30-10-2025 Saat 14:31
Çok ama çok eski zamanlarda, insanların unuttuğu, rüzgarın ise en güzel melodileri fısıldadığı bir yerde, minik bir bahçe vardı. Bu, sıradan bir bahçe değildi. Adı, "Sonsuz Cumhuriyet Bahçesi" idi. Buradaki "Cumhuriyet", büyüklerin anlattığı, binaların ve kuralların olduğu bir yer değildi. Buradaki cumhuriyet, her şeyin özgürce yaşadığı, ama birbirine saygı duyduğu bir düzen demekti.
Bahçenin sakinleri vardı: Konuşan hayvanlar, şarkı söyleyen çiçekler, bilge ağaçlar ve en önemlisi, bir çocuk. Adı Mert'çi. Mert, bu bahçenin tek insanı ve en küçük yöneticisiydi. Çünkü bu cumhuriyetin bir kuralı vardı: "Bahçeyi, en saf yürek ve en coşkun hayal gücü yönetir." Bu da her zaman bir çocuk demekti.
Mert'in en iyi dostları, yaşlı ve bilge bir meşe ağacı olan Palamut Dede, rengarenk kanatlarıyla gezen bir minik kelebek olan Fırfır ve toprağın altındaki gizli yolları bilen uysal bir köstebek olan Toprak'tı.
Bir gah, bahçeye tuhaf bir sessizlik çöktü. Normalde cıvıl cıvıl öten serçeler susmuştu. Gülleri saran sarmaşıklar solgun ve cansız görünüyordu. Nehrin şırıltısı bile "Ah!" der gibiydi.
Mert, endişeyle Palamut Dede'ye koştu. "Palamut Dede, bahçemizde ne oluyor? Neden herkes bu kadar mutsuz?"
Palamut Dede'nin yaprakları hüzünle hışırdadı. "Sevgili Mert," dedi derin bir sesle, "Bahçemizin kalbi, 'Birlik Çeşmesi' kurumak üzere. Çeşme, bizim bir arada, uyum içinde yaşamamızın kaynağı. Onun suyu, sevgi, saygı ve paylaşım ile doludur. Ama galiba içimizde birileri bu değerleri unutmaya başladı."
Mert hemen bir meclis toplamaya karar verdi. Fırfır'ı uçurup herkesi çağırmasını söyledi. Kısa sürede bahçenin tüm sakinleri, Palamut Dede'nin geniş gölgesinin altında toplandı. Arılar vızıldıyor, karıncalar sıra halinde diziliyor, leylek ciddiyetle duruyordu.
Mert, küçük bir kütüğün üstüne çıktı. "Arkadaşlar," dedi, "Birlik Çeşmemiz kuruyor. Bunun sebebi, aramızdaki sevginin azalmasıymış. Hep birlikte düşünelim, son günlerde neler oldu?"
Önce Gül, dikenli bir sesle konuştu: "Menekşe, sürekli gölgeme sığınıyor, ama bana bir kerecik olsun 'Güneşte çok güzelsin' demiyor!"
Menekşe, utangaç bir sesle mırıldandı: "Ama Gül Hanım, siz o kadar muhteşemsiniz ki, benim sözlerim sizi övmeye yetmez ki..."
Sonra Karınca Kral, hızlı hızlı konuştu: "Ari Bey ve ekibi, sürekli çiçeklerimizin başına üşüşüyor. Biz onların özünü toplamak için uğraşırken, onlar her yeri dağıtıyor!"
Ari Bey, vızıldayarak cevap verdi: "Biz olmazsak, çiçekleriniz meyveye dönüşemez! Siz sadece topluyorsunuz, biz ise yaşamı döllüyoruz!"
Herkes birbirinden şikayetçiydi. Sincap, fındıkları kimsenin izinsiz aldığını söylüyor, salyangoz, herkesin onun yavaşlığıyla dalga geçtiğini düşünüyordu. Ortalıkta kocaman bir "Ben" ve "Benim hakkım" sesi vardı, ama "Biz" ve "Senin için ne yapabilirim?" sesi yoktu.
Mert, bu kargaşanın ortasında çok üzüldü. Fırfır, omzuna kondu ve fısıldadı: "Mert, belki de sorun, herkesin sadece kendi işine bakması. Belki çözüm, işleri karıştırmaktır."
Mert'in aklına bir fikir geldi. "Arkadaşlar!" diye seslendi. "Bugün, 'Roller Değişim Günü' ilan ediyorum! Herkes, bir günlüğüne bir başkasının işini yapacak."
Herkes şaşkındı. Ama Mert'in yüreğindeki samimiyeti gördüler ve kabul ettiler.
Böylece, komik ve öğretici bir gün başladı:
Gül, Menekşe'ye döndü: "Menekşeciğim," dedi, "Gölgede senin kadar dayanıklı olamadım. Sen ne kadar sabırlıymışsın."
Menekşe gülümsedi: "Asıl siz, güneşin altında o güzelliği yaymak için ne kadar enerji harcıyormuşsunuz."
