldu. 1992 yılında herhangi bir sosyal güvencesi olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak için "Yeşil Kart" uygulaması başlatıldı.[25] 1987 yılında başlatılan, emeklilikte belirli bir süre prim ödeme ve belirli bir süre sigortalı olma şartının yanında üçüncü bir şart olarak da belirli bir yaşı tamamlama şartı uygulaması Demirel döneminde değiştirildi; 1992 yılında çıkarılan 3774 sayılı Kanun'la emeklilikte “yaş” şartı tamamen kaldırıldı, böylece kadınlar 38 ve erkekler 43 yaşında emeklilik hakkı elde etti.<br />
<br />
Büyük kentlerdeki aşırı sol terör eylemlerinin denetim altına alınmasında da ilerleme sağlandı. Buna karşılık, laiklik yanlısı yazar Uğur Mumcu'nun Ocak 1993'te bombalı bir suikast sonucunda öldürülmesi, hükûmetin radikal İslamcı terör karşısındaki duyarlılığının sınanmasına yol açtı.<br />
<br />
Koalisyonun iki ortağı da geçmişte Güneydoğu Anadolu'da olağanüstü hâlin ve koruculuk sisteminin kaldırılmasını, Çekiç Güç'ün görevine son verilmesini savundukları hâlde, DYP-SHP hükûmeti bu uygulamaları sürdürdü.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cumhurbaşkanlığı</span></span><br />
<br />
17 Nisan 1993 tarihinde 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal kalp ve koroner yetmezliğine bağlı tansiyon düşmesi sonucunda yaşamını yitirdi. Süleyman Demirel 4 Mayıs tarihinde, Turgut Özal'ın beklenmeyen ölümüyle boşalan Cumhurbaşkanlığına adaylığını ilan etti. 8 Mayıs günü TBMM'de yapılan seçimin ilk turunda Demirel 234 oyda kalarak yeterli çoğunluğu sağlayamadı. İkinci turda Demirel 225, öteki partilerin adayları Kamran İnan (ANAP) 95, Lütfi Doğan (RP) 49, İsmail Cem (CHP) 25 oy aldı. 16 Mayıs'taki üçüncü turda Doğru Yol Partisi dışında koalisyon ortağı Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) desteğiyle 244 oy olan Demirel Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mart 1995'te Azerbaycan'da Haydar Aliyev'e karşı gerçekleştirilen darbe girişimini önceden haber alıp Aliyev'i bilgilendirdi.</span><br />
<br />
18 Mayıs 1996 tarihinde İzmit'te katıldığı bir alışveriş merkezinin temel atma töreni sırasında İbrahim Gümrükçüoğlu adlı bir eylemcinin ateşli silahla düzenlediği suikast girişiminden yara almadan kurtuldu. Saldırıda, silahını ateşlemek üzere çıkaran İbrahim Gümrükçüoğlu'nun üzerine atlayan koruma müdürü Şükrü Çukurlu kolundan, bir gazeteci ise ayağından yaralandı.<br />
<br />
28 Şubat Süreci olarak bilinen dönemde bazı çevrelerce Refahyol Hükümeti'ne karşı oluşan cephenin başaktörü olmakla itham edilirken, bazı çevrelerce de gerginliği yumuşatarak bir darbeyi engellediği öne sürüldü.<br />
<br />
Görev süresinin bitimine doğru cumhurbaşkanlığı süresinin beş yıl daha uzatılmasını öngören T.C. Anayasası'nın 101. maddesi ilgili değişiklik teklifi, 5 Nisan 2000 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi.[31] TBMM'de 351 sandalyesi bulunan koalisyon ortakları Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi'nin liderlerinin mutabakat açıklamalarına karşın, bir kişinin beşer yıllığına iki kez cumhurbaşkanı olabilmesini öngören anayasa değişiklik teklifine verilen oyların 303'te kalmasıyla Demirel köşke veda etmek zorunda kaldı. 16 Mayıs 2000 tarihinde, görevini Ahmet Necdet Sezer'e devretmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eşi Nazmiye Demirel, Alzheimer hastalığı tedavisi gördüğü hastanede 27 Mayıs 2013'te yaşamını yitirdi.</span><br />
<br />
Demirel'in memurluktan cumhurbaşkanlığının sona erdiği döneme kadar geçen sürede kullandığı eşyaların sergilendiği Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi Isparta'da 26 Ekim 2014 tarihinde açıldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vefatı ve cenazesi</span></span><br />
<br />
13 Mayıs 2015 tarihinde böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği ve akut solunum yolları enfeksiyonu sebebiyle Güven Hastanesi'ne yatırılan Demirel, 17 Haziran 2015 günü, saat 02.05'te solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle aynı hastanede hayatını kaybetti. 19 Haziran 2015'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'deki devlet cenaze töreni ile Kocatepe Camii'ndeki dini törenden sonra Demirel'in naaşı memleketi Isparta'ya götürüldü. Naaşı ertesi gün memleketi Isparta, İslamköy'deki anıt mezar olarak tahsis edilen yerde toprağa verildi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ödülleri</span></span><br />
<br />
Polonya Beyaz Kartal Nişanı, 28 Ekim 1993<br />
Hırvatistan Kral Tomislav Grand Madalyası, Zagrep 7 Temmuz 1994 (Türkiye ile Hırvatistan Cumhuriyeti arasındaki dönemin dış ilişkilerinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in barış, istikrar ve işbirliğinin yararına yönelik dış politikası, iki ülke ve iki halkın karşılıklı yararına, Hırvatistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki dostane ilişkiler kurmak ve geliştirmeye yönelik katkıları adına verilmiştir.)<br />
İtalya Liyakat Nişanı, 7 Ekim 1996<br />
Estonya Terra Mariana Haç Nişanı, 1997<br />
Romanya Romanya Yıldız Nişanı, 1999<br />
Gürcistan Altın Post, 1999<br />
Almanya Liyakat Nişanı, 6 Nisan 2000<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Notlar</span></span><br />
<br />
Siyasi kariyeri boyunca, çocukluk yıllarında çobanlık yaptığı için "Çoban Sülü", 1950'li yıllardaki Devlet Su İşleri'ndeki çalışmaları için "Barajlar Kralı", 1960'ların başlarında çalıştığı ABD'li Morrison Knudsen adlı mühendislik firması nedeniyle "Morrison Süleyman" , 12 Eylül Darbesi sonrasında siyasi yasaklı olduğu dönemde "Bir Bilen" gibi lakaplarla anılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Popüler Kültür</span></span><br />
<br />
Fikret Kızılok, Yadigâr (1995) albümündeki "Demirbaş" şarkısıyla, Süleyman Demirel'in siyaset sahnesinden uzaklaşamamasını esprili bir dille anlatmıştır. Barış Manço'nun 1992 tarihli Mega Manço albümünün hit şarkılarından biri olan "Süleyman" yine bir Süleyman Demirel taşlamasıydı. 2007 yapımı Zincirbozan filminde Haldun Boysan tarafından canlandırılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayrıca Cumhurbaşkanı Öteki Türkiye'de filminde de konuk oyuncu olarak yer almıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Adı verilen yerler</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süleyman Demirel'in adı memleketi Isparta'da yapılan bir havalimanına, bir üniversiteye ve çok sayıda okula verildi. Bunların bir kısmı</span><br />
<br />
    Afyon Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    ADANA Süleyman Demirel Bulvarı<br />
    Erciyes Üniversitesi Süleyman Demirel Kapalı Spor Salonu<br />
    Isparta Süleyman Demirel Havalimanı<br />
    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonu<br />
    Isparta Süleyman Demirel Bulvarı<br />
    Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    Süleyman Demirel Üniversitesi<br />
    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi<br />
    Konya Selçuk Üniversitesi Süleyman<br />
    Tiflis Özel Demirel Koleji<br />
    Demirel Kültür Merkezi<br />
    İstanbul, Kartal, Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    İzmir, Karşıyaka, Emlakbank Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    İzmir, Bornova, Süleyman Demirel Çok Programlı Lisesi<br />
    Silopi Süleyman Demirel İlköğretim Okulu<br />
    Hatay, Dörtyol, Dörtyol Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    Ankara, Sincan, Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    Edirne Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    Kahramanmaraş Süleyman Demirel İlköğretim Okulu<br />
    Isparta, Keçiborlu, Süleyman Demirel Teknik Lise ve Çok Programlı Lisesi<br />
    Isparta Süleyman Demirel Eğitim Kompleksi<br />
    Çankırı Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    Aydın, Efeler-Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    Kdz. Ereğli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel İmam Hatip Orta Okulu<br />
    Kdz. Ereğli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Orta Okulu<br />
    Gebze Süleyman Demirel Anadolu Lisesi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><img src="https://i2.milimaj.com/i/milliyet/75/1200x675/5c8cdf6945d2a01ef4c982c9.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5c8cdf6945d2a01ef4c982c9.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Süleyman Demirel Kimdir</span></span><br />
<br />
Süleyman Demirel ya da tam adı ile Sami Süleyman Gündoğdu Demirel (1 Kasım 1924, İslamköy, Atabey – 17 Haziran 2015, Ankara), Türk siyasetçi ve devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin 9. Cumhurbaşkanı. Bundan önce, 1965–1993 tarihleri arasında yedi farklı hükûmette toplam 10 yıl 5 aylık bir süreyle başbakanlık görevinde bulundu.<br />
Ayrıca, 1964'ten 1980 yılına kadar Adalet Partisi, 1987–1993 yılları arasında ise Doğru Yol Partisi genel başkanı olarak görev aldı.<br />
<br />
Demirel, siyasi kariyeri boyunca birçok ilki gerçekleştirdi. Türkiye'nin çok partili sisteme geçtiği 1946'dan sonraki dönemde, kurduğu 7 hükûmetle en çok hükûmet kuran siyasetçi, Türk siyasi tarihinde İsmet İnönü ve Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra en uzun süre görev yapan başbakan, 41 yaşında başbakanlık koltuğuna oturan en genç başbakan, 40 yaşında parti genel başkanı olan en genç politikacı ve 30 yaşında bir kamu kurumuna atanan en genç genel müdür rekorlarını kırdı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">17 Haziran 2015'te, tedavi gördüğü hastanede solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle 90 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü üzerine Türkiye'de 17–19 Haziran tarihleri arasında ulusal yas ilan edildi</span><br />
<br />
9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, 1 Kasım 1924?te Isparta'nın<br />
Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de doğdu. İlköğrenimini doğduğu köyde,<br />
ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyon'da bitirdi. Şubat 1949'da İstanbul<br />
Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı yıl Elektrik<br />
İşleri Etüd İdaresi' nde göreve başladı. Önce 1949-1950, daha sonra<br />
1954-1955 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde barajlar, sulama ve<br />
elektrifikasyon konularında ihtisas yaptı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk yılları</span></span><br />
<br />
Isparta'nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy'de Hacı Yahya Demirel (1893-1972) ile Hacı Ümmühan Demirel'in (1902-1979) oğlu olarak dünyaya geldi. İlköğrenimini doğduğu köyde, ortaokul ve liseyi Isparta ve Afyonkarahisar'da bitirdi. 1949'da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden yüksek inşaat mühendisi olarak mezun oldu.[8][9] 1948'de babası Hacı Yahya Demirel'in yeğeninin kızı Nazmiye (Şener) Demirel'le evlendi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Görevleri</span></span><br />
<br />
