<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - Kişisel Gelişim]]></title>
		<link>https://www.forumteams.com/</link>
		<description><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - https://www.forumteams.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 08:41:55 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Yapmadığınız Için Yıllar Sonra Pişmanlık Duyabileceğiniz 10 şey]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-yapmadiginiz-icin-yillar-sonra-pismanlik-duyabileceginiz-10-sey.html</link>
			<pubDate>Sun, 17 May 2026 09:33:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=271">SteLLase</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-yapmadiginiz-icin-yillar-sonra-pismanlik-duyabileceginiz-10-sey.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">50’li ya da 60’lı yaşlarınızda nerede olacağınızı, nasıl görüneceğinizi, ne yapıyor olacağınızı ya da genel ruh halinizin nasıl olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Sizce hayatta gerçekleştirmek istediği tüm hayallerini gerçekleştirmiş, mutlu ve tatmin olmuş birine mi geçmişe dönüp baktığında pişmanlıklarla dolan ‘huysuz bir ihtiyara mı’ dönüşeceksiniz? Bundan yıllar sonra, sabahları alarma gerek kalmadan erkenden uyanacağınız, kahvaltınızı gün doğumuna denk getireceğiniz, her dakikanızı değerlendirerek yaşadığınız zamanlara gidelim… O kahvaltı masasında otururken bu günler aklınıza geldiğinde, pişmanlıklarınız ve “keşke”leriniz neler olurdu?</span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><img src="https://www.uplifers.com/app/uploads/2017/09/ileride-pisman-olabileceginiz-seyler.jpeg" loading="lazy"  alt="[Resim: ileride-pisman-olabileceginiz-seyler.jpeg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Günlük rutinde hayatımıza devam ederken daha çok yakın geleceği planlayıp hayaller kurarken, daha ileriki dönemlerde nasıl birine dönüşeceğimiz, başarabildiklerimiz ve olası hayal kırıklıklarımız pek de gündemimizde olmayabiliyor. Gelecekle ilgili hayal kurarken genelde olumlu ve güzel şeyleri düşlerken, olumsuzluklara pek odaklanmadığımız, belki de odaklanmak istemediğimiz konusunda hemfikiriz. Ancak tamamen gelecek odaklı yaşamak doğru olmasa da, bazen hayal gücümüzü kullanarak sahip olduğumuz anın değerini daha iyi anlayabilir, “şimdi”nin tadını daha keyifli şekilde çıkarabilir, en önemlisi de geriye baktığımızda pişmanlıkla hatırlayacağımız, bizi hayal kırıklığına uğratabilecek deneyimlerle ilgili farkındalığımızı geliştirebilir ve hayatı ‘keşke’ demeden yaşamanın yollarını araştırabiliriz. Bu yazımızda birçoğumuzun yapmadığımız için uzun yıllar sonra pişmanlık duyabileceğimiz şeyleri bir araya getirdik.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Sevdiklerinize yeterince zaman ayırmamak</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><img src="https://www.uplifers.com/app/uploads/2017/09/pismanlik-duyabileceginiz-seyler.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: pismanlik-duyabileceginiz-seyler.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Teknolojinin istediğimiz herkesle, her an konuşmamıza fırsat sağladığı bir devirde yaşıyoruz. Ancak artık tek bir tuşa basıp sevdiklerimizi aramaya bile tahammülümüz, vaktimiz, enerjimiz yok. Kabul edelim, değer verdiğimiz ve bize değer veren insanlara yeterince zaman ayırmıyoruz, çoğu zaman sadece “denk gelirsek” görüşüyoruz. Yakın ilişkilerimiz için çaba göstermektense en küçük bir anlaşmazlıkta ya da sorunda hayatımızdan çıkarabiliyor, sırtımızı dönebiliyor, ilgilenmek istemeyebiliyoruz. Hatta zaman zaman onları ne kadar sevdiğimizi bile unutabiliyoruz. Hayatta ne zaman ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Bu yüzden sevdiklerinize sarılmak için belki de son fırsatınız olduğunu, geçirdiğiniz her anın sizin için altın değerinde olduğunu unutmayın.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Sevginizi göstermemek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Çoğu zaman sevdiğimiz kişilere onları sevdiğimizi söyleme gereği duymuyor, bazen utandığımız için bazen de ne hissettiğimizi paylaşmanın bizi ‘zayıf’ göstereceği önyargısı nedeniyle sevgimizi göstermekten çekinebiliyoruz. Hatta kimi zaman, onları ne kadar sevdiğimizi unutabiliyoruz. Hayatımızda “zaten” var olmaları, hislerimizi unutmamıza neden olabiliyor. Bazen de “o” kelimelerin ağzımızdan çıkması bizim için dünyanın en zor şeyi haline gelebiliyor. Oysa ki kelimelerin ne kadar sihirli olduğunu hepimiz biliyoruz. Hele ki bunlar sevgi sözcükleriyse… Sevginizi göstermek ve hissettiğiniz tüm güzel duyguları içtenlikle paylaşmak kimseye zarar vermeyeceği gibi, bu harika duyguların çoğalmasına ve sevdiklerinizin daha mutlu olmasına yardımcı olacaktır. Unutmayın, sevgi bulaşıcıdır ve sevginizi göstermeniz, kendiniz için sevgiyle sarmalandığınız bir gelecek yaratmanın en basit formülü!</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Öz değerinizi başkalarının düşüncelerine göre şekillendirmek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Devir iletişim devri. Artık insanlar her an, her saniye birbirlerinin ne yaptığından haberdar. Bu çembere dahil olmamak elde değil. Durum böyle olunca insanların hakkımızda ne düşündüğü bizi daha fazla ilgilendirmeye, hatta olduğumuz kişiyi şekillendirmeye başladı. Artık bir sonraki adımımızı atmadan önce, insanların ne düşüneceğini öngörmeye çalışıyoruz, içimizden geldiği gibi hareket edemiyoruz. Peki yıllar sonra dönüp baktığınızda kendiniz gibi mi yaşamış olmak istersiniz, yoksa “insanların olmanızı istediği kişi” gibi mi? Bu soruya samimi cevap verdiğinizde ‘elalem ne der’ düşüncesiyle yapmaktan çekindiğiniz, geri adım attığınız, başkaları yüzünden ertelediğiniz ya da vazgeçtiğiniz şeylerin aslında yaşamınız üzerinde ne kadar dönüştürücü etkilerinin olabileceğini keşfedecek ve kendinizi, olması gerektiği gibi, çok daha değerli hissedeceksiniz.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Başkalarını memnun etmeye çalışıp, sizin için önemli olanları geri plana itmek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><img src="https://www.uplifers.com/app/uploads/2017/09/ileride-pismanlik-duyulabilecek-seyler.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ileride-pismanlik-duyulabilecek-seyler.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Arkadaşlar, aile, iş arkadaşları ve “kıramam” dediğiniz diğer insanlar… Zamanınızın birçoğunu başka insanları memnun etmek için harcadığınızın farkında mısınız? Çevremizdeki insanların kalbini kırmamak için onca çaba harcamakla meşgulken, harcadığımız zamanı kendimiz için ne kadar güzel kullanabileceğimizi unutuyoruz. Günün sonunda kafamızı yastığa koyduğumuzda yaşadığımız günden “tatmin” olmuyoruz. Kendi isteklerinizi geri planda tutmak günün sonunda dahi böyle hissettiriyorken, yıllar sonra yaşayacağınız pişmanlığı hayal etmek belki bu davranışınızı değiştirmek için sağlam bir adım atmanızı sağlar, ne dersiniz?</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Belirsizliklerin sizi aşağı çekmesine izin vermek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İnsanoğlu belirsizlikten ve olacakları bilememekten hiçbir zaman hoşlanmadı. Bu yüzden geleceğe dair planlar yaptı, tahminler yürüttü, hayaller kurdu ve o hayallerin gerçekleşmesi için çalıştı. Gelecek hakkında tahminler yapmak, olacakları merak etmek kadar normal ve doğal bir şey yok. Ancak belirsizliklere gereğinden fazla takılmak, çok fazla zaman kaybına neden olabilir. Belirsizlikler zaman zaman sizi olduğunuz yere sabitleyebilir. Ne bir adım geriye, ne bir adım ileriye gidemediğiniz gibi, ne de bulunduğunuz yerde mutlu olursunuz. Eğer yıllar sonra kaybettiğiniz zamana üzülmek istemiyorsanız her şeyin siyah ve beyazlardan ibaret olmadığını, hayatta grilere de yer olduğunu ve belirsizliklere rağmen ilerlemenin mümkün olabileceğini aklınızın bir köşesinde bulundurmalısınız.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Fırsatlar yerine hatalara odaklanmak</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayat boyunca bazen kendi kararlarımız nedeniyle, bazense kontrol edemediğimiz dış etkenlerin etkisiyle pek çok yenilgiye maruz kaldığımız kaçınılmaz bir gerçek. Hatta kimi zaman bu yenilgiler hayatımıza adeta bir kara bulut gibi çökebiliyor, bizi dibe çekebiliyor ve karamsar bir bakış açısına sahip olmamaza katkı sağlayabiliyor. Ancak bu ruh halinin içinde çoğu zaman önemli bir gerçeği gözden kaçırabiliyoruz: Çok fazla odaklanarak düşünmek için gereğinden fazla zaman harcadığınız hatalar geçmişte kalmış ve değiştirilemez birer anıya dönüşmüşken, o sırada karşınıza çıkan fırsatlar ellerinizden kayıp gidebilir. “O” fırsatı zamanında görememiş olmaksa yaşadığınız en büyük pişmanlıklardan birine dönüşebilir. Geçmişi olduğu yerde rahat bırakın, siz ellerinizi geleceğe doğru uzatın ve en önemlisi yeni hatalar yapmaktan asla korkmayın.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Çok fazla beklemek ve bir türlü adım atmamak</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><img src="https://www.uplifers.com/app/uploads/2017/09/yapmadiginiz-icin-pismanlik-duyabileceginiz-seyler-1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: yapmadiginiz-icin-pismanlik-duyabilecegi...yler-1.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Birçoğumuz güzel planlar yapıyoruz, güzel fikirler buluyoruz, güzel hayaller kuruyoruz ama bir türlü onları hayata geçiremiyoruz. Bahane olaraksa “Doğru zaman”ı beklediğimizi öne sürüyoruz ancak o zamanın gelmediğini ve gelmeyeceğini de içten içe biliyoruz. Peki neden beklemeye devam ediyoruz? Başarı da başarısızlık da ancak atılan bir adımın ya da gösterilen aksiyonun sonucu olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla bulunduğumuz yerde durup doğru zamanın gelmesini beklediğimizde ne başarılı ne de başarısız oluruz. Çoğu zaman hayatımıza yeni bir “yenilgi” eklememek adına, adım atmaktan çekinebiliyoruz. Ne var ki başarısızlık kadar mucizelerin de atılan adımlar sonucu hayatımızda belirdiğini ve geleceğimizi şekillendirdiğini unutmamamız gerekiyor.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Hayatın tadını çıkarmak için ‘fazla meşgul’ olmak</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayatın olağan akışının, rutin ihtiyaçların ve modern yaşamın gerekliliklerinin bizi belli bir rutinin içinde kalmaya zorladığı kaçınılmaz bir gerçek. Karnımızı doyurmak için yemek yememiz gerekir, yemek yiyebilmek için de para kazanmamız… İş hayatı, yaşantımızın çoğunu kapsıyor olsa da bu, bize kalan anların tadını çıkarmamızın önünde bir engel olmamalı. Bisiklete binmek size keyif veriyorsa işe giderken bisiklet kullanın; dans etmeyi seviyorsanız hafta sonlarını beklemeyin, hafta içleri dans edebileceğiniz bir kursa yazılın. Yemek yemeyi seviyorsanız daha çok tarif deneyin. Ve düşmekten, kirlenmekten, hata yapmaktan korkmayın. Meşguliyet kadar “korku” da, sizi keyif aldığınız şeyleri yapmaktan alıkoyan etkenlerden biri.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Yeterince gülmemek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayat, sizce de asık bir suratla yaşamak için çok kısa değil mi? Gün geçtikçe içimizdeki çocuktan daha fazla uzaklaşıyoruz ve bu bizi hayatı daha “ciddi” yaşamaya sürüklüyor. Sonra bir bakmışız çekilen fotoğrafların çoğunda yüzümüzde anlamsız, donuk ve üzgün bir ifade… Daha fazla gülümseyin: Toplu taşımada, arkadaşlarınızla, anne babanızla, iş yerinde… İronilere gülün, hüzünlere gülün, mutluluklara gülün, sebepsiz yere gülün, sadece gülün ve gülümsemenin muhteşem getirilerinin bakış açınızı nasıl pozitife çevirdiğini izleyin.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Kalbinizin sesini yeterince dinlememek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bazen bir şey yaparız ve kalbimizin derinliklerinde bir yerlerde yaptığımız şeyin bizi mutsuz hissettirdiğini biliriz. Kendimiz gibi davranmamışızdır. Huzurlu hissetmeyiz. Bazen de aklımızın bir köşesinde sürekli kendini bize duyurmaya çalışan o düşünceyi, sebepsiz yere sustururuz, duymazlıktan geliriz, erteleriz. Peki neden? Sahip olduğumuz tek şey “şu an” ise neyi bekliyoruz gerçekten? Gelecekte pişmanlık duymamak için bazı kararlarınızda iç sesinize kulak vermeyi ve zihninizdeki tüm şüphelere rağmen sizi mutlu hissettirecek şeyi çok fazla düşünmeden hayatınıza dahil etmeyi deneyin.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Unutmayın, dünyaya sadece bir kez geliyoruz ve hayat ‘keşke’ demek için çok kısa! Dolayısıyla pek çok insanın geri dönüp baktığında pişmanlık duyduğu bu tutumların farkına vararak, gelecekte ‘keşke’ dememek için şimdiden bir adım atabilirsiniz.</span></span></span><br />
</span></span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #808080;" class="mycode_color">Kaynaklar: Forbes, Marc and Angel</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"> </span><br />
</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">50’li ya da 60’lı yaşlarınızda nerede olacağınızı, nasıl görüneceğinizi, ne yapıyor olacağınızı ya da genel ruh halinizin nasıl olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Sizce hayatta gerçekleştirmek istediği tüm hayallerini gerçekleştirmiş, mutlu ve tatmin olmuş birine mi geçmişe dönüp baktığında pişmanlıklarla dolan ‘huysuz bir ihtiyara mı’ dönüşeceksiniz? Bundan yıllar sonra, sabahları alarma gerek kalmadan erkenden uyanacağınız, kahvaltınızı gün doğumuna denk getireceğiniz, her dakikanızı değerlendirerek yaşadığınız zamanlara gidelim… O kahvaltı masasında otururken bu günler aklınıza geldiğinde, pişmanlıklarınız ve “keşke”leriniz neler olurdu?</span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><img src="https://www.uplifers.com/app/uploads/2017/09/ileride-pisman-olabileceginiz-seyler.jpeg" loading="lazy"  alt="[Resim: ileride-pisman-olabileceginiz-seyler.jpeg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Günlük rutinde hayatımıza devam ederken daha çok yakın geleceği planlayıp hayaller kurarken, daha ileriki dönemlerde nasıl birine dönüşeceğimiz, başarabildiklerimiz ve olası hayal kırıklıklarımız pek de gündemimizde olmayabiliyor. Gelecekle ilgili hayal kurarken genelde olumlu ve güzel şeyleri düşlerken, olumsuzluklara pek odaklanmadığımız, belki de odaklanmak istemediğimiz konusunda hemfikiriz. Ancak tamamen gelecek odaklı yaşamak doğru olmasa da, bazen hayal gücümüzü kullanarak sahip olduğumuz anın değerini daha iyi anlayabilir, “şimdi”nin tadını daha keyifli şekilde çıkarabilir, en önemlisi de geriye baktığımızda pişmanlıkla hatırlayacağımız, bizi hayal kırıklığına uğratabilecek deneyimlerle ilgili farkındalığımızı geliştirebilir ve hayatı ‘keşke’ demeden yaşamanın yollarını araştırabiliriz. Bu yazımızda birçoğumuzun yapmadığımız için uzun yıllar sonra pişmanlık duyabileceğimiz şeyleri bir araya getirdik.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Sevdiklerinize yeterince zaman ayırmamak</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><img src="https://www.uplifers.com/app/uploads/2017/09/pismanlik-duyabileceginiz-seyler.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: pismanlik-duyabileceginiz-seyler.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Teknolojinin istediğimiz herkesle, her an konuşmamıza fırsat sağladığı bir devirde yaşıyoruz. Ancak artık tek bir tuşa basıp sevdiklerimizi aramaya bile tahammülümüz, vaktimiz, enerjimiz yok. Kabul edelim, değer verdiğimiz ve bize değer veren insanlara yeterince zaman ayırmıyoruz, çoğu zaman sadece “denk gelirsek” görüşüyoruz. Yakın ilişkilerimiz için çaba göstermektense en küçük bir anlaşmazlıkta ya da sorunda hayatımızdan çıkarabiliyor, sırtımızı dönebiliyor, ilgilenmek istemeyebiliyoruz. Hatta zaman zaman onları ne kadar sevdiğimizi bile unutabiliyoruz. Hayatta ne zaman ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Bu yüzden sevdiklerinize sarılmak için belki de son fırsatınız olduğunu, geçirdiğiniz her anın sizin için altın değerinde olduğunu unutmayın.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Sevginizi göstermemek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Çoğu zaman sevdiğimiz kişilere onları sevdiğimizi söyleme gereği duymuyor, bazen utandığımız için bazen de ne hissettiğimizi paylaşmanın bizi ‘zayıf’ göstereceği önyargısı nedeniyle sevgimizi göstermekten çekinebiliyoruz. Hatta kimi zaman, onları ne kadar sevdiğimizi unutabiliyoruz. Hayatımızda “zaten” var olmaları, hislerimizi unutmamıza neden olabiliyor. Bazen de “o” kelimelerin ağzımızdan çıkması bizim için dünyanın en zor şeyi haline gelebiliyor. Oysa ki kelimelerin ne kadar sihirli olduğunu hepimiz biliyoruz. Hele ki bunlar sevgi sözcükleriyse… Sevginizi göstermek ve hissettiğiniz tüm güzel duyguları içtenlikle paylaşmak kimseye zarar vermeyeceği gibi, bu harika duyguların çoğalmasına ve sevdiklerinizin daha mutlu olmasına yardımcı olacaktır. Unutmayın, sevgi bulaşıcıdır ve sevginizi göstermeniz, kendiniz için sevgiyle sarmalandığınız bir gelecek yaratmanın en basit formülü!</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Öz değerinizi başkalarının düşüncelerine göre şekillendirmek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Devir iletişim devri. Artık insanlar her an, her saniye birbirlerinin ne yaptığından haberdar. Bu çembere dahil olmamak elde değil. Durum böyle olunca insanların hakkımızda ne düşündüğü bizi daha fazla ilgilendirmeye, hatta olduğumuz kişiyi şekillendirmeye başladı. Artık bir sonraki adımımızı atmadan önce, insanların ne düşüneceğini öngörmeye çalışıyoruz, içimizden geldiği gibi hareket edemiyoruz. Peki yıllar sonra dönüp baktığınızda kendiniz gibi mi yaşamış olmak istersiniz, yoksa “insanların olmanızı istediği kişi” gibi mi? Bu soruya samimi cevap verdiğinizde ‘elalem ne der’ düşüncesiyle yapmaktan çekindiğiniz, geri adım attığınız, başkaları yüzünden ertelediğiniz ya da vazgeçtiğiniz şeylerin aslında yaşamınız üzerinde ne kadar dönüştürücü etkilerinin olabileceğini keşfedecek ve kendinizi, olması gerektiği gibi, çok daha değerli hissedeceksiniz.