<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - Kadın Sağlığı]]></title>
		<link>https://www.forumteams.com/</link>
		<description><![CDATA[Genel Paylaşım Forumu ,Türkçe Forum Sitesi, Güncel Forumlar - https://www.forumteams.com]]></description>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 12:45:09 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Adet Düzensizlikleri]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-adet-duzensizlikleri.html</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 19:50:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=34">KrALiÇe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-adet-duzensizlikleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Adet Düzensizlikleri</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Tanım:</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Her kadın zaman zaman adet duzeninde sapmalar, gecikmeler ya da ara kanamalar yaşayabilir. Normal insan hayatında yaşanılan stresler, sıkıntılar, ani kilo değişiklikleri, spor, üzüntüler gibi pekçok faktör adet düzenini etkileyebilir ve adeta bir saat gibi işleyen bu mekanizmada sapmalara neden olabilir. Adet düzenindeki sapmaların hiçbir türlüsü normal değildir ve araştırılması gerekir. Çünkü kadın üreme sistemindeki hemen hemen bütün patolojilerin en sık verdiği belirti adet düzensizlikleridir. Her adet duzensizliği anormal olmasına rağmen herzaman bir patolojiyi, kisti, myomu ya da en korkuncu kanseri işaret etmez. Altta yatan anatomik bir patoloji olmadığı halde normal adet düzeninde meydana gelen anormal kanamalara disfonksiyonel uterin kanama (DUK) adı verilir.Burada önemli olan nokta kanama bozukluğunu açıklayacak organik bir lezyonun bulunmamasıdır. İlk kez 1927 yılında tanımlanan bu tabloya methropathia hemorrhagica ya da başka bir deyişle metropatik uterus adı verilmiştir, günümüzde ise disfonksiyonel uterin kanamalar başlığı altında incelenmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Klinik</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Disfonksiyonel kanamalar adet kanamasının ritminin, miktarının ya da her ikisinin birden bozulması ile belirgindir. Genelde beyin-hipofiz-yumurtalık üçgenindeki hormonal dengenin bozulmasından kaynaklanır. Beyinden salgılanan gonadotropin adı verilen hormonların salgılanma bozuklukları ya da uyumsuzlukları altta yatan ana nedendir. Bu durum yumurtlama bzoukluklarına neden olarak östrojen ve progesteron arasındaki dengenin de bzoulmasına yol açar. Neticede disfonkisyonel uterin kanamalar, endometrial hiperplazi, over kistleri gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Klinik olarak kanamanın patternine göre isimlendirilirler. Buna göre</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Amenore 3 ya da daha fazla adet dönemi icin gereken sürede hiç adet görmemek</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Oligomenore 35 günden daha seyrek olan kanamalar</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Polimenore 21 günden daha sık olan kanamalar</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Hipomenore Adet kanamasının miktarının az olması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Hipermenore Adet kanamasının miktarının fazla olması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Menoraji Adet kanamasının süresinin uzaması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Metroraji Ara kanamaların olması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Menometroraji Düzensiz aralıklarla fazla miktarda kanama olması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Ovülasyon kanaması Siklus ortasında görülen hafif kanama</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Spotting Lekelenme</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">DUK jinekolojik şikayetlerin yaklaşık %10'unu meydana getirir.En sık ergenlik başlangıcında ve menopoza yakın dönemde görülür.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Düzensiz kanamalar yumurtlamanın olduğu (ovülatuar) ve olmadığı (anovülatuar) olarak kabaca 2 ye ayrılır. DUK'ın yaklaşık %90'ı anovülatuardır. Yani herhangi bir nedene bağlı olarak o adet siklusunda yumurtlama olmamıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Ovülatuar Kanamalar</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Genelde üreme çağındaki kadınlarda görülür. Göreceli olarak FSH eksikliği nedeni ile yumurta gelişimi gecikir ve çatlama geç oluşur. Bunun sonucunda kişide oligomenore görülür. Eğer yumurta hücresinin FSH'a duyarlılığı artmış ise bu kez yumurta hücresi vaktinden önce gelişir ve çatlar neticede polimenore ortaya çıkar.Adet ortasıda yumurtlama döneminde denk gelen kanama da bu sınıfta değerlendirilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Anovülatuar Kanamalar</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Gelişen yumurta hücresinin çatlamaması sonucu buradan östrojen hormonu salgılanmaya devam eder. Bu etki ile rahim iç zarı olan endometrium kalınlaşmaya devam eder. Yumurtlama olmadığı için progesteron dolaşıma yeterli kadar salınamaz ve kalınlaşmaya başlayan endometrium bir süre sonra kırılır ve kanama ortaya çıkar. Anovülatuar sikluslar ilk adet kanamasından sonraki ergenliğe geçiş döneminde, polikistik over hastalığında, menopoz öncesi dönemde, emzirme dönemlerinde ve şişman hastalarda sık rastlanılan bir durumdur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Hormonal etkiler</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Endometrium sürekli yenilenen ve her ay değişim gösteren bir dokudur (Bkz.Endometrial hiperplazi). Bu doku östrojen ve progesteron adlı hormonlara karşı çok hassastır. Endometriumu etkileyecek organik bir patoloji olmadan östrojen ve progesteronun düzensiz ve değişik düzeylerdeki etkileri düzensiz kanamalara yani disfonksiyonel uterin kanamaya neden olur. Bu tür kanamalar oluş mekanizmasına göre 5 başlık altında toplanırlar:</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1.</span> Östrojen çekilme kanaması: Östrojenle uyarılmış ve kalınlaşmakta olan endometriumda östrojenin aniden ortadan çekilmesi ile meydana gelen endometrium dökülmesi ve görülen kanamadır. Bu kanama türünde progesteronun bir etkisi yoktur. Dışarıdan verilen östrojenin kesilmesi ya da ameliyat ile her iki yumurtalığın alındığı durumlarda görülür. Pratikte pek sık karşılaşılan bir tablo değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2.</span> Östrojen kırılma kanaması: Östrojenle sürekli uyarılmakta olan endometriumda östrojene olan cevap endometriumun her alanında aynı ve eşit değildir. Östrojen uyarısı devam ettikçe fazla gelişmiş ve kalınlaşmış kısımlarda kanlanma ve dolayısı ile beslenme bozuklukları başlar ve bu kısımlar dökülerek kanamaya neden olur. Anovülasyonda ortaya çıkan kanama bzoukluklarının mekanizması budur, dolayısı ile disfonksiyonel uterin kanamaların altında yatan en önemli mekanizma da östrojn kırılma kanamasıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. </span>Progesteron çekilme kanaması: Östrojenle uyarılmış ve kalınlaşmış endometrium yumurtlamadan sonra progesteronun etkisi altına girer ve artık kalınlaşmaz. Progesteron ortamdan çekildiğinde ise endometrium üzerindeki destek ortadan kalkar ve tüm fonksiyonel endometrium dökülerek kanamaya neden olur. Normal adet kanamaları ve doğum kontrol hapı kullanırken ilaç bittikten sonra görülen kanama bu türdedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. </span>Progesteron kırılma kanaması: Progesteron düzeyi endometrium kalınlığını korumaya yetmez ve kanamaya yol açar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. </span>Atrofi kanaması: Östrojen ve progesteronun ortamda yeterli miktarlarda bulunmamasına bağlı olan kanamalardır. Menopoz sonrası dönemde görülürler.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tanı</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Anormal vajinal kanama olan hastalarda altta yatan organik bir lezyonun bulunamaması ile tanı konur.Ayırıcı tanıda myomlar, endometrium iltihabı, spiral, dışarıdan verilen ilaç ve hormonlar, gebelik, düşükler, dış gebelik, habis tümörler, kan hastalıkları, karaciğer hastalıkları düşünülmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Tedavi</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Tedavide amaç kanamanın durdurulması ve yeniden tekrar etmesinin engellenmesidir.Bu amaçla değişik hormon kombinasyonları kullanılır. 35 yaş üzeri kanamalar durdurulamıyorsa cerrahi müdahale gerekebilir. Bazen genç hastalarda da akut kanamayı durdurmak için kürtaj gerekli olabilir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Adet Düzensizlikleri</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Tanım:</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Her kadın zaman zaman adet duzeninde sapmalar, gecikmeler ya da ara kanamalar yaşayabilir. Normal insan hayatında yaşanılan stresler, sıkıntılar, ani kilo değişiklikleri, spor, üzüntüler gibi pekçok faktör adet düzenini etkileyebilir ve adeta bir saat gibi işleyen bu mekanizmada sapmalara neden olabilir. Adet düzenindeki sapmaların hiçbir türlüsü normal değildir ve araştırılması gerekir. Çünkü kadın üreme sistemindeki hemen hemen bütün patolojilerin en sık verdiği belirti adet düzensizlikleridir. Her adet duzensizliği anormal olmasına rağmen herzaman bir patolojiyi, kisti, myomu ya da en korkuncu kanseri işaret etmez. Altta yatan anatomik bir patoloji olmadığı halde normal adet düzeninde meydana gelen anormal kanamalara disfonksiyonel uterin kanama (DUK) adı verilir.Burada önemli olan nokta kanama bozukluğunu açıklayacak organik bir lezyonun bulunmamasıdır. İlk kez 1927 yılında tanımlanan bu tabloya methropathia hemorrhagica ya da başka bir deyişle metropatik uterus adı verilmiştir, günümüzde ise disfonksiyonel uterin kanamalar başlığı altında incelenmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Klinik</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Disfonksiyonel kanamalar adet kanamasının ritminin, miktarının ya da her ikisinin birden bozulması ile belirgindir. Genelde beyin-hipofiz-yumurtalık üçgenindeki hormonal dengenin bozulmasından kaynaklanır. Beyinden salgılanan gonadotropin adı verilen hormonların salgılanma bozuklukları ya da uyumsuzlukları altta yatan ana nedendir. Bu durum yumurtlama bzoukluklarına neden olarak östrojen ve progesteron arasındaki dengenin de bzoulmasına yol açar. Neticede disfonkisyonel uterin kanamalar, endometrial hiperplazi, over kistleri gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Klinik olarak kanamanın patternine göre isimlendirilirler. Buna göre</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Amenore 3 ya da daha fazla adet dönemi icin gereken sürede hiç adet görmemek</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Oligomenore 35 günden daha seyrek olan kanamalar</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Polimenore 21 günden daha sık olan kanamalar</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Hipomenore Adet kanamasının miktarının az olması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Hipermenore Adet kanamasının miktarının fazla olması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Menoraji Adet kanamasının süresinin uzaması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Metroraji Ara kanamaların olması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Menometroraji Düzensiz aralıklarla fazla miktarda kanama olması</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Ovülasyon kanaması Siklus ortasında görülen hafif kanama</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Spotting Lekelenme</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">DUK jinekolojik şikayetlerin yaklaşık %10'unu meydana getirir.En sık ergenlik başlangıcında ve menopoza yakın dönemde görülür.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Düzensiz kanamalar yumurtlamanın olduğu (ovülatuar) ve olmadığı (anovülatuar) olarak kabaca 2 ye ayrılır. DUK'ın yaklaşık %90'ı anovülatuardır. Yani herhangi bir nedene bağlı olarak o adet siklusunda yumurtlama olmamıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Ovülatuar Kanamalar</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Genelde üreme çağındaki kadınlarda görülür. Göreceli olarak FSH eksikliği nedeni ile yumurta gelişimi gecikir ve çatlama geç oluşur. Bunun sonucunda kişide oligomenore görülür. Eğer yumurta hücresinin FSH'a duyarlılığı artmış ise bu kez yumurta hücresi vaktinden önce gelişir ve çatlar neticede polimenore ortaya çıkar.Adet ortasıda yumurtlama döneminde denk gelen kanama da bu sınıfta değerlendirilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Anovülatuar Kanamalar</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Gelişen yumurta hücresinin çatlamaması sonucu buradan östrojen hormonu salgılanmaya devam eder. Bu etki ile rahim iç zarı olan endometrium kalınlaşmaya devam eder. Yumurtlama olmadığı için progesteron dolaşıma yeterli kadar salınamaz ve kalınlaşmaya başlayan endometrium bir süre sonra kırılır ve kanama ortaya çıkar. Anovülatuar sikluslar ilk adet kanamasından sonraki ergenliğe geçiş döneminde, polikistik over hastalığında, menopoz öncesi dönemde, emzirme dönemlerinde ve şişman hastalarda sık rastlanılan bir durumdur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Hormonal etkiler</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Endometrium sürekli yenilenen ve her ay değişim gösteren bir dokudur (Bkz.Endometrial hiperplazi). Bu doku östrojen ve progesteron adlı hormonlara karşı çok hassastır. Endometriumu etkileyecek organik bir patoloji olmadan östrojen ve progesteronun düzensiz ve değişik düzeylerdeki etkileri düzensiz kanamalara yani disfonksiyonel uterin kanamaya neden olur. Bu tür kanamalar oluş mekanizmasına göre 5 başlık altında toplanırlar:</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1.