1950'de Elektrik İşleri Etüd İdaresinde çalışmaya başladı. Sulama ve elektrik konularında araştırma yapmak için Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) gönderildi. Türkiye'ye dönüşünde, 1953 yılında Seyhan Barajı inşaatı başladığında proje mühendisi iken Başvekil Adnan Menderes'in dikkatini çekerek 1954 yılında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünde Barajlar Dairesi Başkanlığına atandı. 1955 yılında da DSİ Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Bu arada Eisenhower Vakfının onu bursiyer olarak seçmesiyle yeniden ABD'ye gitti. Askerliğini yapmak üzere 1960 yılında genel müdürlük görevinden ayrıldı. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesinde inşaat mühendisliği alanında dersler verdi. Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini (1954) hazırlayan, ABD'nin uluslararası mühendislik ve müteahhitlik firması Morrison Knudsen Inc.in Türkiye temsilciliğini üstlendi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Siyasi kariyeri</span></span><br />
<br />
1954<br />
yılında Barajlar Dairesi Başkanı, 1955 yılında da Devlet Su İşleri<br />
Genel Müdürü oldu. 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis<br />
olarak çalıştı. Aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde su<br />
mühendisliği konusunda dersler verdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1960'lar</span></span><br />
<br />
Siyasî yaşamına, 1962 yılında, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu<br />
üyeliği ile başladı. 28 Kasım 1964 tarihinde bu partiye genel başkan<br />
seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965<br />
tarihleri arasında görev yapan koalisyon hükûmetinde Başbakan Yardımcısı<br />
olarak görev aldı.<br />
<br />
1962'de siyasi yaşama atılarak Adalet Partisi'ne (AP) girdi. Aynı yıl yapılan I. Kongre'de genel idare kuruluna seçildi. AP'lilerin af kampanyası sonucunda eski cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın 22 Mart 1963'te şartlı olarak serbest bırakılmasının ardından Ankara'da meydana gelen olaylar sırasında AP genel merkezinin saldırıya uğraması üzerine aktif siyasetten çekildi. Demirel'in bu tavrı yıllar sonra parti içindeki muhalifleri tarafından, "şapkasını alıp kaçtı" ya da "şapkasını bırakıp kaçtı" diye aleyhinde propagandaya dönüştürüldü.<br />
<br />
Haziran 1964'te AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala'nın beklenmeyen ölümü üzerine baş gösteren parti içi bunalım sırasında yeniden siyasete döndü. 28 Kasım 1964 tarihinde yapılan Adalet Partisi genel kongresinde Sadettin Bilgiç, Tekin Arıburun ve Ali Fuat Başgil'in de yarıştığı seçimde 1679 oydan 1072'sini alarak genel başkan seçildi.[13] İsmet İnönü hükûmetinin düşürülmesinden sonra Şubat 1965'te Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında AP, Yeni Türkiye Partisi (YTP), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ve Millet Partisi (MP) katılımıyla kurulmasını sağladığı 29. Türkiye Cumhuriyeti koalisyon hükûmeti'nde TBMM dışından başbakan yardımcısı ve devlet bakanı olarak görev aldı. Aynı yıl babası Yahya Demirel memleketi Isparta'nın İslamköy beldesinde belediye başkanı seçildi.<br />
<br />
1965 genel seçimlerinde, Yeni Türkiye Partisi'nin silinmesiyle Demokrat Parti (DP) çizgisinin tek mirasçısı durumuna gelen Adalet Partisi aldığı %52,8 oy ile tek başına iktidar oldu. Demirel de bu seçimlerde Isparta milletvekili olarak ilk kez TBMM'ye seçildi. 27 Ekim 1965'te, 27 Mayıs sonrasının ilk koalisyonsuz hükûmeti olan 30. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'ni kurdu ve Türkiye'nin 12. başbakanı oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süleyman Demirel; İsmet İnönü, Celal Bayar ve Ragıp Gümüşpala gibi Kurtuluş Savaşı kahramanlarının yavaş yavaş siyaset arenasından çekildiği bu dönemde "Cumhuriyet Kuşağı" olarak bilinen 1920'lerde dünyaya gelmiş siyasetçilerin ilk örneklerindendi.</span><br />
<br />
AP hükûmetinin işbaşı yapmasından kısa süre sonra, Süleyman Demirel'in karşılaştığı ilk kriz, 27 Mayıs 1960'ta devlet başkanlığını, 1961 Anayasası'nın kabul edilmesinden sonra da cumhurbaşkanlığını üstlenen Cemal Gürsel'in, sağlık durumunun görevini sürdürmesine engel olduğu yolundaki rapor üzerine cumhurbaşkanlığının sona ermesiydi. Ordu komuta kademesini altüst ederek yapılan ve üzerinden henüz altı yıl geçmiş olan 27 Mayıs Darbesi'nin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki etkilerinin sürdüğü bir ortamda TSK içindeki güç dengelerini çok iyi bilen ve bu nedenle çok önemli bir konumda olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay, Demirel tarafından ordunun AP'ye karşı olan tavrının yumuşatılması için cumhurbaşkanlığına aday gösterildi. 15 Mart 1966 tarihinde kendi isteği ile emekli olan ve kısa süre sonra kontenjan senatörü yapılan Sunay, 28 Mart 1966'da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin beşinci Cumhurbaşkanı seçildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süleyman Demirel'in 1965 ile 1971 arasında başbakan olduğu dönemde Boğaziçi Köprüsü, Ereğli Demir Çelik İşletmeleri ve Keban Barajı gibi büyük yatırımlara imza atıldı. Bu dönemde Türkiye’de enflasyon %5, kalkınma hızı %7 idi. Bu kalkınma hızı Japonya’dan sonra petrol ülkeleri dışında, dünyanın ikinci yüksek kalkınma hızıydı.</span><br />
<br />
Bu gelişmelere karşın Adalet Partisi iktidarı toplumun aydın kesimleri ve özellikle öğrenci örgütlerince DP iktidarının 27 Mayıs sonrasındaki devamı olarak görüldü. 1961 Anayasası'nın sağladığı bazı temel haklar ve bunların kullanılması iktidarın giderek artan tepkileriyle karşılaşınca, 27 Mayıs 1960 öncesindeki gençlik protestolarının benzerlerini AP iktidarı da yaşamaya başladı. Öte yandan 1968'de Avrupa ve ABD'de yaygınlaşan gençlik hareketleri sosyalist düşünceyle yeni yeni ilişki kuran Türkiye'deki üniversite gençliğini de etkilemişti. Türkiye'deki ilk önemli öğrenci eylemi Haziran 1968'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesindeki boykotla başladı. Bunu, öteki üniversite ve fakültelerde hızla yaygınlaşan boykot ve işgaller izledi. Akademik amaçlarla başlatılan bu eylemler daha sonra giderek siyasi içerik kazandı ve AP iktidarı için tedirginlik kaynağı oldu. Bunun ardından sağ ve sol görüşlü öğrenci grupları arasındaki çatışmalarda kan dökülmeye başladı. Huzursuzluğun, AP'yi DP'nin ardılı olarak gören Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde de yankılanmasının ardından "askerî müdahale" söylentileri yaygınlık kazandı. Kuvvet komutanlarının hükûmet başkanı Demirel'e ülkenin içinde bulunduğu duruma ilişkin mektup göndermeleri, sıradan gelişmeler hâline geldi.<br />
<br />
1969'da, 27 Mayıs Darbesi'nden sonra, 1961 Anayasası'nın 68. maddesiyle Demokrat Partililere (DP) konan siyaset yasağının kaldırılması için, mayıs ve haziran aylarında İsmet İnönü ile Celal Bayar karşılıklı olarak tarihî sayılabilecek ziyaretler gerçekleştirdiler. Bu ziyaretlerden sonra anayasa değişikliği için Cumhuriyet Halk Partisi'nin de (CHP) desteğini alan AP'nin önerisi TBMM'de onaylandı. Ancak bu gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 27 Mayıs'ın restorasyonu olarak algılanmasına ve anayasa değişikliğine tepki göstermesine, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın da anayasa değişikliğine karşı tavır almasına neden oldu. Tüm bu tepkiler AP'nin tavrını, anayasa değişikliği meselesinin 12 Ekim 1969'da yapılacak seçimler öncesi lüzumsuz bir gerginliğe neden olmaması ve Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesinin seçim sonrasına bırakılması yönünde değiştirdi. AP'nin af konusundaki tutum değişikliği ile parlamentonun itibarının zedelendiğini ileri süren, Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy ve eski DP’li bakanlardan Samet Ağaoğlu'nun eşi AP Manisa Milletvekili Neriman Ağaoğlu, 31 Temmuz 1969 günü partilerinden ve milletvekilliklerinden istifa ettiler. Bu gelişme eski DP'lilerin AP’lilerle ihtilaflarının su yüzüne çıkması şeklinde yorumlandı.<br />
<br />
12 Ekim 1969 tarihindeki genel seçimlerde de AP yüzde 47 oy alarak yine tek başına iktidar oldu ve Demirel ikinci hükûmetini kurdu (3 Kasım 1969). Ancak, halktan gelen bu destek AP'nin bölünmesini önleyemedi; partisi dışından gelen eleştiriler karşısında hoşgörülü, liberal bir siyaset izleyen Demirel, Adalet Partisi içinde başlayan muhalefete karşı aynı hoşgörüyü göstermedi. Kendisine bağlı "Yeminliler" hizibindeki kişilerin kayırılması, ülkede günden güne artan toplumsal, iktisadi, siyasi karışıklıklara son verilmesi ve eski Demokrat Parti mensuplarının siyasi haklarının iadesi sorununun çözülmesi gibi istekleri dile getiren milletvekilleri partiden çıkarıldı. Bunun üzerine 72 AP'li senatör ve milletvekili, aynı istekleri içeren bir muhtırayı Demirel'e verdi (12 Ocak 1970). Demirel'in, "Biz muhtırayla iş görmeyiz." diyerek belirtilen istekleri göz ardı etmesi karşısında, 11 Şubat 1970'te, Saadettin Bilgiç ve Faruk Sükan'ın başını çektiği 41 AP'li milletvekili bütçe görüşmeleri sırasında, CHP ve öteki muhalefet partileriyle beraber ret oyu vererek Demirel'i istifaya zorladı. 41 milletvekilinin karşı oy vermesi üzerine bütçe 214 kabul oyuna karşılık 224 ret oyuyla güvenoyu alamadı ve Demirel ertesi gün başbakanlıktan istifa etti. Bu olaylardan sonra Celâl Bayar çevresindeki AP milletvekilleri istifa ederek eski Demokrat Parti'nin gerçek mirasçısı olma savındaki Demokratik Parti'yi kurdular. Aynı dönemde AP'nin İslamcı kanadının önemli bir bölümü partiden ayrılıp Necmettin Erbakan'ın kurduğu Millî Nizam Partisi'ne katıldı. Adalet Partisi'nde meydana gelen bu kopmalar, hükûmetin zayıflığından yakınanlar için önemli bir dayanak oluşturdu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Demirel, Mart 1970'te yeni bir hükûmet kurdu ve aynı yıl yapılan 5. Kongre'de yeniden genel başkan seçildi.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12 Mart Dönemi</span></span><br />
<br />
Parti içi muhalefet gibi Demirel iktidarının cendere altına alındığı bir diğer sorun haşhaştı. 1970 yılında, Richard Nixon yönetimindeki ABD Hükûmeti Demirel hükûmetinden haşhaş ekiminin yasaklanmasını istedi. 1960'lı yılların ikinci yarısında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki yakınlaşmadan rahatsızlık duyan ABD yönetiminin bu talebinin, siyasi tabanı kırsal nüfusa dayanan Demirel tarafından reddedilmesiyle zaten yolunda gitmeyen ABD-Türkiye ilişkileri iyice gerildi.[18] Haşhaş meselesi 12 Mart'ın temel sebeplerinden biri oldu.<br />
<br />
İktisadi durumun bozulması, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden biri olan 15-16 Haziran 1970 Olayları, Türk Lirası'nın değerinin yüzde 66 oranında düşürülmesi (10 Ağustos 1970), 68 öğrenci olayları ve grevler karşısında Demirel, 1961 Anayasası'nı suçlayarak bu anayasayla ülkenin yönetilemeyeceğini savundu. Bu konuyu da kullanan Millî Demokratik Devrimciler 1971 yılında 9 Mart darbe teşebbüsüne kalkışınca 12 Mart muhtırası ile hükûmet istifaya zorlandı. Aynı gün Demirel istifa etmesiyle Nihat Erim hükûmeti kuruldu. Anayasa'da Demirel'in istediği yönde değişiklikler 12 Mart döneminde gerçekleştirildi, o da parti başkanı olarak "partilerüstü" denilen hükûmetleri bakan vererek destekledi. Bir yandan da parlamentodaki gücüne dayanarak askerî kesim karşısında üstünlük elde etmeye çalıştı. 1973 ilkbaharında CHP ile anlaşarak Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'in cumhurbaşkanı seçilmesini önledi. Bu göreve, iki partinin de üzerinde anlaştığı Fahri Korutürk getirildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1973'ten 12 Eylül 1980'e</span></span><br />
<br />
14 Ekim 1973 genel seçimlerinde, siyasi rakibi olan Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demirel'in AP'sinden daha çok oy aldı, böylece AP 11 yıl aradan sonra CHP'nin karşısında ikinci parti durumuna düştü.<br />