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Başkalarını memnun etmeye çalışıp, sizin için önemli olanları geri plana itmek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><img src="https://www.uplifers.com/app/uploads/2017/09/ileride-pismanlik-duyulabilecek-seyler.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ileride-pismanlik-duyulabilecek-seyler.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Arkadaşlar, aile, iş arkadaşları ve “kıramam” dediğiniz diğer insanlar… Zamanınızın birçoğunu başka insanları memnun etmek için harcadığınızın farkında mısınız? Çevremizdeki insanların kalbini kırmamak için onca çaba harcamakla meşgulken, harcadığımız zamanı kendimiz için ne kadar güzel kullanabileceğimizi unutuyoruz. Günün sonunda kafamızı yastığa koyduğumuzda yaşadığımız günden “tatmin” olmuyoruz. Kendi isteklerinizi geri planda tutmak günün sonunda dahi böyle hissettiriyorken, yıllar sonra yaşayacağınız pişmanlığı hayal etmek belki bu davranışınızı değiştirmek için sağlam bir adım atmanızı sağlar, ne dersiniz?</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Belirsizliklerin sizi aşağı çekmesine izin vermek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İnsanoğlu belirsizlikten ve olacakları bilememekten hiçbir zaman hoşlanmadı. Bu yüzden geleceğe dair planlar yaptı, tahminler yürüttü, hayaller kurdu ve o hayallerin gerçekleşmesi için çalıştı. Gelecek hakkında tahminler yapmak, olacakları merak etmek kadar normal ve doğal bir şey yok. Ancak belirsizliklere gereğinden fazla takılmak, çok fazla zaman kaybına neden olabilir. Belirsizlikler zaman zaman sizi olduğunuz yere sabitleyebilir. Ne bir adım geriye, ne bir adım ileriye gidemediğiniz gibi, ne de bulunduğunuz yerde mutlu olursunuz. Eğer yıllar sonra kaybettiğiniz zamana üzülmek istemiyorsanız her şeyin siyah ve beyazlardan ibaret olmadığını, hayatta grilere de yer olduğunu ve belirsizliklere rağmen ilerlemenin mümkün olabileceğini aklınızın bir köşesinde bulundurmalısınız.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Fırsatlar yerine hatalara odaklanmak</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayat boyunca bazen kendi kararlarımız nedeniyle, bazense kontrol edemediğimiz dış etkenlerin etkisiyle pek çok yenilgiye maruz kaldığımız kaçınılmaz bir gerçek. Hatta kimi zaman bu yenilgiler hayatımıza adeta bir kara bulut gibi çökebiliyor, bizi dibe çekebiliyor ve karamsar bir bakış açısına sahip olmamaza katkı sağlayabiliyor. Ancak bu ruh halinin içinde çoğu zaman önemli bir gerçeği gözden kaçırabiliyoruz: Çok fazla odaklanarak düşünmek için gereğinden fazla zaman harcadığınız hatalar geçmişte kalmış ve değiştirilemez birer anıya dönüşmüşken, o sırada karşınıza çıkan fırsatlar ellerinizden kayıp gidebilir. “O” fırsatı zamanında görememiş olmaksa yaşadığınız en büyük pişmanlıklardan birine dönüşebilir. Geçmişi olduğu yerde rahat bırakın, siz ellerinizi geleceğe doğru uzatın ve en önemlisi yeni hatalar yapmaktan asla korkmayın.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Çok fazla beklemek ve bir türlü adım atmamak</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><img src="https://www.uplifers.com/app/uploads/2017/09/yapmadiginiz-icin-pismanlik-duyabileceginiz-seyler-1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: yapmadiginiz-icin-pismanlik-duyabilecegi...yler-1.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Birçoğumuz güzel planlar yapıyoruz, güzel fikirler buluyoruz, güzel hayaller kuruyoruz ama bir türlü onları hayata geçiremiyoruz. Bahane olaraksa “Doğru zaman”ı beklediğimizi öne sürüyoruz ancak o zamanın gelmediğini ve gelmeyeceğini de içten içe biliyoruz. Peki neden beklemeye devam ediyoruz? Başarı da başarısızlık da ancak atılan bir adımın ya da gösterilen aksiyonun sonucu olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla bulunduğumuz yerde durup doğru zamanın gelmesini beklediğimizde ne başarılı ne de başarısız oluruz. Çoğu zaman hayatımıza yeni bir “yenilgi” eklememek adına, adım atmaktan çekinebiliyoruz. Ne var ki başarısızlık kadar mucizelerin de atılan adımlar sonucu hayatımızda belirdiğini ve geleceğimizi şekillendirdiğini unutmamamız gerekiyor.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Hayatın tadını çıkarmak için ‘fazla meşgul’ olmak</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayatın olağan akışının, rutin ihtiyaçların ve modern yaşamın gerekliliklerinin bizi belli bir rutinin içinde kalmaya zorladığı kaçınılmaz bir gerçek. Karnımızı doyurmak için yemek yememiz gerekir, yemek yiyebilmek için de para kazanmamız… İş hayatı, yaşantımızın çoğunu kapsıyor olsa da bu, bize kalan anların tadını çıkarmamızın önünde bir engel olmamalı. Bisiklete binmek size keyif veriyorsa işe giderken bisiklet kullanın; dans etmeyi seviyorsanız hafta sonlarını beklemeyin, hafta içleri dans edebileceğiniz bir kursa yazılın. Yemek yemeyi seviyorsanız daha çok tarif deneyin. Ve düşmekten, kirlenmekten, hata yapmaktan korkmayın. Meşguliyet kadar “korku” da, sizi keyif aldığınız şeyleri yapmaktan alıkoyan etkenlerden biri.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Yeterince gülmemek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayat, sizce de asık bir suratla yaşamak için çok kısa değil mi? Gün geçtikçe içimizdeki çocuktan daha fazla uzaklaşıyoruz ve bu bizi hayatı daha “ciddi” yaşamaya sürüklüyor. Sonra bir bakmışız çekilen fotoğrafların çoğunda yüzümüzde anlamsız, donuk ve üzgün bir ifade… Daha fazla gülümseyin: Toplu taşımada, arkadaşlarınızla, anne babanızla, iş yerinde… İronilere gülün, hüzünlere gülün, mutluluklara gülün, sebepsiz yere gülün, sadece gülün ve gülümsemenin muhteşem getirilerinin bakış açınızı nasıl pozitife çevirdiğini izleyin.</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000080;" class="mycode_color">Kalbinizin sesini yeterince dinlememek</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bazen bir şey yaparız ve kalbimizin derinliklerinde bir yerlerde yaptığımız şeyin bizi mutsuz hissettirdiğini biliriz. Kendimiz gibi davranmamışızdır. Huzurlu hissetmeyiz. Bazen de aklımızın bir köşesinde sürekli kendini bize duyurmaya çalışan o düşünceyi, sebepsiz yere sustururuz, duymazlıktan geliriz, erteleriz. Peki neden? Sahip olduğumuz tek şey “şu an” ise neyi bekliyoruz gerçekten? Gelecekte pişmanlık duymamak için bazı kararlarınızda iç sesinize kulak vermeyi ve zihninizdeki tüm şüphelere rağmen sizi mutlu hissettirecek şeyi çok fazla düşünmeden hayatınıza dahil etmeyi deneyin.</span></span></span><br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Unutmayın, dünyaya sadece bir kez geliyoruz ve hayat ‘keşke’ demek için çok kısa! Dolayısıyla pek çok insanın geri dönüp baktığında pişmanlık duyduğu bu tutumların farkına vararak, gelecekte ‘keşke’ dememek için şimdiden bir adım atabilirsiniz.</span></span></span><br />
</span></span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #808080;" class="mycode_color">Kaynaklar: Forbes, Marc and Angel</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #666666;" class="mycode_color"> </span><br />
</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kariyerinizi Etkileyecek Hatalar]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kariyerinizi-etkileyecek-hatalar.html</link>
			<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 16:32:58 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1035">Asya</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kariyerinizi-etkileyecek-hatalar.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kariyerinizi Etkileyecek Hatalar</span></span></span><br />
<br />
Yetenekli, hırslı ve teknik deneyime sahip olabilirsiniz; ancak başarılı bir profesyonel olmak için sadece işi bilmek, deneyim sahibi, hırslı ve yetenekli olmak yetmiyor. İşe uygun bir imaj sergilemeniz de bu konuda çok önemli. Örneğin; sakız çiğneyen, iki lafından biri tamam ya olan biri sizce ne kadar etkili olabilir? Teknik açıdan başarılı pek çok çalışan, sosyal açıdan zayıf olarak görülüyor.<br />
<br />
<br />
Etkileyiciliğinizdeki ufak pürüzler iş yaşantınızda size pahalıya mal olabilir. Anadolu Hayat internet sitesinde, çalışanları bu konuda uyararak, kariyerinizi olumsuz etkileyebilecek 10 hata hakkında bilgi ve öneriler veriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">1-HEYECAN BELİRTİLERİ</span></span><br />
Saçınızla ya da üzerinizdeki takılarla oynamak, ayaklarınızı otururken sallamak, ayaktayken yere vurmak gibi hareketler size heyecanını kontrol edemeyen bir kişi görünümü verir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Otururken ayaklarınızın tabanını yere bitişik koyun ve ellerinizi kucağınızda ve rahat bir konumda tutun. Saçınız gözlerinize düşerse, zarif bir hareketle kulağınızın arkasına atın ve saçınızla kesinlikle oynamayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">2-KABA HAREKETLER</span></span><br />
Sık sık argo kullanmak, uygunsuz fıkralar anlatmak, iş arkadaşlarınıza komik olduğunuzu düşündürebilir; ama size itici bir izlenim de verebilir. Patronunuz ise firmayı temsil edecek ciddiyete ve olgunluğa sahip olmadığınızı düşünecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Küfürlere ve fıkralara son verin, sağlık problemlerinizden de sadece doktorun ofisinde söz edin. Sevgiliniz ise iş ortamı için uygun bir konu değildir.<br />
<br />
<span style="color: #1e92f7;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-GECİKMELER</span></span><br />
İşe ve toplantılara sürekli geç kalmak saygısızlık olarak görülür ve patronunuzun, iş arkadaşlarınızın öfkelerini üzerinize çeker. Bu davranışınız Kendimden başka hiç kimseyi ve hiç bir şeyi umusamıyorum havasını yaratır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Bir yere zamanında ulaşmanız için gerekli olan zamanı hesaplarken gerçekçi olun. Kendinize 20 dakikalık bir avans verin. Beklerken sıkılıyorsanız, yanınızda yapacak işler bulundurun. Bazı durumlarda, beklemek bekletmekten daha iyidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">4-GEREKSİZ YERE SAVUNMAYA GEÇMEK</span></span><br />
Eleştiriler karşısında mazeretler uydurmak ya da ters cevaplar vermek; sinirli ve ters bir insan olduğunuz izlenimini yaratır. Bu tür bir davranış, patronunuzla aranızda bir uçurum yaratabilir; çünkü kavgacı bir tavır sergilediğinizde, patronunuz sizinle konuşmaktan rahatsızlık duyabilir. Ayrıca haklı eleştirilere ters tepkiler veren bir kişinin, kendisiyle barışık bir insan olmadığı düşünülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Yaptıklarınızın sorumluluğunu yüklenmeyi bilin. Sözlerinizle kimseye saldırmayın. Surat asmak yerine gülümseyin. Gülümseme her kapıyı açar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">5-İŞLERİ AĞIRDAN ALMAK</span></span><br />
İşlerinizi bitirebilecek olmanıza rağmen ağırdan almanız, yeteneksiz biri olduğunuz izlenimini yaratır. Bunun nedeni mükemmeliyetçi olmanız olabilir; ancak işleri neden sürekli ertelediğiniz sorusu, diğerlerinin kafasında, tembel olduğunuz ya da bitirebilecek güce sahip olmadığınız cevabını getirebilecektir. Psikologlara göre; işi ağırdan alanlar, risk almaktan korkuyor ve büyük ihtimalle bu yüzden hatalar yapıyorlar; bu kişilerdeki başarısızlık korkusu, işe bir an önce başlamalarını engelliyor, bu nedenle de hiçbir iş vaktinde sonuçlanmıyor ve işler birikiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Büyük görevleri ufak ve hata payı daha düşük parçalara bölün ve her gün bir parçayı belirli bir zamanda bitirin. Mükemmele ulaşmanın kolay olmadığını hatırlayarak biraz rahat edin. Unutmayın, bir işi hızlı yapmak kadar doğru yapmak da önemli.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">6-UNUTKANLIK</span></span><br />
İsimleri, telefon numaralarını ve iş teslim tarihlerini unutmanız; bunları fazla önemsemediğinizi ya da aşırı derecede unutkan bir kişi olduğunuzu düşündürecektir. Unutkanlığınız, patronunuz üzerinde düzensiz, ilgisiz ve yeteneksiz bir kişi olduğunuz izlenimini bırakır. Bu durum da yükselmenize engel olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri: </span>Tanışma anlarında, insanlar kendilerini tanıtırken onları dikkatle dinleyin ve yüzlerini inceleyip isimlerini tekrar edin. Eğer uygunsa kartvizitlerini isteyin. Randevuları ve tarihleri aklınızda tutmak için günlük bir yapılacaklar listesi çıkartın ve yanınızda taşıyın. Diğer işlere geçmeden önce, bitirdiğiniz her işin üstünü çizin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">7-YEMEK YERKEN TELEFONDA KONUŞMAK</span></span><br />
İşinizin yoğunluğundan dolayı yemek yiyemediyseniz ve çalışırken bir şeyler atıştırmak zorunda kaldıysanız bile asla telefon konuşmalarınız sırasında atıştırmayın ya da ağzınızda bir şey varken telefonu almayın. Bu durum size çok laubali bir görünüm verecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Masanızda yemek yemek zorunda kalırsanız, asistanınıza 20 dakika için telefon alamayacağınızı söyleyebilir ya da gelen telefonları telesekretere kaydebilirsiniz. Yemek yedikten sonra diş temizliğini de sakın unutmayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">8-ÖNCELİKLERİ BELİRLEYEMEME</span></span><br />
Bitirilmesi gereken bir işe asılmak yerine dikkatinizi başka şeylere vererek işleri yarım bırakmanız, öncelikleri göremediğiniz anlamına gelir. Yaptığınız işlerin hem sayısı hem kalitesi düşecektir. İş hayatında yükselmeyi önemsiyorsanız; yerine getirmeniz gereken görevler için zamanında, yeterli çaba ve emeği göstermeye dikkat edin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Günün 2 - 3 saatini en öncelikli işlere, örneğin başka bir işe başlamadan önce bitirmeniz gereken projelere ayırın. Dikkatinizin dağılmasına izin vermeyin ve konsantre olun. Konsantrasyon, yapacağınız işlerde hata yapma riskinizi en aza düşürür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">9-YAZIM HATALARI</span></span><br />
İş hayatında yazım hataları, önemsiz gibi görünse de aksine önemlidir. Notlarda, iş mektuplarında ve özgeçmişlerde yaptığınız yazım hataları; özensiz ve dikkatsiz bir kişi olarak görünmenize neden olur, detaylara verdiğiniz önem konusunda da kuşku uyandırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri: </span>Dökümanları yazdırmadan önce yazım hatalarını mutlaka kontrol edin, yazdıklarınızın üzerinden dikkatle geçin ve bir arkadaşınıza da kontrol ettirin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">10-OLGUN OLMAYAN TAVIRLAR</span></span><br />
Sempati kazanmak için takındığınız genç tavırlar arada sırada hoşa gidebilir; ancak antipati kazanmanıza da neden olabilir. Yaşınızdan genç davranmak güvenilirliğinizi yok edebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Psikologların uyarısına göre; eğer bir yetişkin gibi davranmazsanız, size bir yetişkinmişsiniz gibi davranılmaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kariyerinizi Etkileyecek Hatalar</span></span></span><br />
<br />
Yetenekli, hırslı ve teknik deneyime sahip olabilirsiniz; ancak başarılı bir profesyonel olmak için sadece işi bilmek, deneyim sahibi, hırslı ve yetenekli olmak yetmiyor. İşe uygun bir imaj sergilemeniz de bu konuda çok önemli. Örneğin; sakız çiğneyen, iki lafından biri tamam ya olan biri sizce ne kadar etkili olabilir? Teknik açıdan başarılı pek çok çalışan, sosyal açıdan zayıf olarak görülüyor.<br />
<br />
<br />
Etkileyiciliğinizdeki ufak pürüzler iş yaşantınızda size pahalıya mal olabilir. Anadolu Hayat internet sitesinde, çalışanları bu konuda uyararak, kariyerinizi olumsuz etkileyebilecek 10 hata hakkında bilgi ve öneriler veriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">1-HEYECAN BELİRTİLERİ</span></span><br />
Saçınızla ya da üzerinizdeki takılarla oynamak, ayaklarınızı otururken sallamak, ayaktayken yere vurmak gibi hareketler size heyecanını kontrol edemeyen bir kişi görünümü verir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Otururken ayaklarınızın tabanını yere bitişik koyun ve ellerinizi kucağınızda ve rahat bir konumda tutun. Saçınız gözlerinize düşerse, zarif bir hareketle kulağınızın arkasına atın ve saçınızla kesinlikle oynamayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">2-KABA HAREKETLER</span></span><br />
Sık sık argo kullanmak, uygunsuz fıkralar anlatmak, iş arkadaşlarınıza komik olduğunuzu düşündürebilir; ama size itici bir izlenim de verebilir. Patronunuz ise firmayı temsil edecek ciddiyete ve olgunluğa sahip olmadığınızı düşünecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Küfürlere ve fıkralara son verin, sağlık problemlerinizden de sadece doktorun ofisinde söz edin. Sevgiliniz ise iş ortamı için uygun bir konu değildir.<br />
<br />
<span style="color: #1e92f7;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-GECİKMELER</span></span><br />
İşe ve toplantılara sürekli geç kalmak saygısızlık olarak görülür ve patronunuzun, iş arkadaşlarınızın öfkelerini üzerinize çeker. Bu davranışınız Kendimden başka hiç kimseyi ve hiç bir şeyi umusamıyorum havasını yaratır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Bir yere zamanında ulaşmanız için gerekli olan zamanı hesaplarken gerçekçi olun. Kendinize 20 dakikalık bir avans verin. Beklerken sıkılıyorsanız, yanınızda yapacak işler bulundurun. Bazı durumlarda, beklemek bekletmekten daha iyidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">4-GEREKSİZ YERE SAVUNMAYA GEÇMEK</span></span><br />
Eleştiriler karşısında mazeretler uydurmak ya da ters cevaplar vermek; sinirli ve ters bir insan olduğunuz izlenimini yaratır. Bu tür bir davranış, patronunuzla aranızda bir uçurum yaratabilir; çünkü kavgacı bir tavır sergilediğinizde, patronunuz sizinle konuşmaktan rahatsızlık duyabilir. Ayrıca haklı eleştirilere ters tepkiler veren bir kişinin, kendisiyle barışık bir insan olmadığı düşünülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Yaptıklarınızın sorumluluğunu yüklenmeyi bilin. Sözlerinizle kimseye saldırmayın. Surat asmak yerine gülümseyin. Gülümseme her kapıyı açar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">5-İŞLERİ AĞIRDAN ALMAK</span></span><br />