Karınca Kral ve Ari Bey omuz omuza verdi. "Anladık ki," dediler, "Bizim işlerimiz birbirini tamamlıyormuş. Biri olmazsa, diğeri de olamazmış."
Herkes, birbirinin değerini anlamıştı. O gece, her bahçe sakini, elinde bir kova ile Birlik Çeşmesi'ne gitti. Ama kovalar suyla dolu değildi. Her biri, yüreğinden topladığı en güzel duyguları getirmişti. Gül, "özür"ünü; Karınca, "teşekkür"ünü; Sincap, "paylaşma"nın neşesini; Ari, "dayanışma"nın gücünü kovasına doldurmuştu.
Mert, herkesin kovasındaki bu saf ve güzel niyetleri, çeşmenin haznesine döktü. O anda mucizevi bir şey oldu. Çeşmeden önce tatlı bir şırıltı yükseldi, sonra berrak, pırıl pırıl bir su akmaya başladı. Su, gökkuşağı gibi tüm renkleri yansıtıyordu. Bu, "Birlik Suyu"ydu.
Bahçe, o anda eski neşesine, hatta daha da fazlasına kavuştu. Çiçekler daha parlak, hayvanların sesleri daha berrak, gökyüzü daha mavi oldu.
Palamut Dede, Mert'e gururla baktı. "Gördün mü, küçük Cumhuriyetimizin Lideri? Sonsuz olan, hiç bitmeyen bir güç veya kural değildir. Sonsuz olan, yüreklerimizdeki sevgi, saygı ve anlayıştır. Bunları beslediğimiz sürece, cumhuriyetimiz de sonsuza dek yaşar."
Mert, Fırfır'ın kanatlarındaki desenlere, Toprak'ın sevimli burnuna, etrafındaki bu uyum ve barış dolu dünyaya baktı. Anladı ki, en büyük sihir, en güçlü yönetim, yürekten gelen bir "seni anlıyorum"da saklıydı.
Ve Bahçedeki Sonsuz Cumhuriyet, bir çocuğun rehberliğinde, her bir sakinin birbirine olan sevgisiyle, gerçekten de sonsuza dek yaşayacaktı.
İyi geceler, küçük dostum. Rüyalarında belki sen de bu bahçeyi ziyaret edersin.
Açelya
Bahçenin sakinleri vardı: Konuşan hayvanlar, şarkı söyleyen çiçekler, bilge ağaçlar ve en önemlisi, bir çocuk. Adı Mert'çi. Mert, bu bahçenin tek insanı ve en küçük yöneticisiydi. Çünkü bu cumhuriyetin bir kuralı vardı: "Bahçeyi, en saf yürek ve en coşkun hayal gücü yönetir." Bu da her zaman bir çocuk demekti.
Mert'in en iyi dostları, yaşlı ve bilge bir meşe ağacı olan Palamut Dede, rengarenk kanatlarıyla gezen bir minik kelebek olan Fırfır ve toprağın altındaki gizli yolları bilen uysal bir köstebek olan Toprak'tı.
Bir gah, bahçeye tuhaf bir sessizlik çöktü. Normalde cıvıl cıvıl öten serçeler susmuştu. Gülleri saran sarmaşıklar solgun ve cansız görünüyordu. Nehrin şırıltısı bile "Ah!" der gibiydi.
Mert, endişeyle Palamut Dede'ye koştu. "Palamut Dede, bahçemizde ne oluyor? Neden herkes bu kadar mutsuz?"
Palamut Dede'nin yaprakları hüzünle hışırdadı. "Sevgili Mert," dedi derin bir sesle, "Bahçemizin kalbi, 'Birlik Çeşmesi' kurumak üzere. Çeşme, bizim bir arada, uyum içinde yaşamamızın kaynağı. Onun suyu, sevgi, saygı ve paylaşım ile doludur. Ama galiba içimizde birileri bu değerleri unutmaya başladı."
Mert hemen bir meclis toplamaya karar verdi. Fırfır'ı uçurup herkesi çağırmasını söyledi. Kısa sürede bahçenin tüm sakinleri, Palamut Dede'nin geniş gölgesinin altında toplandı. Arılar vızıldıyor, karıncalar sıra halinde diziliyor, leylek ciddiyetle duruyordu.
Mert, küçük bir kütüğün üstüne çıktı. "Arkadaşlar," dedi, "Birlik Çeşmemiz kuruyor. Bunun sebebi, aramızdaki sevginin azalmasıymış. Hep birlikte düşünelim, son günlerde neler oldu?"
Önce Gül, dikenli bir sesle konuştu: "Menekşe, sürekli gölgeme sığınıyor, ama bana bir kerecik olsun 'Güneşte çok güzelsin' demiyor!"
Menekşe, utangaç bir sesle mırıldandı: "Ama Gül Hanım, siz o kadar muhteşemsiniz ki, benim sözlerim sizi övmeye yetmez ki..."