<br />
Adalet Partisinin bu başarısızlığının ardında 1972'de CHP liderliğine seçilen Ecevit'in halk nezdindeki popülaritesi kadar, Adalet Partisi içindeki bölünmeler de büyük rol oynamıştı. 1965 seçimlerinde oyların yarısını alan AP sağ siyasetin her rengini, küçük burjuvasından büyük burjuvasına kadar ülkedeki sermaye sahiplerinin tüm kesimlerinin çıkarlarını temsil eden bir koalisyondu. Ancak gelişen kapitalist ekonominin yol açtığı toplumsal sonuçlar 1960'ların sonlarında Türk sağında parçalanmalara neden olmuştu. 1960'lı yıllarda iyice belirgin hâle gelen İstanbul merkezli büyük sermayenin gelişip, yabancı sermayenin uzantısı (montaj sanayi) hâline gelmesiyle, Anadolulu küçük tüccar, esnaf ve toprak sahipleri piyasanın rekabet koşullarıyla baş edemez hâle geldi. Kuruluşundan sonra uzun süre farklı çıkarların temsilini bünyesinde taşıyan AP, 1960’ların sonlarına doğru git gide salt büyük sermayenin çıkarlarının savunucusu oldu. Bunun sonucu olarak Necmettin Erbakan'ın MSP'si ile birlikte aynı toplumsal tabana (Anadolulu küçük tüccar, esnaf ve zanaatkârlar) hitap eden, AP’den kopanların kurduğu Demokratik Parti 1973 seçimleri'nde toplam yüzde 24 oy oranına erişirken, Demirel liderliğindeki AP'nin oyları yüzde 17 oranında geriledi.<br />
<br />
Seçimlerden sonra kurulan CHP-MSP koalisyonu Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirmesine rağmen, Kıbrıs başta olmak üzere birçok konuda kendi içinde anlaşmazlığa düşmüştü. Başbakan Ecevit erken seçime gidebilmek için 18 Eylül 1974'te istifa etmesine rağmen bu istifa erken seçimin yapılmasını sağlayamadığı gibi Eylül 1974'ten Mart 1975'e kadar 200 günü aşkın süren bir hükûmet krizine neden oldu. Sonunda güvenoyu alamayan Sadi Irmak hükûmetinin ardından 31 Mart 1975'te AP Genel Başkanı Süleyman Demirel'in başkanlığında Adalet Partisi (AP), Millî Selamet Partisi (MSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyetçi Güven Partisi'nden (CGP) oluşan koalisyon hükûmeti kuruldu. Sola karşı hemen hemen bütün sağ partilerin birliğini oluşturan Demirel hükûmeti, "I. Milliyetçi Cephe Hükûmeti" olarak anıldı. Dört yıl aradan sonra başbakanlık koltuğuna oturan Demirel, koalisyonu yürütebilmek için MSP ve MHP'nin yandaşlarının devlet örgütü içinde kadrolaşmalarına göz yumdu. Bu hükûmet döneminde ülkede yeniden yoğun terör olayları ve toplumsal hareketler başladı; ülke dış ödemeler açığı ve hızlı enflasyondan kaynaklanan bir ekonomik bunalıma girdi.<br />
<br />
1975 yılında kardeşi Hacı Ali Demirel'in oğlu Yahya Kemal Demirel'in adı hayali mobilya ihracatı yaptığı iddiasıyla gündeme geldi. Yurt dışına mobilya yerine sunta gönderdiği, devletten haksız vergi iadesi aldığı iddia edildi. Bu iddia gazeteci Uğur Mumcu tarafından haberleştirildi ve Altan Öymen'le birlikte hazırladıkları Mobilya Dosyası adlı kitapta belgeleriyle yayınlandı. Yahya Demirel kısa bir süre de cezaevinde yattı.<br />
Dönemin Romanya cumhurbaşkanı Nicolae Ceauşescu, Süleyman Demirel ile yaptığı görüşmede 23 Haziran 1976, Ankara<br />
<br />
AP, 1977 seçimlerinde bir derece güçlenmesine karşın, aldığı 36,9 oy oranıyla, oylarını 8 puan artırarak yüzde 41,4 oy alan CHP'nin ardından ikinci parti olabildi. Seçim sonrasında kurulan Ecevit hükûmeti güvenoyu alamayınca, Ağustos 1977'de MSP ve MHP'nin de katılımıyla oluşan II. Milliyetçi Cephe Hükûmeti'nin başbakanı oldu. Bu hükûmet, Güneş Motel Olayı diye anılan operasyonla CHP'nin Adalet Partisi'nden seçilmiş 13 milletvekilini bakanlık vaadiyle transfer etmesinin üstüne 31 Aralık 1977'de CHP'nin gensoru önergesiyle düşürüldü. 1978 başında Ecevit tek başına iktidar oldu. AP'den transfer edilen milletvekillerinin çoğuna bakanlık verildi. İktidarı yitiren Demirel, CHP ağırlıklı hükûmetle diyalog kurmayı reddedip, Ecevit'e karşı hırçın bir muhalefet yürüttü. 21 Şubat 1979 Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e, sıkıyönetimin uzatılmasına karşı olduklarını açıkladı.<br />
<br />
ABD ambargosunun getirdiği sıkıntılar, enflasyon ve bir kısmı Türk Gladio'su tarafından organize edilen anarşik olaylar (özellikle Kontrgerilla tarafından tertiplendiği iddia edilen Maraş Katliamı), Ecevit iktidarının halkın nezdinde güven kaybetmesine neden oldu. 14 Ekim 1979 ara seçimlerinde devrimci grupların da boykot etmesiyle oyları gerileyen CHP iktidardan çekildi. Büyük bir farkla seçimleri kazanan AP'nin lideri Demirel, önceki Milliyetçi Cephe hükûmetlerinin yarattığı olumsuz hava nedeniyle hükûmetini dışarıdan desteklenen bir azınlık hükûmeti olarak kurdu. Kasım 1979'da MHP ve MSP'nin dışarıdan desteğiyle kurulan 6. Demirel hükûmetiyle tekrar başbakan olan Demirel 12 Eylül 1980 Darbesi'ne kadar görevini sürdürdü.<br />
<br />
Ülkenin büyük boyutlara varan iktisadi sorunları karşısında, kredi veren uluslararası kurumların önerdiği önlemleri (24 Ocak Kararları) uygulamak durumunda kaldı. Bu sırada Başbakanlık Müsteşarlığına Turgut Özal'ı getirdi. 24 Ocak 1980 Türkiye'nin liberal ekonomiye geçişinde tam bir dönüm noktası oldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12 Eylül Darbesi</span></span><br />
<br />
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının 1979 yılının son günlerinde cumhurbaşkanına verdikleri "uyarı mektubu"ndan sonra askerî darbenin beklenir duruma gelmesine karşın, ana muhalefet partisi başkanı Ecevit ile tırmanan teröre (eski başbakan Nihat Erim, eski Tekel Bakanı MHP'li Gün Sazak ve Maden-İş Genel Başkanı Kemal Türkler gibi önemli kişiliklerin suikastlarla öldürülmesi) karşı ortak bir çözüm üzerinde anlaşmaktan kaçındı. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün süresini doldurarak görevinden ayrılmasından (Nisan 1980) sonra ortaya çıkan cumhurbaşkanı seçim sorununun çözülmesini geciktirdi.<br />
<br />
12 Eylül 1980'deki askerî müdahaleyle başbakanlığı sona erdi ve Hamzakoy'da (Gelibolu) yaklaşık bir ay gözetim altında tutuldu (13 Eylül-11 Ekim 1980). Partisi 16 Ekim 1981'de kapatılıncaya kadar başkanlıktan ayrılmadı. 7 Kasım 1982 halkoylamasında kabul edilen 1982 Anayasası'nın geçici 4. maddesi ile 10 yıl siyaset yasaklıları kapsamına alındı. Ancak partisinin eski yöneticileriyle bağlantılarını sürdürdü. Mayıs 1983'te siyasi partilerin kurulmasına izin verilmesinden sonra, Demirel "Tapulu arazime gecekondu yaptırmam." diyerek ne askerî yönetimin Bülend Ulusu'ya kurdurmaya çalıştığı partiye ne Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi'ne ne de Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi'ne (ANAP) destek verdi.[23] 20 Mayıs 1983'te AP'nin devamı olarak Büyük Türkiye Partisi (BTP) kuruldu. Ancak, 31 Mayıs 1983'te AP'nin devamı olduğu gerekçesiyle Millî Güvenlik Konseyi tarafından kapatıldı. Demirel de siyaset yasağını çiğnediği gerekçesiyle bazı CHP ve AP'lilerle birlikte bir süre Çanakkale, Zincirbozan'da dört ay zorunlu ikamete tabi tutuldu.<br />
<br />
Doğru Yol Partisi (DYP) kurulunca onu destekledi. 6 Eylül 1987'deki halk oylaması sonucunda siyaset yasağı kalkan Demirel, DYP'nin o tarihteki genel başkanı Hüsamettin Cindoruk'un istifası ile 24 Eylül 1987'de DYP'nin genel başkanlığa seçildi. 29 Kasım 1987 seçimlerinde Isparta'dan milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi. 1988 ve 1990 yıllarında yapılan büyük kongrelerde DYP genel başkanlığına yeniden seçildi. Bu dönemde, 24 Ocak Kararları'nı beraber hazırladığı Turgut Özal'a karşı sert bir muhalefet yürüttü.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son başbakanlığı</span></span><br />
<br />
20 Ekim 1991 genel seçimlerinde DYP oyların yüzde 27'sini alarak çıkardığı 178 milletvekiliyle TBMM'de birinci parti durumuna gelince Demirel, hükûmeti kurmakla görevlendirildi. 20 Kasım 1991'de Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir koalisyon hükûmeti kurdu.<br />
<br />
Bu dönemde Cumhurbaşkanı Turgut Özal'la Süleyman Demirel hükûmeti arasındaki yetki çatışması uzun süre siyaset gündemini belirledi ve parlamenter sistemde cumhurbaşkanının konumuyla ilgili bir sistem tartışmasına yol açtı. DYP-SHP hükûmetinin demokratikleşme yolunda attığı en önemli adımlar "Kürt realitesinin tanındığının" açıklanması[24], Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi, 27 Mayıs 1960'tan sonra kapatılan DP ile 12 Eylül'den sonra kapatılan partilerin açılması ve sendikal özgürlüklerle ilgili bazı uluslararası sözleşmelerin onaylanması oldu.<br />
<br />
Süleyman Demirel'in başbakanlığı döneminde DYP-SHP hükûmeti, enflasyon konusunda söz verdiği başarıyı gösterememekle birlikte, ekonomik büyümeyi canlandırmakta ve ücretlilerin reel gelirlerini artırmakta bir ölçüde başarılı oldu. 1992 yılında herhangi bir sosyal güvencesi olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak için "Yeşil Kart" uygulaması başlatıldı.[25] 1987 yılında başlatılan, emeklilikte belirli bir süre prim ödeme ve belirli bir süre sigortalı olma şartının yanında üçüncü bir şart olarak da belirli bir yaşı tamamlama şartı uygulaması Demirel döneminde değiştirildi; 1992 yılında çıkarılan 3774 sayılı Kanun'la emeklilikte “yaş” şartı tamamen kaldırıldı, böylece kadınlar 38 ve erkekler 43 yaşında emeklilik hakkı elde etti.<br />
<br />
Büyük kentlerdeki aşırı sol terör eylemlerinin denetim altına alınmasında da ilerleme sağlandı. Buna karşılık, laiklik yanlısı yazar Uğur Mumcu'nun Ocak 1993'te bombalı bir suikast sonucunda öldürülmesi, hükûmetin radikal İslamcı terör karşısındaki duyarlılığının sınanmasına yol açtı.<br />
<br />
Koalisyonun iki ortağı da geçmişte Güneydoğu Anadolu'da olağanüstü hâlin ve koruculuk sisteminin kaldırılmasını, Çekiç Güç'ün görevine son verilmesini savundukları hâlde, DYP-SHP hükûmeti bu uygulamaları sürdürdü.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cumhurbaşkanlığı</span></span><br />
<br />
17 Nisan 1993 tarihinde 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal kalp ve koroner yetmezliğine bağlı tansiyon düşmesi sonucunda yaşamını yitirdi. Süleyman Demirel 4 Mayıs tarihinde, Turgut Özal'ın beklenmeyen ölümüyle boşalan Cumhurbaşkanlığına adaylığını ilan etti. 8 Mayıs günü TBMM'de yapılan seçimin ilk turunda Demirel 234 oyda kalarak yeterli çoğunluğu sağlayamadı. İkinci turda Demirel 225, öteki partilerin adayları Kamran İnan (ANAP) 95, Lütfi Doğan (RP) 49, İsmail Cem (CHP) 25 oy aldı. 16 Mayıs'taki üçüncü turda Doğru Yol Partisi dışında koalisyon ortağı Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) desteğiyle 244 oy olan Demirel Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mart 1995'te Azerbaycan'da Haydar Aliyev'e karşı gerçekleştirilen darbe girişimini önceden haber alıp Aliyev'i bilgilendirdi.</span><br />
<br />
18 Mayıs 1996 tarihinde İzmit'te katıldığı bir alışveriş merkezinin temel atma töreni sırasında İbrahim Gümrükçüoğlu adlı bir eylemcinin ateşli silahla düzenlediği suikast girişiminden yara almadan kurtuldu. Saldırıda, silahını ateşlemek üzere çıkaran İbrahim Gümrükçüoğlu'nun üzerine atlayan koruma müdürü Şükrü Çukurlu kolundan, bir gazeteci ise ayağından yaralandı.<br />
<br />
28 Şubat Süreci olarak bilinen dönemde bazı çevrelerce Refahyol Hükümeti'ne karşı oluşan cephenin başaktörü olmakla itham edilirken, bazı çevrelerce de gerginliği yumuşatarak bir darbeyi engellediği öne sürüldü.<br />
<br />