İşlerinizi bitirebilecek olmanıza rağmen ağırdan almanız, yeteneksiz biri olduğunuz izlenimini yaratır. Bunun nedeni mükemmeliyetçi olmanız olabilir; ancak işleri neden sürekli ertelediğiniz sorusu, diğerlerinin kafasında, tembel olduğunuz ya da bitirebilecek güce sahip olmadığınız cevabını getirebilecektir. Psikologlara göre; işi ağırdan alanlar, risk almaktan korkuyor ve büyük ihtimalle bu yüzden hatalar yapıyorlar; bu kişilerdeki başarısızlık korkusu, işe bir an önce başlamalarını engelliyor, bu nedenle de hiçbir iş vaktinde sonuçlanmıyor ve işler birikiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Büyük görevleri ufak ve hata payı daha düşük parçalara bölün ve her gün bir parçayı belirli bir zamanda bitirin. Mükemmele ulaşmanın kolay olmadığını hatırlayarak biraz rahat edin. Unutmayın, bir işi hızlı yapmak kadar doğru yapmak da önemli.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">6-UNUTKANLIK</span></span><br />
İsimleri, telefon numaralarını ve iş teslim tarihlerini unutmanız; bunları fazla önemsemediğinizi ya da aşırı derecede unutkan bir kişi olduğunuzu düşündürecektir. Unutkanlığınız, patronunuz üzerinde düzensiz, ilgisiz ve yeteneksiz bir kişi olduğunuz izlenimini bırakır. Bu durum da yükselmenize engel olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri: </span>Tanışma anlarında, insanlar kendilerini tanıtırken onları dikkatle dinleyin ve yüzlerini inceleyip isimlerini tekrar edin. Eğer uygunsa kartvizitlerini isteyin. Randevuları ve tarihleri aklınızda tutmak için günlük bir yapılacaklar listesi çıkartın ve yanınızda taşıyın. Diğer işlere geçmeden önce, bitirdiğiniz her işin üstünü çizin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">7-YEMEK YERKEN TELEFONDA KONUŞMAK</span></span><br />
İşinizin yoğunluğundan dolayı yemek yiyemediyseniz ve çalışırken bir şeyler atıştırmak zorunda kaldıysanız bile asla telefon konuşmalarınız sırasında atıştırmayın ya da ağzınızda bir şey varken telefonu almayın. Bu durum size çok laubali bir görünüm verecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Masanızda yemek yemek zorunda kalırsanız, asistanınıza 20 dakika için telefon alamayacağınızı söyleyebilir ya da gelen telefonları telesekretere kaydebilirsiniz. Yemek yedikten sonra diş temizliğini de sakın unutmayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">8-ÖNCELİKLERİ BELİRLEYEMEME</span></span><br />
Bitirilmesi gereken bir işe asılmak yerine dikkatinizi başka şeylere vererek işleri yarım bırakmanız, öncelikleri göremediğiniz anlamına gelir. Yaptığınız işlerin hem sayısı hem kalitesi düşecektir. İş hayatında yükselmeyi önemsiyorsanız; yerine getirmeniz gereken görevler için zamanında, yeterli çaba ve emeği göstermeye dikkat edin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Günün 2 - 3 saatini en öncelikli işlere, örneğin başka bir işe başlamadan önce bitirmeniz gereken projelere ayırın. Dikkatinizin dağılmasına izin vermeyin ve konsantre olun. Konsantrasyon, yapacağınız işlerde hata yapma riskinizi en aza düşürür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">9-YAZIM HATALARI</span></span><br />
İş hayatında yazım hataları, önemsiz gibi görünse de aksine önemlidir. Notlarda, iş mektuplarında ve özgeçmişlerde yaptığınız yazım hataları; özensiz ve dikkatsiz bir kişi olarak görünmenize neden olur, detaylara verdiğiniz önem konusunda da kuşku uyandırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri: </span>Dökümanları yazdırmadan önce yazım hatalarını mutlaka kontrol edin, yazdıklarınızın üzerinden dikkatle geçin ve bir arkadaşınıza da kontrol ettirin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #0074d9;" class="mycode_color">10-OLGUN OLMAYAN TAVIRLAR</span></span><br />
Sempati kazanmak için takındığınız genç tavırlar arada sırada hoşa gidebilir; ancak antipati kazanmanıza da neden olabilir. Yaşınızdan genç davranmak güvenilirliğinizi yok edebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öneri:</span> Psikologların uyarısına göre; eğer bir yetişkin gibi davranmazsanız, size bir yetişkinmişsiniz gibi davranılmaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kariyer Hedeflerinizi Belirlemenin 5 Altın Kuralı Ile Başarınızı Artırın]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kariyer-hedeflerinizi-belirlemenin-5-altin-kurali-ile-basarinizi-artirin.html</link>
			<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 19:09:15 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kariyer-hedeflerinizi-belirlemenin-5-altin-kurali-ile-basarinizi-artirin.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Motivasyon ve Yönlendirme</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geleceğin Yol Haritası: Kısa Dönem Kariyer Hedefleriniz</span><br />
<br />
<img src="https://www.forumteams.com/Konuresim/kariyer-planlama-1024x670.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: kariyer-planlama-1024x670.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Kariyer hedefleri, motivasyonumuzun en büyük kaynağıdır. Bu hedefler, zor zamanlarda bize yol gösterir ve ilerlememize yardımcı olur. Örneğin, bir projede karşılaştığınız zorluklar karşısında pes etmek yerine, koyduğunuz hedefleri hatırlayarak bu zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Ayrıca, kariyer hedefleri, bize net bir yönlendirme sağlar. Hangi alanda uzmanlaşmak istediğimizden, hangi becerileri geliştirmemiz gerektiğine kadar birçok konuda bize rehber olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kariyer Hedeflerinizi Belirlemenin 5 Altın Kuralı ile Başarınızı Artırın</span><br />
<br />
Kariyer hedefleri, profesyonel yaşamınızdaki yolculuğunuzu şekillendiren en önemli unsurlardan biridir. Doğru hedefler belirlemek, başarıya ulaşmanın anahtarıdır. Bu yazıda, kariyer hedeflerinizi belirlerken dikkate almanız gereken 5 altın kuralı keşfedeceksiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span> Hedeflerinizi SMART Yöntemiyle Tanımlayın<br />
<br />
SMART, spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, ilgili ve zamanlı bir hedef belirleme yöntemidir. Hedeflerinizi bu kriterlere göre belirlemek, daha net bir yol haritası oluşturmanıza yardımcı olur. Örneğin, "yeni bir iş bulmak" yerine "3 ay içinde pazarlama alanında bir iş bulmak" diye tanımlayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.</span> Kendi Güçlü ve Zayıf Yönlerinizi Değerlendirin<br />
<br />
Kariyer hedeflerinizi belirlerken, güçlü ve zayıf yönlerinizi anlamak hayati öneme sahiptir. Bu, hangi alanlarda ilerleme kaydedebileceğinizi ve hangi becerilerinizi geliştirilmesi gerektiğini belirlemenize yardımcı olur. Bir kişisel SWOT analizi yaparak bu değerlendirmeyi gerçekleştirebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.</span> Kısa ve Uzun Vadeli Hedefler Belirleyin<br />
<br />
Hedeflerinizi sadece uzun vadede değil, kısa vadede de belirlemeniz gerekmektedir. Kısa vadeli hedefler, uzun vadeli hedeflerinize ulaşmanızı kolaylaştırır ve sizi motive eder. Her iki tür hedefi de bir arada tutarak, kariyerinizde sürekli bir ilerleme kaydedebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.</span> Hedeflerinizi Yazılı Hale Getirin<br />
<br />
Araştırmalar, yazılı hedeflerin daha fazla başarı sağladığını göstermektedir. Hedeflerinizi bir kağıda ya da dijital bir belgeye yazarak, onları somut hale getirin. Ayrıca, bu hedefleri düzenli olarak gözden geçirin ve gerekirse güncelleyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.</span> Destek Alın ve Geri Bildirimde Bulunun<br />
<br />
Başkalarından alacağınız destek, kariyer hedeflerinizi belirlemede büyük bir avantaj sağlayabilir. Mentorlar ve iş arkadaşlarıyla görüşerek görüşlerini alın, bu süreçte onlardan geri bildirim isteyin. Bu, daha geniş bir perspektif kazanmanızı ve hedeflerinizi daha iyi şekillendirmenizi sağlar.<br />
<br />
Belirlediğiniz kariyer hedefleri, sizin profesyonel yaşamınızda nasıl bir yol izleyeceğinizi belirler. Unutmayın, hedeflerinizi sürekli olarak gözden geçirin ve gerektiğinde güncelleyin. Bu 5 altın kuralı uygulayarak, kariyerinizde başarılı bir yol kat edebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Motivasyon ve Yönlendirme</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geleceğin Yol Haritası: Kısa Dönem Kariyer Hedefleriniz</span><br />
<br />
<img src="https://www.forumteams.com/Konuresim/kariyer-planlama-1024x670.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: kariyer-planlama-1024x670.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Kariyer hedefleri, motivasyonumuzun en büyük kaynağıdır. Bu hedefler, zor zamanlarda bize yol gösterir ve ilerlememize yardımcı olur. Örneğin, bir projede karşılaştığınız zorluklar karşısında pes etmek yerine, koyduğunuz hedefleri hatırlayarak bu zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Ayrıca, kariyer hedefleri, bize net bir yönlendirme sağlar. Hangi alanda uzmanlaşmak istediğimizden, hangi becerileri geliştirmemiz gerektiğine kadar birçok konuda bize rehber olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kariyer Hedeflerinizi Belirlemenin 5 Altın Kuralı ile Başarınızı Artırın</span><br />
<br />
Kariyer hedefleri, profesyonel yaşamınızdaki yolculuğunuzu şekillendiren en önemli unsurlardan biridir. Doğru hedefler belirlemek, başarıya ulaşmanın anahtarıdır. Bu yazıda, kariyer hedeflerinizi belirlerken dikkate almanız gereken 5 altın kuralı keşfedeceksiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span> Hedeflerinizi SMART Yöntemiyle Tanımlayın<br />
<br />
SMART, spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, ilgili ve zamanlı bir hedef belirleme yöntemidir. Hedeflerinizi bu kriterlere göre belirlemek, daha net bir yol haritası oluşturmanıza yardımcı olur. Örneğin, "yeni bir iş bulmak" yerine "3 ay içinde pazarlama alanında bir iş bulmak" diye tanımlayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.</span> Kendi Güçlü ve Zayıf Yönlerinizi Değerlendirin<br />
<br />
Kariyer hedeflerinizi belirlerken, güçlü ve zayıf yönlerinizi anlamak hayati öneme sahiptir. Bu, hangi alanlarda ilerleme kaydedebileceğinizi ve hangi becerilerinizi geliştirilmesi gerektiğini belirlemenize yardımcı olur. Bir kişisel SWOT analizi yaparak bu değerlendirmeyi gerçekleştirebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.</span> Kısa ve Uzun Vadeli Hedefler Belirleyin<br />
<br />
Hedeflerinizi sadece uzun vadede değil, kısa vadede de belirlemeniz gerekmektedir. Kısa vadeli hedefler, uzun vadeli hedeflerinize ulaşmanızı kolaylaştırır ve sizi motive eder. Her iki tür hedefi de bir arada tutarak, kariyerinizde sürekli bir ilerleme kaydedebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.</span> Hedeflerinizi Yazılı Hale Getirin<br />
<br />
Araştırmalar, yazılı hedeflerin daha fazla başarı sağladığını göstermektedir. Hedeflerinizi bir kağıda ya da dijital bir belgeye yazarak, onları somut hale getirin. Ayrıca, bu hedefleri düzenli olarak gözden geçirin ve gerekirse güncelleyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.</span> Destek Alın ve Geri Bildirimde Bulunun<br />
<br />
Başkalarından alacağınız destek, kariyer hedeflerinizi belirlemede büyük bir avantaj sağlayabilir. Mentorlar ve iş arkadaşlarıyla görüşerek görüşlerini alın, bu süreçte onlardan geri bildirim isteyin. Bu, daha geniş bir perspektif kazanmanızı ve hedeflerinizi daha iyi şekillendirmenizi sağlar.<br />
<br />
Belirlediğiniz kariyer hedefleri, sizin profesyonel yaşamınızda nasıl bir yol izleyeceğinizi belirler. Unutmayın, hedeflerinizi sürekli olarak gözden geçirin ve gerektiğinde güncelleyin. Bu 5 altın kuralı uygulayarak, kariyerinizde başarılı bir yol kat edebilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kariyerinizi İleriye Taşıyacak 10 Etkili İş Hayatı Stratejisi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kariyerinizi-ileriye-tasiyacak-10-etkili-is-hayati-stratejisi.html</link>
			<pubDate>Sun, 07 Sep 2025 04:18:36 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=986">AyTozu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kariyerinizi-ileriye-tasiyacak-10-etkili-is-hayati-stratejisi.html</guid>
			<description><![CDATA[Kariyerinizi İleriye Taşıyacak 10 Etkili İş Hayatı Stratejisi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Hedef Belirleme</span><br />
Kariyerinizde ilerlemek için belirli hedefler koymak son derece önemlidir. Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler oluşturun. Bu hedefler, sizi motive ederken aynı zamanda hangi becerilere odaklanmanız gerektiğini de belirlemenize yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sürekli Öğrenme</span><br />
Günümüz iş dünyası sürekli değişiyor. Bu nedenle yeni beceriler edinmek ve var olan bilgilerinizi güncellemek için çaba sarf edin. Online kurslar, seminerler ve workshoplar bu süreçte yardımcı olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. İş Ağı Oluşturma</span><br />
Kariyerinizi ilerletmenin en etkili yollarından biri, sağlıklı bir iş ağı kurmaktır. LinkedIn gibi platformları kullanarak sektörünüzdeki kişilerle bağlantılar kurun ve profesyonel ilişkilerinizi geliştirin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Mentorluk Alın</span><br />
Deneyimli bir mentor ile çalışmak, kariyeriniz hakkında değerli bilgiler edinmenizi sağlar. Mentorunuzdan alacağınız geri bildirimler, ilerlemenizde önemli bir rol oynayabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Kişisel Markalaşma</span><br />
Kendinizi ve yeteneklerinizi sektörde öne çıkarın. Sosyal medya, blog yazarlığı veya çevrimiçi portföy oluşturma gibi yöntemlerle kişisel markanızı güçlendirin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Zaman Yönetimi</span><br />
Verimli bir zaman yönetimi ile iş hayatını daha da verimli hale getirebilirsiniz. Gününüzü planlayarak, önceliklerinizi belirleyin ve zamanınızı en iyi şekilde değerlendirin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. İletişim Becerilerinizi Geliştirin</span><br />
İyi bir iletişimci olmak, iş hayatında başarılı olmanın anahtarıdır. Hem sözlü hem de yazılı iletişim becerilerinizi geliştirmek için çaba sarf edin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Eleştirilere Açık Olun</span><br />
Geri bildirim almak ve bu geri bildirimlere açık olmak, kişisel ve profesyonel gelişim için son derece önemlidir. Eleştirileri yapıcı bir şekilde değerlendirin ve kendinizi geliştirmek için bu fırsatları kullanın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. Proaktif Olun</span><br />
Bu, iş hayatında fark yaratmak için kritik bir stratejidir. Sadece verilen görevleri yapmakla kalmayın; fikirlerinizi paylaşın, projelere katkıda bulunun ve inisiyatif alın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. İş-Yaşam Dengesi Sağlayın</span><br />
Kariyer hedeflerinize ulaşmak için çalışmak önemlidir; ancak sağlıklı olup olmadığınızdan emin olun. İş-yaşam dengesini sağlamak, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınızı koruyarak uzun vadeli başarıda belirleyici bir faktördür.<br />
<br />
Sonuç olarak, bu stratejileri uygulayarak kariyerinizi ileriye taşıyabilir ve iş hayatında daha etkili bir rol üstlenebilirsiniz. Unutmayın, her zaman öğrenmeye ve gelişmeye açık olun!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kariyerinizi İleriye Taşıyacak 10 Etkili İş Hayatı Stratejisi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Hedef Belirleme</span><br />
Kariyerinizde ilerlemek için belirli hedefler koymak son derece önemlidir. Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler oluşturun. Bu hedefler, sizi motive ederken aynı zamanda hangi becerilere odaklanmanız gerektiğini de belirlemenize yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sürekli Öğrenme</span><br />
Günümüz iş dünyası sürekli değişiyor. Bu nedenle yeni beceriler edinmek ve var olan bilgilerinizi güncellemek için çaba sarf edin. Online kurslar, seminerler ve workshoplar bu süreçte yardımcı olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. İş Ağı Oluşturma</span><br />
Kariyerinizi ilerletmenin en etkili yollarından biri, sağlıklı bir iş ağı kurmaktır. LinkedIn gibi platformları kullanarak sektörünüzdeki kişilerle bağlantılar kurun ve profesyonel ilişkilerinizi geliştirin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Mentorluk Alın</span><br />
Deneyimli bir mentor ile çalışmak, kariyeriniz hakkında değerli bilgiler edinmenizi sağlar. Mentorunuzdan alacağınız geri bildirimler, ilerlemenizde önemli bir rol oynayabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Kişisel Markalaşma</span><br />
Kendinizi ve yeteneklerinizi sektörde öne çıkarın. Sosyal medya, blog yazarlığı veya çevrimiçi portföy oluşturma gibi yöntemlerle kişisel markanızı güçlendirin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Zaman Yönetimi</span><br />
Verimli bir zaman yönetimi ile iş hayatını daha da verimli hale getirebilirsiniz. Gününüzü planlayarak, önceliklerinizi belirleyin ve zamanınızı en iyi şekilde değerlendirin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. İletişim Becerilerinizi Geliştirin</span><br />
İyi bir iletişimci olmak, iş hayatında başarılı olmanın anahtarıdır. Hem sözlü hem de yazılı iletişim becerilerinizi geliştirmek için çaba sarf edin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Eleştirilere Açık Olun</span><br />
Geri bildirim almak ve bu geri bildirimlere açık olmak, kişisel ve profesyonel gelişim için son derece önemlidir. Eleştirileri yapıcı bir şekilde değerlendirin ve kendinizi geliştirmek için bu fırsatları kullanın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. Proaktif Olun</span><br />
Bu, iş hayatında fark yaratmak için kritik bir stratejidir. Sadece verilen görevleri yapmakla kalmayın; fikirlerinizi paylaşın, projelere katkıda bulunun ve inisiyatif alın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. İş-Yaşam Dengesi Sağlayın</span><br />
Kariyer hedeflerinize ulaşmak için çalışmak önemlidir; ancak sağlıklı olup olmadığınızdan emin olun. İş-yaşam dengesini sağlamak, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınızı koruyarak uzun vadeli başarıda belirleyici bir faktördür.<br />