Sonra Karınca Kral, hızlı hızlı konuştu: "Ari Bey ve ekibi, sürekli çiçeklerimizin başına üşüşüyor. Biz onların özünü toplamak için uğraşırken, onlar her yeri dağıtıyor!"
Ari Bey, vızıldayarak cevap verdi: "Biz olmazsak, çiçekleriniz meyveye dönüşemez! Siz sadece topluyorsunuz, biz ise yaşamı döllüyoruz!"
Herkes birbirinden şikayetçiydi. Sincap, fındıkları kimsenin izinsiz aldığını söylüyor, salyangoz, herkesin onun yavaşlığıyla dalga geçtiğini düşünüyordu. Ortalıkta kocaman bir "Ben" ve "Benim hakkım" sesi vardı, ama "Biz" ve "Senin için ne yapabilirim?" sesi yoktu.
Mert, bu kargaşanın ortasında çok üzüldü. Fırfır, omzuna kondu ve fısıldadı: "Mert, belki de sorun, herkesin sadece kendi işine bakması. Belki çözüm, işleri karıştırmaktır."
Mert'in aklına bir fikir geldi. "Arkadaşlar!" diye seslendi. "Bugün, 'Roller Değişim Günü' ilan ediyorum! Herkes, bir günlüğüne bir başkasının işini yapacak."
Herkes şaşkındı. Ama Mert'in yüreğindeki samimiyeti gördüler ve kabul ettiler.
Böylece, komik ve öğretici bir gün başladı:
- Karıncalar, arıların yerine çiçeklere konmaya çalıştı. Ama minik ayaklarıyla polenleri taşıyamadılar, üstelik birbirlerine çarpıp çiçekleri allak bullak ettiler.
- Ari Bey, karıncaların yerine yiyecek toplamaya gitti. Ama sürekli bir çiçek görüp onun özüne dalıyor, toplama işini unutuyordu.
- Sincap, Toprak'ın yerine köstebek olmaya çalıştı. Ama toprağın altındaki karanlıkta yönünü kaybetti ve kocaman kuyruğuyla tünelleri tıkadı.
- Gül, Menekşe'nin yerine gölgede durmaya çalıştı. Ama güneşsiz kalınca yaprakları buruşmaya, canı sıkılmaya başladı.
Gül, Menekşe'ye döndü: "Menekşeciğim," dedi, "Gölgede senin kadar dayanıklı olamadım. Sen ne kadar sabırlıymışsın."
Menekşe gülümsedi: "Asıl siz, güneşin altında o güzelliği yaymak için ne kadar enerji harcıyormuşsunuz."
Karınca Kral ve Ari Bey omuz omuza verdi. "Anladık ki," dediler, "Bizim işlerimiz birbirini tamamlıyormuş. Biri olmazsa, diğeri de olamazmış."
Herkes, birbirinin değerini anlamıştı. O gece, her bahçe sakini, elinde bir kova ile Birlik Çeşmesi'ne gitti. Ama kovalar suyla dolu değildi. Her biri, yüreğinden topladığı en güzel duyguları getirmişti. Gül, "özür"ünü; Karınca, "teşekkür"ünü; Sincap, "paylaşma"nın neşesini; Ari, "dayanışma"nın gücünü kovasına doldurmuştu.
Mert, herkesin kovasındaki bu saf ve güzel niyetleri, çeşmenin haznesine döktü. O anda mucizevi bir şey oldu. Çeşmeden önce tatlı bir şırıltı yükseldi, sonra berrak, pırıl pırıl bir su akmaya başladı. Su, gökkuşağı gibi tüm renkleri yansıtıyordu. Bu, "Birlik Suyu"ydu.
Bahçe, o anda eski neşesine, hatta daha da fazlasına kavuştu. Çiçekler daha parlak, hayvanların sesleri daha berrak, gökyüzü daha mavi oldu.
Palamut Dede, Mert'e gururla baktı. "Gördün mü, küçük Cumhuriyetimizin Lideri? Sonsuz olan, hiç bitmeyen bir güç veya kural değildir. Sonsuz olan, yüreklerimizdeki sevgi, saygı ve anlayıştır. Bunları beslediğimiz sürece, cumhuriyetimiz de sonsuza dek yaşar."
Mert, Fırfır'ın kanatlarındaki desenlere, Toprak'ın sevimli burnuna, etrafındaki bu uyum ve barış dolu dünyaya baktı. Anladı ki, en büyük sihir, en güçlü yönetim, yürekten gelen bir "seni anlıyorum"da saklıydı.
Ve Bahçedeki Sonsuz Cumhuriyet, bir çocuğun rehberliğinde, her bir sakinin birbirine olan sevgisiyle, gerçekten de sonsuza dek yaşayacaktı.
İyi geceler, küçük dostum. Rüyalarında belki sen de bu bahçeyi ziyaret edersin.
Açelya



![[-]](https://www.forumteams.com/images/collapse.png)