</span> Östrojen çekilme kanaması: Östrojenle uyarılmış ve kalınlaşmakta olan endometriumda östrojenin aniden ortadan çekilmesi ile meydana gelen endometrium dökülmesi ve görülen kanamadır. Bu kanama türünde progesteronun bir etkisi yoktur. Dışarıdan verilen östrojenin kesilmesi ya da ameliyat ile her iki yumurtalığın alındığı durumlarda görülür. Pratikte pek sık karşılaşılan bir tablo değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2.</span> Östrojen kırılma kanaması: Östrojenle sürekli uyarılmakta olan endometriumda östrojene olan cevap endometriumun her alanında aynı ve eşit değildir. Östrojen uyarısı devam ettikçe fazla gelişmiş ve kalınlaşmış kısımlarda kanlanma ve dolayısı ile beslenme bozuklukları başlar ve bu kısımlar dökülerek kanamaya neden olur. Anovülasyonda ortaya çıkan kanama bzoukluklarının mekanizması budur, dolayısı ile disfonksiyonel uterin kanamaların altında yatan en önemli mekanizma da östrojn kırılma kanamasıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. </span>Progesteron çekilme kanaması: Östrojenle uyarılmış ve kalınlaşmış endometrium yumurtlamadan sonra progesteronun etkisi altına girer ve artık kalınlaşmaz. Progesteron ortamdan çekildiğinde ise endometrium üzerindeki destek ortadan kalkar ve tüm fonksiyonel endometrium dökülerek kanamaya neden olur. Normal adet kanamaları ve doğum kontrol hapı kullanırken ilaç bittikten sonra görülen kanama bu türdedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. </span>Progesteron kırılma kanaması: Progesteron düzeyi endometrium kalınlığını korumaya yetmez ve kanamaya yol açar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. </span>Atrofi kanaması: Östrojen ve progesteronun ortamda yeterli miktarlarda bulunmamasına bağlı olan kanamalardır. Menopoz sonrası dönemde görülürler.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tanı</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Anormal vajinal kanama olan hastalarda altta yatan organik bir lezyonun bulunamaması ile tanı konur.Ayırıcı tanıda myomlar, endometrium iltihabı, spiral, dışarıdan verilen ilaç ve hormonlar, gebelik, düşükler, dış gebelik, habis tümörler, kan hastalıkları, karaciğer hastalıkları düşünülmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Tedavi</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Tedavide amaç kanamanın durdurulması ve yeniden tekrar etmesinin engellenmesidir.Bu amaçla değişik hormon kombinasyonları kullanılır. 35 yaş üzeri kanamalar durdurulamıyorsa cerrahi müdahale gerekebilir. Bazen genç hastalarda da akut kanamayı durdurmak için kürtaj gerekli olabilir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ağrısız Doğum]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-agrisiz-dogum.html</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 19:46:51 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=34">KrALiÇe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-agrisiz-dogum.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Ağrısız doğum</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Doğum ağrılı bir olaydır, ama sancılarında bir amacı olduğunu unutmayın. Her kasılma sizi bebeğinizin doğumuna biraz daha yakınlaştırır. Ağrı giderme yöntemlerini kullanmak konusunda ne kadar kararlı olursanız olun olaya geniş bir açıdan bakmanızda fayda vardır. Bu yöntemlerin gerekliliği yaşayacağınız doğurma sürecine ve sizin ağrıya dayanma gücünüze bağlıdır. Eğer katlanabileceğinizden fazla acı ile karşı karşıyaysanız ağrı giderme yöntemlerine başvurulmasını istemekten çekinmeyin.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Epidural Anestezi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Epidural anestezi vücudun alt bölümlerine giden sinirleri geçici bir süre uyuşturur. Özellikle doğumdaki sırt ve bel ağrılarının giderilmesinde faydalıdır. Her hastanede uygulanan bir yöntem değildir. Epidural blok şiddetli doğum ağrılarının giderilmesinin yanı sıra hem normal yolla hemde sezaryen doğumlar için giderek daha popüler hale gelmektedir. Bunun temel nedeni daha güvenli ve kolay uygulanabilir olmasıdır. Epiduralin zamanlaması etkisi doğumun ikinci evresinde geçecek şekilde yapılmalıdır, yoksa bebeğin doğumu gecikebilir. Epidurali uygulamak yaklaşık 20 dakika alır. Dizlerinizi karnınıza çekerek yan yatmanız istenir. Anestezik madde ince bir tüp ile belinize enjekte edilir. Bu tüp yerinde bırakılarak gerektiğinde ağrı kesicinin yeniden verilmesi sağlanır. İlacın etkisi yaklaşık 2 saat sürer. Epidural uygulandığında sürekli kontrol altında kalacaksınız ve belinizdeki kateter varlığından dolayı hareketleriniz kısıtlanacaktır.Epidural gereği gibi etki gösterirse doğumda hiç ağrı duyulmaz. Bazı hamilelerde bayılma hissi ve baş dönmesi yapabilir. Ayrıca bebeğin kalp atışlarını etkiliye bileceğinden bebek kalp atışları sürekli monitörden izlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Pudental Anestezi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Bu yöntem ikinci aşamadaki ağrıları gidermek için kullanılır ve genellikle normal yolla doğumda tercih edilir. Perine ve vajina çevresindeki bölgeye sokulan bir iğne yoluyla uygulanır, o bölgedeki ağrıları azaltır ancak rahimdeki ağrılara pek etki etmez. En çok forseps kullanıldığında yararlıdır ve etkisi epizotomi yapılana dek sürebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Gaz ve hava</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Oksijen ve azot oksit karışımı kendinizi iyi hissetmenizi sağlayarak ağrıları durdurur. Doğumun birinci evresinin sonlarına doğru etkilidir. El maskesi ile uygulanan gazı solumanız istenir. Etkisi bir iki dakika içerisinde görüldüğünden sancının başlayacağını hissettiğinizde gazdan bir kaç derin soluk almanız yeterli olur. Gaz ağrıyı ancak kısmen giderdiği için bazen yeterli olmayabilir. Gazı solurken başınız dönebilir,bulantı gelebilir. Bu gazın bebeğe zararlı bir etkisi yoktur ancak yinede günümüzde kullanımı nadirdir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Diğer ağrı kesiciler</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Güçlü bir ağrı kesici olan meperidin hidroklorid kadın doğumda en çok kullanılan ağrı kesicidir. En etkili uygulama şekli damar içine veya kas içine enjekte edilmesidir. İki ile dört saatte bir tekrarlanabilir. Genellikle kasılmaları etkilemez. Doğumdan yaklaşık 2-3 saat önce verilir. ******n ilaca yanıtı ve ağrının azalma derecesi çok değişkendir. Bazı kadınlar ilacın kendilerini gevşettiğini ve kasılmalara daha iyi dayandıklarını ileri sürerler, bazıları ise uyuşukluk duygusundan hiç hoşlanmazlar ve kasılmalarla başa çıkmakta zorlandıklarını söylerler. Kadının duyarlılığına göre değişen yan etkiler arasında bulantı, kusma, solunumun zayıflaması ve kan basıncında düşme sayılabilir. Meperidin ayrıca doğum sonrası epizyotomi ve sezaryen acısını dindirmek içinde verilebilir. Eğer doğuma çok yakın verilmişse bebek uykulu olabilir ve emmekte zorlanabilir ama bu etkileri kısa sürelidir.</span><br />
<br />
<span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel anestezi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Bir zamanlar ağrısız doğum için en gözde yöntemlerden biri olan genel anestezi, artık yalnızca ameliyatlı doğumlarda (sezaryen) kullanılır. Hızlı etkisinden dolayı daha çok bölgesel anestezi yapılmasına zaman bulunamadığı acil sezaryen durumlarında uygulanmaktadır. Bazı ön ilaçların enjekte edilmesinden sonra genel anestezik madde hastaya solunum yolu ile verilir. Bunu bir uzman anestezist yapar. Anne doğumun bütün aşamalarında bilinçsiz olacaktır. Kendine geldiğinde de bir süre sersem, çevresini ve zamanı tanımaz ve huzursuz olabilir. Boğazına koyulmuş bir tüpten dolayı öksürebilir, boğazı sızlayabilir, bulantı ve kusması olabilir. Geçici bir kan basıncı düşmeside başka bir olası yan etkidir. Genel anestezinin büyük sorunu anneyle birlikte bebeğin de sakinleşmiş olmasıdır. Bununla birlikte tam doğum anında anestezik madde kesilerek bebeğin uyuşukluğu en aza indirilebilir. Bu yolla bebek henüz kendine fazla miktarda ilaç ulaşmadan doğabilir. Anne yan yatırılarak (genelde sola) ve oksijen verilerek, bebeğe giden oksijen arttırılmaya çalışılır.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Genel aestezinin başka bir yan etkisi den kusması ve kusmuklarının, öksürük refleksleri baskılanmış olduğundan,ciğerlerine kaçarak zatüreye yol açma olasılığıdır.Doğum öncesinde sizden hiçbir şey yiyip içmemenizin istenmesinin nedeni de budur</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Ağrısız doğum</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Doğum ağrılı bir olaydır, ama sancılarında bir amacı olduğunu unutmayın. Her kasılma sizi bebeğinizin doğumuna biraz daha yakınlaştırır. Ağrı giderme yöntemlerini kullanmak konusunda ne kadar kararlı olursanız olun olaya geniş bir açıdan bakmanızda fayda vardır. Bu yöntemlerin gerekliliği yaşayacağınız doğurma sürecine ve sizin ağrıya dayanma gücünüze bağlıdır. Eğer katlanabileceğinizden fazla acı ile karşı karşıyaysanız ağrı giderme yöntemlerine başvurulmasını istemekten çekinmeyin.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Epidural Anestezi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Epidural anestezi vücudun alt bölümlerine giden sinirleri geçici bir süre uyuşturur. Özellikle doğumdaki sırt ve bel ağrılarının giderilmesinde faydalıdır. Her hastanede uygulanan bir yöntem değildir. Epidural blok şiddetli doğum ağrılarının giderilmesinin yanı sıra hem normal yolla hemde sezaryen doğumlar için giderek daha popüler hale gelmektedir. Bunun temel nedeni daha güvenli ve kolay uygulanabilir olmasıdır. Epiduralin zamanlaması etkisi doğumun ikinci evresinde geçecek şekilde yapılmalıdır, yoksa bebeğin doğumu gecikebilir. Epidurali uygulamak yaklaşık 20 dakika alır. Dizlerinizi karnınıza çekerek yan yatmanız istenir. Anestezik madde ince bir tüp ile belinize enjekte edilir. Bu tüp yerinde bırakılarak gerektiğinde ağrı kesicinin yeniden verilmesi sağlanır. İlacın etkisi yaklaşık 2 saat sürer. Epidural uygulandığında sürekli kontrol altında kalacaksınız ve belinizdeki kateter varlığından dolayı hareketleriniz kısıtlanacaktır.Epidural gereği gibi etki gösterirse doğumda hiç ağrı duyulmaz. Bazı hamilelerde bayılma hissi ve baş dönmesi yapabilir. Ayrıca bebeğin kalp atışlarını etkiliye bileceğinden bebek kalp atışları sürekli monitörden izlenir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Pudental Anestezi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Bu yöntem ikinci aşamadaki ağrıları gidermek için kullanılır ve genellikle normal yolla doğumda tercih edilir. Perine ve vajina çevresindeki bölgeye sokulan bir iğne yoluyla uygulanır, o bölgedeki ağrıları azaltır ancak rahimdeki ağrılara pek etki etmez. En çok forseps kullanıldığında yararlıdır ve etkisi epizotomi yapılana dek sürebilir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Gaz ve hava</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Oksijen ve azot oksit karışımı kendinizi iyi hissetmenizi sağlayarak ağrıları durdurur. Doğumun birinci evresinin sonlarına doğru etkilidir. El maskesi ile uygulanan gazı solumanız istenir. Etkisi bir iki dakika içerisinde görüldüğünden sancının başlayacağını hissettiğinizde gazdan bir kaç derin soluk almanız yeterli olur. Gaz ağrıyı ancak kısmen giderdiği için bazen yeterli olmayabilir. Gazı solurken başınız dönebilir,bulantı gelebilir. Bu gazın bebeğe zararlı bir etkisi yoktur ancak yinede günümüzde kullanımı nadirdir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Diğer ağrı kesiciler</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Güçlü bir ağrı kesici olan meperidin hidroklorid kadın doğumda en çok kullanılan ağrı kesicidir. En etkili uygulama şekli damar içine veya kas içine enjekte edilmesidir. İki ile dört saatte bir tekrarlanabilir. Genellikle kasılmaları etkilemez. Doğumdan yaklaşık 2-3 saat önce verilir. ******n ilaca yanıtı ve ağrının azalma derecesi çok değişkendir. Bazı kadınlar ilacın kendilerini gevşettiğini ve kasılmalara daha iyi dayandıklarını ileri sürerler, bazıları ise uyuşukluk duygusundan hiç hoşlanmazlar ve kasılmalarla başa çıkmakta zorlandıklarını söylerler. Kadının duyarlılığına göre değişen yan etkiler arasında bulantı, kusma, solunumun zayıflaması ve kan basıncında düşme sayılabilir. Meperidin ayrıca doğum sonrası epizyotomi ve sezaryen acısını dindirmek içinde verilebilir. Eğer doğuma çok yakın verilmişse bebek uykulu olabilir ve emmekte zorlanabilir ama bu etkileri kısa sürelidir.</span><br />