Görev süresinin bitimine doğru cumhurbaşkanlığı süresinin beş yıl daha uzatılmasını öngören T.C. Anayasası'nın 101. maddesi ilgili değişiklik teklifi, 5 Nisan 2000 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi.[31] TBMM'de 351 sandalyesi bulunan koalisyon ortakları Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi'nin liderlerinin mutabakat açıklamalarına karşın, bir kişinin beşer yıllığına iki kez cumhurbaşkanı olabilmesini öngören anayasa değişiklik teklifine verilen oyların 303'te kalmasıyla Demirel köşke veda etmek zorunda kaldı. 16 Mayıs 2000 tarihinde, görevini Ahmet Necdet Sezer'e devretmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eşi Nazmiye Demirel, Alzheimer hastalığı tedavisi gördüğü hastanede 27 Mayıs 2013'te yaşamını yitirdi.</span><br />
<br />
Demirel'in memurluktan cumhurbaşkanlığının sona erdiği döneme kadar geçen sürede kullandığı eşyaların sergilendiği Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi Isparta'da 26 Ekim 2014 tarihinde açıldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vefatı ve cenazesi</span></span><br />
<br />
13 Mayıs 2015 tarihinde böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği ve akut solunum yolları enfeksiyonu sebebiyle Güven Hastanesi'ne yatırılan Demirel, 17 Haziran 2015 günü, saat 02.05'te solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle aynı hastanede hayatını kaybetti. 19 Haziran 2015'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'deki devlet cenaze töreni ile Kocatepe Camii'ndeki dini törenden sonra Demirel'in naaşı memleketi Isparta'ya götürüldü. Naaşı ertesi gün memleketi Isparta, İslamköy'deki anıt mezar olarak tahsis edilen yerde toprağa verildi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ödülleri</span></span><br />
<br />
Polonya Beyaz Kartal Nişanı, 28 Ekim 1993<br />
Hırvatistan Kral Tomislav Grand Madalyası, Zagrep 7 Temmuz 1994 (Türkiye ile Hırvatistan Cumhuriyeti arasındaki dönemin dış ilişkilerinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in barış, istikrar ve işbirliğinin yararına yönelik dış politikası, iki ülke ve iki halkın karşılıklı yararına, Hırvatistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki dostane ilişkiler kurmak ve geliştirmeye yönelik katkıları adına verilmiştir.)<br />
İtalya Liyakat Nişanı, 7 Ekim 1996<br />
Estonya Terra Mariana Haç Nişanı, 1997<br />
Romanya Romanya Yıldız Nişanı, 1999<br />
Gürcistan Altın Post, 1999<br />
Almanya Liyakat Nişanı, 6 Nisan 2000<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Notlar</span></span><br />
<br />
Siyasi kariyeri boyunca, çocukluk yıllarında çobanlık yaptığı için "Çoban Sülü", 1950'li yıllardaki Devlet Su İşleri'ndeki çalışmaları için "Barajlar Kralı", 1960'ların başlarında çalıştığı ABD'li Morrison Knudsen adlı mühendislik firması nedeniyle "Morrison Süleyman" , 12 Eylül Darbesi sonrasında siyasi yasaklı olduğu dönemde "Bir Bilen" gibi lakaplarla anılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Popüler Kültür</span></span><br />
<br />
Fikret Kızılok, Yadigâr (1995) albümündeki "Demirbaş" şarkısıyla, Süleyman Demirel'in siyaset sahnesinden uzaklaşamamasını esprili bir dille anlatmıştır. Barış Manço'nun 1992 tarihli Mega Manço albümünün hit şarkılarından biri olan "Süleyman" yine bir Süleyman Demirel taşlamasıydı. 2007 yapımı Zincirbozan filminde Haldun Boysan tarafından canlandırılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayrıca Cumhurbaşkanı Öteki Türkiye'de filminde de konuk oyuncu olarak yer almıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Adı verilen yerler</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süleyman Demirel'in adı memleketi Isparta'da yapılan bir havalimanına, bir üniversiteye ve çok sayıda okula verildi. Bunların bir kısmı</span><br />
<br />
    Afyon Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    ADANA Süleyman Demirel Bulvarı<br />
    Erciyes Üniversitesi Süleyman Demirel Kapalı Spor Salonu<br />
    Isparta Süleyman Demirel Havalimanı<br />
    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonu<br />
    Isparta Süleyman Demirel Bulvarı<br />
    Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    Süleyman Demirel Üniversitesi<br />
    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi<br />
    Konya Selçuk Üniversitesi Süleyman<br />
    Tiflis Özel Demirel Koleji<br />
    Demirel Kültür Merkezi<br />
    İstanbul, Kartal, Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    İzmir, Karşıyaka, Emlakbank Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    İzmir, Bornova, Süleyman Demirel Çok Programlı Lisesi<br />
    Silopi Süleyman Demirel İlköğretim Okulu<br />
    Hatay, Dörtyol, Dörtyol Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    Ankara, Sincan, Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    Edirne Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    Kahramanmaraş Süleyman Demirel İlköğretim Okulu<br />
    Isparta, Keçiborlu, Süleyman Demirel Teknik Lise ve Çok Programlı Lisesi<br />
    Isparta Süleyman Demirel Eğitim Kompleksi<br />
    Çankırı Süleyman Demirel Fen Lisesi<br />
    Aydın, Efeler-Süleyman Demirel Anadolu Lisesi<br />
    Kdz. Ereğli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel İmam Hatip Orta Okulu<br />
    Kdz. Ereğli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Orta Okulu<br />
    Gebze Süleyman Demirel Anadolu Lisesi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Necmettin Erbakan Kimdir? Necmettin Erbakan biyoğrafi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-necmettin-erbakan-kimdir-necmettin-erbakan-biyografi.html</link>
			<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 20:23:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-necmettin-erbakan-kimdir-necmettin-erbakan-biyografi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><img src="https://www.erbakan.edu.tr/storage/images/erbakan.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: erbakan.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Necmettin Erbakan Kimdir?</span></span><br />
<br />
Necmettin Erbakan (d. 29 Ekim 1926, Sinop - ö. 27 Şubat 2011, Ankara), Türk siyasetçi, mühendis, akademisyen ve Türkiye başbakanı. Başbakanlık görevini 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında sürdürmüştür. 28 Şubat sürecinden sonra istifa etmeye zorlanmıştır ve 5 yıl süreliğine siyaset yasağı getirilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Erken yaşamı ve kariyeri</span></span><br />
<br />
Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın dört çocuklarının en büyüğü olarak dünyaya geldi. Anne tarafı Çerkez[1], baba tarafı ise, 19. yüzyılın sonlarında Adana'nın Kozan, Saimbeyli ve Tufanbeyli bölgelerinde hüküm sürmüş Kozanoğlu Beyliği'ne dayanır.[2][3] İlk öğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. 1937'de orta tahsile başladığı İstanbul Erkek Lisesi'ni 1943'te birincilikle bitirdi. Üniversiteye sınavsız giriş hak kazanmış olmasına rağmen sınava girmeyi tercih etti. Erbakan'ın öğrenime başladığı yıl olan 1943'te , öğretim süresi altı yıl olan Yüksek Mühendis Mektebi üniversiteye dönüştürülerek adı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olarak değiştirildi ve öğretim süresi beş yıla indirildi. Bu nedenle Erbakan kendisinden önce okula başlayan öğrencilerle birlikte tahsiline 2. sınıftan başladı.[2] Teknik üniversitedeki dönem öğrencileri arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi'nden 1948 yılında mezun oldu. Aynı yıl "Motorlar Kürsüsü"nde asistan oldu (1948-1951). Bu süreçte öğretim üyesi olarak Prof. Dr. Selim Palavan'la beraber motor dersi verdi.<br />
<br />
Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da RWTH Aachen'de (Aachen Teknik Üniversitesi) doktorasını yaptı. Klockner Humboldt Deutz AG motor fabrikasına davet edildi. Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi'nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı ve Alman üniversitelerinde doktorasını verdi.<br />
<br />
1953'te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye'ye döndü. 1954'te, 27 yaşındayken İTÜ'de doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere altı aylığına tekrar Almanya'nın Deutz fabrikalarına gitti. Mayıs 1954-Ekim 1955 arasında askerlik yaptı. Tekrar üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor'u kurdu ve motor üretimini gerçekleştirdi. 1965'te profesör unvanını aldı. 1967'de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliği'ne seçildi. Aynı yıl, TOBB'da sekreteri olarak görev yapan Nermin (Saatçioğlu) Erbakan'la (1943-2005) evlendi.[5] Bu evliliğinden üç çocuğu (Zeynep (d. 1968), Elif (d. 1974) ve Fatih (d. 1978)) oldu.<br />
<br />
Bu dönemde, büyük sanayici ve tüccarlara karşı Anadolu tüccar ve küçük sanayicilerini savunmasıyla dikkati çekti. 25 Mayıs 1969'da TOBB genel başkanlığına seçildi. Ama Adalet Partisi (AP) hükümetinin seçimleri iptal etmesiyle 8 Ağustos 1969'da başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.<br />
İdeolojik yapı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Necmettin Erbakan Millî Görüş şeklinde ifade ettiği siyasi-dini ideolojik anlayışın kurucusu olarak bilinir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Siyasi hayatı</span></span><br />
<br />
1969'da Adalet Partisi'nden (AP) milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 17 Ocak 1970'te 17 arkadaşıyla Millî Nizam Partisi'ni (MNP) kurdu. Ancak parti 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi'nden kısa süre sonra, "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla açılan dava sonunda 20 mayıs 1971'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı[7]; yöneticileri hakkında ise ceza davası açılmadı. Erbakan, MNP'nin kapatılmasından sonra İsviçre'ye gitti ve bir süre orada kaldı. 1973 genel seçimlerinden önce, Türkiye'ye döndü. Türkiye'ye dönüşüyle ilgili olarak Süleyman Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi'nin oylarını bölmek amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ile Orgeneral Turgut Sunalp tarafından ikna edilerek Türkiye'ye döndüğü iddia edildi.[7][8] 11 Ekim 1972'de MNP kadrolarıyla Millî Selamet Partisi'ni (MSP) kurdu. 14 Ekim 1973 seçimlerinde Millî Selamet Partisi yüzde 12 oy oranıyla 48 milletvekilliği kazandı. Seçimlerden hemen sonra Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi'yle (CHP) ile MSP arasında kurulan koalisyon hükümetinde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Bu dönemde, Kıbrıs Harekâtı'nın yapılmasını savundu. Harekâttan sonra adanın tamamının ele geçirilmesi konusunda Ecevit ile görüş ayrılığına düştü. 17 Eylül 1974'de hükümet dağıldı.<br />
<br />
Mart 1975'te Adalet Partisi, Millî Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) arasında kurulan I. Milliyetçi Cephe Hükümeti'inde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. 1977 genel seçimlerinde Millî Selamet Partisi'nin milletvekili sayısı yarı yarıya düşerek 24'e geriledi. Temmuz 1977'de AP, MSP ve MHP koalisyonuyla kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti'nde yine devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Adalet Partisi'nin Kasım 1979'da kurduğu azınlık hükümetini dışarıdan destekledi. 6 Eylül 1980'de partisinin Konya'da düzenlediği Kudüs Mitinginin 12 Eylül Darbesi'nin sebeplerinden birisi olduğu söylenmiştir.<br />
<br />