<br />
Sonuç olarak, bu stratejileri uygulayarak kariyerinizi ileriye taşıyabilir ve iş hayatında daha etkili bir rol üstlenebilirsiniz. Unutmayın, her zaman öğrenmeye ve gelişmeye açık olun!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Görmek İçin Bakmak Gerekir]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-gormek-icin-bakmak-gerekir.html</link>
			<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 11:37:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=214">Mango</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-gormek-icin-bakmak-gerekir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aklımızdaki bedenimizdeki her tınıyı dinleyip, tanıyıp anlayabiliriz. Lazım olan olmayan her şeyi dışarı atıp, sonra ilahi bir gücün bize konuşmasını bekleyerek değil!</span><br />
<br />
Emek gösterip, dinleyerek..<br />
<br />
Saygı göstererek, anlayış ve nezaketle.<br />
<br />
Etrafınızdaki ilişkilere bakın, özellikle iş ilişkilerine.<br />
Herkesin kör kulağa kendini anlatıp durduğu, karşısındakini hiç dinlemediği genellemesini yapabilirim. İçeride o kadar kendi fikri, korkuları, esareti ile meşgul ki, dışarıya bir pencere bile açamıyor insanlar. Bu insanların ki zaman zaman hepimiz bu kategoriye giriyoruz; Aklımızın bir yansıması ve aynaları bu ilişkiler, bu haller.<br />
Hep bir ağızdan konuşan ve karşısındakini dinlemeyen, mümkünse hepsini çöpe atıp kurtulmak isteyen, bıkkın ve yorgun..<br />
Yaşam aynalığı biraz böyle çalışıyor. Karşınızda olup bitenler biraz karmaşık ise, genelde kafamızın, bedenimizin içi de benzer bir durumda deviniyor. Bir şeyler sürünüyorsa, dışarıda da bir şeyler sürünüyor .<br />
<br />
Nasıl ki, toplantı masasının etrafındaki insanları bir torbaya koyup atamıyoruz, içimizde konuşan sesleri de bir torbaya koyup atamayız.<br />
<br />
Ama dinleyebiliriz. Hem de şefkatli bir büyük gibi…<br />
<br />
Sırayla hepsini dinleyebiliriz. Ve sadece olduğumuz şeyi seçeriz. Bu kadar basit ve yalındır.<br />
<br />
Geçen yazılarımın birinde bahsetmiştim. Neyin karşılığında ne verdiğimiz, neye ne kadar bedel ödediğimiz önemlidir. Bu bir dengeye oturunca aslında, sessiz ve dingin oluruz. Temiz bir zihne ve yaşama sahip oluruz.<br />
<br />
Yaşamın alma-verme dengesi ile, varlığın alma verme dengesi eşitlendiğinde hayat akışta gerçekleşir ve yaşam bulur. Aksi hali durağan bir kaostur.<br />
<br />
Lütfen dinleyin, önce kendinizi, bedeninizi, içeride konuşan sesleri… tanıyın onları, yardım isteyen kim, kendine acıyan kim, isyan eden kim, öfkelenen kim. Bilirseniz, tanırsanız o zaman iyileşme gerçekleşir. Yok sayarsanız, kendinizi yok saymış olursunuz, yaşam da sizi size aynalamak için sizi yok sayar.<br />
<br />
Gözlemciniz ayakta ve buradaysa, dinlemek, tefekkür, aşka dönüşür. Hipnozda bir dinleyiş olmaz, diri ve aktif bir dinleyiş olur. Bu da size coşku dolu yaşamı hediye eder.<br />
<br />
Sevgi zaten varlığımızın tek gerçeğidir. Varlığımızı kucakladıkça, doğal olarak sevgiye dönüşür, sevgiyi yaşarız.<br />
Günleriniz kendinizi kucaklamak, sevgiye açılmak ile geçsin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aklımızdaki bedenimizdeki her tınıyı dinleyip, tanıyıp anlayabiliriz. Lazım olan olmayan her şeyi dışarı atıp, sonra ilahi bir gücün bize konuşmasını bekleyerek değil!</span><br />
<br />
Emek gösterip, dinleyerek..<br />
<br />
Saygı göstererek, anlayış ve nezaketle.<br />
<br />
Etrafınızdaki ilişkilere bakın, özellikle iş ilişkilerine.<br />
Herkesin kör kulağa kendini anlatıp durduğu, karşısındakini hiç dinlemediği genellemesini yapabilirim. İçeride o kadar kendi fikri, korkuları, esareti ile meşgul ki, dışarıya bir pencere bile açamıyor insanlar. Bu insanların ki zaman zaman hepimiz bu kategoriye giriyoruz; Aklımızın bir yansıması ve aynaları bu ilişkiler, bu haller.<br />
Hep bir ağızdan konuşan ve karşısındakini dinlemeyen, mümkünse hepsini çöpe atıp kurtulmak isteyen, bıkkın ve yorgun..<br />
Yaşam aynalığı biraz böyle çalışıyor. Karşınızda olup bitenler biraz karmaşık ise, genelde kafamızın, bedenimizin içi de benzer bir durumda deviniyor. Bir şeyler sürünüyorsa, dışarıda da bir şeyler sürünüyor .<br />
<br />
Nasıl ki, toplantı masasının etrafındaki insanları bir torbaya koyup atamıyoruz, içimizde konuşan sesleri de bir torbaya koyup atamayız.<br />
<br />
Ama dinleyebiliriz. Hem de şefkatli bir büyük gibi…<br />
<br />
Sırayla hepsini dinleyebiliriz. Ve sadece olduğumuz şeyi seçeriz. Bu kadar basit ve yalındır.<br />
<br />
Geçen yazılarımın birinde bahsetmiştim. Neyin karşılığında ne verdiğimiz, neye ne kadar bedel ödediğimiz önemlidir. Bu bir dengeye oturunca aslında, sessiz ve dingin oluruz. Temiz bir zihne ve yaşama sahip oluruz.<br />
<br />
Yaşamın alma-verme dengesi ile, varlığın alma verme dengesi eşitlendiğinde hayat akışta gerçekleşir ve yaşam bulur. Aksi hali durağan bir kaostur.<br />
<br />
Lütfen dinleyin, önce kendinizi, bedeninizi, içeride konuşan sesleri… tanıyın onları, yardım isteyen kim, kendine acıyan kim, isyan eden kim, öfkelenen kim. Bilirseniz, tanırsanız o zaman iyileşme gerçekleşir. Yok sayarsanız, kendinizi yok saymış olursunuz, yaşam da sizi size aynalamak için sizi yok sayar.<br />
<br />
Gözlemciniz ayakta ve buradaysa, dinlemek, tefekkür, aşka dönüşür. Hipnozda bir dinleyiş olmaz, diri ve aktif bir dinleyiş olur. Bu da size coşku dolu yaşamı hediye eder.<br />
<br />
Sevgi zaten varlığımızın tek gerçeğidir. Varlığımızı kucakladıkça, doğal olarak sevgiye dönüşür, sevgiyi yaşarız.<br />
Günleriniz kendinizi kucaklamak, sevgiye açılmak ile geçsin.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[IQ'nuzu Sakın Internetten Test Etmeyin!]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-iq-nuzu-sakin-internetten-test-etmeyin.html</link>
			<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 16:38:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=253">uzman</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-iq-nuzu-sakin-internetten-test-etmeyin.html</guid>
			<description><![CDATA[Uzmanlar, sanal ortamdaki testlere kesinlikle güvenilmemesi ve mecbur kalmadıkça çocuklara zekâ testi yaptırılmaması konusunda uyarıda bulunuyorlar.<br />
<br />
Sanal ortamda, IQ testi olduğu iddia edilen sorular, belirtilen sürede cevaplanmaya çalışılır. Zekâ seviyesini öğrenmek isteyen birçok kişi ise test sonucuna göre kendini değerlendirir.<br />
<br />
Ancak uzmanlar, sanal ortamdaki bu testlere kesinlikle güvenilmemesi gerektiğini söylüyor. Psikolog Hande Sinirlioğlu Ertaş, kişinin zekâsını ölçecek bu testlerin bir uzman tarafından uygulanmasını öneriyor.<br />
<br />
Yetişkinlere WAİS Zekâ Testi’nin uygulandığını ifade eden Ertaş, bireylerin yaşına özel sözel ve performans olmak üzere iki ayrı test uygulandığını söyledi.<br />
<br />
Sözel kategoride karşılaştırma, aritmetik, benzerlik, kelime dağarcığı vb. bilgilerin yer aldığını belirten Ertaş, performans kategorisinde ise resim tamamlama, blok tasarımı, resim düzenleme, nesneleri birleştirme faaliyetlerinin yapıldığını ifade etti.<br />
<br />
Bu testlerin tüm dünyada geçerli olduğunu aktaran Ertaş, "Sanal ortamdaki testlerin hiçbir genelgeçerliliği yoktur. Bu testler zekâyı tüm boyutlarıyla ölçemez ve kişiye ya da yaşa özel değildir. Bu testlere asla inanmamalı ve çıkan sonuca göre hareket edilmemeli" diyor.<br />
<br />
Ertaş, testlerin rehberlik araştırma ve psikolojik danışmanlık merkezleri tarafından uygulanması gerektiğini dile getiriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mecbur Kalmadıkça Çocuklara Zekâ Testi Yaptırmayın!</span><br />
Oldaç, "Testlere, çocuk başarı sorunu yaşadığında başvurulmalıdır. ’Merak ediyorum’ düşüncesiyle çocuğa test yaptırmak doğru değildir. Test, çocuğun zorlandığı veya çok iyi olduğu alanların değerlendirilip ona yönelik gerekli tedbirlerin alınması için yapılmalıdır" şeklinde konuşuyor.<br />
<br />
Psikolog Ebru Tuncay ise sonuçlara göre çocuklara tavır gösterilmemesini söylüyor. Tuncay, "Aileler, sonuca göre çocuktan bir beklenti içine girebiliyor. Yüksek çıktığında ’çocuğum çok akıllı, üstün’ diyebiliyor. Böyle bir değerlendirme çocuğun üzerinde psikolojik baskı oluşturur ve çocuğu duygusal olarak zorlar. Sonuç uzmanla birlikte değerlendirilip duruma göre hareket edilmelidir" diyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Uzmanlar, sanal ortamdaki testlere kesinlikle güvenilmemesi ve mecbur kalmadıkça çocuklara zekâ testi yaptırılmaması konusunda uyarıda bulunuyorlar.<br />
<br />
Sanal ortamda, IQ testi olduğu iddia edilen sorular, belirtilen sürede cevaplanmaya çalışılır. Zekâ seviyesini öğrenmek isteyen birçok kişi ise test sonucuna göre kendini değerlendirir.<br />
<br />
Ancak uzmanlar, sanal ortamdaki bu testlere kesinlikle güvenilmemesi gerektiğini söylüyor. Psikolog Hande Sinirlioğlu Ertaş, kişinin zekâsını ölçecek bu testlerin bir uzman tarafından uygulanmasını öneriyor.<br />
<br />
Yetişkinlere WAİS Zekâ Testi’nin uygulandığını ifade eden Ertaş, bireylerin yaşına özel sözel ve performans olmak üzere iki ayrı test uygulandığını söyledi.<br />
<br />
Sözel kategoride karşılaştırma, aritmetik, benzerlik, kelime dağarcığı vb. bilgilerin yer aldığını belirten Ertaş, performans kategorisinde ise resim tamamlama, blok tasarımı, resim düzenleme, nesneleri birleştirme faaliyetlerinin yapıldığını ifade etti.<br />
<br />
Bu testlerin tüm dünyada geçerli olduğunu aktaran Ertaş, "Sanal ortamdaki testlerin hiçbir genelgeçerliliği yoktur. Bu testler zekâyı tüm boyutlarıyla ölçemez ve kişiye ya da yaşa özel değildir. Bu testlere asla inanmamalı ve çıkan sonuca göre hareket edilmemeli" diyor.<br />
<br />
Ertaş, testlerin rehberlik araştırma ve psikolojik danışmanlık merkezleri tarafından uygulanması gerektiğini dile getiriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mecbur Kalmadıkça Çocuklara Zekâ Testi Yaptırmayın!</span><br />
Oldaç, "Testlere, çocuk başarı sorunu yaşadığında başvurulmalıdır. ’Merak ediyorum’ düşüncesiyle çocuğa test yaptırmak doğru değildir. Test, çocuğun zorlandığı veya çok iyi olduğu alanların değerlendirilip ona yönelik gerekli tedbirlerin alınması için yapılmalıdır" şeklinde konuşuyor.<br />
<br />
Psikolog Ebru Tuncay ise sonuçlara göre çocuklara tavır gösterilmemesini söylüyor. Tuncay, "Aileler, sonuca göre çocuktan bir beklenti içine girebiliyor. Yüksek çıktığında ’çocuğum çok akıllı, üstün’ diyebiliyor. Böyle bir değerlendirme çocuğun üzerinde psikolojik baskı oluşturur ve çocuğu duygusal olarak zorlar. Sonuç uzmanla birlikte değerlendirilip duruma göre hareket edilmelidir" diyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zihninizin Sesini Susturarak Içinizdeki Sese Ulaşın]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-zihninizin-sesini-susturarak-icinizdeki-sese-ulasin.html</link>
			<pubDate>Wed, 26 Mar 2025 20:13:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=938">xXMeNxX</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-zihninizin-sesini-susturarak-icinizdeki-sese-ulasin.html</guid>
			<description><![CDATA[Kişisel Gelişim Uzmanı İkbal Kaya düşünceleriniz oradan oraya koşturup dururken, kafanızın içinde birçok ses varken, üstelik bu seslerin hiçbiri sizden memnun değilse, sizi sürekli yetersiz buluyorsa, eleştiriyorsa, suçluyorsa ve onları susturamıyorsanız neler yapmanız gerektiğini anlatıyor.<br />
<br />
Sizin iyiliğinizi isteyen, sizi anlayan, size iyi gelecek olan o derinlerden gelen, kendini duyurmaya çalışan o kısık sesi, kalbinizin sesini nasıl duyabilirsiniz?<br />
<br />
İkbal Kaya “Çözüm meditasyon” diyor. Kendinizi bulunduğunuz ortamın kargaşasından kurtararak, zihninizin sesini susturarak içinizdeki sese ulaşmanın yolu meditasyon yapmaktan geçiyor. İkbal Kaya’ya göre içinizdeki sese ulaştığınızda tüm kargaşa sona eriyor, üstelik gevşiyor ve huzurla doluyorsunuz. Düşünceleriniz ne gelecekte, ne de geçmişte gizleniyor; sadece anı deneyimliyor. Buna ‘Düşüncesiz farkındalık konumu’ deniyor. Hayata dair bir farkındalık, uyanış ve berrak bir görüş kazanıyorsunuz. İşte bu, zihnin ötesindeki gerçeğe temas etme işlemi ki, bu noktada siz müdahale eden veya yargılayan değil, sadece gözlemci; yani ruhsal öz olursunuz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevşeme nefesi, rahat uyku için (Gece yatmadan önce)</span><br />
<ul class="mycode_list"><li>Omurganız dik olacak şekilde bir sandalyeye oturun.<br />
</li>
<li>Bacaklarınızı, kollarınızı çapraz yapmayın. Kilitlemeyin. Serbest bırakın. Ellerinizi dizlerinizin üzerine de koyabilirsiniz.<br />
</li>
<li>Dilinizin ucunu üst dişlerinizin arkasına değecek şekilde damağınıza dayalı tutun.<br />
</li>
<li>Bir çiçek kokladığınızı düşünün. İşte bu diyafram nefesidir.<br />
</li>
<li>Burnunuzdan 4’e kadar sayarak derin nefes alın. Nefesinizi 8’e kadar sayarak tutun. Sonra 8’e kadar sayarak yavaş yavaş burnunuzdan bırakın.<br />
</li>
<li>Bu döngüyü 4 kez tekrarlayın.<br />
</li>
<li>Sıkıntılı ve stresli durumlarda yapabilirsiniz. Gece yatmadan önce yaparsanız rahat ve huzurlu bir gece geçirir, uyku bölünmeleri yaşamazsınız.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Olumlama (Güne başlarken)</span><br />
<ul class="mycode_list"><li>Sabah birkaç dakika daha erken uyanarak, söyleyeceğiniz olumlama cümleleriyle güne daha pozitif ve enerji dolu başlayabilirsiniz.<br />
</li>
<li>Nefesinize odaklanarak birkaç kez burnunuzdan derin nefesler alıp burnunuzdan vererek gevşeyin, sakinleyin sadece anda kalın. Hiçbir şey düşünmeyin. Aklınıza düşünceler geldiğinde içine girmeyin. Sadece gözlemleyin. Nefesinizle bir süre sonra iyice gevşemiş olarak bulursunuz kendinizi. Tam o noktada içinizden olumlama cümleleri tekrarlayın.<br />
</li>
<li>“Sakinim, huzurluyum, güvendeyim, bugün yeni bir gün, her şeyin yolunda gittiği bir güne hazırım. Kendimi seviyorum, kendimi olduğum gibi kabul ediyorum. Dünyamda her şey iyi ve güzel.”<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayal gücünüzü kullanma (İmgeleme)</span><br />
<br />
İmgeleme, yaşamınızda olmasını istediğiniz şeyleri yaratmak için hayal gücünü kullanma tekniğidir. İmgelemede, gerçekleşmesini istediğiniz bir şeyi, bir fikri açık ve net görüntüsünü zihninizde hayal gücünüzü kullanarak canlandırırsınız. Bu yeni bir ev, yeni bir iş ya da güzel bir ilişki olabilir Gerçekleşene kadar, düşlediğiniz, hayal ettiğiniz şeyi zihninizde canlandırmaya devam edersiniz. Düzenli olarak ona odaklanarak pozitif enerji göndererek olumlamalarla da destekleyebilirsiniz. Bizler farkında olmadan bu tekniği kullanıyoruz. Bazen sonuçları hayatımızda olumlu olurken çoğu zaman da olumsuz oluyor. Günlük yaşamınızda daha çok korktuğunuz şeyler başınıza geliyor ise bu tekniği farkında olmadan olumsuz kullanıyorsunuz demektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uygulama</span><br />
<ul class="mycode_list"><li>Nefesinize odaklanarak birkaç kez burnunuzdan derin nefesler alıp yine burnunuzdan vererek gevşeyin, sakinleyin. Hiçbir şey düşünmeyin. Aklınıza düşünceler geldiğinde içine girmeyin. Sadece gözlemleyin. Nefesinizle birlikte iyice gevşeyin.<br />
</li>
<li>Kendinizi iyice gevşemiş hissettiğiniz o noktada hayatınızda neyin olmasını istiyorsanız, olmuş gibi, zihninizde hiç engel koymadan canlandırın.<br />
</li>
<li>Bunu 5 duyunuzu kullanarak yapın, sesleri duyun, dokunun ve gerçekleştiğinde ne hissediyorsunuz kendinizi izleyin.<br />
</li>
<li>O durumdayken kendinize sorun “Gerçekleştirebilmem için ne yapmam gerekiyor?”<br />
</li>
<li>Aldığınız cevap sizin içinizden gelen cevaptır. Bir süre daha nefesinize odaklanın ve gözlerinizi açın. Aldığınız yanıt sizin pusulanızdır.<br />
</li>
<li>Bir cevap gelmediyse başka bir gün tekrar deneyin.<br />
</li>
</ul>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kişisel Gelişim Uzmanı İkbal Kaya düşünceleriniz oradan oraya koşturup dururken, kafanızın içinde birçok ses varken, üstelik bu seslerin hiçbiri sizden memnun değilse, sizi sürekli yetersiz buluyorsa, eleştiriyorsa, suçluyorsa ve onları susturamıyorsanız neler yapmanız gerektiğini anlatıyor.<br />
<br />
Sizin iyiliğinizi isteyen, sizi anlayan, size iyi gelecek olan o derinlerden gelen, kendini duyurmaya çalışan o kısık sesi, kalbinizin sesini nasıl duyabilirsiniz?<br />
<br />
İkbal Kaya “Çözüm meditasyon” diyor. Kendinizi bulunduğunuz ortamın kargaşasından kurtararak, zihninizin sesini susturarak içinizdeki sese ulaşmanın yolu meditasyon yapmaktan geçiyor. İkbal Kaya’ya göre içinizdeki sese ulaştığınızda tüm kargaşa sona eriyor, üstelik gevşiyor ve huzurla doluyorsunuz. Düşünceleriniz ne gelecekte, ne de geçmişte gizleniyor; sadece anı deneyimliyor. Buna ‘Düşüncesiz farkındalık konumu’ deniyor. Hayata dair bir farkındalık, uyanış ve berrak bir görüş kazanıyorsunuz. İşte bu, zihnin ötesindeki gerçeğe temas etme işlemi ki, bu noktada siz müdahale eden veya yargılayan değil, sadece gözlemci; yani ruhsal öz olursunuz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gevşeme nefesi, rahat uyku için (Gece yatmadan önce)</span><br />
<ul class="mycode_list"><li>Omurganız dik olacak şekilde bir sandalyeye oturun.<br />
</li>
<li>Bacaklarınızı, kollarınızı çapraz yapmayın. Kilitlemeyin. Serbest bırakın. Ellerinizi dizlerinizin üzerine de koyabilirsiniz.<br />
</li>
<li>Dilinizin ucunu üst dişlerinizin arkasına değecek şekilde damağınıza dayalı tutun.<br />
</li>
<li>Bir çiçek kokladığınızı düşünün. İşte bu diyafram nefesidir.<br />
</li>
<li>Burnunuzdan 4’e kadar sayarak derin nefes alın. Nefesinizi 8’e kadar sayarak tutun. Sonra 8’e kadar sayarak yavaş yavaş burnunuzdan bırakın.<br />
</li>
<li>Bu döngüyü 4 kez tekrarlayın.<br />
</li>
<li>Sıkıntılı ve stresli durumlarda yapabilirsiniz. Gece yatmadan önce yaparsanız rahat ve huzurlu bir gece geçirir, uyku bölünmeleri yaşamazsınız.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Olumlama (Güne başlarken)</span><br />
<ul class="mycode_list"><li>Sabah birkaç dakika daha erken uyanarak, söyleyeceğiniz olumlama cümleleriyle güne daha pozitif ve enerji dolu başlayabilirsiniz.<br />
</li>