<br />
<span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel anestezi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Bir zamanlar ağrısız doğum için en gözde yöntemlerden biri olan genel anestezi, artık yalnızca ameliyatlı doğumlarda (sezaryen) kullanılır. Hızlı etkisinden dolayı daha çok bölgesel anestezi yapılmasına zaman bulunamadığı acil sezaryen durumlarında uygulanmaktadır. Bazı ön ilaçların enjekte edilmesinden sonra genel anestezik madde hastaya solunum yolu ile verilir. Bunu bir uzman anestezist yapar. Anne doğumun bütün aşamalarında bilinçsiz olacaktır. Kendine geldiğinde de bir süre sersem, çevresini ve zamanı tanımaz ve huzursuz olabilir. Boğazına koyulmuş bir tüpten dolayı öksürebilir, boğazı sızlayabilir, bulantı ve kusması olabilir. Geçici bir kan basıncı düşmeside başka bir olası yan etkidir. Genel anestezinin büyük sorunu anneyle birlikte bebeğin de sakinleşmiş olmasıdır. Bununla birlikte tam doğum anında anestezik madde kesilerek bebeğin uyuşukluğu en aza indirilebilir. Bu yolla bebek henüz kendine fazla miktarda ilaç ulaşmadan doğabilir. Anne yan yatırılarak (genelde sola) ve oksijen verilerek, bebeğe giden oksijen arttırılmaya çalışılır.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Genel aestezinin başka bir yan etkisi den kusması ve kusmuklarının, öksürük refleksleri baskılanmış olduğundan,ciğerlerine kaçarak zatüreye yol açma olasılığıdır.Doğum öncesinde sizden hiçbir şey yiyip içmemenizin istenmesinin nedeni de budur</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ağrılı Adet Görme: Dismenore]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-agrili-adet-gorme-dismenore.html</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 19:45:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=34">KrALiÇe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-agrili-adet-gorme-dismenore.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağrılı Adet Görme: Dismenore</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tanım:</span><br />
<br />
Adet kanaması esnasında ya da hemen öncesinde kasıklarda ortaya çıkan rahatsızlık ve kramp tarzında ağrılara dismenore ya da menstrüel kramp adı verilir. Dismenore primer (1.cil) ve sekonder (2.cil) olmak üzere iki şekilde incelenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Primer (birincil) dismenore :</span><br />
<br />
Sıklıkla adet kanamasının başlangıcından sonraki ilk 1-2 yıl içinde ortaya çıkar ve kırklı yaşlara kadar sürebilir. Bazen kadınlarda ilk doğumdan sonra ağrılar hafifleyebilir. Ağrının nedeni rahimde ağrıya ve kasılmaya yol açan prostaglandin maddesinin yapımının artmasıdır.<br />
<br />
Ağrı genellikle adet kanaması başlamadan 1-2 gün önce ortaya çıkar, adetin birinci gününde belirginleşir ve genellikle 2.günde sakinleşir. Ağrı karnın alt kısmında aralıklı gelen kramp şeklindedir. Ağrı bir bölgede toplanabileceği gibi sırta, bele, kasıklara ve vulvaya (idrar yapılan açıklık ve vajinal açıklık) da yayılabilir. Ağrıya bazen terleme, yorgunluk, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, baş dönmesi, baş ağrısı, baygınlık, kabızlık gibi belirtiler eşlik edebilir.<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Neden sancılı adet görülür?</span></span><br />
<br />
Sancılı adet görme aslında normal adet görme mekanizmasının önemli bir parçası olan uterus (rahim) kasılmalarının kadın tarafından ağrı şeklinde hissedilmesidir. Bu uterus kasılmalarının amacı uterus iç tabakasını atılarak yenilenmesi sırasında oluşan kanama miktarını en az seviyede tutmaktır. Kasılmalar esnasında uterusta bölgesel olarak prostaglandin adı verilen bazı maddeler salgılanır. Ağrıya yol açan bu prostaglandinlerin ya aşırı miktarda salgılanması ya da kadınlarda prostaglandinlere ağrı şeklinde aşırı duyarlılık oluştuğu kabul edilmektedir. Prostaglandin salgısı yumurtlama sonrasında oluşan bir olay olduğundan tipik olarak adet görmeden kısa süre önce başlayan adet bittikten sonra tümüyle kaybolan adet sancısı yumurtlama olduğuna dair belirtilerden biridir.<br />
<br />
Sancılı adet görmenin nadir görülen nedenleri arasında serviks (rahim ağzı) girişi, kürtaj, enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak daralmış olması ve buna bağlı olarak adet kanının "zorlukla atılması" ve spiral kullanımı yer alır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne gibi belirtiler verir?</span><br />
<br />
Dismenore karnın alt bölgelerinde kramp benzeri ağrılar ve rahatsızlıklardır. Bu eşlik eden diğer belirtiler; Sırt ağrısı, baş ağrısı, bulantı, bacakların iç yüzünde hassasiyet olabilir. Dismenore ile birlikte adet öncesi gerginlik sendromu (PMS) de görülebilir ancak bu şart değildir. PMS genelde adet başlangıcından birkaç gün önce görülür. Dismenoreli kadınların yaklaşık %10-15'inde şikayetler normal günlük aktivitelerini kısıtlayacak kadar şiddetlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color">Eğer ağrılar;</span></span><br />
Normal zamanında gelen bir adet kanamasına eşlik etmiyorsa<br />
Her zaman olduğundan çok daha şiddetli ise<br />
2-3 günden daha uzun sürüyor ise<br />
Her zaman olandan daha farklı ise<br />
mutlaka bir hekim kontrolünden geçilmesi gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekonder (ikincil) dismenore:</span><br />
<br />
Seconder (ikincil) dismenorede (ağrılı adet görme) altta yatan bir patolojik (hastalık yapan) durum mevcuttur. Bir kaç örnek verecek olursak doğuştan olan kızlık zarının kapalı olması, bazı vajinal (hazneye ait) veya rahime ait anormallikler veya daha sonradan ortaya çıkan bazı hastakıklar gibi… Doğuştan olan problemler daha nadir olduğundan, sıklıkla daha genç yaşlarda ortaya çıkar.<br />
<br />
<span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekonder dismenore nedenleri nelerdir?</span></span><br />
<br />
1-Endometriozis<br />
2-Yumurtalık kistleri veya tümörleri<br />
3-Pelvik inflamatuar hastalık (PID)<br />
4-Myomlar<br />
5-Uterus polipleri<br />
6-Rahim içi yapışıklıklar<br />
7-Rahim içi araçlar<br />
8-Rahim boynu darlıkları<br />
9-Rahim tümörleri<br />
10-İmperfore hymen (kızlık zarının adet görmeyecek şekilde tam kapalı olması)<br />
11-Çift uterus veya uterusda septun bulunması<br />
12-Enfeksiyonlar<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne zaman jinekolojik değerlendirme gerekir?</span><br />
<br />
Adet sancıları ağrı kesicilerle kontrol altına alınabiliyorsa ve başka bir jinekolojik belirti yoksa jinekolojik muayene gerekli değildir. Ancak adet sancıları çok şiddetli olup genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa ve/veya iş kaybına neden oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalı etkili bir tedavi uygulanmalıdır.<br />
<br />
Jinekolojik değerlendirmenin çok önemli bir amacı vardır. Endometriozis (rahim iç tabakasının normal dışı bölgelerde bulunması), kronik enfeksiyon, yapışıklıklar, yumurtalık kistleri, uterus myomları ve diğer bazı jinekolojik hastalıklar kendilerine özgü belirtiler dışında aynen adet sancısı gibi belirtiler de verebilirler. Yapılan jinekolojik muayene bu durumların varlığını ortaya çıkarır ve böyle durumlarda tedavi tamamen farklı olur.<br />
<br />
<span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nasıl tanı konulur?</span></span><br />
<br />
Tanıda öncelikle hastanın öyküsü önem kazanır. cevaplanması gereken bir takım sorular vardır. Bunlar:<br />
Ağrının ne zaman olduğu<br />
Ağrıyı geçirmek için ne yapıldığı<br />
Eşlik eden başka bir şikayetin olup olmadığı<br />
Doğum kontrol haplarının ağrıyı azaltıp azaltmadığı<br />
Gün geçtikçe ağrının şiddetlenip şiddetlenmediği ve<br />
Ağrılar nedeni ile aktivitenin bozulup bozulmadığıdır.<br />
<br />
Ağrıların primer ya da altta yatan başka bir patolojiye bağlı olup olmadığını anlamak maksadıyla detaylı bir muayene yapılmalıdır. Herhangi bir enfeksiyon ya da kist gibi bir patolojiyi ayırt etmek için kan ve idrar tetkikleri ile ultrason incelemesi çoğu zaman gerekli olmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Primer dismenore tedavisi nasıl yapılır?</span><br />
<br />
Dismenorenin (ağrılı adet görmenin) oluşmasını önlemek mümkün değildir. Ağrı doktorun size tavsiye edeceği ilaçları kullanarak hafifletilebilir. Yine;<br />
<br />
Orta dereceli bölgesel sıcak uygulama iyi gelebilir. Bunun için sıcak banyo ya da ayaklara sıcak uygulama (sıcak bir havlu, termofor) önerilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta sıcak uygulama direkt karına yapılmamalıdır; çünkü karın içerisinde herhangi bir iltihabı reaksiyon varsa bu karın zarına yayılabilir ve oldukça tehlikelidir.<br />
<br />
Her zaman iyi beslenme ve bunun adet kanaması sırasındada sürdürülmesi ağrıyı azaltama da etkilidir. Eğer kişide adet kanamasından önce baş ağrısı, karında şişlik,...vb problemler oluyorsa adetten 1 hafta önce tuz kısıtlanmasına gidilebilir. Yine doğal idrar yaptırıcı olan maydanoz, ıhlamur, kuşkonmaz gibi besinlerin bu dönemde alınması ödemi(vücutta su toplaması)ve ödemin neden olacağı rahatsızlığı giderir.<br />
<br />
Yine diyette B vitamini ve Mg (magnezyum)'dan zengin besinlerin alınması bu dönemde oluşan rahatsızlıkları ve ağrıyı gidermede yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color">B Vitamininden zengin yiyecekler:</span></span><br />
<br />
Et, balık, karaciğer, kurubaklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, diğer sebzeler... Mg(magnezyum)'dan Zengin Yiyecekler:<br />
<br />
Yağlı tohumlar(fındık, fıstık, susam...vb.), koyu yeşil yapraklı sebzeler, öğütülmemiş tahıllar(kepekli ekmek)<br />
<br />
Ağrıyı gidermede kullanılan bir diğer yöntem düzenli egzersizdir. Kas tonüsünü güçlendirici egzersizler ve nefes egzersizleri dismeonoreyi kontrol eder. Menstrual problemleri önlemek ve kas tonusunu artırmak için yüzme önerilen bir egzersizdir. Bunun yanında kişinin ev ortamında yapacağı hafif egzersizlerde ağrıyı azaltmada yardımcıdır.<br />
<br />
Masajda ağrıyı azaltmada etkili bir yöntemdir. Ağrıyan bölgenin altına yoğurma tarzında ritmik masaj uygulanırsa ağrının algılanması azaltılabilir.<br />
<br />
Düzenli uyku,gerginliği azaltacağından ağrıyı kontrol etmede kullanılır.<br />
<br />
Kişinin kadın olmaya ve adet görmeye ilişkin pozitif tavır takınmasında ağrıyı oluşturabilecek psikolojik etkenleri giderir.<br />
<br />
Psikolojik faktörler primer (1.cil) dismenorenin nedenlerinden biri olarak kabul edilir. Bu yüzden cinsiyete ilişkin olumlu duyguların sergilenmesi ağrının azaltılması için önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekonder dismenore tedavisi nasıldır?</span><br />
<br />
Nedene yol açan hastalıklar gerekli tıbbi ve cerrahi tedavi ile düzeltilir ve tedavi sonunda ağrı azalır veya kaybolur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nasıl önlem alınmalıdır?</span></span><br />
<br />
Dismenore alınacak bazı basit önlemler ile bir miktar engellenebilir. Örneğin adet kanaması öncesinde ve esnasında kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeren gıdalardan uzak durulması, karın bölgesine masaj yapılması, uzun süre ayakta durmaktan ya da yürüyüş yapmaktan kaçınılması şikayetler üzerinde olumlu etki yaratır. Aşırı yorgun, sinirli kişilerde adet sancısı daha fazla görülür. Bu nedenle kanama esnasında dinlenmek son derece önemlidir. Yine kabızlığı olanlar bu sancıları daha şiddetli yaşarlar. Lifli gıdaların bol tüketilmesi kabızlığı önler. Bol miktarda su içilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol tüketilmemesi gibi basit ve kısa süreli önlemler ile sancılı adet kanamaları biraz daha rahat geçirilebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağrılı Adet Görme: Dismenore</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tanım:</span><br />
<br />
Adet kanaması esnasında ya da hemen öncesinde kasıklarda ortaya çıkan rahatsızlık ve kramp tarzında ağrılara dismenore ya da menstrüel kramp adı verilir. Dismenore primer (1.cil) ve sekonder (2.cil) olmak üzere iki şekilde incelenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Primer (birincil) dismenore :</span><br />
<br />
Sıklıkla adet kanamasının başlangıcından sonraki ilk 1-2 yıl içinde ortaya çıkar ve kırklı yaşlara kadar sürebilir. Bazen kadınlarda ilk doğumdan sonra ağrılar hafifleyebilir. Ağrının nedeni rahimde ağrıya ve kasılmaya yol açan prostaglandin maddesinin yapımının artmasıdır.<br />
<br />
Ağrı genellikle adet kanaması başlamadan 1-2 gün önce ortaya çıkar, adetin birinci gününde belirginleşir ve genellikle 2.günde sakinleşir. Ağrı karnın alt kısmında aralıklı gelen kramp şeklindedir. Ağrı bir bölgede toplanabileceği gibi sırta, bele, kasıklara ve vulvaya (idrar yapılan açıklık ve vajinal açıklık) da yayılabilir. Ağrıya bazen terleme, yorgunluk, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, baş dönmesi, baş ağrısı, baygınlık, kabızlık gibi belirtiler eşlik edebilir.<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Neden sancılı adet görülür?</span></span><br />
<br />