12 Eylül'de bir süre İzmir Uzunada'da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980'de 21 MSP yöneticisiyle birlikte 'MSP'yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak' suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981'de serbest bırakıldı. 1983'te hakkında verilen hüküm Askeri Yargıtay'ca bozulduktan sonra beraat etti.<br />
<br />
1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 6 Eylül 1987 halk oylamasıyla tekrar siyasete döndü. 11 Ekim 1987'de Refah Partisi genel başkanı seçildi. Refah Partisi'nin Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi'yle (IDP) ittifak kurduğu 1991 seçimlerinde Konya'dan milletvekili seçildi.<br />
<br />
Millî Görüş Hareketi'nin tarihindeki en büyük başarıyı elde ettiği 1995 seçimlerinde Refah Partisi, aldığı yüzde 21,37 oy oranı ve kazandığı 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Doğru Yol Partisi (DYP) ile Anavatan Partisi (ANAP) arasında kurulan kısa ömürlü koalisyon hükümetinin istifasından sonra DYP ile kurduğu REFAHYOL hükümetinde, 28 Haziran 1996'da başbakan olarak göreve başladı. Koalisyon hükümeti başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası 1 yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7,5 oranında büyümüş ve Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 11,96'sınden binde 12,37'sine yükselmiştir.[11] Yapılan reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini biraya getiren D8 oluşumu gösterilebilir.<br />
<br />
Laiklik ve Atatürkçülük tartışmaları sonucunda, "post-modern darbe" olarak adlandırılan 28 Şubat süreci ile Erbakan istifa etmeye zorlansa da bu teşebbüs ilk etapta başarıya ulaşamamıştır (Koalisyon 30 Haziran 1997'ye kadar devam etmiştir). 21 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "yasadışı bazı eylemlerin odağı olmaya başladığı ve bazı üyelerinin laik rejimi hedef alan girişimleri" nedeniyle Refah partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Başsavcı Vural Savaş, dava ile ilgili yaptığı açıklamada partinin "laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini ve ülkeyi giderek bir iç savaş ortamına sürüklediğini" belirtti. Dava devam ederken Erbakan, başbakanlık görevini Tansu Çiller'e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997'de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise yeni hükümeti kurma görevini, Doğru Yol Partisi genel başkanı Tansu Çiller'e değil, Mesut Yılmaz'a verdi. 55. Hükûmet (ANASOL-D) Mesut Yılmaz'ın liderliğinde Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Türkiye Partisi koalisyonu ile kuruldu.<br />
<br />
Açılan kapatma davası sonunda Anayasa Mahkemesi, 16 Ocak 1998'de Refah Partisi'nin kapatılmasına ve aralarında Erbakan'ın da olduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verdi. Refah Partisi'nin kapatılma kararından bir ay önce Millî Görüş çizgisindeki Fazilet Partisi kuruldu, partinin başına önce İsmail Alptekin, ardından da Recai Kutan getirildi. Bu dönemde tarafların aksi yöndeki demeçlerine karşın, Fazilet Partisi'nde Necmettin Erbakan'a yakın olan ve "ak saçlılar" ya da "gelenekçiler" olarak tanımlanan kanat ile Recep Tayyip Erdoğan'ın temsil ettiği kanat olan "yenilikçiler" arasındaki gerilim tırmanmaya başladı.[12] Kanatlar arasındaki çekişmenin artık görünür hale geldiği 14 Mayıs 2000'de yapılan FP 1. Kongresi'nde, yenilikçi kanadın adayı Abdullah Gül 521, Recai Kutan 633 oy aldı. Haziran 2001'de Anayasa Mahkemesi'nin Fazilet Partisi'nin kapatılmasına karar vermesinden sonra kurucusu olduğu Millî Görüş Hareketi bölündü. Erbakan'ın desteklediği Millî Görüş'çü (gelenekçi) kanat Recai Kutan başkanlığında Saadet Partisi'ni (SP) kurarken, "yenilikçiler" ise Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nde örgütlendiler.<br />
<br />
Erbakan, "Kayıp Trilyon Davası" olarak bilinen -Refah Partisi'ne 1998 yılı için yapılan yaklaşık 1 trilyon TL'lik hazine yardımının harcanmış gibi gösterilerek devlete iade edilmemesi- davada, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Mart 2002'de "özel evrakta sahtecilik" suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi. 2002 genel seçimlerinde Konya'dan bağımsız milletvekilliği adaylığı başvurusu Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından reddedildi.[14] 5 yıllık siyasi yasağı Şubat 2003'te sona eren Erbakan, 11 Mayıs 2003'te Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçildi. 3 Aralık 2003'te hakkındaki mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "Kayıp Trilyon Davası"nda mahkum olan ve mahkumiyet kararları kesinleşen Erbakan dahil 6 kişinin parti üyeliğinden çıkarılması ve parti organlarındaki görevlerine son verilmesini isteyince Erbakan, 30 Ocak 2004'te Saadet Partisi Genel Başkanlığından ve parti üyeliğinden ayrıldı.<br />
<br />
Aldığı sağlık raporu doğrultusunda infazı ertelen Erbakan’ın "Kayıp Trilyon Davası" nedeniyle aldığı hapis cezası Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapılan değişiklik uyarınca Nisan 2008'de ev hapsine çevrildi. Erbakan ev hapsini çekerken Adli Tıp Kurumunun ‘sürekli hastalık’ raporu doğrultusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 19 Ağustos 2008’de affedildi.<br />
<br />
17 Ekim 2010'da tekrar Saadet Partisi'nin tekrar genel başkanlığına seçildi. Sağlık durumu giderek kötüleştiği halde vefat ettiği güne dek kurmaylarıyla parti ve ülke meseleleri hakkında görüşmelerine devam etmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vefatı ve cenazesi</span></span><br />
<br />
19 Ocak 2011'de ayağında nükseden damar iltihabı rahatsızlığı sebebiyle hastanede yoğun bakım altına alınarak bir süre tedavi görerek taburcu edilmesinin ardından, kısa süre sonra solunum ve kalp yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı Ankara'daki Güven Hastanesi'nde yoğun bakım altında uygulanan tüm tedavilere rağmen solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011 sabahı saat 8:50'de doktorlarının muayenesi esnasında koroner arter rahatsızlığı sonucu şuurunu yitirerek komaya girmiş, saatler aynı sabahın 11:40'ını gösterirken doktorların tüm müdahaleleri ile yaşamsal işlevlerinin desteklenmesine rağmen yaşamını yitirmiştir.<br />
Necmettin Erbakan'ın Merkezefendi Mezarlığı'nda bulunan kabri<br />
<br />
Vasiyetine uygun olarak resmi devlet töreni tertip edilmemiş ve 1 Mart 2011 Salı günü önce Ankara'da Hacı Bayram Camii'nde sabah namazına müteakip cenaze namazı kılındıktan sonra, cenazesi İstanbul'a getirilerek öğlen namazını müteakip Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazı sonrasında Zeytinburnu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir. Mezarına, sevenleri tarafından Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden getirilen topraklarla birlikte Kudüs, KKTC ve Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç'in mezarından getirilen topraklar serpilmiştir.<br />
<br />
Cenaze merasimine Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Genel Başkanlar, Bakanlar, Milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları, Büyükelçiler, Belediye Başkanları, partililerin yanı sıra 60 ülkeden cemaat ve hareket liderleri ile temsilcileri katılmış, cenaze namazı iki milyonu aşkın kişi tarafından kılınarak, naaşı aile kabristanın da bulunduğu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir.<br />
Kültür Merkezleri<br />
<br />
İstanbul'un Beykoz ilçesinde Necmettin Erbakan Kültür Merkezi bulunmaktadır. İstanbul'un Ümraniye ilçesinde Prof.Dr. Necmettin Erbakan Kültür Eğitim ve Sosyal Hizmet Merkezi bulunmaktadır. Tokat'ın Turhal ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi bulunmaktadır. Ankara'nın Mamak ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür ve Kongre Merkezi bulunmaktadır. Sivas'ın Merkez ilçesinde Prof.Dr Necmettin Erbakan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bulunmaktadır..<br />
Üniversite<br />
Konya'da Necmettin Erbakan Üniversitesi bulunmaktadır. Selçuk Üniversitesi'nin bölünmesi ile Konya'daki ikinci devlet üniversitesi olarak öğretime devam etmektedir.<br />
<br />
<br />
Alıntı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><img src="https://www.erbakan.edu.tr/storage/images/erbakan.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: erbakan.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Necmettin Erbakan Kimdir?</span></span><br />
<br />
Necmettin Erbakan (d. 29 Ekim 1926, Sinop - ö. 27 Şubat 2011, Ankara), Türk siyasetçi, mühendis, akademisyen ve Türkiye başbakanı. Başbakanlık görevini 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında sürdürmüştür. 28 Şubat sürecinden sonra istifa etmeye zorlanmıştır ve 5 yıl süreliğine siyaset yasağı getirilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Erken yaşamı ve kariyeri</span></span><br />
<br />
Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın dört çocuklarının en büyüğü olarak dünyaya geldi. Anne tarafı Çerkez[1], baba tarafı ise, 19. yüzyılın sonlarında Adana'nın Kozan, Saimbeyli ve Tufanbeyli bölgelerinde hüküm sürmüş Kozanoğlu Beyliği'ne dayanır.[2][3] İlk öğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. 1937'de orta tahsile başladığı İstanbul Erkek Lisesi'ni 1943'te birincilikle bitirdi. Üniversiteye sınavsız giriş hak kazanmış olmasına rağmen sınava girmeyi tercih etti. Erbakan'ın öğrenime başladığı yıl olan 1943'te , öğretim süresi altı yıl olan Yüksek Mühendis Mektebi üniversiteye dönüştürülerek adı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olarak değiştirildi ve öğretim süresi beş yıla indirildi. Bu nedenle Erbakan kendisinden önce okula başlayan öğrencilerle birlikte tahsiline 2. sınıftan başladı.[2] Teknik üniversitedeki dönem öğrencileri arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi'nden 1948 yılında mezun oldu. Aynı yıl "Motorlar Kürsüsü"nde asistan oldu (1948-1951). Bu süreçte öğretim üyesi olarak Prof. Dr. Selim Palavan'la beraber motor dersi verdi.<br />
<br />
Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da RWTH Aachen'de (Aachen Teknik Üniversitesi) doktorasını yaptı. Klockner Humboldt Deutz AG motor fabrikasına davet edildi. Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi'nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı ve Alman üniversitelerinde doktorasını verdi.<br />
<br />
1953'te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye'ye döndü. 1954'te, 27 yaşındayken İTÜ'de doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere altı aylığına tekrar Almanya'nın Deutz fabrikalarına gitti. Mayıs 1954-Ekim 1955 arasında askerlik yaptı. Tekrar üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor'u kurdu ve motor üretimini gerçekleştirdi. 1965'te profesör unvanını aldı. 1967'de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliği'ne seçildi. Aynı yıl, TOBB'da sekreteri olarak görev yapan Nermin (Saatçioğlu) Erbakan'la (1943-2005) evlendi.[5] Bu evliliğinden üç çocuğu (Zeynep (d. 1968), Elif (d. 1974) ve Fatih (d. 1978)) oldu.<br />
<br />
Bu dönemde, büyük sanayici ve tüccarlara karşı Anadolu tüccar ve küçük sanayicilerini savunmasıyla dikkati çekti. 25 Mayıs 1969'da TOBB genel başkanlığına seçildi. Ama Adalet Partisi (AP) hükümetinin seçimleri iptal etmesiyle 8 Ağustos 1969'da başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.<br />
İdeolojik yapı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Necmettin Erbakan Millî Görüş şeklinde ifade ettiği siyasi-dini ideolojik anlayışın kurucusu olarak bilinir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Siyasi hayatı</span></span><br />