<li>Nefesinize odaklanarak birkaç kez burnunuzdan derin nefesler alıp burnunuzdan vererek gevşeyin, sakinleyin sadece anda kalın. Hiçbir şey düşünmeyin. Aklınıza düşünceler geldiğinde içine girmeyin. Sadece gözlemleyin. Nefesinizle bir süre sonra iyice gevşemiş olarak bulursunuz kendinizi. Tam o noktada içinizden olumlama cümleleri tekrarlayın.<br />
</li>
<li>“Sakinim, huzurluyum, güvendeyim, bugün yeni bir gün, her şeyin yolunda gittiği bir güne hazırım. Kendimi seviyorum, kendimi olduğum gibi kabul ediyorum. Dünyamda her şey iyi ve güzel.”<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayal gücünüzü kullanma (İmgeleme)</span><br />
<br />
İmgeleme, yaşamınızda olmasını istediğiniz şeyleri yaratmak için hayal gücünü kullanma tekniğidir. İmgelemede, gerçekleşmesini istediğiniz bir şeyi, bir fikri açık ve net görüntüsünü zihninizde hayal gücünüzü kullanarak canlandırırsınız. Bu yeni bir ev, yeni bir iş ya da güzel bir ilişki olabilir Gerçekleşene kadar, düşlediğiniz, hayal ettiğiniz şeyi zihninizde canlandırmaya devam edersiniz. Düzenli olarak ona odaklanarak pozitif enerji göndererek olumlamalarla da destekleyebilirsiniz. Bizler farkında olmadan bu tekniği kullanıyoruz. Bazen sonuçları hayatımızda olumlu olurken çoğu zaman da olumsuz oluyor. Günlük yaşamınızda daha çok korktuğunuz şeyler başınıza geliyor ise bu tekniği farkında olmadan olumsuz kullanıyorsunuz demektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uygulama</span><br />
<ul class="mycode_list"><li>Nefesinize odaklanarak birkaç kez burnunuzdan derin nefesler alıp yine burnunuzdan vererek gevşeyin, sakinleyin. Hiçbir şey düşünmeyin. Aklınıza düşünceler geldiğinde içine girmeyin. Sadece gözlemleyin. Nefesinizle birlikte iyice gevşeyin.<br />
</li>
<li>Kendinizi iyice gevşemiş hissettiğiniz o noktada hayatınızda neyin olmasını istiyorsanız, olmuş gibi, zihninizde hiç engel koymadan canlandırın.<br />
</li>
<li>Bunu 5 duyunuzu kullanarak yapın, sesleri duyun, dokunun ve gerçekleştiğinde ne hissediyorsunuz kendinizi izleyin.<br />
</li>
<li>O durumdayken kendinize sorun “Gerçekleştirebilmem için ne yapmam gerekiyor?”<br />
</li>
<li>Aldığınız cevap sizin içinizden gelen cevaptır. Bir süre daha nefesinize odaklanın ve gözlerinizi açın. Aldığınız yanıt sizin pusulanızdır.<br />
</li>
<li>Bir cevap gelmediyse başka bir gün tekrar deneyin.<br />
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kişisel Gelişiminizi Destekleyecek 7 Güçlü Yöntemle Hayatınızı Yenileyin]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kisisel-gelisiminizi-destekleyecek-7-guclu-yontemle-hayatinizi-yenileyin.html</link>
			<pubDate>Sat, 15 Mar 2025 10:32:31 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=1">şenol</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kisisel-gelisiminizi-destekleyecek-7-guclu-yontemle-hayatinizi-yenileyin.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişisel Gelişiminizi Destekleyecek 7 Güçlü Yöntemle Hayatınızı Yenileyin</span></span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/dpx25kd.png" loading="lazy"  alt="[Resim: dpx25kd.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Kişisel gelişim, bireylerin yaşam kalitesini artırmak ve potansiyellerini en üst düzeye çıkarmak amacıyla sürekli bir süreçtir. Bu yazımızda, kendinizi geliştirmenize yardımcı olacak ve hayatınızı yenilemenizi sağlayacak 7 güçlü yöntem keşfedeceksiniz. Bu yöntemler, daha tatmin edici bir yaşam sürmenize katkıda bulunacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Kendinize Hedefler Belirleyin</span><br />
Net ve ulaşılabilir hedefler belirlemek, kişisel gelişimin başlangıcıdır. Hedeflerinizi yazın ve bunları ulaşılabilir adımlara bölün. Böylece, her başarılı adım sizi daha ileriye taşıyacak ve motivasyonunuzu artıracaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Günlük Pratikler Oluşturun</span><br />
Her gün belirli aktiviteleri alışkanlık haline getirin. Meditasyon, günlük tutmak veya egzersiz yapmak gibi pratiğe dayalı aktiviteler, zihin ve beden sağlığınızı güçlendirir. Bu tür pratikler, kişisel gelişiminizi hızlandırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Olumsuz Düşünceleri Dönüştürün</span><br />
Zihninizde olumsuz düşünceler belirdiğinde, bunları sorgulayın ve yeniden çerçeveleyin. Olumlu bir bakış açısı geliştirmek, zihinsel sağlığınızı iyileştirir ve yaşam kalitenizi artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Sürekli Eğitim ve Gelişim</span><br />
Hayat boyu öğrenme anlayışıyla kendinizi geliştirin. Online kurslar, webinarlar veya kitaplar aracılığıyla yeni beceriler edinin. Bu, bilgi birikiminizi artırırken, kişisel gelişim yolculuğunuzda sizi daha yetkin bir hale getirecektir.<br />
<br />
5. Sağlıklı Bir Yaşam Tarzı Benimseyin<br />
Fiziksel sağlık, kişisel gelişimin temel taşlarından biridir. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, zihinsel ve fiziksel sağlığınızı destekler. Sağlıklı yaşam tarzı, enerjinizi yükseltir ve odaklanmanıza yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Kendinizi Zamanla Tanıyın</span><br />
Kendinizi tanımak, gerçek potansiyelinizi keşfetmenizi sağlar. Güçlü ve zayıf yönlerinizi belirleyin, geri bildirim alın ve kendinizi sürekli geliştirmeye çalışın. Kendinizi anladıkça, hangi alanlarda gelişim sağlamanız gerektiğini de daha iyi görebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Destekleyici İlişkiler Kurun</span><br />
Etkili sosyal ilişkiler, kişisel gelişim yolculuğunuzda önemli bir rol oynar. İlham veren insanlarla vakit geçirin, onlardan öğrenin ve olumlu etkilerinizi paylaşın. Destekleyici bir çevre, hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olur.<br />
<br />
Sonuç olarak, bu güçlü yöntemleri hayatınıza entegre ederek, kişisel gelişiminizi destekleyebilir ve hayatınızı yenileyebilirsiniz. Unutmayın, her küçük adım büyük değişimlerin başlangıcıdır. Kendinize sevgi ve saygı gösterin; hayatınızı dönüştürme yolculuğunuzda ilk adımı atın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişisel Gelişiminizi Destekleyecek 7 Güçlü Yöntemle Hayatınızı Yenileyin</span></span><br />
<br />
<img src="https://i.hizliresim.com/dpx25kd.png" loading="lazy"  alt="[Resim: dpx25kd.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Kişisel gelişim, bireylerin yaşam kalitesini artırmak ve potansiyellerini en üst düzeye çıkarmak amacıyla sürekli bir süreçtir. Bu yazımızda, kendinizi geliştirmenize yardımcı olacak ve hayatınızı yenilemenizi sağlayacak 7 güçlü yöntem keşfedeceksiniz. Bu yöntemler, daha tatmin edici bir yaşam sürmenize katkıda bulunacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Kendinize Hedefler Belirleyin</span><br />
Net ve ulaşılabilir hedefler belirlemek, kişisel gelişimin başlangıcıdır. Hedeflerinizi yazın ve bunları ulaşılabilir adımlara bölün. Böylece, her başarılı adım sizi daha ileriye taşıyacak ve motivasyonunuzu artıracaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Günlük Pratikler Oluşturun</span><br />
Her gün belirli aktiviteleri alışkanlık haline getirin. Meditasyon, günlük tutmak veya egzersiz yapmak gibi pratiğe dayalı aktiviteler, zihin ve beden sağlığınızı güçlendirir. Bu tür pratikler, kişisel gelişiminizi hızlandırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Olumsuz Düşünceleri Dönüştürün</span><br />
Zihninizde olumsuz düşünceler belirdiğinde, bunları sorgulayın ve yeniden çerçeveleyin. Olumlu bir bakış açısı geliştirmek, zihinsel sağlığınızı iyileştirir ve yaşam kalitenizi artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Sürekli Eğitim ve Gelişim</span><br />
Hayat boyu öğrenme anlayışıyla kendinizi geliştirin. Online kurslar, webinarlar veya kitaplar aracılığıyla yeni beceriler edinin. Bu, bilgi birikiminizi artırırken, kişisel gelişim yolculuğunuzda sizi daha yetkin bir hale getirecektir.<br />
<br />
5. Sağlıklı Bir Yaşam Tarzı Benimseyin<br />
Fiziksel sağlık, kişisel gelişimin temel taşlarından biridir. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, zihinsel ve fiziksel sağlığınızı destekler. Sağlıklı yaşam tarzı, enerjinizi yükseltir ve odaklanmanıza yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Kendinizi Zamanla Tanıyın</span><br />
Kendinizi tanımak, gerçek potansiyelinizi keşfetmenizi sağlar. Güçlü ve zayıf yönlerinizi belirleyin, geri bildirim alın ve kendinizi sürekli geliştirmeye çalışın. Kendinizi anladıkça, hangi alanlarda gelişim sağlamanız gerektiğini de daha iyi görebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Destekleyici İlişkiler Kurun</span><br />
Etkili sosyal ilişkiler, kişisel gelişim yolculuğunuzda önemli bir rol oynar. İlham veren insanlarla vakit geçirin, onlardan öğrenin ve olumlu etkilerinizi paylaşın. Destekleyici bir çevre, hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olur.<br />
<br />
Sonuç olarak, bu güçlü yöntemleri hayatınıza entegre ederek, kişisel gelişiminizi destekleyebilir ve hayatınızı yenileyebilirsiniz. Unutmayın, her küçük adım büyük değişimlerin başlangıcıdır. Kendinize sevgi ve saygı gösterin; hayatınızı dönüştürme yolculuğunuzda ilk adımı atın!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Orta Yaşlarımızla Nasıl Barışabiliriz?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-orta-yaslarimizla-nasil-barisabiliriz.html</link>
			<pubDate>Wed, 29 Jan 2025 16:13:36 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=253">uzman</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-orta-yaslarimizla-nasil-barisabiliriz.html</guid>
			<description><![CDATA[Yaş aldıkça, dünyanın bize sunduğu fırsatların azaldığını, daha yalnızlaştığımızı hissedebiliriz. Gençliğin verdiği coşkuyla acele içinde yaşadığımız hayat bir gün yavaşlayınca anlam arayışına düşmemek elde değil. Çevremizden duyarak büyüdüğümüz; filmlere, dizilere ve tükettiğimiz tüm medyaya işlemiş orta yaş krizi korkusu kapıyı çaldığında, hayatımızın kalanını nasıl geçireceğimizin seçimini de yapmak gerekiyor. Chip Conley’nin Learning to Love Midlife: 12 Reasons Why Life Gets Better with Age kitabında da bahsettiği gibi, orta yaş spektrumunun bir tarafından öbür tarafına geçtiğinizde hayatınızın en güzel yılları sizi karşılamayı bekliyor olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Chip Conley ile orta yaşları sevmeyi öğrenmek</span><br />
<br />
Orta yaşları yönlendirmek kimileri için daha zorlu olabiliyor. Learning to Love Midlife: 12 Reasons Why Life Gets Better with Age kitabının yazarı Chip Conley de benzer bir deneyim yaşamış. 40’lı yaşlarının ortalarında zor bir dönemden geçen Conley, özellikle yakın arkadaş kayıpları ile yüzleştiği bir dönem sonrası kendini bir krizin ortasında bulduğunu anlatıyor. Yaşam süresinin de uzaması ile artık otuz beş ila yetmiş yaş arası sayılan orta yaş dönemi, hayatımızın oldukça uzun bir periyodunu kapsıyor. Bu dönemi bir yol haritası olmadan geçiren ve zorlanan birçok kişi için bu kitabı yazan Conley, hayatının hem en kötü hem de en iyi olarak tanımladığı zamanlarında öğrendiklerini paylaşıyor.<br />
<br />
Orta yaşların hayatın en iyi dönemi olabileceğini savunan Conley, bunun nedenlerini ise kitapta ele aldığı on iki madde ile aktarıyor. Orta yaş döneminde geçirdiğimiz doğal dönüşümleri daha iyi anlamlandırmaya yardımcı olacak bu kitap, bizi bir krizin öteki tarafına taşımayı hedefliyor. Learning to Love Midlife, orta yaşın beklenmedik zevkleri ve sevinçleri için bir uyandırma çağrısı olarak hareket etmeyi ve yalnızca orta yaşı sevmeyi değil, aynı zamanda orta yaşta kendinizi sevmeyi de öğrenmeniz için bir rehber olmayı amaçlıyor.<br />
<br />
Bu dönemi “derimizi dökerken, kanatlarımızı açarken ve bilgeliğimizi dünyaya yaydıkça içimizde derin bir şeyin uyandığı bir dönem” olarak tanımlayan Conley, orta yaşlarımıza katlanmak ve bu dönemi hayatımızın artık yılları gibi yaşamak yerine gerçekten hayran olduğumuz bir döneme çevirmenin anahtarını sunuyor. Yetişkin yaşamınızın ikinci yarısını bilinçli bir şekilde nasıl yönetebileceğinizi düşüneceğiniz ve yaşlandıkça hayatın neden daha iyi hale geldiğinin 12 nedenini keşfedeceğiniz bu kitabı okumadan önce, sağlıklı bir orta yaş dönemi için yapılan araştırmalar ve siz içinize dönerken yardımcı olacak pratiklere bir göz atalım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Blue Zones teorisi</span><br />
<br />
Hepimizin optimal bir hayat senaryosunda ne kadar yaşayacağımız ile ilgili öngörüleri vardır. Çevremizi ve genetiğimizi göz önüne aldığımızda ortalama yaşam süremizi tahmin edebiliyoruz. Blue Zones yani Mavi Bölgeler, yapılan araştırmalara göre bölgedeki yerel insanların yaklaşık 100 yaşına kadar sağlıkla yaşadığı alanlar olarak tespit ediliyor. National Geographic üyesi ve New York Times yazarı olan Dan Buettner, “Mavi Bölgeler” olarak adlandırılan lokasyonları keşfederken, yaptığı araştırmalar sonucunda yaşam kalitesi ve yaşam süresini arttıran ortak yaşam tarzı ilkelerini de listeleme fırsatı buluyor. Netflix’te yer alan 100 Yıl Yaşamak: Mavi Bölgelerin Sırları belgeselinde bu bölgeleri daha yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dan Buettner’in paylaştığı 8 yaşam ilkesi şöyle:</span><br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Doğal hareketlilik.<br />
</li>
<li>Bir amaca sahip olmak.<br />
</li>
<li>%80 kuralı ile tam doymadan sofradan kalkmak.<br />
</li>
<li>İnançlı olmak.<br />
</li>
<li>Sebze ağırlıklı beslenmek.<br />
</li>
<li>Aileye önem vermek.<br />
</li>
<li>Sosyal gruplara ve iyi arkadaşlıklara sahip olmak.<br />
</li>
</ol>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu ilkeler yalnızca uzun bir yaşamı garantilemek için değil, hayatınızın genç olarak tanımlanmayan yıllarını kaliteli ve sağlıklı geçirmek için de oldukça değerli.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orta yaşları daha iyi idare etmenize yarayacak pratikler1. Karşılaştırma yapmamak</span><br />
<br />
Aynı yaşta olduğumuz insanlarla kendimizi karşılaştırmak her yaşta yanlış olsa da orta yaşlarda biriken kaygılar, sağlık durumları ve yaşlanmanın gözle görülür etkileri ile birlikte bu yargılar kaçınılmaz olabiliyor. Büyüdükçe gerçek güzelliğin yüzümüzden içimize doğru ilerlediğini kavradığımızda görünüşümüze karşı daha şefkatle yaklaşabiliriz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. İlişkilere yatırım yapmak</span><br />
<br />
Sağlam ilişkilere sahip olmak, sosyal çevreye ve bir gruba dahil olmak orta yaş dönemimizi yalnız değil, tecrübelerimizi paylaşarak geçirmek için çok önemli. Ailemizin desteği, ortak kaygılara sahip olduğumuz insanları anlamak ve en önemlisi yaşımız ne olursa olsun iyi zaman geçirmeye ve eğlenmeye ihtiyacımız ve hakkımız olduğunu bilmek çok önemli çünkü iyi hissetmek, iyi olma halimize de doğrudan katkıda bulunuyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Bırakabilmeyi öğrenmek</span><br />
<br />
Zamanla tutunduğumuz doğruları, orta yaşımıza kadar sürüklediğimiz dertleri ve modası geçmiş düşünceleri, kinimizi ve affedemediklerimizi bırakmak, aslında bize yardımcı olan hayat perspektifinden de uzaklaşmamıza neden oluyor. Hayatımızda asıl önemli olan şeyleri bulup dikkatimizi o yöne yönelttiğimizde enerjimizi gereksiz hiçbir şeye harcamayız. Yaş aldıkça enerjimizin önemi de malum… Hayatımızın her döneminin kendi derslerini içermesine izin vererek bu döneme işe yaramayan her şeyi bırakarak girmeyi deneyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Geleneksel başarı kavramından uzaklaşmak</span><br />
<br />
Toplumda statünün ve maddiyatın önemi benlik ile iç içe geçmiş durumdayken, çoğumuz gençliğimizi geleneksel başarı kavramına uyum sağlamak için zorlaştırıyoruz. Orta yaşlarımıza geldiğimizde ise hayatı bir yarış olarak görmeyi sonunda bırakabilir ve yavaşlayabiliriz. Bu dönemde geleneksel başarı kavramının size anlamsız gelmeye başlamasıyla hayatınızda ortaya çıkan boşluğu başka bir şey ile doldurmadan önce ajandanızda yapacak bir şeyiniz olmadığı günlerin tadını çıkarın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Egodan benliğe geçiş</span><br />
<br />
Hayatımızın ergenlik ve ilk yetişkinlik döneminin genellikle egoyla beslendiği söylenir. Maddi dünyanın gerekliliklerine uygun olarak kendine bir yer edinmek isteyen benlik, egoyu dinler. Hayatımızın ileriki dönemlerinde ise zihnimizden kalbe geçiş yapabiliriz. Ruhumuzu dinlediğimiz, etiketlerin ve toplumsal yargıların artık bizim için bir şey ifade etmeyeceği noktada dışa dönük kişiliğimizden uzaklaşarak daha içe dönük yaşadığımızın farkına varabiliriz.<br />
Hayatımızın bu döneminde kalbimizin, ruhumuzun ve zihnimizin de en az bedenimiz kadar önemli olduğunu kavrayarak farklı bir yönümüzü besleyebiliriz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAZAN:</span> DİLA GÜNAÇTI]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yaş aldıkça, dünyanın bize sunduğu fırsatların azaldığını, daha yalnızlaştığımızı hissedebiliriz. Gençliğin verdiği coşkuyla acele içinde yaşadığımız hayat bir gün yavaşlayınca anlam arayışına düşmemek elde değil. Çevremizden duyarak büyüdüğümüz; filmlere, dizilere ve tükettiğimiz tüm medyaya işlemiş orta yaş krizi korkusu kapıyı çaldığında, hayatımızın kalanını nasıl geçireceğimizin seçimini de yapmak gerekiyor. Chip Conley’nin Learning to Love Midlife: 12 Reasons Why Life Gets Better with Age kitabında da bahsettiği gibi, orta yaş spektrumunun bir tarafından öbür tarafına geçtiğinizde hayatınızın en güzel yılları sizi karşılamayı bekliyor olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Chip Conley ile orta yaşları sevmeyi öğrenmek</span><br />
<br />
Orta yaşları yönlendirmek kimileri için daha zorlu olabiliyor. Learning to Love Midlife: 12 Reasons Why Life Gets Better with Age kitabının yazarı Chip Conley de benzer bir deneyim yaşamış. 40’lı yaşlarının ortalarında zor bir dönemden geçen Conley, özellikle yakın arkadaş kayıpları ile yüzleştiği bir dönem sonrası kendini bir krizin ortasında bulduğunu anlatıyor. Yaşam süresinin de uzaması ile artık otuz beş ila yetmiş yaş arası sayılan orta yaş dönemi, hayatımızın oldukça uzun bir periyodunu kapsıyor. Bu dönemi bir yol haritası olmadan geçiren ve zorlanan birçok kişi için bu kitabı yazan Conley, hayatının hem en kötü hem de en iyi olarak tanımladığı zamanlarında öğrendiklerini paylaşıyor.<br />