Sancılı adet görme aslında normal adet görme mekanizmasının önemli bir parçası olan uterus (rahim) kasılmalarının kadın tarafından ağrı şeklinde hissedilmesidir. Bu uterus kasılmalarının amacı uterus iç tabakasını atılarak yenilenmesi sırasında oluşan kanama miktarını en az seviyede tutmaktır. Kasılmalar esnasında uterusta bölgesel olarak prostaglandin adı verilen bazı maddeler salgılanır. Ağrıya yol açan bu prostaglandinlerin ya aşırı miktarda salgılanması ya da kadınlarda prostaglandinlere ağrı şeklinde aşırı duyarlılık oluştuğu kabul edilmektedir. Prostaglandin salgısı yumurtlama sonrasında oluşan bir olay olduğundan tipik olarak adet görmeden kısa süre önce başlayan adet bittikten sonra tümüyle kaybolan adet sancısı yumurtlama olduğuna dair belirtilerden biridir.<br />
<br />
Sancılı adet görmenin nadir görülen nedenleri arasında serviks (rahim ağzı) girişi, kürtaj, enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak daralmış olması ve buna bağlı olarak adet kanının "zorlukla atılması" ve spiral kullanımı yer alır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne gibi belirtiler verir?</span><br />
<br />
Dismenore karnın alt bölgelerinde kramp benzeri ağrılar ve rahatsızlıklardır. Bu eşlik eden diğer belirtiler; Sırt ağrısı, baş ağrısı, bulantı, bacakların iç yüzünde hassasiyet olabilir. Dismenore ile birlikte adet öncesi gerginlik sendromu (PMS) de görülebilir ancak bu şart değildir. PMS genelde adet başlangıcından birkaç gün önce görülür. Dismenoreli kadınların yaklaşık %10-15'inde şikayetler normal günlük aktivitelerini kısıtlayacak kadar şiddetlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d900a7;" class="mycode_color">Eğer ağrılar;</span></span><br />
Normal zamanında gelen bir adet kanamasına eşlik etmiyorsa<br />
Her zaman olduğundan çok daha şiddetli ise<br />
2-3 günden daha uzun sürüyor ise<br />
Her zaman olandan daha farklı ise<br />
mutlaka bir hekim kontrolünden geçilmesi gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekonder (ikincil) dismenore:</span><br />
<br />
Seconder (ikincil) dismenorede (ağrılı adet görme) altta yatan bir patolojik (hastalık yapan) durum mevcuttur. Bir kaç örnek verecek olursak doğuştan olan kızlık zarının kapalı olması, bazı vajinal (hazneye ait) veya rahime ait anormallikler veya daha sonradan ortaya çıkan bazı hastakıklar gibi… Doğuştan olan problemler daha nadir olduğundan, sıklıkla daha genç yaşlarda ortaya çıkar.<br />
<br />
<span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekonder dismenore nedenleri nelerdir?</span></span><br />
<br />
1-Endometriozis<br />
2-Yumurtalık kistleri veya tümörleri<br />
3-Pelvik inflamatuar hastalık (PID)<br />
4-Myomlar<br />
5-Uterus polipleri<br />
6-Rahim içi yapışıklıklar<br />
7-Rahim içi araçlar<br />
8-Rahim boynu darlıkları<br />
9-Rahim tümörleri<br />
10-İmperfore hymen (kızlık zarının adet görmeyecek şekilde tam kapalı olması)<br />
11-Çift uterus veya uterusda septun bulunması<br />
12-Enfeksiyonlar<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne zaman jinekolojik değerlendirme gerekir?</span><br />
<br />
Adet sancıları ağrı kesicilerle kontrol altına alınabiliyorsa ve başka bir jinekolojik belirti yoksa jinekolojik muayene gerekli değildir. Ancak adet sancıları çok şiddetli olup genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa ve/veya iş kaybına neden oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalı etkili bir tedavi uygulanmalıdır.<br />
<br />
Jinekolojik değerlendirmenin çok önemli bir amacı vardır. Endometriozis (rahim iç tabakasının normal dışı bölgelerde bulunması), kronik enfeksiyon, yapışıklıklar, yumurtalık kistleri, uterus myomları ve diğer bazı jinekolojik hastalıklar kendilerine özgü belirtiler dışında aynen adet sancısı gibi belirtiler de verebilirler. Yapılan jinekolojik muayene bu durumların varlığını ortaya çıkarır ve böyle durumlarda tedavi tamamen farklı olur.<br />
<br />
<span style="color: #d900a7;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nasıl tanı konulur?</span></span><br />
<br />
Tanıda öncelikle hastanın öyküsü önem kazanır. cevaplanması gereken bir takım sorular vardır. Bunlar:<br />
Ağrının ne zaman olduğu<br />
Ağrıyı geçirmek için ne yapıldığı<br />
Eşlik eden başka bir şikayetin olup olmadığı<br />
Doğum kontrol haplarının ağrıyı azaltıp azaltmadığı<br />
Gün geçtikçe ağrının şiddetlenip şiddetlenmediği ve<br />
Ağrılar nedeni ile aktivitenin bozulup bozulmadığıdır.<br />
<br />
Ağrıların primer ya da altta yatan başka bir patolojiye bağlı olup olmadığını anlamak maksadıyla detaylı bir muayene yapılmalıdır. Herhangi bir enfeksiyon ya da kist gibi bir patolojiyi ayırt etmek için kan ve idrar tetkikleri ile ultrason incelemesi çoğu zaman gerekli olmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Primer dismenore tedavisi nasıl yapılır?</span><br />
<br />
Dismenorenin (ağrılı adet görmenin) oluşmasını önlemek mümkün değildir. Ağrı doktorun size tavsiye edeceği ilaçları kullanarak hafifletilebilir. Yine;<br />
<br />
Orta dereceli bölgesel sıcak uygulama iyi gelebilir. Bunun için sıcak banyo ya da ayaklara sıcak uygulama (sıcak bir havlu, termofor) önerilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta sıcak uygulama direkt karına yapılmamalıdır; çünkü karın içerisinde herhangi bir iltihabı reaksiyon varsa bu karın zarına yayılabilir ve oldukça tehlikelidir.<br />
<br />
Her zaman iyi beslenme ve bunun adet kanaması sırasındada sürdürülmesi ağrıyı azaltama da etkilidir. Eğer kişide adet kanamasından önce baş ağrısı, karında şişlik,...vb problemler oluyorsa adetten 1 hafta önce tuz kısıtlanmasına gidilebilir. Yine doğal idrar yaptırıcı olan maydanoz, ıhlamur, kuşkonmaz gibi besinlerin bu dönemde alınması ödemi(vücutta su toplaması)ve ödemin neden olacağı rahatsızlığı giderir.<br />
<br />
Yine diyette B vitamini ve Mg (magnezyum)'dan zengin besinlerin alınması bu dönemde oluşan rahatsızlıkları ve ağrıyı gidermede yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color">B Vitamininden zengin yiyecekler:</span></span><br />
<br />
Et, balık, karaciğer, kurubaklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, diğer sebzeler... Mg(magnezyum)'dan Zengin Yiyecekler:<br />
<br />
Yağlı tohumlar(fındık, fıstık, susam...vb.), koyu yeşil yapraklı sebzeler, öğütülmemiş tahıllar(kepekli ekmek)<br />
<br />
Ağrıyı gidermede kullanılan bir diğer yöntem düzenli egzersizdir. Kas tonüsünü güçlendirici egzersizler ve nefes egzersizleri dismeonoreyi kontrol eder. Menstrual problemleri önlemek ve kas tonusunu artırmak için yüzme önerilen bir egzersizdir. Bunun yanında kişinin ev ortamında yapacağı hafif egzersizlerde ağrıyı azaltmada yardımcıdır.<br />
<br />
Masajda ağrıyı azaltmada etkili bir yöntemdir. Ağrıyan bölgenin altına yoğurma tarzında ritmik masaj uygulanırsa ağrının algılanması azaltılabilir.<br />
<br />
Düzenli uyku,gerginliği azaltacağından ağrıyı kontrol etmede kullanılır.<br />
<br />
Kişinin kadın olmaya ve adet görmeye ilişkin pozitif tavır takınmasında ağrıyı oluşturabilecek psikolojik etkenleri giderir.<br />
<br />
Psikolojik faktörler primer (1.cil) dismenorenin nedenlerinden biri olarak kabul edilir. Bu yüzden cinsiyete ilişkin olumlu duyguların sergilenmesi ağrının azaltılması için önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekonder dismenore tedavisi nasıldır?</span><br />
<br />
Nedene yol açan hastalıklar gerekli tıbbi ve cerrahi tedavi ile düzeltilir ve tedavi sonunda ağrı azalır veya kaybolur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nasıl önlem alınmalıdır?</span></span><br />
<br />
Dismenore alınacak bazı basit önlemler ile bir miktar engellenebilir. Örneğin adet kanaması öncesinde ve esnasında kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeren gıdalardan uzak durulması, karın bölgesine masaj yapılması, uzun süre ayakta durmaktan ya da yürüyüş yapmaktan kaçınılması şikayetler üzerinde olumlu etki yaratır. Aşırı yorgun, sinirli kişilerde adet sancısı daha fazla görülür. Bu nedenle kanama esnasında dinlenmek son derece önemlidir. Yine kabızlığı olanlar bu sancıları daha şiddetli yaşarlar. Lifli gıdaların bol tüketilmesi kabızlığı önler. Bol miktarda su içilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol tüketilmemesi gibi basit ve kısa süreli önlemler ile sancılı adet kanamaları biraz daha rahat geçirilebilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Adet Düzensizliği Kanserin Habercisi Olabilir]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-adet-duzensizligi-kanserin-habercisi-olabilir.html</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 19:42:42 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=34">KrALiÇe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-adet-duzensizligi-kanserin-habercisi-olabilir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adet düzensizliği kanserin habercisi olabilir</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: sans-serif;" class="mycode_font">Mevsim değişikliği, yaşam kalitesi ya da birçok nedenden dolayı zaman zaman birçok kadın adet düzensizliği yaşayabilir. Fakat bu adet düzensizliği tahmin edildiği kadar masum olmayabilir. Yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren adet düzensizliği birçok hastalığın göstergesi olabileceği gibi kanser habercisi de olabilir. Peki, adet düzensizliği neden olur? Adet düzensizliği belirtileri nelerdir? Adet düzensizliği tedavisi nasıldır?</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: sans-serif;" class="mycode_font">Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Şadıman Kıykaç Altınbaş, yaptığı yazılı açıklamada, adet düzensizliği hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Altınbaş, yaşam kalitesini düşmesine yol açabilen adet düzensizliğinin, genellikle adet döngüsü yeni başlayan kız çocuklarında ve adet döngüsünün kesilme sürecinde olan perimenopazal dönemdeki kadınlarda görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Altınbaş, adet düzensizliğinin duygusal ve fiziksel stres, fazla kilo veya zayıflık gibi nedenlerden kaynaklanabildiği gibi polipler, miyomlar, yumurtlama bozuklukları, rahim içi anormallikleri gibi rahatsızlıklar nedeniyle de ortaya çıkabildiğini belirtti. Adet kanamasının başladığı günün adetin birinci günü olarak adlandırıldığını ifade eden Altınbaş, “Döngünün ilk yarısında seçilmiş yumurtalar arasından bir ya da iki yumurta olgunlaşıp daha belirgin hale gelir ve yumurtalıktan atılır. Bu süre her kadında farklılık gösterir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: sans-serif;" class="mycode_font">Yumurtlama sonrası süre ortalama 14 gündür ve sonrasında hormon etkisiyle kalınlaşan rahim içi, gebelik oluşmazsa dökülür. Bu döngüyü etkileyen her durum adet düzensizliğine neden olabilir. Ara kanamaların sebeplerinden biri, yumurtlama zamanındaki hormonal düşüştür. Düşüşle birlikte rahim iç duvarı hormon desteğini kaybeder ve birkaç gün süren âdet kanamasına benzeyen bir kanamaya kadar değişkenlik gösteren Ayrıca, sistemik hastalıklar (tiroid hastalıkları, polikistik over sendromu, kronik karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları), duygusal ve fiziksel stres, fazla kilo ya da zayıflık gibi kilo problemleri de adet düzensizliğine yol açabilir” dedi.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adet düzensizliği kanserin habercisi olabilir</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: sans-serif;" class="mycode_font">Mevsim değişikliği, yaşam kalitesi ya da birçok nedenden dolayı zaman zaman birçok kadın adet düzensizliği yaşayabilir. Fakat bu adet düzensizliği tahmin edildiği kadar masum olmayabilir. Yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren adet düzensizliği birçok hastalığın göstergesi olabileceği gibi kanser habercisi de olabilir. Peki, adet düzensizliği neden olur? Adet düzensizliği belirtileri nelerdir? Adet düzensizliği tedavisi nasıldır?</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: sans-serif;" class="mycode_font">Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Şadıman Kıykaç Altınbaş, yaptığı yazılı açıklamada, adet düzensizliği hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Altınbaş, yaşam kalitesini düşmesine yol açabilen adet düzensizliğinin, genellikle adet döngüsü yeni başlayan kız çocuklarında ve adet döngüsünün kesilme sürecinde olan perimenopazal dönemdeki kadınlarda görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Altınbaş, adet düzensizliğinin duygusal ve fiziksel stres, fazla kilo veya zayıflık gibi nedenlerden kaynaklanabildiği gibi polipler, miyomlar, yumurtlama bozuklukları, rahim içi anormallikleri gibi rahatsızlıklar nedeniyle de ortaya çıkabildiğini belirtti. Adet kanamasının başladığı günün adetin birinci günü olarak adlandırıldığını ifade eden Altınbaş, “Döngünün ilk yarısında seçilmiş yumurtalar arasından bir ya da iki yumurta olgunlaşıp daha belirgin hale gelir ve yumurtalıktan atılır. Bu süre her kadında farklılık gösterir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: sans-serif;" class="mycode_font">Yumurtlama sonrası süre ortalama 14 gündür ve sonrasında hormon etkisiyle kalınlaşan rahim içi, gebelik oluşmazsa dökülür. Bu döngüyü etkileyen her durum adet düzensizliğine neden olabilir. Ara kanamaların sebeplerinden biri, yumurtlama zamanındaki hormonal düşüştür. Düşüşle birlikte rahim iç duvarı hormon desteğini kaybeder ve birkaç gün süren âdet kanamasına benzeyen bir kanamaya kadar değişkenlik gösteren Ayrıca, sistemik hastalıklar (tiroid hastalıkları, polikistik over sendromu, kronik karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları), duygusal ve fiziksel stres, fazla kilo ya da zayıflık gibi kilo problemleri de adet düzensizliğine yol açabilir” dedi.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-kadinlarda-cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar.html</link>