<br />
1969'da Adalet Partisi'nden (AP) milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 17 Ocak 1970'te 17 arkadaşıyla Millî Nizam Partisi'ni (MNP) kurdu. Ancak parti 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi'nden kısa süre sonra, "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla açılan dava sonunda 20 mayıs 1971'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı[7]; yöneticileri hakkında ise ceza davası açılmadı. Erbakan, MNP'nin kapatılmasından sonra İsviçre'ye gitti ve bir süre orada kaldı. 1973 genel seçimlerinden önce, Türkiye'ye döndü. Türkiye'ye dönüşüyle ilgili olarak Süleyman Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi'nin oylarını bölmek amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ile Orgeneral Turgut Sunalp tarafından ikna edilerek Türkiye'ye döndüğü iddia edildi.[7][8] 11 Ekim 1972'de MNP kadrolarıyla Millî Selamet Partisi'ni (MSP) kurdu. 14 Ekim 1973 seçimlerinde Millî Selamet Partisi yüzde 12 oy oranıyla 48 milletvekilliği kazandı. Seçimlerden hemen sonra Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi'yle (CHP) ile MSP arasında kurulan koalisyon hükümetinde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Bu dönemde, Kıbrıs Harekâtı'nın yapılmasını savundu. Harekâttan sonra adanın tamamının ele geçirilmesi konusunda Ecevit ile görüş ayrılığına düştü. 17 Eylül 1974'de hükümet dağıldı.<br />
<br />
Mart 1975'te Adalet Partisi, Millî Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) arasında kurulan I. Milliyetçi Cephe Hükümeti'inde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. 1977 genel seçimlerinde Millî Selamet Partisi'nin milletvekili sayısı yarı yarıya düşerek 24'e geriledi. Temmuz 1977'de AP, MSP ve MHP koalisyonuyla kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti'nde yine devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Adalet Partisi'nin Kasım 1979'da kurduğu azınlık hükümetini dışarıdan destekledi. 6 Eylül 1980'de partisinin Konya'da düzenlediği Kudüs Mitinginin 12 Eylül Darbesi'nin sebeplerinden birisi olduğu söylenmiştir.<br />
<br />
12 Eylül'de bir süre İzmir Uzunada'da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980'de 21 MSP yöneticisiyle birlikte 'MSP'yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak' suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981'de serbest bırakıldı. 1983'te hakkında verilen hüküm Askeri Yargıtay'ca bozulduktan sonra beraat etti.<br />
<br />
1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 6 Eylül 1987 halk oylamasıyla tekrar siyasete döndü. 11 Ekim 1987'de Refah Partisi genel başkanı seçildi. Refah Partisi'nin Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi'yle (IDP) ittifak kurduğu 1991 seçimlerinde Konya'dan milletvekili seçildi.<br />
<br />
Millî Görüş Hareketi'nin tarihindeki en büyük başarıyı elde ettiği 1995 seçimlerinde Refah Partisi, aldığı yüzde 21,37 oy oranı ve kazandığı 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Doğru Yol Partisi (DYP) ile Anavatan Partisi (ANAP) arasında kurulan kısa ömürlü koalisyon hükümetinin istifasından sonra DYP ile kurduğu REFAHYOL hükümetinde, 28 Haziran 1996'da başbakan olarak göreve başladı. Koalisyon hükümeti başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası 1 yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7,5 oranında büyümüş ve Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 11,96'sınden binde 12,37'sine yükselmiştir.[11] Yapılan reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini biraya getiren D8 oluşumu gösterilebilir.<br />
<br />
Laiklik ve Atatürkçülük tartışmaları sonucunda, "post-modern darbe" olarak adlandırılan 28 Şubat süreci ile Erbakan istifa etmeye zorlansa da bu teşebbüs ilk etapta başarıya ulaşamamıştır (Koalisyon 30 Haziran 1997'ye kadar devam etmiştir). 21 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "yasadışı bazı eylemlerin odağı olmaya başladığı ve bazı üyelerinin laik rejimi hedef alan girişimleri" nedeniyle Refah partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Başsavcı Vural Savaş, dava ile ilgili yaptığı açıklamada partinin "laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini ve ülkeyi giderek bir iç savaş ortamına sürüklediğini" belirtti. Dava devam ederken Erbakan, başbakanlık görevini Tansu Çiller'e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997'de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise yeni hükümeti kurma görevini, Doğru Yol Partisi genel başkanı Tansu Çiller'e değil, Mesut Yılmaz'a verdi. 55. Hükûmet (ANASOL-D) Mesut Yılmaz'ın liderliğinde Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Türkiye Partisi koalisyonu ile kuruldu.<br />
<br />
Açılan kapatma davası sonunda Anayasa Mahkemesi, 16 Ocak 1998'de Refah Partisi'nin kapatılmasına ve aralarında Erbakan'ın da olduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verdi. Refah Partisi'nin kapatılma kararından bir ay önce Millî Görüş çizgisindeki Fazilet Partisi kuruldu, partinin başına önce İsmail Alptekin, ardından da Recai Kutan getirildi. Bu dönemde tarafların aksi yöndeki demeçlerine karşın, Fazilet Partisi'nde Necmettin Erbakan'a yakın olan ve "ak saçlılar" ya da "gelenekçiler" olarak tanımlanan kanat ile Recep Tayyip Erdoğan'ın temsil ettiği kanat olan "yenilikçiler" arasındaki gerilim tırmanmaya başladı.[12] Kanatlar arasındaki çekişmenin artık görünür hale geldiği 14 Mayıs 2000'de yapılan FP 1. Kongresi'nde, yenilikçi kanadın adayı Abdullah Gül 521, Recai Kutan 633 oy aldı. Haziran 2001'de Anayasa Mahkemesi'nin Fazilet Partisi'nin kapatılmasına karar vermesinden sonra kurucusu olduğu Millî Görüş Hareketi bölündü. Erbakan'ın desteklediği Millî Görüş'çü (gelenekçi) kanat Recai Kutan başkanlığında Saadet Partisi'ni (SP) kurarken, "yenilikçiler" ise Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nde örgütlendiler.<br />
<br />
Erbakan, "Kayıp Trilyon Davası" olarak bilinen -Refah Partisi'ne 1998 yılı için yapılan yaklaşık 1 trilyon TL'lik hazine yardımının harcanmış gibi gösterilerek devlete iade edilmemesi- davada, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Mart 2002'de "özel evrakta sahtecilik" suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi. 2002 genel seçimlerinde Konya'dan bağımsız milletvekilliği adaylığı başvurusu Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından reddedildi.[14] 5 yıllık siyasi yasağı Şubat 2003'te sona eren Erbakan, 11 Mayıs 2003'te Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçildi. 3 Aralık 2003'te hakkındaki mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "Kayıp Trilyon Davası"nda mahkum olan ve mahkumiyet kararları kesinleşen Erbakan dahil 6 kişinin parti üyeliğinden çıkarılması ve parti organlarındaki görevlerine son verilmesini isteyince Erbakan, 30 Ocak 2004'te Saadet Partisi Genel Başkanlığından ve parti üyeliğinden ayrıldı.<br />
<br />
Aldığı sağlık raporu doğrultusunda infazı ertelen Erbakan’ın "Kayıp Trilyon Davası" nedeniyle aldığı hapis cezası Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapılan değişiklik uyarınca Nisan 2008'de ev hapsine çevrildi. Erbakan ev hapsini çekerken Adli Tıp Kurumunun ‘sürekli hastalık’ raporu doğrultusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 19 Ağustos 2008’de affedildi.<br />
<br />
17 Ekim 2010'da tekrar Saadet Partisi'nin tekrar genel başkanlığına seçildi. Sağlık durumu giderek kötüleştiği halde vefat ettiği güne dek kurmaylarıyla parti ve ülke meseleleri hakkında görüşmelerine devam etmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vefatı ve cenazesi</span></span><br />
<br />
19 Ocak 2011'de ayağında nükseden damar iltihabı rahatsızlığı sebebiyle hastanede yoğun bakım altına alınarak bir süre tedavi görerek taburcu edilmesinin ardından, kısa süre sonra solunum ve kalp yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı Ankara'daki Güven Hastanesi'nde yoğun bakım altında uygulanan tüm tedavilere rağmen solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011 sabahı saat 8:50'de doktorlarının muayenesi esnasında koroner arter rahatsızlığı sonucu şuurunu yitirerek komaya girmiş, saatler aynı sabahın 11:40'ını gösterirken doktorların tüm müdahaleleri ile yaşamsal işlevlerinin desteklenmesine rağmen yaşamını yitirmiştir.<br />
Necmettin Erbakan'ın Merkezefendi Mezarlığı'nda bulunan kabri<br />
<br />
Vasiyetine uygun olarak resmi devlet töreni tertip edilmemiş ve 1 Mart 2011 Salı günü önce Ankara'da Hacı Bayram Camii'nde sabah namazına müteakip cenaze namazı kılındıktan sonra, cenazesi İstanbul'a getirilerek öğlen namazını müteakip Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazı sonrasında Zeytinburnu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir. Mezarına, sevenleri tarafından Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden getirilen topraklarla birlikte Kudüs, KKTC ve Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç'in mezarından getirilen topraklar serpilmiştir.<br />
<br />
Cenaze merasimine Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Genel Başkanlar, Bakanlar, Milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları, Büyükelçiler, Belediye Başkanları, partililerin yanı sıra 60 ülkeden cemaat ve hareket liderleri ile temsilcileri katılmış, cenaze namazı iki milyonu aşkın kişi tarafından kılınarak, naaşı aile kabristanın da bulunduğu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir.<br />
Kültür Merkezleri<br />
<br />
İstanbul'un Beykoz ilçesinde Necmettin Erbakan Kültür Merkezi bulunmaktadır. İstanbul'un Ümraniye ilçesinde Prof.Dr. Necmettin Erbakan Kültür Eğitim ve Sosyal Hizmet Merkezi bulunmaktadır. Tokat'ın Turhal ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi bulunmaktadır. Ankara'nın Mamak ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür ve Kongre Merkezi bulunmaktadır. Sivas'ın Merkez ilçesinde Prof.Dr Necmettin Erbakan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bulunmaktadır..<br />
Üniversite<br />
Konya'da Necmettin Erbakan Üniversitesi bulunmaktadır. Selçuk Üniversitesi'nin bölünmesi ile Konya'daki ikinci devlet üniversitesi olarak öğretime devam etmektedir.<br />
<br />
<br />
Alıntı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alparslan Türkeş Kimdir?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-alparslan-turkes-kimdir.html</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2020 11:27:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-alparslan-turkes-kimdir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><img src="https://www.mhp.org.tr/autoimg/std_imggal/0/15/1889.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1889.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Alparslan Türkeş Kimdir?</span><br />
<br />
Alparslan Türkeş (doğum adı Ali Arslan veya Hüseyin Feyzullah 25 Kasım 1917, Lefkoşa - 4 Nisan 1997, Ankara), Türk asker, siyasetçi, Başbakan eski Yardımcısı, Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucusu ve ilk genel başkanı. MHP genel başkanlık görevini 1969–1997 yılları arasında sürdürmüştür. Mart 1975–Haziran 1977 ve Temmuz 1977–Ocak 1978 tarihleri arasında Süleyman Demirel tarafından kurulan hükümetlerde Başbakan Yardımcısı olarak yer almıştır. 1965, 1969, 1973, 1977 ve 1991 Türkiye genel seçimlerinde milletvekili olarak meclise girmiştir.<br />