<br />
Orta yaşların hayatın en iyi dönemi olabileceğini savunan Conley, bunun nedenlerini ise kitapta ele aldığı on iki madde ile aktarıyor. Orta yaş döneminde geçirdiğimiz doğal dönüşümleri daha iyi anlamlandırmaya yardımcı olacak bu kitap, bizi bir krizin öteki tarafına taşımayı hedefliyor. Learning to Love Midlife, orta yaşın beklenmedik zevkleri ve sevinçleri için bir uyandırma çağrısı olarak hareket etmeyi ve yalnızca orta yaşı sevmeyi değil, aynı zamanda orta yaşta kendinizi sevmeyi de öğrenmeniz için bir rehber olmayı amaçlıyor.<br />
<br />
Bu dönemi “derimizi dökerken, kanatlarımızı açarken ve bilgeliğimizi dünyaya yaydıkça içimizde derin bir şeyin uyandığı bir dönem” olarak tanımlayan Conley, orta yaşlarımıza katlanmak ve bu dönemi hayatımızın artık yılları gibi yaşamak yerine gerçekten hayran olduğumuz bir döneme çevirmenin anahtarını sunuyor. Yetişkin yaşamınızın ikinci yarısını bilinçli bir şekilde nasıl yönetebileceğinizi düşüneceğiniz ve yaşlandıkça hayatın neden daha iyi hale geldiğinin 12 nedenini keşfedeceğiniz bu kitabı okumadan önce, sağlıklı bir orta yaş dönemi için yapılan araştırmalar ve siz içinize dönerken yardımcı olacak pratiklere bir göz atalım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Blue Zones teorisi</span><br />
<br />
Hepimizin optimal bir hayat senaryosunda ne kadar yaşayacağımız ile ilgili öngörüleri vardır. Çevremizi ve genetiğimizi göz önüne aldığımızda ortalama yaşam süremizi tahmin edebiliyoruz. Blue Zones yani Mavi Bölgeler, yapılan araştırmalara göre bölgedeki yerel insanların yaklaşık 100 yaşına kadar sağlıkla yaşadığı alanlar olarak tespit ediliyor. National Geographic üyesi ve New York Times yazarı olan Dan Buettner, “Mavi Bölgeler” olarak adlandırılan lokasyonları keşfederken, yaptığı araştırmalar sonucunda yaşam kalitesi ve yaşam süresini arttıran ortak yaşam tarzı ilkelerini de listeleme fırsatı buluyor. Netflix’te yer alan 100 Yıl Yaşamak: Mavi Bölgelerin Sırları belgeselinde bu bölgeleri daha yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dan Buettner’in paylaştığı 8 yaşam ilkesi şöyle:</span><br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Doğal hareketlilik.<br />
</li>
<li>Bir amaca sahip olmak.<br />
</li>
<li>%80 kuralı ile tam doymadan sofradan kalkmak.<br />
</li>
<li>İnançlı olmak.<br />
</li>
<li>Sebze ağırlıklı beslenmek.<br />
</li>
<li>Aileye önem vermek.<br />
</li>
<li>Sosyal gruplara ve iyi arkadaşlıklara sahip olmak.<br />
</li>
</ol>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu ilkeler yalnızca uzun bir yaşamı garantilemek için değil, hayatınızın genç olarak tanımlanmayan yıllarını kaliteli ve sağlıklı geçirmek için de oldukça değerli.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orta yaşları daha iyi idare etmenize yarayacak pratikler1. Karşılaştırma yapmamak</span><br />
<br />
Aynı yaşta olduğumuz insanlarla kendimizi karşılaştırmak her yaşta yanlış olsa da orta yaşlarda biriken kaygılar, sağlık durumları ve yaşlanmanın gözle görülür etkileri ile birlikte bu yargılar kaçınılmaz olabiliyor. Büyüdükçe gerçek güzelliğin yüzümüzden içimize doğru ilerlediğini kavradığımızda görünüşümüze karşı daha şefkatle yaklaşabiliriz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. İlişkilere yatırım yapmak</span><br />
<br />
Sağlam ilişkilere sahip olmak, sosyal çevreye ve bir gruba dahil olmak orta yaş dönemimizi yalnız değil, tecrübelerimizi paylaşarak geçirmek için çok önemli. Ailemizin desteği, ortak kaygılara sahip olduğumuz insanları anlamak ve en önemlisi yaşımız ne olursa olsun iyi zaman geçirmeye ve eğlenmeye ihtiyacımız ve hakkımız olduğunu bilmek çok önemli çünkü iyi hissetmek, iyi olma halimize de doğrudan katkıda bulunuyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Bırakabilmeyi öğrenmek</span><br />
<br />
Zamanla tutunduğumuz doğruları, orta yaşımıza kadar sürüklediğimiz dertleri ve modası geçmiş düşünceleri, kinimizi ve affedemediklerimizi bırakmak, aslında bize yardımcı olan hayat perspektifinden de uzaklaşmamıza neden oluyor. Hayatımızda asıl önemli olan şeyleri bulup dikkatimizi o yöne yönelttiğimizde enerjimizi gereksiz hiçbir şeye harcamayız. Yaş aldıkça enerjimizin önemi de malum… Hayatımızın her döneminin kendi derslerini içermesine izin vererek bu döneme işe yaramayan her şeyi bırakarak girmeyi deneyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Geleneksel başarı kavramından uzaklaşmak</span><br />
<br />
Toplumda statünün ve maddiyatın önemi benlik ile iç içe geçmiş durumdayken, çoğumuz gençliğimizi geleneksel başarı kavramına uyum sağlamak için zorlaştırıyoruz. Orta yaşlarımıza geldiğimizde ise hayatı bir yarış olarak görmeyi sonunda bırakabilir ve yavaşlayabiliriz. Bu dönemde geleneksel başarı kavramının size anlamsız gelmeye başlamasıyla hayatınızda ortaya çıkan boşluğu başka bir şey ile doldurmadan önce ajandanızda yapacak bir şeyiniz olmadığı günlerin tadını çıkarın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Egodan benliğe geçiş</span><br />
<br />
Hayatımızın ergenlik ve ilk yetişkinlik döneminin genellikle egoyla beslendiği söylenir. Maddi dünyanın gerekliliklerine uygun olarak kendine bir yer edinmek isteyen benlik, egoyu dinler. Hayatımızın ileriki dönemlerinde ise zihnimizden kalbe geçiş yapabiliriz. Ruhumuzu dinlediğimiz, etiketlerin ve toplumsal yargıların artık bizim için bir şey ifade etmeyeceği noktada dışa dönük kişiliğimizden uzaklaşarak daha içe dönük yaşadığımızın farkına varabiliriz.<br />
Hayatımızın bu döneminde kalbimizin, ruhumuzun ve zihnimizin de en az bedenimiz kadar önemli olduğunu kavrayarak farklı bir yönümüzü besleyebiliriz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAZAN:</span> DİLA GÜNAÇTI]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilincimiz Hayatımızı Nasıl Etkiler?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-bilincimiz-hayatimizi-nasil-etkiler.html</link>
			<pubDate>Wed, 29 Jan 2025 16:11:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=253">uzman</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-bilincimiz-hayatimizi-nasil-etkiler.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayatınıza negatifliği sürekli çektiğinizi mi düşünüyorsunuz?</span><br />
<br />
Çevrenizdeki olumsuzlukların düşüncelerinizi ve bakış açınızı etkilemesi çok kolaydır. Fakat bunu sadece olumsuzluklar değil, pozitif tecrübeler de etkiler. Çoğu insan, düşüncelerinin ne kadar güçlü bir manifesto aracı olduğunun farkında değildir ve bunları geliştirmek için çalışmaz. Dünyaca ünlü hücresel biyolog ve yazar Dr. Bruce Lipton, düşüncelerimizin ve inancımızın arkasındaki kimyayı yaptığı çalışma ile anlatıyor, daha pozitif bir yaşam tecrübesi için izlememiz gereken yolları açıklıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dr. Bruce Lipton kimdir?</span><br />
<br />
21. yüzyılın başında, hücre biyolojisinin geleneksel görüşlerini sorgulayarak ve yeni bir anlayış geliştirerek tanınmış Amerikalı hücresel biyolog, yazar ve konuşmacı olan Dr. Bruce Lipton, hücrelerin düşüncelerimiz, inançlarımız ve çevremizdeki enerji ile etkileşimini keşfediyor.<br />
Kitabı “Bilinçaltının Gücü: Zihnin Değişimiyle Sağlığı ve Yaşamı Yeniden Tanımlamak” ile ün kazanan Dr. Lipton, The Doctor’s Pharmacy podcastine katılarak düşüncelerimiz ve inançlarımızın arkasındaki hücresel biyolojiyi ve deneyimlerimizi nasıl etkilediğini anlatıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hücrelerimiz çevreden nasıl etkilenir?</span><br />
<br />
Dr. Bruce Lipton, hücre ile çevre arasındaki etkileşimi epigenetik ile açıklıyor. Epigenetik, çevresel faktörlerin gen ifadesini nasıl etkilediğini ve kimyasal değişiklikleri inceleyen bir bilim dalıdır. Genlerimizin sadece %1’inin hastalıklardan sorumlu olduğuna dikkat çeken Dr. Lipton, geleneksel öğretilerden uzak çalışmasında ana materyal olarak vücudumuzun iç ve dışını birbirinden ayıran deriyi inceliyor. Lipton, deri zarındaki proteinler sayesinde dışarıdan gelen bilgilere beynimizde nasıl cevap verdiğimizin deneyimlerimizi oluşturan şey olduğunu keşfediyor. Kısacası ayırt edici proteinler ile hücreye gelen sinyaller davranışlarımızı ve genetiğimizi etkiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilinç ve bilinçaltı arasındaki fark nedir?</span><br />
<br />
Dr. Lipton, bilinci bilinçaltından ayıran en büyük özelliğin düşünebilmesi olduğuna dikkat çekiyor ve bilinçaltını çocukluk ve doğum öncesi dönemle bağdaştırıyor. 7 yaşına kadar bilinçaltında depolanan bilgiler ve deneyimler düşüncelerimizi etkileyen ve hayallerimize ulaşıp ulaşmamamızdaki en büyük etken oluyor.<br />
Öğrenilen bilgilerin çoğu bir önceki nesilden bize aktarılıyor ve bunlar hayatımızda karşılaştığımız tecrübelere hizmet eden bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Lipton’a göre hastalıkların %90’ından fazlası ise çevrenin ve özellikle de bilinçaltımızın bir yansıması. İlk 7 yılda edindiğimiz güçsüzleştirici, kendi kendini sabote eden davranışlar çevremize ve algımıza dayanıyor. Çevreyi ve algımızı değiştirebildiğimize göre, kendimizi hastalıklardan kurtarma ve sonsuza dek mutlu bir hayata ulaşma gücüne sahibiz. Bu noktada Lipton, bilincimizin en büyük gücünün düşünmek olduğunu ve aklımızda oluşan imajın hücrelerimizi etkilediğini fark ettiğimizde, hayatımızın da ona göre şekilleneceğini anlatıyor. Kısacası bilinç yaratıcıdır, bilinçaltı ise alışılmış bir şeydir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pozitif ve negatif düşüncenin gücü</span><br />
<br />
Beynimiz, düşüncelerimizin imajını tamamlayıcı bir yapıya dönüştürür, yani deneyimlerimizi oluşturur. “Örneğin, aşık olduğunuzda vücudunuz dopamin, oksitosin gibi büyümenize yardımcı hormonlar salgılar ve adeta ışıldarsınız. Buna zıt olarak korktuğunuzda ise stres hormonu salgılars ve vücut kendini korumaya alır, yani kapatır. Bunları pozitif ve negatif düşünce olarak düşünebiliriz.” diyor Dr. Lipton. Beynimizde oluşturduğumuz imajlar sonucunda gönderilen sinyaller bütün düşünce yapımızı etkileyen oluşumlardır. Pozitif düşünce ile iyileşebileceğimiz gibi negatif düşünce ile de hastalıkları yaratabiliyoruz.<br />
Ayrıca Lipton, ilaç endüstrisini de eleştiriyor ve kullandığımız ilaçların üçte birinin plasebo etkisi olduğuna dikkat çekiyor. Bu da düşüncelerimizin sağlığımızı etkilediği teorisini doğruluyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düşüncelerinizi şekillendirmenin yolları</span><br />
<br />
Dr. Lipton, sağlığımızın zihniyetimize, dünyaya yaklaşımımıza, inançlarımıza ve tutumlarımıza bağlı olduğunu vurguluyor. Peki küçük yaşlarda aklımıza programlanan düşünceleri nasıl değiştirebiliriz ve olumlu düşünce ile hayatımızı nasıl şekillendirebiliriz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Lipton, bunun üç adımda yapılabileceğini söylüyor:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kendi kendine hipnoz</span></span><br />
<br />
Lipton’a göre değişimin ilk yolu bilinçaltımızı anlamak. Bilgiler ve deneyimler, 7 yaşına kadar nasıl depolandıysa, şu anda da bilinçaltına bilgiler yükleyebiliyoruz. Bunu uyku öncesi ve sırasında yapabileceğimizi söyleyen Lipton, bu yöntemi hipnoza benzetiyor. Uyku sırasında dinleyeceğimiz herhangi bir podcast, video ya da ses bilinçaltımızda depolanarak bilgiyi otomatik olarak öğrenip saklayabilir. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi. Örneğin, uyurken pozitif şeyler dinlersek bunlar günün sonunda düşüncelerimize yansıyacak ve olumlu tecrübelere bir adım daha yaklaşmış olacağız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tekrar</span><br />
<br />
Lipton ikinci adımın ise tekrarlamaktan geçtiğini söylüyor. Çocukluğumuzda yürümeyi sürekli tekrar ederek nasıl öğrendiysek, istediklerimiz için çabalamamız da onlara ulaşmamızı kolaylaştırır. Bu noktada ise Lipton, “Fake it till you make it” yani “-mış gibi yapmak” metodunu kullanmanın işe yarayacağını söylüyor. Bir davranışı veya düşünceyi tekrar ettiğimizde öğreniriz ve bir süre sonra onu eforsuz şekilde yapmaya başlarız. Aynı şekilde düşüncelerimizi pozitiflik altında yönetmeyi öğrenirsek, beynimiz otomatik olarak olumlu düşüncelere eğilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Enerji psikolojisi yöntemlerinden birini kullanmak</span><br />
<br />
Lipton’ın bütün anlattıkları aslında, dışarıya karşı olan cevabımız ve verdiğimiz enerjiden geçiyor. Enerji alanımızı keşfedip farklı yöntemlerle ve onun farkında olarak kullanırsak, düşüncelerimizi kontrol etmemiz de kolaylaşır. Sizde işe yarayan yöntemleri deneyip psikolojinizi daha iyi anlayabilir ve daha iyi bir bilince sahip olabilirsiniz.<br />
<br />
Dr. Bruce Lipton, sitesinde çeşitli yöntemleri öneriyor. Lipton’ın hayatını değiştirdiğini söylediği yöntem ise PSYCH-K Metodu. PSYCH-K, sınırlayıcı inançlarınızı dakikalar içinde destekleyici inançlara dönüştürmek için kullanabileceğiniz basit bir yöntem. Bu yöntemde bilinçaltından yardım alınıyor ve düşünceler kalıcı bir değişimden geçiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayatınıza negatifliği sürekli çektiğinizi mi düşünüyorsunuz?</span><br />
<br />
Çevrenizdeki olumsuzlukların düşüncelerinizi ve bakış açınızı etkilemesi çok kolaydır. Fakat bunu sadece olumsuzluklar değil, pozitif tecrübeler de etkiler. Çoğu insan, düşüncelerinin ne kadar güçlü bir manifesto aracı olduğunun farkında değildir ve bunları geliştirmek için çalışmaz. Dünyaca ünlü hücresel biyolog ve yazar Dr. Bruce Lipton, düşüncelerimizin ve inancımızın arkasındaki kimyayı yaptığı çalışma ile anlatıyor, daha pozitif bir yaşam tecrübesi için izlememiz gereken yolları açıklıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dr. Bruce Lipton kimdir?</span><br />
<br />
21. yüzyılın başında, hücre biyolojisinin geleneksel görüşlerini sorgulayarak ve yeni bir anlayış geliştirerek tanınmış Amerikalı hücresel biyolog, yazar ve konuşmacı olan Dr. Bruce Lipton, hücrelerin düşüncelerimiz, inançlarımız ve çevremizdeki enerji ile etkileşimini keşfediyor.<br />
Kitabı “Bilinçaltının Gücü: Zihnin Değişimiyle Sağlığı ve Yaşamı Yeniden Tanımlamak” ile ün kazanan Dr. Lipton, The Doctor’s Pharmacy podcastine katılarak düşüncelerimiz ve inançlarımızın arkasındaki hücresel biyolojiyi ve deneyimlerimizi nasıl etkilediğini anlatıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hücrelerimiz çevreden nasıl etkilenir?</span><br />
<br />
Dr. Bruce Lipton, hücre ile çevre arasındaki etkileşimi epigenetik ile açıklıyor. Epigenetik, çevresel faktörlerin gen ifadesini nasıl etkilediğini ve kimyasal değişiklikleri inceleyen bir bilim dalıdır. Genlerimizin sadece %1’inin hastalıklardan sorumlu olduğuna dikkat çeken Dr. Lipton, geleneksel öğretilerden uzak çalışmasında ana materyal olarak vücudumuzun iç ve dışını birbirinden ayıran deriyi inceliyor. Lipton, deri zarındaki proteinler sayesinde dışarıdan gelen bilgilere beynimizde nasıl cevap verdiğimizin deneyimlerimizi oluşturan şey olduğunu keşfediyor. Kısacası ayırt edici proteinler ile hücreye gelen sinyaller davranışlarımızı ve genetiğimizi etkiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilinç ve bilinçaltı arasındaki fark nedir?</span><br />
<br />
Dr. Lipton, bilinci bilinçaltından ayıran en büyük özelliğin düşünebilmesi olduğuna dikkat çekiyor ve bilinçaltını çocukluk ve doğum öncesi dönemle bağdaştırıyor. 7 yaşına kadar bilinçaltında depolanan bilgiler ve deneyimler düşüncelerimizi etkileyen ve hayallerimize ulaşıp ulaşmamamızdaki en büyük etken oluyor.<br />
Öğrenilen bilgilerin çoğu bir önceki nesilden bize aktarılıyor ve bunlar hayatımızda karşılaştığımız tecrübelere hizmet eden bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Lipton’a göre hastalıkların %90’ından fazlası ise çevrenin ve özellikle de bilinçaltımızın bir yansıması. İlk 7 yılda edindiğimiz güçsüzleştirici, kendi kendini sabote eden davranışlar çevremize ve algımıza dayanıyor. Çevreyi ve algımızı değiştirebildiğimize göre, kendimizi hastalıklardan kurtarma ve sonsuza dek mutlu bir hayata ulaşma gücüne sahibiz. Bu noktada Lipton, bilincimizin en büyük gücünün düşünmek olduğunu ve aklımızda oluşan imajın hücrelerimizi etkilediğini fark ettiğimizde, hayatımızın da ona göre şekilleneceğini anlatıyor. Kısacası bilinç yaratıcıdır, bilinçaltı ise alışılmış bir şeydir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pozitif ve negatif düşüncenin gücü</span><br />
<br />
Beynimiz, düşüncelerimizin imajını tamamlayıcı bir yapıya dönüştürür, yani deneyimlerimizi oluşturur. “Örneğin, aşık olduğunuzda vücudunuz dopamin, oksitosin gibi büyümenize yardımcı hormonlar salgılar ve adeta ışıldarsınız. Buna zıt olarak korktuğunuzda ise stres hormonu salgılars ve vücut kendini korumaya alır, yani kapatır. Bunları pozitif ve negatif düşünce olarak düşünebiliriz.” diyor Dr. Lipton. Beynimizde oluşturduğumuz imajlar sonucunda gönderilen sinyaller bütün düşünce yapımızı etkileyen oluşumlardır. Pozitif düşünce ile iyileşebileceğimiz gibi negatif düşünce ile de hastalıkları yaratabiliyoruz.<br />
Ayrıca Lipton, ilaç endüstrisini de eleştiriyor ve kullandığımız ilaçların üçte birinin plasebo etkisi olduğuna dikkat çekiyor. Bu da düşüncelerimizin sağlığımızı etkilediği teorisini doğruluyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düşüncelerinizi şekillendirmenin yolları</span><br />
<br />
Dr. Lipton, sağlığımızın zihniyetimize, dünyaya yaklaşımımıza, inançlarımıza ve tutumlarımıza bağlı olduğunu vurguluyor. Peki küçük yaşlarda aklımıza programlanan düşünceleri nasıl değiştirebiliriz ve olumlu düşünce ile hayatımızı nasıl şekillendirebiliriz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Lipton, bunun üç adımda yapılabileceğini söylüyor:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kendi kendine hipnoz</span></span><br />
<br />