			<pubDate>Tue, 27 Sep 2022 15:47:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=39">BegonviL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-kadinlarda-cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d40f33;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Kadınlarda Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Book Antiqua;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cinsel yolla bulaşan hastalıkların kadınlarda görülen başlıca belirtileri:</span></span><br />
vajinal kaşıntı,<br />
anormal akıntı,<br />
cinsel ilişki esnasında ağrı,<br />
genital bölgede veya deride döküntüler veya lezyonlardır.<br />
<br />
Pek çok cinsel yolla bulaşan hastalık hiç belirti vermez. Tedavi edilmediği taktirde cinsel yolla bulaşan hastalıklar kısırlığa ve rahim ağzı kanserine yol açabilirler. Bu tip riskler güvenli seks konusunu daha önemli hale getirir.<br />
<br />
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bazılarının hiç belirti vermemesi bulaşma riskini artırır. Bu durumda hasta tedavi alamamaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Kadınlarda en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklar:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">HPV (insan papilloma virüsü):</span></span> Cinsel ilişki esnasında cilt teması yoluyla bulaşır. 100'den fazla türü vardır ancak bir kaç tanesi kanserojendir. HPV ağız ve boğazda da enfeksiyona yol açabilir. Genital bölgede veya boğazda siğiller yapar. HPV her zaman belirti vermez, kendiliğinden de düzelebilir. HPV rahim ağzı kanserinin en önemli nedenidir. Aşı ile önlenebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Bel soğukluğu (gonore):</span></span> Neisseria gonore bakterisi ile meydana gelen bir enfeksiyondur. Vücudun ılık, nemli bölgelerini enfekte etme eğilimindedir. Bunlar arasında: Üretra (idrarı mesaneden boşaltan tüp), gözler, boğaz, vajina, anüs, dişi üreme yolu (fallop tüpleri, serviks ve uterus) bulunur. Belsoğukluğu kişiden kişiye korunmasız oral, anal veya vajinal seks yoluyla geçer. Çok sayıda cinsel partneri olan veya prezervatif kullanmayan kişiler en büyük enfeksiyon riski altındadır.<br />
Hastalığın belirtileri bulaşmadan sonra 14 gün içinde ortaya çıkar. Hastalık hiç belirti vermeden seyredebilir. Hastalık kadınlarda en sık şu belirtileri verir:<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Book Antiqua;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">- vajinadan akıntı (sulu, kremsi veya hafif yeşil),<br />
- idrar yaparken ağrı veya yanma hissi,<br />
- daha sık idrara çıkma ihtiyacı,<br />
- adet kanamalarının uzun sürmesi veya ara lekelenmeler,<br />
- boğaz ağrısı,<br />
- cinsel ilişki esnasında ağrı,<br />
- alt karın bölgesinde keskin ağrı,<br />
- ateş.<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Book Antiqua;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Hastalık tedavi edilmezse PID (Pelvik inflamatuvar hastalık) yapabilir. Bel soğukluğu kısırlık ve ektopik gebeliğe neden olabilir. Bel soğukluğu tedavisi antibiyotiklerle yapılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Klamidya:</span></span> Klamidya bakterisinin yol açtığı cinsel yolla bulaşan yaygın bir enfeksiyondur. Erken aşamalarda hiç belirti vermeyebilir. Genital bölgeye cilt teması, cinsel organa elle dokunmak bile hastalığın bulaşmasına yeter. Tam cinsel ilişkinin gerçekleşmesi gerekmez. Yenidoğan bebekler doğum esnasında annelerinden klamidya enfeksiyonu alabilirler. Klamidya gözde de enfeksiyon yapabilir. Kadınlarda klamidya enfeksiyonu belirtileri: Ağrılı cinsel ilişki, vajinal akıntı, idrar yaparken yanma hissi, alt karın bölgesinde ağrı, serviks iltihabı (servisit), adet dönemleri arasında kanamalar. Klamidya enfeksiyonu kadınlarda pelvik inflamatuvar hastalığa neden olabilir. Oral seks yapılırsa boğaza da bulaşabilir. Klamidya enfeksiyonu antibiyotiklerle tedavi edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Genital herpes:</span></span> Herpes virüs tip 2 tarafından yapılır. Genital bölgede ağrılı, içi su dolu kabarcıklar meydana gelir. Virüs deri çatlak ve çiziklerinden vücuda girer. Tükürük, meni ve vajinal sekresyonlarda virüs bulunabilir. Hastalığın belirtisi vajina, anüs ve kalçalarda içi su dolu lezyonların olmasıdır. Yakın bölgedeki lenf bezleri şişebilir ve ateş olabilir. Genital herpes normal doğum esnasında bebeğe bulaşabilir. Bebeklerde körlük,cbeyin hasarı ve ölüme yol açabilir. Tedavisinde antiviral ilaçlar kullanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Frengi (sfiliz) Sifiliz:</span></span> Treponema pallidum bakterisi tarafından yapılır. Potansiyel olarak ciddi bir enfeksiyondur, kalıcı hasarı ve uzun süreli komplikasyonları önlemek için erken tedavi gereklidir. İlk aşamada genellikle cinsel organlar, anüs, rektum veya ağız çevresinde yuvarlak, sert bir yara hissedebilir. Bu 3-6 hafta devam edebilir. Ağrı olmayabilir. İkinci aşamada şu belirtiler görülür: Ellerin içinde veya ayak tabanlarında sert, kahverengimsi veya kırmızı kaşıntısız döküntü, ağız, vajina veya anüs gibi organlarda lezyonlar, şişmiş lenf düğümleri, saç kaybı, başağrısı, kilo kaybı, kas ağrıları, yorgunluk, ateş. Üçüncü aşamada, hayatı tehdit eden komplikasyonlar beyni, sinir sistemini, gözleri, kalbi ve diğer bazı organları etkileyebilir. Bu aşamadaki semptomlar, sifilizin vücudun hangi bölümünü etkilediğine bağlı olacaktır. Frengi antibiyotiklerle tedavi edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Uyuz: </span></span>Vücudun herhangi bir yerinde sivilce benzeri kaşıntılı lezyonlar yapar. Cinsel yolla, cilde temasla, havlu ve nevresim gibi eşyalar yoluyla bulaşabilir. Uyuz tedavisi etkili kremler yoluyla yapılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Molluscum contagiosum: </span></span>Molluscum contagiosum, genellikle iyi huylu olan bulaşıcı viral cilt enfeksiyonudur. Yetişkinleri ve çocukları etkileyebilir. Çocuklarda sık görülür. Erişkinlerde görülmesi cinsel yolla bulaşmayı düşündürür. Seks esnasında cilt teması ile bulaşır. Deride siğil benzeri küçük kabarıklıklar olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">HIV (AIDS): </span></span>HIV bağışıklık sistemini çökerten bir virüstür. Bu nedenle HIV taşıyan kişi diğer enfeksiyonlara da yatkın olur. Bir kişi HIV geçirdiğinde, virüs meni, kan, anne sütü ve vajinal ve rektal sıvılar dahil olmak üzere vücut sıvılarında bulunur. Bu sıvılar başka bir kişinin vücuduna girerse, o kişi de HIV geliştirebilir. HIV doğum esnasında anneden bebeğe geçer. HIV emzirme, ortak iğne kullanma, kan ürünleri yoluyla da bulaşabilir. Cinsel yolla bulaşı önlemenin yolu prezervatif kullanmaktır.<br />
<br />
<span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hepatit B:</span></span> Hem cinsel yolla hemde kan ürünleri, ortak iğneler yoluyla bulaşabilir. Hepatit B anneden bebeğe geçebilir. Karaciğeri etkileyen kronik bir enfeksiyondur. Kesin tedavisi yoktur. Siroz ve karaciğer kanserine neden olabilir.<br />
</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Medicalpark</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d40f33;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Kadınlarda Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Book Antiqua;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cinsel yolla bulaşan hastalıkların kadınlarda görülen başlıca belirtileri:</span></span><br />
vajinal kaşıntı,<br />
anormal akıntı,<br />
cinsel ilişki esnasında ağrı,<br />
genital bölgede veya deride döküntüler veya lezyonlardır.<br />
<br />
Pek çok cinsel yolla bulaşan hastalık hiç belirti vermez. Tedavi edilmediği taktirde cinsel yolla bulaşan hastalıklar kısırlığa ve rahim ağzı kanserine yol açabilirler. Bu tip riskler güvenli seks konusunu daha önemli hale getirir.<br />
<br />
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bazılarının hiç belirti vermemesi bulaşma riskini artırır. Bu durumda hasta tedavi alamamaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Kadınlarda en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklar:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">HPV (insan papilloma virüsü):</span></span> Cinsel ilişki esnasında cilt teması yoluyla bulaşır. 100'den fazla türü vardır ancak bir kaç tanesi kanserojendir. HPV ağız ve boğazda da enfeksiyona yol açabilir. Genital bölgede veya boğazda siğiller yapar. HPV her zaman belirti vermez, kendiliğinden de düzelebilir. HPV rahim ağzı kanserinin en önemli nedenidir. Aşı ile önlenebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Bel soğukluğu (gonore):</span></span> Neisseria gonore bakterisi ile meydana gelen bir enfeksiyondur. Vücudun ılık, nemli bölgelerini enfekte etme eğilimindedir. Bunlar arasında: Üretra (idrarı mesaneden boşaltan tüp), gözler, boğaz, vajina, anüs, dişi üreme yolu (fallop tüpleri, serviks ve uterus) bulunur. Belsoğukluğu kişiden kişiye korunmasız oral, anal veya vajinal seks yoluyla geçer. Çok sayıda cinsel partneri olan veya prezervatif kullanmayan kişiler en büyük enfeksiyon riski altındadır.<br />
Hastalığın belirtileri bulaşmadan sonra 14 gün içinde ortaya çıkar. Hastalık hiç belirti vermeden seyredebilir. Hastalık kadınlarda en sık şu belirtileri verir:<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Book Antiqua;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">- vajinadan akıntı (sulu, kremsi veya hafif yeşil),<br />
- idrar yaparken ağrı veya yanma hissi,<br />
- daha sık idrara çıkma ihtiyacı,<br />
- adet kanamalarının uzun sürmesi veya ara lekelenmeler,<br />
- boğaz ağrısı,<br />
- cinsel ilişki esnasında ağrı,<br />
- alt karın bölgesinde keskin ağrı,<br />
- ateş.<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Book Antiqua;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color">Hastalık tedavi edilmezse PID (Pelvik inflamatuvar hastalık) yapabilir. Bel soğukluğu kısırlık ve ektopik gebeliğe neden olabilir. Bel soğukluğu tedavisi antibiyotiklerle yapılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Klamidya:</span></span> Klamidya bakterisinin yol açtığı cinsel yolla bulaşan yaygın bir enfeksiyondur. Erken aşamalarda hiç belirti vermeyebilir. Genital bölgeye cilt teması, cinsel organa elle dokunmak bile hastalığın bulaşmasına yeter. Tam cinsel ilişkinin gerçekleşmesi gerekmez. Yenidoğan bebekler doğum esnasında annelerinden klamidya enfeksiyonu alabilirler. Klamidya gözde de enfeksiyon yapabilir. Kadınlarda klamidya enfeksiyonu belirtileri: Ağrılı cinsel ilişki, vajinal akıntı, idrar yaparken yanma hissi, alt karın bölgesinde ağrı, serviks iltihabı (servisit), adet dönemleri arasında kanamalar. Klamidya enfeksiyonu kadınlarda pelvik inflamatuvar hastalığa neden olabilir. Oral seks yapılırsa boğaza da bulaşabilir. Klamidya enfeksiyonu antibiyotiklerle tedavi edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Genital herpes:</span></span> Herpes virüs tip 2 tarafından yapılır. Genital bölgede ağrılı, içi su dolu kabarcıklar meydana gelir. Virüs deri çatlak ve çiziklerinden vücuda girer. Tükürük, meni ve vajinal sekresyonlarda virüs bulunabilir. Hastalığın belirtisi vajina, anüs ve kalçalarda içi su dolu lezyonların olmasıdır. Yakın bölgedeki lenf bezleri şişebilir ve ateş olabilir. Genital herpes normal doğum esnasında bebeğe bulaşabilir. Bebeklerde körlük,cbeyin hasarı ve ölüme yol açabilir. Tedavisinde antiviral ilaçlar kullanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Frengi (sfiliz) Sifiliz:</span></span> Treponema pallidum bakterisi tarafından yapılır. Potansiyel olarak ciddi bir enfeksiyondur, kalıcı hasarı ve uzun süreli komplikasyonları önlemek için erken tedavi gereklidir. İlk aşamada genellikle cinsel organlar, anüs, rektum veya ağız çevresinde yuvarlak, sert bir yara hissedebilir. Bu 3-6 hafta devam edebilir. Ağrı olmayabilir. İkinci aşamada şu belirtiler görülür: Ellerin içinde veya ayak tabanlarında sert, kahverengimsi veya kırmızı kaşıntısız döküntü, ağız, vajina veya anüs gibi organlarda lezyonlar, şişmiş lenf düğümleri, saç kaybı, başağrısı, kilo kaybı, kas ağrıları, yorgunluk, ateş. Üçüncü aşamada, hayatı tehdit eden komplikasyonlar beyni, sinir sistemini, gözleri, kalbi ve diğer bazı organları etkileyebilir. Bu aşamadaki semptomlar, sifilizin vücudun hangi bölümünü etkilediğine bağlı olacaktır. Frengi antibiyotiklerle tedavi edilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Uyuz: </span></span>Vücudun herhangi bir yerinde sivilce benzeri kaşıntılı lezyonlar yapar. Cinsel yolla, cilde temasla, havlu ve nevresim gibi eşyalar yoluyla bulaşabilir. Uyuz tedavisi etkili kremler yoluyla yapılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">Molluscum contagiosum: </span></span>Molluscum contagiosum, genellikle iyi huylu olan bulaşıcı viral cilt enfeksiyonudur. Yetişkinleri ve çocukları etkileyebilir. Çocuklarda sık görülür. Erişkinlerde görülmesi cinsel yolla bulaşmayı düşündürür. Seks esnasında cilt teması ile bulaşır. Deride siğil benzeri küçük kabarıklıklar olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color">HIV (AIDS): </span></span>HIV bağışıklık sistemini çökerten bir virüstür. Bu nedenle HIV taşıyan kişi diğer enfeksiyonlara da yatkın olur. Bir kişi HIV geçirdiğinde, virüs meni, kan, anne sütü ve vajinal ve rektal sıvılar dahil olmak üzere vücut sıvılarında bulunur. Bu sıvılar başka bir kişinin vücuduna girerse, o kişi de HIV geliştirebilir. HIV doğum esnasında anneden bebeğe geçer. HIV emzirme, ortak iğne kullanma, kan ürünleri yoluyla da bulaşabilir. Cinsel yolla bulaşı önlemenin yolu prezervatif kullanmaktır.<br />