<br />
Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 1963 yılında Türkiye Huzur ve Yükselme Derneği'ni kurmuştur. 1965'te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) girerek fiilen siyasi hayata atılmış ve aynı yıl partinin genel başkanı olmuştur. İlk defa 1965 Türkiye genel seçimlerinde CKMP'nin Ankara milletvekili olarak meclise girmiştir. 1966 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı adayı olmuştur fakat seçilememiştir. 1975'ten sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulunmuştur.<br />
<br />
12 Eylül Darbesi'nden sonra 1985 yılına kadar 4,5 yıl tutuklu kalmıştır. 1987 Türkiye anayasa değişikliği referandumu'nda siyasal yasağı kalkmıştır. Aynı yıl Milliyetçi Çalışma Partisi'ne girmiştir ve yapılan kongrede gene başkan seçilmiştir ve partisi 1991 Türkiye genel seçimlerinde Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile seçim ittifakı yapmıştır. 1992 yılında 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi de 1993 yılında MHP olarak değiştirilmiştir. 1995 Türkiye genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, 4 Nisan 1997 tarihinde vefat etmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk yılları</span><br />
<br />
Alparslan Türkeş, 25 Kasım 1917 öğle vaktinde Koyunoğlu ailesinden Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ile Fatma Zehra Hanım'ın çocuğu olarak, Lefkoşa'da Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı evinde dünyaya geldi.Aslen Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinden Kıbrıs'a göç eden bir ailenin çocuğudur. 1933'te ailesiyle birlikte Lefkoşa'dan ayrılarak Limasol'dan kalkan İtalya bandıralı "Viyana" gemisiyle İstanbul'a geldi.<br />
Askeri kariyerinin başlaması<br />
<br />
1933'te Lefkoşa doğumlu İzmit milletvekili Hüseyin Sırrı Bellioğlu'nun tavsiyesiyle Kuleli Askeri Lisesine geçici olarak kaydoldu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçince asli kaydı gerçekleşti. 1936'da Kuleli Askeri Lisesi'nden mezun olup 1938'de Harp Okulu'nu bitirdi. 1939'da piyade asteğmeni olarak atış okuluna girerek buradan teğmen rütbesiyle mezun oldu (P.938-348).  Refik Yurtsever'in ablasının kızı Muzaffer Hanım ile 5 Eylül 1939'da nişanlandı ve 14 Ocak 1940'ta evlendi. Bu sırada Gelibolu'daki 58. Piyade Alayı 5. Bölük Komutanlığı'na tayin edildi ve Balıkesir, Bandırma, Edincik, Erdek ve Marmara Adasında görev aldı.<br />
<br />
1944'te üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız ve Nejdet Sançar'la birlikte "Irkçılık-Turancılık" davasından yargılandı ve 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesinde kaldı. 1945 yılında Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi ve 1947'de beraat etti.<br />
<br />
Alpaslan Türkeş konuyla ilgili olarak:"3 Mayıs günü heyecanla sokağa fırlayan gençler kıyasıya dövüldüler. Kafaları yarıldı, gözleri patladı. Bazılarının kolları, kaburgaları kırıldı." demiştir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Davanın sonucu</span><br />
<br />
Orduya tekrar döndü. 1955'de Harp Akademisi'ni (94. sınıf, Sıra No. 39) bitirdi. Daha sonra ABD'ye gönderildi ve burada Amerikan Harp Akademisi'ni ve piyade okulunu bitirdi. 1955-1957 yılları arasında Washington'da NATO Daimi Komitesi'nde Türk genelkurmayı temsil heyetinde görev yaptı. Aynı sırada uluslararası ekonomi eğitimi gördü. 1959'da Almanya'da Atom ve Nükleer Okulu'na gönderildi ve buradaki eğitiminden sonra albaylığa yükseldi ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı NATO şube müdürü olarak atandı.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">27 Mayıs Darbesi</span><br />
<br />
27 Mayıs 1960'dan kısa süre önce Elâzığ'daki birliğinden Ankara'ya atandı ve Albay Talat Aydemir'in önerisiyle Millî Birlik Komitesi'ne (MBK) alındı. Darbeyi planlayıp yürütecek olan 37 kişilik MBK içinde yer aldı. darbe bildirisini 27 Mayıs 1960 günü radyodan okuduktan sonra adı sıkça duyulmaya başlandı. 27 Mayıs sonrası Başbakanlık müsteşarlığı yaptı. Bu dönemde sonradan AP Partisi Balıkesir Senatörü seçilecek Hikmet Aslanoğlu ve CKMP Genel Sekreteri olacak Fuat Uluç kendisinin yardımcılık görevini yerine getirdiler. Bu dönemde Millî Birlik Komitesi içindeki görüş ayrılığı sonucu 13 Kasım 1960'da MBK Başkanı Org. Cemal Gürsel bir bildiri yayımlayarak MBK'nin çalışmalarının ülkenin yüksek çıkarlarını tehlikeye düşürecek bir duruma geldiğini, bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri ile MBK üyelerinin talepleri üzerine MBK'yi feshettiğini açıkladı. Yeni oluşturulan MBK'de ise Alparslan Türkeş'in de içinde bulunduğu ve "14'ler" olarak adlandırılan ve ülkenin köklü yapısal sorunları çözülmeden kısa süre içinde yapılacak seçimlerle iktidarın sivillere bırakılmasını reddeden 14 subaya yer verilmiyordu. MBK üyesi Korgeneral Cemal Madanoğlu'nun inisiyatifiyle gerçekleşen bu operasyonla söz konusu kişiler Türk Silahlı Kuvvetleri'nden de emekli edilerek çeşitli görevlerle yurt dışına sürgüne gönderildiler. Alparslan Türkeş de bu operasyon sonucu Yeni Delhi büyükelçilik müşaviri olarak Hindistan'a gönderildi. Sürgünde iken, Millî Birlik Komitesi Başkanı Cemal Gürsel 'e, Yüksek Adalet Divanı'nda yargılanan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerinin doğru olmayacağını vurgulayan ve Millî Yol dergisinde yayınlanan mektubu gönderdi.<br />
<br />
25 ay kadar sonra, 23 Şubat 1963'te Gümülcine'den yurda döndüğünde burada kalabalık bir "milliyetçi topluluk" tarafından karşılandı.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Siyasi hayata girişi</span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi dönemi</span><br />
<br />
Gökhan Evliyaoğlu'nun Adalet Partisi'ne katılma yolundaki teklifini reddeden Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 2 Mayıs 1963'te Türkiye Huzur ve Yükselme Derneği'ni kurdu. Darbe hazırlığı yapan Talat Aydemir - Fethi Gürcan ikilisiyle temas kurdu. Ancak Talat Aydemir'le anlaşamadı. Bunun üzerine darbeyi hükümete haber verdi. Kendisi de darbe girişimi nedeniyle yargılandı, ancak darbeyi hükümete duyurduğu için beraat etti. Alparslan Türkeş, sürgünde olduğu dönemde 14'lerden çoğu ile sık sık bir araya gelerek dönüşten sonraki stratejisini belirleyici toplantılar yapmıştı. Nitekim 31 Mart 1965'te, 14'lerden Dündar Taşer, Ahmet Er, Muzaffer Özdağ, Rıfat Baykal, Mustafa Kaplan gibi eski MBK üyeleri ile birlikte Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) girerek fiilen siyasi hayata atılmış oldu.<br />
<br />
1965'te bu partinin başkanı oldu, uzun tartışmalardan sonra parti tüzüğünde 9 Işık Doktrini yer aldı. Türkeş, bu dönemde kendisini sevenler tarafından Başbuğ ilan edildi ve aynı yıl Ankara'dan milletvekili seçildi. 6-8 Şubat 1969'da Adana'da yapılan olağanüstü kongrede CKMP'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi ve terazi olan amblemiyse üç hilâl olarak değiştirilmiştir. 1966 yılında cumhurbaşkanlığına aday oldu ve Cevdet Sunay karşısında 11 oy alarak seçimi kaybetti. 1969 ve 1973 yıllarında Adana milletvekili olarak parlamentoya seçildi.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1975 sonrası dönem ve 12 Eylül</span><br />
<br />
1975'ten sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulundu. Bu dönemde sağ ve sol çatışması arttı. Yetkililerin elinde Milliyetçi Hareket Partisi'nin şiddetin esas kaynağı olduğuna dair kanıtlar vardı ve Cumhuriyet Savcısı kapsamlı bir soruşturma yapmak istiyordu. Ancak hükümet buna izin veremezdi. Çünkü bu rolün açığa çıkarılması koalisyonun dağılması anlamına geliyordu ve Demirel bunu düşünmek bile istemiyordu.[11] 12 Eylül darbesi sırasında Millî Güvenlik Konseyi başkanı, diğer üç parti başkanlarının teslim olduğunu, Alparslan Türkeş'in de teslim olmasını, aksi takdirde suçlu durumda olacağını belirten bir bildiri yayınladı.[12] 12 Eylül darbesinden sonra 9 Nisan 1985'e kadar 4,5 yıl tutuklu kaldı. 12 Eylül döneminde idam cezasıyla yargılanan Türkeş, bu davadan beraat etti.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12 Eylül sonrası dönem</span><br />
<br />
1987'de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi'ne girdi ve aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede genel başkanlığa seçildi. 1991 genel seçimlerinde Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş, Yozgat milletvekili olarak yeniden parlamentoya girdi. Bu sırada 1992'de 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi de 1993 yılında MHP olarak değiştirildi. 1995 genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, bu dönemde uzlaşmacı bir lider olarak ülke siyaseti üzerinde en etkili siyasetçi oldu. Türkeş, 9 Işık başta olmak üzere siyasi ve tarihi görüşlerini içeren kitaplar yazdı.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ailesi ve ölümü</span><br />
<br />
Tokat Ülkü Ocakları tarafından Tokat'ta yaptırılan Alparslan Türkeş anıt çeşmesi.<br />
Etimesgut'ta bulunan Alparslan Türkeş Parkı.<br />
<br />
İlk evliliği, 1940 yılında, Muzaffer Hanım ileydi. Muzaffer Hanım 1974 yılında ölmüştür. Bundan iki yıl sonra, 1976'da Seval Türkeş'le evlendi.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocukları</span><br />
<br />
    Ayzit,<br />
    Umay,<br />
    Selcen, XXIII. Dönem Bursa milletvekili Hamza Hamit Homriş ile evlidir.<br />
    Sevenbige (Çağrı), Çağrı Saraç Türkeş<br />
    Yıldırım Tuğrul, XIII., XXIV., XXV. ve XXVI. Dönem Ankara milletvekili ve 63. Türkiye Hükûmeti, 64. Türkiye Hükûmeti ve 65. Türkiye Hükûmeti Başbakan Yardımcısı.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkeş'in ikinci evliliği, 1976 yılında, Seval Hanım ileydi. Çocukları:</span><br />
<br />
    Ayyüce,<br />
<br />
    Ahmet Kutalmış, XXIV. Dönem İstanbul milletvekili<br />
<br />
Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997'de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara'da yaşama veda etti. Kabri, Ankara Beştepe'de bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Eserleri</span><br />
<br />
    Gönül Seferberliğine<br />
    Temel Görüşler<br />
    Türkiye'nin Meseleleri<br />
    Bunalımdan Çıkış Yolu<br />
    Kahramanlık Ruhu<br />
    Yeni Ufuklara Doğru<br />
    1944 Milliyetçilik Olayı, Yaylacık Matbaası, İstanbul, 1968<br />
    27 Mayıs ve Gerçekler<br />
    Fırtınalı Yıllar<br />
    MHP ve Bozkurtlar<br />
    Türklük Gururu ve Şuuru<br />
    Her Türlü Emperyalizme Karşı<br />
    Bir Devrin Perde Arkası<br />
    9 Işık ve Türkiye<br />
    9 Işık<br />
    9 Işık / Millî Doktrin<br />
    Milliyetçilik<br />
    Ahlakçılık<br />
    Türk Milliyetçilerinin Zaferi<br />
    Ülkücülük<br />
    Basılan Kervanımız<br />
    Dış Politikamız ve Kıbrıs<br />
    Milliyetçilik-Ülkücülük Üzerine Konuşmalar<br />
    Toplumculuk<br />
    Dış Meseleler<br />
    Savunma<br />
    Sorgu<br />
    Millî Devlet Güçlü İktidar<br />
    Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik<br />
    İlimcilik<br />
    27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><img src="https://www.mhp.org.tr/autoimg/std_imggal/0/15/1889.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1889.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Alparslan Türkeş Kimdir?</span><br />
<br />