Lipton’a göre değişimin ilk yolu bilinçaltımızı anlamak. Bilgiler ve deneyimler, 7 yaşına kadar nasıl depolandıysa, şu anda da bilinçaltına bilgiler yükleyebiliyoruz. Bunu uyku öncesi ve sırasında yapabileceğimizi söyleyen Lipton, bu yöntemi hipnoza benzetiyor. Uyku sırasında dinleyeceğimiz herhangi bir podcast, video ya da ses bilinçaltımızda depolanarak bilgiyi otomatik olarak öğrenip saklayabilir. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi. Örneğin, uyurken pozitif şeyler dinlersek bunlar günün sonunda düşüncelerimize yansıyacak ve olumlu tecrübelere bir adım daha yaklaşmış olacağız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tekrar</span><br />
<br />
Lipton ikinci adımın ise tekrarlamaktan geçtiğini söylüyor. Çocukluğumuzda yürümeyi sürekli tekrar ederek nasıl öğrendiysek, istediklerimiz için çabalamamız da onlara ulaşmamızı kolaylaştırır. Bu noktada ise Lipton, “Fake it till you make it” yani “-mış gibi yapmak” metodunu kullanmanın işe yarayacağını söylüyor. Bir davranışı veya düşünceyi tekrar ettiğimizde öğreniriz ve bir süre sonra onu eforsuz şekilde yapmaya başlarız. Aynı şekilde düşüncelerimizi pozitiflik altında yönetmeyi öğrenirsek, beynimiz otomatik olarak olumlu düşüncelere eğilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Enerji psikolojisi yöntemlerinden birini kullanmak</span><br />
<br />
Lipton’ın bütün anlattıkları aslında, dışarıya karşı olan cevabımız ve verdiğimiz enerjiden geçiyor. Enerji alanımızı keşfedip farklı yöntemlerle ve onun farkında olarak kullanırsak, düşüncelerimizi kontrol etmemiz de kolaylaşır. Sizde işe yarayan yöntemleri deneyip psikolojinizi daha iyi anlayabilir ve daha iyi bir bilince sahip olabilirsiniz.<br />
<br />
Dr. Bruce Lipton, sitesinde çeşitli yöntemleri öneriyor. Lipton’ın hayatını değiştirdiğini söylediği yöntem ise PSYCH-K Metodu. PSYCH-K, sınırlayıcı inançlarınızı dakikalar içinde destekleyici inançlara dönüştürmek için kullanabileceğiniz basit bir yöntem. Bu yöntemde bilinçaltından yardım alınıyor ve düşünceler kalıcı bir değişimden geçiyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[10 Teknikle Yalancıyı Yakalayın]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-10-teknikle-yalanciyi-yakalayin.html</link>
			<pubDate>Fri, 10 Jan 2025 20:21:06 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=887">x(-Clipper-)x</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-10-teknikle-yalanciyi-yakalayin.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span> Kişinin gülümsemesini inceleyin.Zorla yapılan gülümsemeler sadece ağızla yapılır Rahatmış gibi görünmesine rağmen gerilimi ya da gerçek anlamda mutlu olmadığını anlayabilirsiniz.Zoraki gülümsemelerin çoğunda dişler gözükmez, gerçek gülümsemelerin çoğundaysa azda olsa görülür.Gerçek gülümseme ağızla değil , yüzle yapılır.Gözler kısılır , dişler görülür , gamzeler ortaya çıkar.Çok az insan gerçek ve sahte gülümsemesini senkronize edebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.</span> El , kol ve bacaklara dikkat! Yalan esnasındaki gerilim sebebiyle hareketsiz, katı veya sun´i hareket içinde olabilirler.Eller kavuşuk , ellerle kafa taranıyor , kulak ve burunla oynanıyor gibi yapılmaktadır.El açık şekilde göğüs ve kalbe doğru hareket etmiyordur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.</span> Terliyor mu?Yalan söyleyenler yalanlarından fazla ter atarlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.</span> Gerekli gereksiz çok fazla şey söylüyorlar mı ?Söylüyorlarsa çaresizlik içinde sizi kendilerine inandırmaya çalışıyorlardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.</span> Gözbebeklerinin hareketlerine bakın.Yalan söyleyenler doğrudan göz kontağına geçmek istemezler.Çok göz kırpmya başlayabilirler.Sağ elini kullanan birine soru sorduğunuzda gözbebeği sağa kayarsa birşey hatırlamaya çalışıyordur , sola kayarsa pratik zekasını kullanıp uyduracak demektir.Sol elini kullananlar için tam tersi geçerlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6.</span> Duygusal olarak inceleyin.Duygular geriden gelirler, normalden uzun süre kalırlar ve birden dururlar.Bu yüzden kişinin bazen söylediğiyle heyecanı birbirini tutmayabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7.</span> Sorularınıza tepkisini yakından izleyin.Yalancılar kendilerini rahatsız hissettikleri için ya vücutlarını başka yöne çevirmeye veya kaçmaya çalışırla ya da sizinle aralarında bir nesne koymak isterler.Suçsuzlar saldırıya , suçlular anında savunmaya geçerler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8.</span> Kelimeleri kasıtlı kullanıp kullanmadıklarını düşünün.Bazı söylemler ipuçları verir: * Sizin kelimelerinizi tekrarlayarak cevap verirler. * Hiçbirşeyi küçültmezler. * Doğrudan cevaplardan kaçınırlar , yuvarlak ve genel cevap verirler. * Çok fazla konuşarak sizi ikna etmeye çalışırlar. * Monoton bir tonda konuşurlar. * Kötü cümleler kurarlar. * Konuyu amacından saptırmak için espri ve alaya kaçabilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9.</span> Konuşamaya başlamadan önce kısa bir sessizlik anı meydana getirin.Kişinin ne kadar rahatsız olup olmadığını inceleyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10.</span> Konuyu birden değiştirin.Suçsuz insan konunun değiştirilmesinden rahatsız olup geri dönmek isteyecek , yalancıyla kurtulduğunu düşünecektir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span> Kişinin gülümsemesini inceleyin.Zorla yapılan gülümsemeler sadece ağızla yapılır Rahatmış gibi görünmesine rağmen gerilimi ya da gerçek anlamda mutlu olmadığını anlayabilirsiniz.Zoraki gülümsemelerin çoğunda dişler gözükmez, gerçek gülümsemelerin çoğundaysa azda olsa görülür.Gerçek gülümseme ağızla değil , yüzle yapılır.Gözler kısılır , dişler görülür , gamzeler ortaya çıkar.Çok az insan gerçek ve sahte gülümsemesini senkronize edebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.</span> El , kol ve bacaklara dikkat! Yalan esnasındaki gerilim sebebiyle hareketsiz, katı veya sun´i hareket içinde olabilirler.Eller kavuşuk , ellerle kafa taranıyor , kulak ve burunla oynanıyor gibi yapılmaktadır.El açık şekilde göğüs ve kalbe doğru hareket etmiyordur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.</span> Terliyor mu?Yalan söyleyenler yalanlarından fazla ter atarlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.</span> Gerekli gereksiz çok fazla şey söylüyorlar mı ?Söylüyorlarsa çaresizlik içinde sizi kendilerine inandırmaya çalışıyorlardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.</span> Gözbebeklerinin hareketlerine bakın.Yalan söyleyenler doğrudan göz kontağına geçmek istemezler.Çok göz kırpmya başlayabilirler.Sağ elini kullanan birine soru sorduğunuzda gözbebeği sağa kayarsa birşey hatırlamaya çalışıyordur , sola kayarsa pratik zekasını kullanıp uyduracak demektir.Sol elini kullananlar için tam tersi geçerlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6.</span> Duygusal olarak inceleyin.Duygular geriden gelirler, normalden uzun süre kalırlar ve birden dururlar.Bu yüzden kişinin bazen söylediğiyle heyecanı birbirini tutmayabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7.</span> Sorularınıza tepkisini yakından izleyin.Yalancılar kendilerini rahatsız hissettikleri için ya vücutlarını başka yöne çevirmeye veya kaçmaya çalışırla ya da sizinle aralarında bir nesne koymak isterler.Suçsuzlar saldırıya , suçlular anında savunmaya geçerler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8.</span> Kelimeleri kasıtlı kullanıp kullanmadıklarını düşünün.Bazı söylemler ipuçları verir: * Sizin kelimelerinizi tekrarlayarak cevap verirler. * Hiçbirşeyi küçültmezler. * Doğrudan cevaplardan kaçınırlar , yuvarlak ve genel cevap verirler. * Çok fazla konuşarak sizi ikna etmeye çalışırlar. * Monoton bir tonda konuşurlar. * Kötü cümleler kurarlar. * Konuyu amacından saptırmak için espri ve alaya kaçabilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9.</span> Konuşamaya başlamadan önce kısa bir sessizlik anı meydana getirin.Kişinin ne kadar rahatsız olup olmadığını inceleyin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10.</span> Konuyu birden değiştirin.Suçsuz insan konunun değiştirilmesinden rahatsız olup geri dönmek isteyecek , yalancıyla kurtulduğunu düşünecektir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kişisel Amaçlar Ve Öğrenme]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kisisel-amaclar-ve-ogrenme.html</link>
			<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 08:04:43 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=253">uzman</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kisisel-amaclar-ve-ogrenme.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişisel Amaçlar ve Öğrenme</span><br />
Ah üniversiteyi kazansam!<br />
Ah mezun olsam!<br />
Ah işe girsem!<br />
Ah emekli olsam!<br />
Ah, Ah, Ah!..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amacımı Biliyor Muyum?</span><br />
Beşikten mezara amaçların peşinden koşarız. Bir isteğimiz olur, doyacağımızı zannederiz, doymayız, daha isteriz. Nereye koşuyoruz? Gittiğimiz yer gerçekten olmamız gereken yer mi?<br />
<br />
Abraham Maslow 1950’li yıllarda insanı peşinden sürükleyen ihtiyaçları, birbirinin üstüne kurulan hiyerarşik basamaklar olarak betimledi. Piramidin tepesi yani en üst basamak kendini gerçekleştirmek. Oraya koşuyoruz.<br />
<br />
Maslow ihtiyaçları (1) fizyolojik, (2) güvenlik, (3) sevgi ve aidiyet, (4) saygınlık ve (5) kendini gerçekleştirme olarak tanımladı. Ona göre, en alt katmandan başlayarak, ihtiyaçlar tatmin edildikçe ardışık olarak sonraki katmanların ihtiyaçları ortaya çıkar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi</span><br />
Karşılanmamış ihtiyaç, tatminsizlik yaratır. Böylece ihtiyaçlar doyuma yönelik davranışların kaynağı ve motivasyonu olur.<br />
<br />
Gıdaya, suya, barınmaya, güvenceye, sevgiye, kabule ve özsaygıya ihtiyacımız vardır. Bu ihtiyaçlar insan olmanın vazgeçilmezleri olup kendi yararımıza işler. İhtiyaçların etkisiyle tehlikelerden korunur, uygun tercihlerde bulunuruz. Meslek ve kariyer sahibi olmak, aile kurmak, geçimimizi sağlamak, ekonomik güvencede olmak isteriz. Ne var ki bu istekler elde edildiğinde bile insanların bir kısmı mutlu olamıyor huzuru yakalayamıyor. Nedeni, içimizde gizemli bir potansiyel olarak kabaran, piramidin tepesindeki nihai ihtiyaçtır: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kendini gerçekleştirme ihtiyacı.</span><br />
<br />
<br />
Bu dünyaya ne için geldim, asli işlevim nedir? Mevcut, geçmiş ve gelecek boyutlarında herkesten farklı ve özelim. Evrende her varlığın kendine özel tahsis edilmiş doldurduğu bir boşluk, gerçekleştirdiği bir işlev vardır. Bana ayrılmış boşluğu doldurmak, bana ait görevleri yerine getirmek için buradayım. Huzurun, refahın, olgunluğun, sükûnetin ruhani kapısında bana tahsis edilen anahtar deliğini bulamadığım müddetçe tüm kazanımlarım heba olur.<br />
<br />
Başarı yolcuğunda piramidin alt basamaklarından son basamağına kadar bu gizemli amacı kendi içimde keşfetmek ve ona uygun yaşamak zorundayım. Yoksa hiçbir Allah'ın kulu beni doyuramaz. Para, kariyer, alkış… hepsi kırılgan ve geçici, hepsi sonu gelmez “daha” içeriyor. Onlar ait oldukları yerde hizmetini görecek, ama onlara esir olmak yok!<br />
<br />
Bu dünyaya “almak” için değil “olmak” için geldim. Kendim olmak ve hayata layık olmak için… Ötekiler kendiliğinden gelir.<br />
<br />
Gerçek doyum ihtiyaçları karşılamaktan, amaçları kendi çapında gerçekleştirmekten gelmez. Gerçek doyum, çevre ve topluma bir bütün olarak katkı sunmaktan gelir. Bu katkı, fıtrata uygun konumlanmaktan, yani “olmaktan” geçer.<br />
<br />
Tepeden tırnağa olmak amacına bürünüyorum.<br />
Hangi basamakta olursak olalım yukarılara tırmanmak için kaçınılamaz görevler bizi bekler. Uzaktan zor görünürler, içlerine girince keyif verirler. Bizi yukarı taşırlar. Bu süreçte vazgeçilmezlerimizden en önemlisi öğrenmedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öğreniyor Muyum?</span><br />
İhtiyaçları karşılamak, amaçları gerçekleştirmek için hazırlık gerekir. Bu hazırlık eğitimdir. Eğitimin öğrenme olduğuna inanırım. Her şeyi herkese öğretemezsiniz ama herkes her şeyi öğrenebilir. Demek istediğim, eğitim sürecinde kilit unsur öğrenmedir. Öğrenmeye hevesi olmayan öğrencilere ve kitlelere ne kadar uğraşırsanız uğraşın öğretemezsiniz. Hevesli olan bulur, buluşturur öğrenir.<br />
<br />
İnsan dünyaya eğitilmemiş olarak gelir. Uçsuz bucaksız potansiyele sahip olmakla birlikte bu kapasitenin gerçeğe dönüşmesi için öğrenim şarttır. Öğrenme bir tercih, irade ve çaba meselesi olup insanın bu iradeyi göstermesi mecburiyettir. İrade ve tercih insan harici canlılara çok kısıtlı verildiği için onlarda öğrenme olmaz. Yeni doğmuş buzağı yürümeyi ve koşmayı saniyeler içinde becerir. Öğrenme çabasına ihtiyaç duymaz. Arının bal yapması için eğitime ihtiyacı yoktur. Onlar içgüdüsel olarak dünyaya kendi adlarına donanımlı gelirler.<br />
<br />
Ama insan yürümekten koşmaya, okumaya, yazmaya, çatal bıçak kullanmaya kadar her şeyi öğrenmek zorundadır. İnsan için öğrenme ihtiyacı yaşam boyu devam eder, sonu yoktur. Bu süreç insan niteliğini sonsuza değin ileriye götürür. Hayvan becerilerinde durağanlık egemenken insan becerileri dinamiktir.<br />
<br />
<br />
Öğrenme zaman, çaba, gayret, sabır ve sebat gerektirir. Dirsek çürütmeden, mürekkep yalamadan kimse kendini alim ilan edemez. Mücadelenin ödülü kendi içindedir. Öğrenme süreç ve sonuç itibariyle keyif verir, mutlu eder. Bir çocuğun emeklemeye çalışırken neşesi, iki ayağının üzerinde doğrulup ilk adımlarını atmaya başladığında yüzündeki gülümseme bize çok şey anlatır. Öğrenme zevktir, mutluluktur, neşedir, keyiftir, hayatı dolu dolu yaşamaktır. Öğrenmemiz gereken ilk şey öğrenmeye ihtiyacımız olduğudur.<br />
<br />
İnsanın öğrenebilen bir varlık olması onu tehlikelere de maruz bırakır. Olumsuz alışkanlıkları, yanlış davranışları da öğrenebilir. Kötü eğitim-iyi eğitim, olumlu öğrenme-olumsuz öğrenme kavramları vardır. İnsandan doğan tüm olumsuz etkilerin kaynağında kötü eğitim ve olumsuz öğrenmeler vardır. Bu yüzden aile, okul, medya ve diğer eğitim ortamlarında kötü öğrenmelere kalkan olarak değerler eğitimi verilmelidir. Etik, ahlaki, kültürel ve manevi değerler kazandırılmalıdır. Değerler eğitimi edebiyat, resim, müzik gibi sanat alanlarının üzerinde şekillenir. Zihin, ruh ve beden disiplini için spor şarttır.<br />
<br />
Bir anda “…melidir”, “…malıdır” ifadelerini sıraladım. Asıl önemlisi, ben meselenin neresindeyim, neresinde olmalıyım? Kendimi işin içine katıyorum. Hazırlanmadan, öğrenmeden başarıyı amaçlamak kupkuru bir hayal. Liyakat kesp etmeden başkalarının lütfuyla bir yerlere gelmedim, bundan sonra da gelmeyeceğim. Gençlere tavsiyem de böyle olmaları...<br />
<br />
Liyakatin sınırı yok, öyleyse öğrenmenin de sonu yok. Öğrenmeye, kendimi yetiştirmeye, geliştirmeye devam… Kişisel amaçlarıma göre uzun ve kısa vadeli öğrenme hedeflerim var. Okumak, yazmak, yabancı dili ve yazılım becerilerimi geliştirmek temel hedeflerim arasında. Sizin de kendinize göre stratejik öğrenme planınız olsun. Bilgiye erişim artık çok kolay. Çevrim içi kurslar yoluyla neredeyse her şeyi öğrenmek mümkün. Masanızın başında yurt dışına uzanabiliyorsunuz. En popüler kitaplar elektronik ortamda ayağınıza kadar gelebiliyor. Cehaletin bahanesi yok.<br />
<br />
İhtiyaçlar merdiveninde piramidin tepesine öğrenerek yükselebiliriz.<br />
<br />
Olmak yolunda öğrenmeye devam.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynaklar</span><br />
Adler, A. (1992). Understanding human nature. London: Oneworld Publications.<br />
<br />
Armstrong, W.H. (2013). The seven laws of success. USA: Philadelphia Church of God.<br />
<br />
Edwards, W. (2019). The 7 keys to success. Third Ed. USA: White Dove Books 2006-2019.<br />
<br />
Maslow, A.H. (2012). A theory of human motivation. USA: Start Publishing LLC.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kişisel Amaçlar ve Öğrenme</span><br />
Ah üniversiteyi kazansam!<br />
Ah mezun olsam!<br />
Ah işe girsem!<br />
Ah emekli olsam!<br />
Ah, Ah, Ah!..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amacımı Biliyor Muyum?</span><br />
Beşikten mezara amaçların peşinden koşarız. Bir isteğimiz olur, doyacağımızı zannederiz, doymayız, daha isteriz. Nereye koşuyoruz? Gittiğimiz yer gerçekten olmamız gereken yer mi?<br />
<br />
Abraham Maslow 1950’li yıllarda insanı peşinden sürükleyen ihtiyaçları, birbirinin üstüne kurulan hiyerarşik basamaklar olarak betimledi. Piramidin tepesi yani en üst basamak kendini gerçekleştirmek. Oraya koşuyoruz.<br />
<br />
Maslow ihtiyaçları (1) fizyolojik, (2) güvenlik, (3) sevgi ve aidiyet, (4) saygınlık ve (5) kendini gerçekleştirme olarak tanımladı. Ona göre, en alt katmandan başlayarak, ihtiyaçlar tatmin edildikçe ardışık olarak sonraki katmanların ihtiyaçları ortaya çıkar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi</span><br />
Karşılanmamış ihtiyaç, tatminsizlik yaratır. Böylece ihtiyaçlar doyuma yönelik davranışların kaynağı ve motivasyonu olur.<br />
<br />
Gıdaya, suya, barınmaya, güvenceye, sevgiye, kabule ve özsaygıya ihtiyacımız vardır. Bu ihtiyaçlar insan olmanın vazgeçilmezleri olup kendi yararımıza işler. İhtiyaçların etkisiyle tehlikelerden korunur, uygun tercihlerde bulunuruz. Meslek ve kariyer sahibi olmak, aile kurmak, geçimimizi sağlamak, ekonomik güvencede olmak isteriz. Ne var ki bu istekler elde edildiğinde bile insanların bir kısmı mutlu olamıyor huzuru yakalayamıyor. Nedeni, içimizde gizemli bir potansiyel olarak kabaran, piramidin tepesindeki nihai ihtiyaçtır: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kendini gerçekleştirme ihtiyacı.</span><br />
<br />
<br />
Bu dünyaya ne için geldim, asli işlevim nedir? Mevcut, geçmiş ve gelecek boyutlarında herkesten farklı ve özelim. Evrende her varlığın kendine özel tahsis edilmiş doldurduğu bir boşluk, gerçekleştirdiği bir işlev vardır. Bana ayrılmış boşluğu doldurmak, bana ait görevleri yerine getirmek için buradayım. Huzurun, refahın, olgunluğun, sükûnetin ruhani kapısında bana tahsis edilen anahtar deliğini bulamadığım müddetçe tüm kazanımlarım heba olur.<br />
<br />