<br />
<span style="color: RoyalBlue;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hepatit B:</span></span> Hem cinsel yolla hemde kan ürünleri, ortak iğneler yoluyla bulaşabilir. Hepatit B anneden bebeğe geçebilir. Karaciğeri etkileyen kronik bir enfeksiyondur. Kesin tedavisi yoktur. Siroz ve karaciğer kanserine neden olabilir.<br />
</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Medicalpark</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Regl Nedir?]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-regl-nedir.html</link>
			<pubDate>Tue, 27 Sep 2022 15:46:42 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=39">BegonviL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-regl-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d40f33;" class="mycode_color">Regl Nedir?</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Âdet kanaması </span>olarak da bilinen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">regl</span>, aylık döngüler hâlinde gerçekleşen vajinal kanamadır.<br />
Kadın üreme hücresi olan yumurtanın, yumurtalık rezervinde olgunlaşmasıyla birlikte rahmin iç dokusu da kalınlaşmaya başlar. Döllenmenin olmaması durumunda kalınlaşan doku, dökülür ve bir miktar kanla birlikte vajinal yoldan vücut dışına atılır.<br />
<br />
Ergenlikten menopoz dönemine kadar devam eden bu süreç, kişinin doğurganlığının devam ettiğinin de göstergesidir. Vücutta oluşan hormonal değişimlere bağlı olarak gerçekleşen regl, düzenli olarak 21 ila 35 günde bir kez gerçekleşir ve 3 ila 7 gün kadar sürer. Âdet döngüsü olarak tanımlanan bu fizyolojik sürecin düzenli olması, kişinin üreme sisteminin sağlıklı olduğunun ve vücudun gebelik için kendini hazırladığının göstergesidir. Kadınların yaklaşık olarak %75'inde ise regl döneminin hemen öncesine hormonal değişimlere bağlı olarak regl sancısı görülür ve bu sancılar kanamanın ikinci gününe kadar sürebilir. Sıklıkla merak edilen "Regl ağrısına ne iyi gelir?" sorusunu yanıtlamadan önce "Regl nedir?" sorusu yanıtlanmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Regl nedir?</span></span><br />
Ergenlik döneminden başlayarak menopoz dönemine kadar her ay düzenli olarak gerçekleşen vajinal kanamalar; regl, âdet kanaması ya da menstrüasyon olarak tanımlanır. Regl döneminin süresi ve kanamanın miktarı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Her 21 ila 35 günde bir kez gerçekleşen regl döneminde uterus ya da halk arasında bilinen adıyla rahim, kendini yenileyerek gebeliğe hazırlanır. Gebeliğin oluşmadığı durumlarda ise rahmin içinde bulunan dokunun bir kısmı dökülür ve vajinal yoldan dışarı atılır. Aylık döngüler hâlinde devam eden bu sisteme, menstrüasyon döngüsü ya da farklı bir deyişle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">âdet döngüsü</span> denir.<br />
Sağlıklı bir âdet döngüsü için dört ayrı sistemin düzenli ve birbiriyle uyum içinde çalışması gerekir. Rahim ve vajina, yumurtalıklar, hipofiz bezi ve hipotalamustan oluşan bu sistemlerin sağlıklı bir şekilde çalışması, üreme için de son derece önemlidir.<br />
<br />
Âdet döngüsü, beyinde yer alan ve küçük nukleuslardan ulaşan hipotalamus bölgesinin, yine beyinde bulunan ve bir çeşit endokrin bezi olan hipofiz bezini uyarmasıyla başlar. Uyarılan hipofiz bezi, luteinizing hormon (LH) ve folikül uyarıcı hormon olarak tanımlanan FSH (follicule stimulating hormon) hormonlarını salgılar. Salgılanan hormonların dolaşım sistemi aracılığıyla yumurtalıklara ulaşmasıyla birlikte yumurtalık rezervinde bulunan yumurta folikülleri uyarılır. Böylece yumurtaların bir kısmı olgunlaşma sürecine girer. Yumurtaların olgunlaşmasının ardından yumurtanın içinde bulunduğu kesecik ya da farklı bir deyişle yumurta folikülü çatlar. Bu süreç boyunca yumurta folikülünden östrojen hormon salınımı yapılır. Salınan östrojen hormonu, rahim duvarının ya da tıp dilindeki adıyla endometriumun kalınlaşmasına neden olur. Çatlayarak, içinde bulunduğu folikülden çıkan yumurta ise yumurtalıklarla rahim arasında bir köprü görevi gören fallop tüplerine atılır. Olgunlaşan yumurta yaklaşık 24 saat kadar hayatta kalır ve bu süre boyunca fallop tüplerinde erkek üreme hücresi olan sperm ile karşılaşmazsa gebelik oluşmaz. Böylece östrojen hormonu salınımı azalmaya ve progesteron düzeyi artmaya başlar. Olası bir gebelik için kendini hazırlayan rahim içi dokusu, progesteron hormonunun etkisiyle parçalanmaya ve dökülmeye başlar. Rahim içi dokunun bir miktar kanla birlikte vajinal yoldan vücut dışına atılmasıyla âdet kanaması gerçekleşir.<br />
<br />
Âdet kanaması süresi kişiden kişiye değişiklik gösterse de yaklaşık olarak 3 ila 7 kadar sürer. Regl öncesinde ve sırasında karın ve bel bölgesinde ağrı, sancı ya da kramp olabilir. Ayrıca şişkinlik, memelerde hassasiyet, ruh hâlinde değişim ve baş ağrısı da görülebilir. Doğurganlık süresi boyunca bu döngü bu şekilde devam eder. "Regl ne demek?" sorusu bu şekilde yanıtlanabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Regl ne zaman başlar ve biter?</span></span><br />
Kadınlar, belirli bir yumurta rezervi ile dünyaya gelir. İlk regl dönemi 8 ile 15 yaşları arasında gerçekleşir. Ergenlik dönemine girilmesiyle gerçekleşen ilk âdet kanaması, ilk iki yıl boyunca düzensiz olabilir. Yumurta rezervinin tükenmesiyle birlikte kadınlar, 45 ile 55 yaşları arasında menopoz dönemine girer. Başlangıçta düzensizleşen regl, belirli bir sürenin sonunda sona erer. Bu, aynı zamanda üreme döneminin de sona erdiğinin göstergesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Regl sancısı neden olur?</span></span><br />
Âdet ağrısı ya da regl sancısı olarak bilinen yakınmalar, rahim içi duvarının kasılmasına bağlı olarak görülür. Olası gebelik için kendini hazırlayan ve kas dokusundan oluşan rahim, yumurtlama dönemiyle birlikte kalınlaşır. Gebeliğin oluşmadığı durumlarda ise progesteron hormonunun etkisiyle incelmeye başlar. Rahim içi duvarının rahat bir şekilde dökülebilmesi için prostaglandin hormonu salgılanır. Rahmin kasılmasını tetikleyen bu hormon, âdet kanamasından birkaç gün önce salınmaya başlar ve âdet kanamasının başlamasının ardından 1-2 gün sonra kan düzeyinde azalır. Prostaglandin hormonu ne kadar fazla salgılanırsa, âdet sancısı da o kadar fazla olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Regl ağrısına ne iyi gelir?</span></span><br />
Kadınların yaklaşık olarak yarısından fazlasını etkileyen regl sancısının temel sebebi, endometrium olarak tanımlanan rahim içi duvarının dökülmesini tetikleyen prostaglandin hormonudur. Âdet sancısı çekenler tarafından sıklıkla sorulan "Regl sancısına ne iyi gelir?" sorusunun tek bir yanıtı bulunmaz. Regl sancısını ve kramplarını azaltmak için uygulanabilecek yöntemler şu şekilde sıralanabilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Banyo:</span> Ilık suyla duş almak ya da eğer mümkünse ılık suyla doldurulmuş bir küvette zaman geçirmek, âdet sancılarını dindirebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düzenli Uyku:</span> Âdet dönemlerinde uyku düzenini korumak, regl sancıları ile baş etmek için iyi bir yöntemdir. Normalden daha az ya da çok uyumak, regl sancılarının artmasına ya da daha fazla hissedilmesine yol açabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğru Beslenme:</span> Regl sancılarını azaltmanın bir yolu da hafif beslenmektir. Az yağlı ve lifli gıdaların tüketilmesi, karın bölgesinde hissedilen ağrı, sancı ve krampların azalmasında etkilidir. Koyu yeşil yapraklı sebzelerle beslenmek ve mevsim meyveleri tüketmek faydalı olabilir. Ayrıca kas gerginliğinin azalmasında etkili olan Omega 3, çinko, magnezyum, B1, B6 ve E vitaminleri bakımından zengin gıdalar tüketmek, regl döneminde yaşanan olumsuzlukların azalmasında etkilidir. Yağlı ya da kızartılmış gıdalardan uzak durmak da regl sancısına iyi gelebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Su Tüketimi:</span> Regl döneminde bol su tüketmek, ağrıların azalmasında etkili olmasa da ağrıların daha şiddetli hissedilmesine yol açan ödemin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Alkol ve tuz gibi vücuttaki su miktarını azaltan ürünlerin tüketimi en aza indirilmelidir. Ayrıca kafein içeren ürünler de regl sancılarının daha şiddetli hissedilmesine yol açacağından kahve ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sıcak Su Torbası: </span>Karın bölgesini sıcak tutmak, âdet döneminde yaşanan ağrı ve sancıların azalmasında etkilidir. Karın bölgesine, sıcak su torbası ya da ısı sargısı uygulayarak regl sancıları azaltılabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Masaj:</span> Âdet döneminden birkaç gün önce karın bölgesine yapılan kısa süreli masaj, bölgedeki kan akışının hızlanmasına ve âdet döneminde kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlayabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egzersiz:</span> Vücudun harekete geçmesine bağlı olarak vücutta endorfin hormonu salınır. Hafif tempoda yürüyüş yapmak, evde basit egzersizler yapmak regl sancılarına iyi gelebilir. Ayrıca nefes egzersizleri de ağrı ve krampların azalmasında etkili olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlaç Kullanımı:</span> Regl sancıları için prostaglandin düzeyini baskılayan ilaçlar, hekimin önerdiği dozda kullanılabilir. Ayrıca hekim, ağrı kesici ve oral kontraseptiflerin kullanımını önerebilir.<br />
<br />
Regl döneminde bir miktar ağrı ve sancı hissedilmesi normaldir. Ancak bu ağrı ve kramplar dayanılmayacak kadar şiddetliyse ve kişinin yaşam kalitesini düşürüyorsa hekime başvurulmalıdır. Eğer sizin de çok şiddetli regl ağrılarınız varsa kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyin.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Medicalpark</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d40f33;" class="mycode_color">Regl Nedir?</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Âdet kanaması </span>olarak da bilinen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">regl</span>, aylık döngüler hâlinde gerçekleşen vajinal kanamadır.<br />
Kadın üreme hücresi olan yumurtanın, yumurtalık rezervinde olgunlaşmasıyla birlikte rahmin iç dokusu da kalınlaşmaya başlar. Döllenmenin olmaması durumunda kalınlaşan doku, dökülür ve bir miktar kanla birlikte vajinal yoldan vücut dışına atılır.<br />
<br />
Ergenlikten menopoz dönemine kadar devam eden bu süreç, kişinin doğurganlığının devam ettiğinin de göstergesidir. Vücutta oluşan hormonal değişimlere bağlı olarak gerçekleşen regl, düzenli olarak 21 ila 35 günde bir kez gerçekleşir ve 3 ila 7 gün kadar sürer. Âdet döngüsü olarak tanımlanan bu fizyolojik sürecin düzenli olması, kişinin üreme sisteminin sağlıklı olduğunun ve vücudun gebelik için kendini hazırladığının göstergesidir. Kadınların yaklaşık olarak %75'inde ise regl döneminin hemen öncesine hormonal değişimlere bağlı olarak regl sancısı görülür ve bu sancılar kanamanın ikinci gününe kadar sürebilir. Sıklıkla merak edilen "Regl ağrısına ne iyi gelir?" sorusunu yanıtlamadan önce "Regl nedir?" sorusu yanıtlanmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Regl nedir?</span></span><br />
Ergenlik döneminden başlayarak menopoz dönemine kadar her ay düzenli olarak gerçekleşen vajinal kanamalar; regl, âdet kanaması ya da menstrüasyon olarak tanımlanır. Regl döneminin süresi ve kanamanın miktarı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Her 21 ila 35 günde bir kez gerçekleşen regl döneminde uterus ya da halk arasında bilinen adıyla rahim, kendini yenileyerek gebeliğe hazırlanır. Gebeliğin oluşmadığı durumlarda ise rahmin içinde bulunan dokunun bir kısmı dökülür ve vajinal yoldan dışarı atılır. Aylık döngüler hâlinde devam eden bu sisteme, menstrüasyon döngüsü ya da farklı bir deyişle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">âdet döngüsü</span> denir.<br />
Sağlıklı bir âdet döngüsü için dört ayrı sistemin düzenli ve birbiriyle uyum içinde çalışması gerekir. Rahim ve vajina, yumurtalıklar, hipofiz bezi ve hipotalamustan oluşan bu sistemlerin sağlıklı bir şekilde çalışması, üreme için de son derece önemlidir.<br />
<br />