Alparslan Türkeş (doğum adı Ali Arslan veya Hüseyin Feyzullah 25 Kasım 1917, Lefkoşa - 4 Nisan 1997, Ankara), Türk asker, siyasetçi, Başbakan eski Yardımcısı, Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucusu ve ilk genel başkanı. MHP genel başkanlık görevini 1969–1997 yılları arasında sürdürmüştür. Mart 1975–Haziran 1977 ve Temmuz 1977–Ocak 1978 tarihleri arasında Süleyman Demirel tarafından kurulan hükümetlerde Başbakan Yardımcısı olarak yer almıştır. 1965, 1969, 1973, 1977 ve 1991 Türkiye genel seçimlerinde milletvekili olarak meclise girmiştir.<br />
<br />
Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 1963 yılında Türkiye Huzur ve Yükselme Derneği'ni kurmuştur. 1965'te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) girerek fiilen siyasi hayata atılmış ve aynı yıl partinin genel başkanı olmuştur. İlk defa 1965 Türkiye genel seçimlerinde CKMP'nin Ankara milletvekili olarak meclise girmiştir. 1966 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı adayı olmuştur fakat seçilememiştir. 1975'ten sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulunmuştur.<br />
<br />
12 Eylül Darbesi'nden sonra 1985 yılına kadar 4,5 yıl tutuklu kalmıştır. 1987 Türkiye anayasa değişikliği referandumu'nda siyasal yasağı kalkmıştır. Aynı yıl Milliyetçi Çalışma Partisi'ne girmiştir ve yapılan kongrede gene başkan seçilmiştir ve partisi 1991 Türkiye genel seçimlerinde Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile seçim ittifakı yapmıştır. 1992 yılında 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi de 1993 yılında MHP olarak değiştirilmiştir. 1995 Türkiye genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, 4 Nisan 1997 tarihinde vefat etmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk yılları</span><br />
<br />
Alparslan Türkeş, 25 Kasım 1917 öğle vaktinde Koyunoğlu ailesinden Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ile Fatma Zehra Hanım'ın çocuğu olarak, Lefkoşa'da Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı evinde dünyaya geldi.Aslen Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinden Kıbrıs'a göç eden bir ailenin çocuğudur. 1933'te ailesiyle birlikte Lefkoşa'dan ayrılarak Limasol'dan kalkan İtalya bandıralı "Viyana" gemisiyle İstanbul'a geldi.<br />
Askeri kariyerinin başlaması<br />
<br />
1933'te Lefkoşa doğumlu İzmit milletvekili Hüseyin Sırrı Bellioğlu'nun tavsiyesiyle Kuleli Askeri Lisesine geçici olarak kaydoldu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçince asli kaydı gerçekleşti. 1936'da Kuleli Askeri Lisesi'nden mezun olup 1938'de Harp Okulu'nu bitirdi. 1939'da piyade asteğmeni olarak atış okuluna girerek buradan teğmen rütbesiyle mezun oldu (P.938-348).  Refik Yurtsever'in ablasının kızı Muzaffer Hanım ile 5 Eylül 1939'da nişanlandı ve 14 Ocak 1940'ta evlendi. Bu sırada Gelibolu'daki 58. Piyade Alayı 5. Bölük Komutanlığı'na tayin edildi ve Balıkesir, Bandırma, Edincik, Erdek ve Marmara Adasında görev aldı.<br />
<br />
1944'te üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız ve Nejdet Sançar'la birlikte "Irkçılık-Turancılık" davasından yargılandı ve 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesinde kaldı. 1945 yılında Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi ve 1947'de beraat etti.<br />
<br />
Alpaslan Türkeş konuyla ilgili olarak:"3 Mayıs günü heyecanla sokağa fırlayan gençler kıyasıya dövüldüler. Kafaları yarıldı, gözleri patladı. Bazılarının kolları, kaburgaları kırıldı." demiştir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Davanın sonucu</span><br />
<br />
Orduya tekrar döndü. 1955'de Harp Akademisi'ni (94. sınıf, Sıra No. 39) bitirdi. Daha sonra ABD'ye gönderildi ve burada Amerikan Harp Akademisi'ni ve piyade okulunu bitirdi. 1955-1957 yılları arasında Washington'da NATO Daimi Komitesi'nde Türk genelkurmayı temsil heyetinde görev yaptı. Aynı sırada uluslararası ekonomi eğitimi gördü. 1959'da Almanya'da Atom ve Nükleer Okulu'na gönderildi ve buradaki eğitiminden sonra albaylığa yükseldi ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı NATO şube müdürü olarak atandı.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">27 Mayıs Darbesi</span><br />
<br />
27 Mayıs 1960'dan kısa süre önce Elâzığ'daki birliğinden Ankara'ya atandı ve Albay Talat Aydemir'in önerisiyle Millî Birlik Komitesi'ne (MBK) alındı. Darbeyi planlayıp yürütecek olan 37 kişilik MBK içinde yer aldı. darbe bildirisini 27 Mayıs 1960 günü radyodan okuduktan sonra adı sıkça duyulmaya başlandı. 27 Mayıs sonrası Başbakanlık müsteşarlığı yaptı. Bu dönemde sonradan AP Partisi Balıkesir Senatörü seçilecek Hikmet Aslanoğlu ve CKMP Genel Sekreteri olacak Fuat Uluç kendisinin yardımcılık görevini yerine getirdiler. Bu dönemde Millî Birlik Komitesi içindeki görüş ayrılığı sonucu 13 Kasım 1960'da MBK Başkanı Org. Cemal Gürsel bir bildiri yayımlayarak MBK'nin çalışmalarının ülkenin yüksek çıkarlarını tehlikeye düşürecek bir duruma geldiğini, bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri ile MBK üyelerinin talepleri üzerine MBK'yi feshettiğini açıkladı. Yeni oluşturulan MBK'de ise Alparslan Türkeş'in de içinde bulunduğu ve "14'ler" olarak adlandırılan ve ülkenin köklü yapısal sorunları çözülmeden kısa süre içinde yapılacak seçimlerle iktidarın sivillere bırakılmasını reddeden 14 subaya yer verilmiyordu. MBK üyesi Korgeneral Cemal Madanoğlu'nun inisiyatifiyle gerçekleşen bu operasyonla söz konusu kişiler Türk Silahlı Kuvvetleri'nden de emekli edilerek çeşitli görevlerle yurt dışına sürgüne gönderildiler. Alparslan Türkeş de bu operasyon sonucu Yeni Delhi büyükelçilik müşaviri olarak Hindistan'a gönderildi. Sürgünde iken, Millî Birlik Komitesi Başkanı Cemal Gürsel 'e, Yüksek Adalet Divanı'nda yargılanan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerinin doğru olmayacağını vurgulayan ve Millî Yol dergisinde yayınlanan mektubu gönderdi.<br />
<br />
25 ay kadar sonra, 23 Şubat 1963'te Gümülcine'den yurda döndüğünde burada kalabalık bir "milliyetçi topluluk" tarafından karşılandı.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Siyasi hayata girişi</span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi dönemi</span><br />
<br />
Gökhan Evliyaoğlu'nun Adalet Partisi'ne katılma yolundaki teklifini reddeden Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 2 Mayıs 1963'te Türkiye Huzur ve Yükselme Derneği'ni kurdu. Darbe hazırlığı yapan Talat Aydemir - Fethi Gürcan ikilisiyle temas kurdu. Ancak Talat Aydemir'le anlaşamadı. Bunun üzerine darbeyi hükümete haber verdi. Kendisi de darbe girişimi nedeniyle yargılandı, ancak darbeyi hükümete duyurduğu için beraat etti. Alparslan Türkeş, sürgünde olduğu dönemde 14'lerden çoğu ile sık sık bir araya gelerek dönüşten sonraki stratejisini belirleyici toplantılar yapmıştı. Nitekim 31 Mart 1965'te, 14'lerden Dündar Taşer, Ahmet Er, Muzaffer Özdağ, Rıfat Baykal, Mustafa Kaplan gibi eski MBK üyeleri ile birlikte Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) girerek fiilen siyasi hayata atılmış oldu.<br />
<br />
1965'te bu partinin başkanı oldu, uzun tartışmalardan sonra parti tüzüğünde 9 Işık Doktrini yer aldı. Türkeş, bu dönemde kendisini sevenler tarafından Başbuğ ilan edildi ve aynı yıl Ankara'dan milletvekili seçildi. 6-8 Şubat 1969'da Adana'da yapılan olağanüstü kongrede CKMP'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi ve terazi olan amblemiyse üç hilâl olarak değiştirilmiştir. 1966 yılında cumhurbaşkanlığına aday oldu ve Cevdet Sunay karşısında 11 oy alarak seçimi kaybetti. 1969 ve 1973 yıllarında Adana milletvekili olarak parlamentoya seçildi.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1975 sonrası dönem ve 12 Eylül</span><br />
<br />
1975'ten sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulundu. Bu dönemde sağ ve sol çatışması arttı. Yetkililerin elinde Milliyetçi Hareket Partisi'nin şiddetin esas kaynağı olduğuna dair kanıtlar vardı ve Cumhuriyet Savcısı kapsamlı bir soruşturma yapmak istiyordu. Ancak hükümet buna izin veremezdi. Çünkü bu rolün açığa çıkarılması koalisyonun dağılması anlamına geliyordu ve Demirel bunu düşünmek bile istemiyordu.[11] 12 Eylül darbesi sırasında Millî Güvenlik Konseyi başkanı, diğer üç parti başkanlarının teslim olduğunu, Alparslan Türkeş'in de teslim olmasını, aksi takdirde suçlu durumda olacağını belirten bir bildiri yayınladı.[12] 12 Eylül darbesinden sonra 9 Nisan 1985'e kadar 4,5 yıl tutuklu kaldı. 12 Eylül döneminde idam cezasıyla yargılanan Türkeş, bu davadan beraat etti.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12 Eylül sonrası dönem</span><br />
<br />
1987'de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi'ne girdi ve aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede genel başkanlığa seçildi. 1991 genel seçimlerinde Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş, Yozgat milletvekili olarak yeniden parlamentoya girdi. Bu sırada 1992'de 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi de 1993 yılında MHP olarak değiştirildi. 1995 genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, bu dönemde uzlaşmacı bir lider olarak ülke siyaseti üzerinde en etkili siyasetçi oldu. Türkeş, 9 Işık başta olmak üzere siyasi ve tarihi görüşlerini içeren kitaplar yazdı.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ailesi ve ölümü</span><br />
<br />
Tokat Ülkü Ocakları tarafından Tokat'ta yaptırılan Alparslan Türkeş anıt çeşmesi.<br />
Etimesgut'ta bulunan Alparslan Türkeş Parkı.<br />
<br />
İlk evliliği, 1940 yılında, Muzaffer Hanım ileydi. Muzaffer Hanım 1974 yılında ölmüştür. Bundan iki yıl sonra, 1976'da Seval Türkeş'le evlendi.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocukları</span><br />
<br />
    Ayzit,<br />
    Umay,<br />
    Selcen, XXIII. Dönem Bursa milletvekili Hamza Hamit Homriş ile evlidir.<br />
    Sevenbige (Çağrı), Çağrı Saraç Türkeş<br />
    Yıldırım Tuğrul, XIII., XXIV., XXV. ve XXVI. Dönem Ankara milletvekili ve 63. Türkiye Hükûmeti, 64. Türkiye Hükûmeti ve 65. Türkiye Hükûmeti Başbakan Yardımcısı.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkeş'in ikinci evliliği, 1976 yılında, Seval Hanım ileydi. Çocukları:</span><br />
<br />
    Ayyüce,<br />
<br />
    Ahmet Kutalmış, XXIV. Dönem İstanbul milletvekili<br />
<br />
Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997'de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara'da yaşama veda etti. Kabri, Ankara Beştepe'de bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Eserleri</span><br />
<br />
    Gönül Seferberliğine<br />
    Temel Görüşler<br />
    Türkiye'nin Meseleleri<br />
    Bunalımdan Çıkış Yolu<br />
    Kahramanlık Ruhu<br />
    Yeni Ufuklara Doğru<br />
    1944 Milliyetçilik Olayı, Yaylacık Matbaası, İstanbul, 1968<br />
    27 Mayıs ve Gerçekler<br />
    Fırtınalı Yıllar<br />
    MHP ve Bozkurtlar<br />
    Türklük Gururu ve Şuuru<br />
    Her Türlü Emperyalizme Karşı<br />
    Bir Devrin Perde Arkası<br />
    9 Işık ve Türkiye<br />
    9 Işık<br />
    9 Işık / Millî Doktrin<br />
    Milliyetçilik<br />
    Ahlakçılık<br />
    Türk Milliyetçilerinin Zaferi<br />
    Ülkücülük<br />
    Basılan Kervanımız<br />
    Dış Politikamız ve Kıbrıs<br />
    Milliyetçilik-Ülkücülük Üzerine Konuşmalar<br />
    Toplumculuk<br />
    Dış Meseleler<br />
    Savunma<br />
    Sorgu<br />
    Millî Devlet Güçlü İktidar<br />
    Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik<br />
    İlimcilik<br />
    27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>