Başarı yolcuğunda piramidin alt basamaklarından son basamağına kadar bu gizemli amacı kendi içimde keşfetmek ve ona uygun yaşamak zorundayım. Yoksa hiçbir Allah'ın kulu beni doyuramaz. Para, kariyer, alkış… hepsi kırılgan ve geçici, hepsi sonu gelmez “daha” içeriyor. Onlar ait oldukları yerde hizmetini görecek, ama onlara esir olmak yok!<br />
<br />
Bu dünyaya “almak” için değil “olmak” için geldim. Kendim olmak ve hayata layık olmak için… Ötekiler kendiliğinden gelir.<br />
<br />
Gerçek doyum ihtiyaçları karşılamaktan, amaçları kendi çapında gerçekleştirmekten gelmez. Gerçek doyum, çevre ve topluma bir bütün olarak katkı sunmaktan gelir. Bu katkı, fıtrata uygun konumlanmaktan, yani “olmaktan” geçer.<br />
<br />
Tepeden tırnağa olmak amacına bürünüyorum.<br />
Hangi basamakta olursak olalım yukarılara tırmanmak için kaçınılamaz görevler bizi bekler. Uzaktan zor görünürler, içlerine girince keyif verirler. Bizi yukarı taşırlar. Bu süreçte vazgeçilmezlerimizden en önemlisi öğrenmedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öğreniyor Muyum?</span><br />
İhtiyaçları karşılamak, amaçları gerçekleştirmek için hazırlık gerekir. Bu hazırlık eğitimdir. Eğitimin öğrenme olduğuna inanırım. Her şeyi herkese öğretemezsiniz ama herkes her şeyi öğrenebilir. Demek istediğim, eğitim sürecinde kilit unsur öğrenmedir. Öğrenmeye hevesi olmayan öğrencilere ve kitlelere ne kadar uğraşırsanız uğraşın öğretemezsiniz. Hevesli olan bulur, buluşturur öğrenir.<br />
<br />
İnsan dünyaya eğitilmemiş olarak gelir. Uçsuz bucaksız potansiyele sahip olmakla birlikte bu kapasitenin gerçeğe dönüşmesi için öğrenim şarttır. Öğrenme bir tercih, irade ve çaba meselesi olup insanın bu iradeyi göstermesi mecburiyettir. İrade ve tercih insan harici canlılara çok kısıtlı verildiği için onlarda öğrenme olmaz. Yeni doğmuş buzağı yürümeyi ve koşmayı saniyeler içinde becerir. Öğrenme çabasına ihtiyaç duymaz. Arının bal yapması için eğitime ihtiyacı yoktur. Onlar içgüdüsel olarak dünyaya kendi adlarına donanımlı gelirler.<br />
<br />
Ama insan yürümekten koşmaya, okumaya, yazmaya, çatal bıçak kullanmaya kadar her şeyi öğrenmek zorundadır. İnsan için öğrenme ihtiyacı yaşam boyu devam eder, sonu yoktur. Bu süreç insan niteliğini sonsuza değin ileriye götürür. Hayvan becerilerinde durağanlık egemenken insan becerileri dinamiktir.<br />
<br />
<br />
Öğrenme zaman, çaba, gayret, sabır ve sebat gerektirir. Dirsek çürütmeden, mürekkep yalamadan kimse kendini alim ilan edemez. Mücadelenin ödülü kendi içindedir. Öğrenme süreç ve sonuç itibariyle keyif verir, mutlu eder. Bir çocuğun emeklemeye çalışırken neşesi, iki ayağının üzerinde doğrulup ilk adımlarını atmaya başladığında yüzündeki gülümseme bize çok şey anlatır. Öğrenme zevktir, mutluluktur, neşedir, keyiftir, hayatı dolu dolu yaşamaktır. Öğrenmemiz gereken ilk şey öğrenmeye ihtiyacımız olduğudur.<br />
<br />
İnsanın öğrenebilen bir varlık olması onu tehlikelere de maruz bırakır. Olumsuz alışkanlıkları, yanlış davranışları da öğrenebilir. Kötü eğitim-iyi eğitim, olumlu öğrenme-olumsuz öğrenme kavramları vardır. İnsandan doğan tüm olumsuz etkilerin kaynağında kötü eğitim ve olumsuz öğrenmeler vardır. Bu yüzden aile, okul, medya ve diğer eğitim ortamlarında kötü öğrenmelere kalkan olarak değerler eğitimi verilmelidir. Etik, ahlaki, kültürel ve manevi değerler kazandırılmalıdır. Değerler eğitimi edebiyat, resim, müzik gibi sanat alanlarının üzerinde şekillenir. Zihin, ruh ve beden disiplini için spor şarttır.<br />
<br />
Bir anda “…melidir”, “…malıdır” ifadelerini sıraladım. Asıl önemlisi, ben meselenin neresindeyim, neresinde olmalıyım? Kendimi işin içine katıyorum. Hazırlanmadan, öğrenmeden başarıyı amaçlamak kupkuru bir hayal. Liyakat kesp etmeden başkalarının lütfuyla bir yerlere gelmedim, bundan sonra da gelmeyeceğim. Gençlere tavsiyem de böyle olmaları...<br />
<br />
Liyakatin sınırı yok, öyleyse öğrenmenin de sonu yok. Öğrenmeye, kendimi yetiştirmeye, geliştirmeye devam… Kişisel amaçlarıma göre uzun ve kısa vadeli öğrenme hedeflerim var. Okumak, yazmak, yabancı dili ve yazılım becerilerimi geliştirmek temel hedeflerim arasında. Sizin de kendinize göre stratejik öğrenme planınız olsun. Bilgiye erişim artık çok kolay. Çevrim içi kurslar yoluyla neredeyse her şeyi öğrenmek mümkün. Masanızın başında yurt dışına uzanabiliyorsunuz. En popüler kitaplar elektronik ortamda ayağınıza kadar gelebiliyor. Cehaletin bahanesi yok.<br />
<br />
İhtiyaçlar merdiveninde piramidin tepesine öğrenerek yükselebiliriz.<br />
<br />
Olmak yolunda öğrenmeye devam.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynaklar</span><br />
Adler, A. (1992). Understanding human nature. London: Oneworld Publications.<br />
<br />
Armstrong, W.H. (2013). The seven laws of success. USA: Philadelphia Church of God.<br />
<br />
Edwards, W. (2019). The 7 keys to success. Third Ed. USA: White Dove Books 2006-2019.<br />
<br />
Maslow, A.H. (2012). A theory of human motivation. USA: Start Publishing LLC.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İletişimde Zorlananlar, Sosyal Fobisi Olan Arkadaşlar Için]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-iletisimde-zorlananlar-sosyal-fobisi-olan-arkadaslar-icin.html</link>
			<pubDate>Sun, 23 Jun 2024 08:12:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-iletisimde-zorlananlar-sosyal-fobisi-olan-arkadaslar-icin.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İletişimde zorlananlar,sosyal fobisi olan arkadaşlar için;</span><br />
<br />
Bu sorunu en iyi yaşayarak,deneyerek çözersiniz,bunu da toplumun içine girerek (diğer insanların ortamına girerek,korkunun üzerine gitme mantığı) çözebilirsiniz fakat kişinin kendi başına bunun üstesinden gelmesi kolay değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Örneğin iğneden korkan bir kişi kendi kendisine iğne yapamaz.</span><br />
<br />
Tabi çevremizde muhakkak sessiz,sakin,yalnız takılan birileri vardır az çok.Onlar da tamamen yalnız yaşayacak değiller ya onların da çok azıcık olsa bile ya da hiç yoktan aileleri vardır,onlarla iletişim kurarlar.(Bunu söylememin nedeni eğer arkadaş çevreniz pek yoksa olduğu kadarını kullanarak,yeni arkadaşlar edinmeye çalışın ve bunu basit ve rahat bir şekilde yapın.<br />
<br />
- Ya da bu durumunuzu (her ne kadar istemesenizde) yakın bir arkadaşınızla paylaşın veya daha farklı şeyler yaparak çevrenizin ilgisini çekmeyi sağlayın ki onların sizin üstünüzde yoğunlaşarak bu sorundan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.<br />
<br />
- Şimdi gelelim arkadaş yönlerinden sorunu olmayıp,konuşma sorunu olanlara.<br />
<br />
(Bu başlığı yazar yazmaz aklıma gelen ilk şey,bir erkeğin bir kızdan hoşlanmasının ardından konuşma sorunu yaşaması idi.)<br />
Hayatımızda az çok iletişim,diksiyon sorunu yaşarız,kimimiz çok hızlı konuşur kimimizin ses tonu yetersizdir vs vs. türlü türlü şeyler var bu hayatta.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğer ki sizin de konuşmakta sorunlarınız varsa;</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) </span>Karşınızdaki kişinin duyabileceği ses seviyesinde konuşmaya çalışın ama fazla bağırmadan.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2) </span>Konuşma hızınızı ayarlamaya çalışın,ne hızlı ne de yavaş,tane tane ve sözcükleri seçerek,özenli konuşmak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3) </span>Olabildiğince olumlu cümleler kurun,onaylayıcı kelimeler de olabilir,bu sizin de mutlu olmanızı ve karşınızdaki kişileri mutlu etmeyi sağlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İletişimde zorlananlar,sosyal fobisi olan arkadaşlar için;</span><br />
<br />
Bu sorunu en iyi yaşayarak,deneyerek çözersiniz,bunu da toplumun içine girerek (diğer insanların ortamına girerek,korkunun üzerine gitme mantığı) çözebilirsiniz fakat kişinin kendi başına bunun üstesinden gelmesi kolay değildir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Örneğin iğneden korkan bir kişi kendi kendisine iğne yapamaz.</span><br />
<br />
Tabi çevremizde muhakkak sessiz,sakin,yalnız takılan birileri vardır az çok.Onlar da tamamen yalnız yaşayacak değiller ya onların da çok azıcık olsa bile ya da hiç yoktan aileleri vardır,onlarla iletişim kurarlar.(Bunu söylememin nedeni eğer arkadaş çevreniz pek yoksa olduğu kadarını kullanarak,yeni arkadaşlar edinmeye çalışın ve bunu basit ve rahat bir şekilde yapın.<br />
<br />
- Ya da bu durumunuzu (her ne kadar istemesenizde) yakın bir arkadaşınızla paylaşın veya daha farklı şeyler yaparak çevrenizin ilgisini çekmeyi sağlayın ki onların sizin üstünüzde yoğunlaşarak bu sorundan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.<br />
<br />
- Şimdi gelelim arkadaş yönlerinden sorunu olmayıp,konuşma sorunu olanlara.<br />
<br />
(Bu başlığı yazar yazmaz aklıma gelen ilk şey,bir erkeğin bir kızdan hoşlanmasının ardından konuşma sorunu yaşaması idi.)<br />
Hayatımızda az çok iletişim,diksiyon sorunu yaşarız,kimimiz çok hızlı konuşur kimimizin ses tonu yetersizdir vs vs. türlü türlü şeyler var bu hayatta.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğer ki sizin de konuşmakta sorunlarınız varsa;</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) </span>Karşınızdaki kişinin duyabileceği ses seviyesinde konuşmaya çalışın ama fazla bağırmadan.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2) </span>Konuşma hızınızı ayarlamaya çalışın,ne hızlı ne de yavaş,tane tane ve sözcükleri seçerek,özenli konuşmak.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3) </span>Olabildiğince olumlu cümleler kurun,onaylayıcı kelimeler de olabilir,bu sizin de mutlu olmanızı ve karşınızdaki kişileri mutlu etmeyi sağlar.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hukuk Fakültelerinde Anlatılan Efsanevî “Berlin’de Hakimler Var” Hikayesi]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-hukuk-fakultelerinde-anlatilan-efsanev%C3%AE-%E2%80%9Cberlin%E2%80%99de-hakimler-var%E2%80%9D-hikayesi.html</link>
			<pubDate>Sun, 23 Jun 2024 08:06:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-hukuk-fakultelerinde-anlatilan-efsanev%C3%AE-%E2%80%9Cberlin%E2%80%99de-hakimler-var%E2%80%9D-hikayesi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Alman Atasözü: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">„Berlin’de Hakimler Var“</span><br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">Alman Kralı II. Frederick</span> 1750 yılında Potsdam’dan geçiyor. Orayı çok beğeniyor ve “Bana şuraya bir saray yapın” diyor.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ertesi gün adamları gidip bakıyorlar, Kral’ın beğendiği yerde bir değirmen var.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Adamlar kapıyı çalıyor, yaşlı değirmenci açıyor.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Buyrun?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğendi, satın alacak. Kaç para?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Satmıyorum ki ne parası?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Saçmalama Kral istedi.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Bana ne! Ben satmadıktan sonra kimse alamaz !<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Adamları gelip Kral’a diyorlar ki;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Efendim beğendiğiniz yerdeki değirmenci deli. “Satmıyorum” dedi.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Çağırın bakalım bana şu adamı.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Değirmenci gelip, Kral’ın karşısında duruyor.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">II. Frederick:</span><br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Yanlış anladınız herhalde , ben satın almak istiyorum orayı. Kaç para?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Yoo yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum!<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– İnat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Sen koskoca Kralsın, paran çok. Git Almanya’nın her yerine saray yap. Burayı benden önce babam işletiyordu.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum!<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">II. Frederick</span> ayağa kalkıyor;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Unutma ki ben Kralım!<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Değirmenci bakıyor ve diyor ki;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Asıl sen unutma ki Berlin’de hakimler var! Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz. Orada oturamaz.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonuç ; Potsdam’da değirmene komşu başka bir arazide Sansosi Sarayı yapılıyor. .<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Saray ve değirmen yan yana. Kral ve değirmenci adaletle komşu oluyor.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sabahları<span style="color: red;" class="mycode_color"> II. Frederick </span>arka bahçeye çıktığında değirmenci sesleniyor;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">– Hey Frederick,</span> ekmek yaptım göndereyim mi?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">II. Frederick</span> diyor ki;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">-“ADALET HER SABAH bana, SICAK BİR EKMEK kokusuyla gelirdi.”</span></span></span></span></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Alman Atasözü: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">„Berlin’de Hakimler Var“</span><br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">Alman Kralı II. Frederick</span> 1750 yılında Potsdam’dan geçiyor. Orayı çok beğeniyor ve “Bana şuraya bir saray yapın” diyor.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ertesi gün adamları gidip bakıyorlar, Kral’ın beğendiği yerde bir değirmen var.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Adamlar kapıyı çalıyor, yaşlı değirmenci açıyor.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Buyrun?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğendi, satın alacak. Kaç para?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Satmıyorum ki ne parası?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Saçmalama Kral istedi.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Bana ne! Ben satmadıktan sonra kimse alamaz !<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Adamları gelip Kral’a diyorlar ki;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Efendim beğendiğiniz yerdeki değirmenci deli. “Satmıyorum” dedi.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Çağırın bakalım bana şu adamı.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Değirmenci gelip, Kral’ın karşısında duruyor.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">II. Frederick:</span><br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Yanlış anladınız herhalde , ben satın almak istiyorum orayı. Kaç para?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Yoo yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum!<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– İnat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Sen koskoca Kralsın, paran çok. Git Almanya’nın her yerine saray yap. Burayı benden önce babam işletiyordu.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum!<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">II. Frederick</span> ayağa kalkıyor;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Unutma ki ben Kralım!<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Değirmenci bakıyor ve diyor ki;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">– Asıl sen unutma ki Berlin’de hakimler var! Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz. Orada oturamaz.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonuç ; Potsdam’da değirmene komşu başka bir arazide Sansosi Sarayı yapılıyor. .<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Saray ve değirmen yan yana. Kral ve değirmenci adaletle komşu oluyor.<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sabahları<span style="color: red;" class="mycode_color"> II. Frederick </span>arka bahçeye çıktığında değirmenci sesleniyor;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">– Hey Frederick,</span> ekmek yaptım göndereyim mi?<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: red;" class="mycode_color">II. Frederick</span> diyor ki;<br />
</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">-“ADALET HER SABAH bana, SICAK BİR EKMEK kokusuyla gelirdi.”</span></span></span></span></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[DOSTOYEVSKİ Şöyle Der]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-dostoyevski-soyle-der.html</link>
			<pubDate>Sun, 23 Jun 2024 07:38:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=23">Damla</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-dostoyevski-soyle-der.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir.<br />
</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: "Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?"<br />
</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı.<br />
</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor.</span><br />
</span></span></span></span><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor...”</span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dostoyevski ( Budala Kitabından)</span></span></span></span></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir.<br />
</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: "Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?"<br />
</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı.<br />
</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor.</span><br />
</span></span></span></span><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor...”</span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #666666;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Roboto, serif;" class="mycode_font"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dostoyevski ( Budala Kitabından)</span></span></span></span></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>