Âdet döngüsü, beyinde yer alan ve küçük nukleuslardan ulaşan hipotalamus bölgesinin, yine beyinde bulunan ve bir çeşit endokrin bezi olan hipofiz bezini uyarmasıyla başlar. Uyarılan hipofiz bezi, luteinizing hormon (LH) ve folikül uyarıcı hormon olarak tanımlanan FSH (follicule stimulating hormon) hormonlarını salgılar. Salgılanan hormonların dolaşım sistemi aracılığıyla yumurtalıklara ulaşmasıyla birlikte yumurtalık rezervinde bulunan yumurta folikülleri uyarılır. Böylece yumurtaların bir kısmı olgunlaşma sürecine girer. Yumurtaların olgunlaşmasının ardından yumurtanın içinde bulunduğu kesecik ya da farklı bir deyişle yumurta folikülü çatlar. Bu süreç boyunca yumurta folikülünden östrojen hormon salınımı yapılır. Salınan östrojen hormonu, rahim duvarının ya da tıp dilindeki adıyla endometriumun kalınlaşmasına neden olur. Çatlayarak, içinde bulunduğu folikülden çıkan yumurta ise yumurtalıklarla rahim arasında bir köprü görevi gören fallop tüplerine atılır. Olgunlaşan yumurta yaklaşık 24 saat kadar hayatta kalır ve bu süre boyunca fallop tüplerinde erkek üreme hücresi olan sperm ile karşılaşmazsa gebelik oluşmaz. Böylece östrojen hormonu salınımı azalmaya ve progesteron düzeyi artmaya başlar. Olası bir gebelik için kendini hazırlayan rahim içi dokusu, progesteron hormonunun etkisiyle parçalanmaya ve dökülmeye başlar. Rahim içi dokunun bir miktar kanla birlikte vajinal yoldan vücut dışına atılmasıyla âdet kanaması gerçekleşir.<br />
<br />
Âdet kanaması süresi kişiden kişiye değişiklik gösterse de yaklaşık olarak 3 ila 7 kadar sürer. Regl öncesinde ve sırasında karın ve bel bölgesinde ağrı, sancı ya da kramp olabilir. Ayrıca şişkinlik, memelerde hassasiyet, ruh hâlinde değişim ve baş ağrısı da görülebilir. Doğurganlık süresi boyunca bu döngü bu şekilde devam eder. "Regl ne demek?" sorusu bu şekilde yanıtlanabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Regl ne zaman başlar ve biter?</span></span><br />
Kadınlar, belirli bir yumurta rezervi ile dünyaya gelir. İlk regl dönemi 8 ile 15 yaşları arasında gerçekleşir. Ergenlik dönemine girilmesiyle gerçekleşen ilk âdet kanaması, ilk iki yıl boyunca düzensiz olabilir. Yumurta rezervinin tükenmesiyle birlikte kadınlar, 45 ile 55 yaşları arasında menopoz dönemine girer. Başlangıçta düzensizleşen regl, belirli bir sürenin sonunda sona erer. Bu, aynı zamanda üreme döneminin de sona erdiğinin göstergesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Regl sancısı neden olur?</span></span><br />
Âdet ağrısı ya da regl sancısı olarak bilinen yakınmalar, rahim içi duvarının kasılmasına bağlı olarak görülür. Olası gebelik için kendini hazırlayan ve kas dokusundan oluşan rahim, yumurtlama dönemiyle birlikte kalınlaşır. Gebeliğin oluşmadığı durumlarda ise progesteron hormonunun etkisiyle incelmeye başlar. Rahim içi duvarının rahat bir şekilde dökülebilmesi için prostaglandin hormonu salgılanır. Rahmin kasılmasını tetikleyen bu hormon, âdet kanamasından birkaç gün önce salınmaya başlar ve âdet kanamasının başlamasının ardından 1-2 gün sonra kan düzeyinde azalır. Prostaglandin hormonu ne kadar fazla salgılanırsa, âdet sancısı da o kadar fazla olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: DarkRed;" class="mycode_color">Regl ağrısına ne iyi gelir?</span></span><br />
Kadınların yaklaşık olarak yarısından fazlasını etkileyen regl sancısının temel sebebi, endometrium olarak tanımlanan rahim içi duvarının dökülmesini tetikleyen prostaglandin hormonudur. Âdet sancısı çekenler tarafından sıklıkla sorulan "Regl sancısına ne iyi gelir?" sorusunun tek bir yanıtı bulunmaz. Regl sancısını ve kramplarını azaltmak için uygulanabilecek yöntemler şu şekilde sıralanabilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Banyo:</span> Ilık suyla duş almak ya da eğer mümkünse ılık suyla doldurulmuş bir küvette zaman geçirmek, âdet sancılarını dindirebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düzenli Uyku:</span> Âdet dönemlerinde uyku düzenini korumak, regl sancıları ile baş etmek için iyi bir yöntemdir. Normalden daha az ya da çok uyumak, regl sancılarının artmasına ya da daha fazla hissedilmesine yol açabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğru Beslenme:</span> Regl sancılarını azaltmanın bir yolu da hafif beslenmektir. Az yağlı ve lifli gıdaların tüketilmesi, karın bölgesinde hissedilen ağrı, sancı ve krampların azalmasında etkilidir. Koyu yeşil yapraklı sebzelerle beslenmek ve mevsim meyveleri tüketmek faydalı olabilir. Ayrıca kas gerginliğinin azalmasında etkili olan Omega 3, çinko, magnezyum, B1, B6 ve E vitaminleri bakımından zengin gıdalar tüketmek, regl döneminde yaşanan olumsuzlukların azalmasında etkilidir. Yağlı ya da kızartılmış gıdalardan uzak durmak da regl sancısına iyi gelebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Su Tüketimi:</span> Regl döneminde bol su tüketmek, ağrıların azalmasında etkili olmasa da ağrıların daha şiddetli hissedilmesine yol açan ödemin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Alkol ve tuz gibi vücuttaki su miktarını azaltan ürünlerin tüketimi en aza indirilmelidir. Ayrıca kafein içeren ürünler de regl sancılarının daha şiddetli hissedilmesine yol açacağından kahve ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sıcak Su Torbası: </span>Karın bölgesini sıcak tutmak, âdet döneminde yaşanan ağrı ve sancıların azalmasında etkilidir. Karın bölgesine, sıcak su torbası ya da ısı sargısı uygulayarak regl sancıları azaltılabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Masaj:</span> Âdet döneminden birkaç gün önce karın bölgesine yapılan kısa süreli masaj, bölgedeki kan akışının hızlanmasına ve âdet döneminde kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlayabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egzersiz:</span> Vücudun harekete geçmesine bağlı olarak vücutta endorfin hormonu salınır. Hafif tempoda yürüyüş yapmak, evde basit egzersizler yapmak regl sancılarına iyi gelebilir. Ayrıca nefes egzersizleri de ağrı ve krampların azalmasında etkili olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlaç Kullanımı:</span> Regl sancıları için prostaglandin düzeyini baskılayan ilaçlar, hekimin önerdiği dozda kullanılabilir. Ayrıca hekim, ağrı kesici ve oral kontraseptiflerin kullanımını önerebilir.<br />
<br />
Regl döneminde bir miktar ağrı ve sancı hissedilmesi normaldir. Ancak bu ağrı ve kramplar dayanılmayacak kadar şiddetliyse ve kişinin yaşam kalitesini düşürüyorsa hekime başvurulmalıdır. Eğer sizin de çok şiddetli regl ağrılarınız varsa kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyin.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Medicalpark</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[En Sık Görülen Kadın Hastalıkları]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-en-sik-gorulen-kadin-hastaliklari.html</link>
			<pubDate>Tue, 27 Sep 2022 15:45:40 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=39">BegonviL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-en-sik-gorulen-kadin-hastaliklari.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d40f33;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">En Sık Görülen Kadın Hastalıkları</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kadın hastalıklarının zamanında tedavi edilmesi yaşam kalitenizi artırır ve ileride karşılaşılabileceğiniz sorunlarıda önler.<br />
<br />
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Müzeyyen Almora Güleryüz'e kadınların en çok hangi hastalıklara yakalandıklarını ve bunların belirti, tedavi süreçlerini açıkladı:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Vaginitis - Vulvitis</span></span><br />
<br />
Dış genital organ ile vajen bölgesinin inflamasyonuna bağlı oluşan kötü kokulu akıntı, kaşıntı ve ağrı şikayeti ile kendini gösteren bir hastalıktır. Genelde mantar, bakteri ve protozoo enfeksiyonları, iritan maddeler, kullanılan ilaçlar, tümörler ve hormonal değişiklikler bu hastalığa neden olmaktadır<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dismenore (Ağrılı Adet Görme)</span></span><br />
<br />
Adet dönemi öncesi başlayıp, adetin başlaması ile geçen karın ve kasık ağrısı ile karakterize bir durumdur. Ergenlik döneminde sık görülür ancak az da olsa ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Rahmin salgıladığı prostoglandinin aşırı olması veya buna karşı daha hassas olunması nedeni le ortaya çıkan bu durum beraberinde anatomik bozukluklar da getirebilmektedir. Ağrılı adet görmeye; endometriozis, miyom ve adezyonlar da sebep olmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Endometriozis</span></span><br />
<br />
Endometrium adı verilen rahim içi zar tabakasının vücudun başka bölgelerine yerleşip büyümesi durumudur. Bu doku yumurtalık yüzeyine yerleşirse endometrioma (çikolata kisti) olarak adlandırılır. Mesane, bağırsak, karın duvarı ve ameliyat dikişlerinde bile görülebilir. Aylık hormonal değişimler bu doku üzerinde etkili olduğundan ağrı ve kanama yapar. Yapışıklık yapması ve anatomiyi bozmasından dolayı kısırlık sebeplerinden biridir. Diğer belirtileri; ilişkide ağrı, adetli iken kasık ağrısı, bağırsak hareketlerinin ağrılı olması, adetten önce başlayan lekelenmelerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Miyom</span></span><br />
<br />
40 yaşın üstündeki kadınların %30’unda görülebilen, iyi huylu rahim kası tümörüdür. Çoğu kez bulgu vermeyip ultrasonla tesadüfi olarak saptanır. Rahim içindeki yerleşim yerine göre aşırı vajinal kanama, kasık ağrıları, sık idrara gitme isteği, kabızlık, gebelikte düşük ve kısırlık gibi durumlara neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Premenstrüel Sendrom (PMS)</span></span><br />
<br />
Adet döneminin ikinci yarısında ortaya çıkan fiziksel ve davranışsal değişikliklerle karakterize bir durumdur. Klinikte göğüslerde hassasiyet ve ağrı, alt karında şişkinlik, kabızlık, adet öncesinde başlayan ishal, iştah artışı, yorgunluk, duygusal tutarsızlık, depresyon, uyku bozuklukları, sıcak basmaları, gece terlemeleri, migren tipi baş ağrıları görülür. Bu bulgular adet bitimi ile birlikte kaybolur, iki hafta aradan sonra tekrar başlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Over Kistleri</span></span><br />
<br />
Yumurtalıklarda gelişen, içi sıvı veya doku içerikli olabilen, kese tarzında yapılardır. Çoğu kez bulgu vermeyip, muayenede saptanırlarsa da bazen kasık ağrısı, anormal adet düzeni, ara kanama, sık idrara gitme isteği, bağırsak hareketlerinde düzensizlik gibi bulgular verebilirler. Kistlerin büyüdükçe rüptüre (karın içine sıvı içeriğini boşaltma) veya bulunduğu yumurtalığı torsiyone etme (anatomisini bozarak kanlanmasını engelleme) gibi komplikasyonlar yapma ihtimali nedeni ile takip ve tedavisi gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Polikistik Over Sendromu</span></span><br />
<br />
Hormonal bozukluklar sonucunda, düzensiz veya hiç adet görememe ile karakterize genetik bir hastalıktır. Yüzde ve vücutta erkek tipi kıllanma, erkek tipi saç dökülmesi, akne, şeker metabolizması bozukluğu, obezite gibi klinik görünümlerinin yanında; ileri yaşlarda kalp hastalıkları, diyabet ve hipertansiyona sebebiyet vermesi nedeni ile ciddiye alınması gereken bir sağlık problemidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">HPV Enfeksiyonu</span></span><br />
<br />
Seksüel yolla bulaşan ve sık görülen hastalıktır. Bir grup virüs tipi, genital bölgede siğile; bir grubu ise rahim ağzı kanserine neden olabilir. Düzenli yapılan kontrollerle tanısı konulmaktadır. Bu virüse karşı geliştirilen koruyucu aşının 2006 yılından beri kullanıldığı da unutulmamalıdır. Kadınlar, herhangi bir şikayeti olmasa da yılda 1 kez düzenli olarak ultrason eşliğinde jinekolojik muayene olmalıdır. 30 yaşından sonra her kadının en az bir defa smear testi ile birlikte HPV testini yaptırması gerekmektedir. Smear testi normal ve HPV testi negatif olan kadınlar, daha sonraki rahim ağzı kontrollerini ise 5 yılda bir yaptırmalıdır. Smear testi 21-29 yaşlarında ise 3 yılda bir tekrarlanmalıdır.</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d40f33;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">En Sık Görülen Kadın Hastalıkları</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kadın hastalıklarının zamanında tedavi edilmesi yaşam kalitenizi artırır ve ileride karşılaşılabileceğiniz sorunlarıda önler.<br />
<br />
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Müzeyyen Almora Güleryüz'e kadınların en çok hangi hastalıklara yakalandıklarını ve bunların belirti, tedavi süreçlerini açıkladı:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Vaginitis - Vulvitis</span></span><br />
<br />
Dış genital organ ile vajen bölgesinin inflamasyonuna bağlı oluşan kötü kokulu akıntı, kaşıntı ve ağrı şikayeti ile kendini gösteren bir hastalıktır. Genelde mantar, bakteri ve protozoo enfeksiyonları, iritan maddeler, kullanılan ilaçlar, tümörler ve hormonal değişiklikler bu hastalığa neden olmaktadır<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dismenore (Ağrılı Adet Görme)</span></span><br />
<br />
Adet dönemi öncesi başlayıp, adetin başlaması ile geçen karın ve kasık ağrısı ile karakterize bir durumdur. Ergenlik döneminde sık görülür ancak az da olsa ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Rahmin salgıladığı prostoglandinin aşırı olması veya buna karşı daha hassas olunması nedeni le ortaya çıkan bu durum beraberinde anatomik bozukluklar da getirebilmektedir. Ağrılı adet görmeye; endometriozis, miyom ve adezyonlar da sebep olmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Endometriozis</span></span><br />
<br />
Endometrium adı verilen rahim içi zar tabakasının vücudun başka bölgelerine yerleşip büyümesi durumudur. Bu doku yumurtalık yüzeyine yerleşirse endometrioma (çikolata kisti) olarak adlandırılır. Mesane, bağırsak, karın duvarı ve ameliyat dikişlerinde bile görülebilir. Aylık hormonal değişimler bu doku üzerinde etkili olduğundan ağrı ve kanama yapar. Yapışıklık yapması ve anatomiyi bozmasından dolayı kısırlık sebeplerinden biridir. Diğer belirtileri; ilişkide ağrı, adetli iken kasık ağrısı, bağırsak hareketlerinin ağrılı olması, adetten önce başlayan lekelenmelerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Miyom</span></span><br />
<br />
40 yaşın üstündeki kadınların %30’unda görülebilen, iyi huylu rahim kası tümörüdür. Çoğu kez bulgu vermeyip ultrasonla tesadüfi olarak saptanır. Rahim içindeki yerleşim yerine göre aşırı vajinal kanama, kasık ağrıları, sık idrara gitme isteği, kabızlık, gebelikte düşük ve kısırlık gibi durumlara neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Premenstrüel Sendrom (PMS)</span></span><br />
<br />
Adet döneminin ikinci yarısında ortaya çıkan fiziksel ve davranışsal değişikliklerle karakterize bir durumdur. Klinikte göğüslerde hassasiyet ve ağrı, alt karında şişkinlik, kabızlık, adet öncesinde başlayan ishal, iştah artışı, yorgunluk, duygusal tutarsızlık, depresyon, uyku bozuklukları, sıcak basmaları, gece terlemeleri, migren tipi baş ağrıları görülür. Bu bulgular adet bitimi ile birlikte kaybolur, iki hafta aradan sonra tekrar başlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Over Kistleri</span></span><br />
<br />
Yumurtalıklarda gelişen, içi sıvı veya doku içerikli olabilen, kese tarzında yapılardır. Çoğu kez bulgu vermeyip, muayenede saptanırlarsa da bazen kasık ağrısı, anormal adet düzeni, ara kanama, sık idrara gitme isteği, bağırsak hareketlerinde düzensizlik gibi bulgular verebilirler. Kistlerin büyüdükçe rüptüre (karın içine sıvı içeriğini boşaltma) veya bulunduğu yumurtalığı torsiyone etme (anatomisini bozarak kanlanmasını engelleme) gibi komplikasyonlar yapma ihtimali nedeni ile takip ve tedavisi gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Polikistik Over Sendromu</span></span><br />
<br />
Hormonal bozukluklar sonucunda, düzensiz veya hiç adet görememe ile karakterize genetik bir hastalıktır. Yüzde ve vücutta erkek tipi kıllanma, erkek tipi saç dökülmesi, akne, şeker metabolizması bozukluğu, obezite gibi klinik görünümlerinin yanında; ileri yaşlarda kalp hastalıkları, diyabet ve hipertansiyona sebebiyet vermesi nedeni ile ciddiye alınması gereken bir sağlık problemidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">HPV Enfeksiyonu</span></span><br />
<br />
Seksüel yolla bulaşan ve sık görülen hastalıktır. Bir grup virüs tipi, genital bölgede siğile; bir grubu ise rahim ağzı kanserine neden olabilir. Düzenli yapılan kontrollerle tanısı konulmaktadır. Bu virüse karşı geliştirilen koruyucu aşının 2006 yılından beri kullanıldığı da unutulmamalıdır. Kadınlar, herhangi bir şikayeti olmasa da yılda 1 kez düzenli olarak ultrason eşliğinde jinekolojik muayene olmalıdır. 30 yaşından sonra her kadının en az bir defa smear testi ile birlikte HPV testini yaptırması gerekmektedir. Smear testi normal ve HPV testi negatif olan kadınlar, daha sonraki rahim ağzı kontrollerini ise 5 yılda bir yaptırmalıdır. Smear testi 21-29 yaşlarında ise 3 yılda bir tekrarlanmalıdır.</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Meme Kanserinin Erken Teşhisi İçin 7 Belirti]]></title>
			<link>https://www.forumteams.com/konu-meme-kanserinin-erken-teshisi-icin-7-belirti.html</link>
			<pubDate>Tue, 27 Sep 2022 15:44:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.forumteams.com/member.php?action=profile&uid=39">BegonviL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.forumteams.com/konu-meme-kanserinin-erken-teshisi-icin-7-belirti.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d40f33;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Meme Kanserinin Erken Teşhisi İçin 7 Belirti</span></span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Arial Narrow;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dünyada yaygın görülen kanser türlerinden biri de meme kanseri ancak meme kanserinin erken teşhisi tedavide oldukça büyük bir rol oynuyor...<br />
<br />
Kanser, organlarda bulunan herhangi bir dokunun hasar görmesi veya kontrolsüz çoğalması nedeniyle oluşan tümörlerden ortaya çıkan bir hastalık. Aynı şekilde meme kanseri de göğüste bulunan dokuların kontrolsüz bir şekilde çoğalması veya hücre gruplarının değişmesi sonucu ortaya çıkar. Her kanserin erken teşhisinde insanların yaşama şansı artar. Meme kanserinde de erken teşhisin büyük bir önemi var. Dünya genelinde meme kanserinin erken teşhisi için bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor ve bunlar sonucunda artık bilinçli kadınlar, meme kanserini kendileri muayene edebiliyor.<br />
<br />
</span></span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><img src="https://listelist.com/wp-content/uploads/2019/10/meme-kanseri.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: meme-kanseri.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span><br />
<span style="font-family: Arial Narrow;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">1. Göğsünüzde bir yumru hissedebilirsiniz</span></span><br />
<br />
Birçok doktor, kadın ve erkeklerin göğsünde yumru fark ettiklerinde kontrol ettirmeleri gerektiğini söyler ancak insanlar göğsünde yumru hissetse bile doktora gitmeyi ihmal ediyor. Bu yumrular ağrısız ve hareket ettirilebilen yumrulardır. Eğer göğsünüzde bir çeşit yumru fark ediyorsanız ve ne kadar süre önce oluştuğunu bilmiyorsanız mutlaka bir doktor kontrolüne gitmelisiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">2. Göğüslerinizde şişlik olabilir</span></span><br />
<br />
Hissettiğiniz şişlik, göğüslerin birinde veya ikisinde gözlemlenebileceği gibi göğsün tümünde veya bir kısmında da gözlemlenebilir. Göğsünüzde bir yumru şeklinde olmasa da bir şişlik hissedebilirsiniz. Böyle durumlarda tehlikeli olmasa da cildinizin altında bir problem olabilir.fsah<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">3. Göğsünüzün herhangi bir kısmında acı ve ağrı yaşayabilirsiniz</span></span><br />
<br />
Bazı kişilerin göğüsleri farklı nedenlerden ağrıyor olabilir ancak bir ağrı yaşadığınızda bunu ihmal etmemelisiniz. Göğüsleriniz veya göğüslerinizden yalnızca biri size acı ve ağrı veriyorsa kontrol edilmesi gerekir. Küçük ağrılar bile içeride daha büyük problemler olduğunun göstergesi olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">4. Göğüslerinizin farklılıklar gözlemleyebilirsiniz</span></span><br />
<br />
Meme kanseri olan birçok kadın göğüslerinin normalden daha hassas olduğunu ve dokunmakta zorluk çektiklerini söyler. Meme kanserinin erken belirtileri arasında göğüslerin portakal kabuğunu andıran bir hal alması ve göğüs ucunun içe doğru çökmesi yer alıyor. Bu yüzden göğüslerinizden birinde veya ikisinde böyle bir farklılık tespit edersiniz doktora gitmelisiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">5. Çok yorgun hissedebilirsiniz</span></span><br />
<br />
Genel olarak çoğu insan yorgunluklarının arkasındaki sebepleri günlük koşuşturmalara yorar ancak çoğu hastalık gibi kanser hastalıklarının erken belirtileri arasında yorgunluk semptomu da var. Yüksek düzeyde bir yorgunluk söz konusuysa uzmana başvurmanızı öneririz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">6. Sindirim sorunlarınız olabilir</span></span><br />
<br />
Meme kanseri, sindirim sistemini ve bunun sonucunda bağırsakları etkileyen bir hormonal değişikliklere sebep olur. Son zamanlarda sindirim sisteminiz çok gerginse ve öksürürken ya da hapşırırken tuvaletinizi tutamıyorsanız bu meme kanseri belirtisi olabilir de olmayabilir de. Bunun için kontrole gitmelisiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">7. Lenf bezlerinizde şişkinlikler olabilir</span></span><br />
<br />
Bazen meme kanseri koltuk altına ve köprücük kemiğine yakın olan lenf bezleri etrafına yayılabilir. Bu sebeple burada dokununca hissedilebilen şişliklere neden olur ve hatta göğsünüzde şişlik hissetmeden önce lenf bezlerinde hissedebilirsiniz. Lenf bezlerinin şişmesi, meme kanserinde mümkün olan en erken teşhislerden biri ve bunu asla göz ardı etmemelisiniz.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">İrem Kabak</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #d40f33;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font">Meme Kanserinin Erken Teşhisi İçin 7 Belirti</span></span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Arial Narrow;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dünyada yaygın görülen kanser türlerinden biri de meme kanseri ancak meme kanserinin erken teşhisi tedavide oldukça büyük bir rol oynuyor...<br />
<br />
Kanser, organlarda bulunan herhangi bir dokunun hasar görmesi veya kontrolsüz çoğalması nedeniyle oluşan tümörlerden ortaya çıkan bir hastalık. Aynı şekilde meme kanseri de göğüste bulunan dokuların kontrolsüz bir şekilde çoğalması veya hücre gruplarının değişmesi sonucu ortaya çıkar. Her kanserin erken teşhisinde insanların yaşama şansı artar. Meme kanserinde de erken teşhisin büyük bir önemi var. Dünya genelinde meme kanserinin erken teşhisi için bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor ve bunlar sonucunda artık bilinçli kadınlar, meme kanserini kendileri muayene edebiliyor.<br />
<br />
</span></span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><img src="https://listelist.com/wp-content/uploads/2019/10/meme-kanseri.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: meme-kanseri.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span><br />
<span style="font-family: Arial Narrow;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">1. Göğsünüzde bir yumru hissedebilirsiniz</span></span><br />
<br />
Birçok doktor, kadın ve erkeklerin göğsünde yumru fark ettiklerinde kontrol ettirmeleri gerektiğini söyler ancak insanlar göğsünde yumru hissetse bile doktora gitmeyi ihmal ediyor. Bu yumrular ağrısız ve hareket ettirilebilen yumrulardır. Eğer göğsünüzde bir çeşit yumru fark ediyorsanız ve ne kadar süre önce oluştuğunu bilmiyorsanız mutlaka bir doktor kontrolüne gitmelisiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">2. Göğüslerinizde şişlik olabilir</span></span><br />
<br />
Hissettiğiniz şişlik, göğüslerin birinde veya ikisinde gözlemlenebileceği gibi göğsün tümünde veya bir kısmında da gözlemlenebilir. Göğsünüzde bir yumru şeklinde olmasa da bir şişlik hissedebilirsiniz. Böyle durumlarda tehlikeli olmasa da cildinizin altında bir problem olabilir.fsah<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">3. Göğsünüzün herhangi bir kısmında acı ve ağrı yaşayabilirsiniz</span></span><br />
<br />
Bazı kişilerin göğüsleri farklı nedenlerden ağrıyor olabilir ancak bir ağrı yaşadığınızda bunu ihmal etmemelisiniz. Göğüsleriniz veya göğüslerinizden yalnızca biri size acı ve ağrı veriyorsa kontrol edilmesi gerekir. Küçük ağrılar bile içeride daha büyük problemler olduğunun göstergesi olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">4. Göğüslerinizin farklılıklar gözlemleyebilirsiniz</span></span><br />
<br />
Meme kanseri olan birçok kadın göğüslerinin normalden daha hassas olduğunu ve dokunmakta zorluk çektiklerini söyler. Meme kanserinin erken belirtileri arasında göğüslerin portakal kabuğunu andıran bir hal alması ve göğüs ucunun içe doğru çökmesi yer alıyor. Bu yüzden göğüslerinizden birinde veya ikisinde böyle bir farklılık tespit edersiniz doktora gitmelisiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">5. Çok yorgun hissedebilirsiniz</span></span><br />
<br />
Genel olarak çoğu insan yorgunluklarının arkasındaki sebepleri günlük koşuşturmalara yorar ancak çoğu hastalık gibi kanser hastalıklarının erken belirtileri arasında yorgunluk semptomu da var. Yüksek düzeyde bir yorgunluk söz konusuysa uzmana başvurmanızı öneririz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">6. Sindirim sorunlarınız olabilir</span></span><br />
<br />
Meme kanseri, sindirim sistemini ve bunun sonucunda bağırsakları etkileyen bir hormonal değişikliklere sebep olur. Son zamanlarda sindirim sisteminiz çok gerginse ve öksürürken ya da hapşırırken tuvaletinizi tutamıyorsanız bu meme kanseri belirtisi olabilir de olmayabilir de. Bunun için kontrole gitmelisiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Olive;" class="mycode_color">7. Lenf bezlerinizde şişkinlikler olabilir</span></span><br />
<br />
Bazen meme kanseri koltuk altına ve köprücük kemiğine yakın olan lenf bezleri etrafına yayılabilir. Bu sebeple burada dokununca hissedilebilen şişliklere neden olur ve hatta göğsünüzde şişlik hissetmeden önce lenf bezlerinde hissedebilirsiniz. Lenf bezlerinin şişmesi, meme kanserinde mümkün olan en erken teşhislerden biri ve bunu asla göz ardı etmemelisiniz.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">İrem Kabak</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>