Bu Siteyi Ziyaret Etmek İçin Lütfen Tarayıcınızda JavaScript'i Etkinleştirin.


Konu Bilgileri
KATEGORİ ADI Hikayeler
KONU SAHİBİ
Açelya
KONUDAKİ CEVAP SAYISI
0
GÖRÜNTÜLEME SAYISI
89

Yorum Yaz 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Cumhuriyet Bahçesi'nde Doğa Ve Arkadaşlık çocuuk Hikayesi

#1
Mert, pencereden dışarı bakıp iç geçirdi. Taşındıkları yeni şehir, beton binalardan oluşan dev bir labirent gibiydi. Gökyüzü, yükselen binalar arasında daracık bir şeride dönüşmüştü. Oysa Mert, köydeki büyükbabasını ziyaret ettiğinde çamurlu yollarda koşar, ağaçlara tırmanır, derede balık tutardı. Burada ise tek eğlencesi, odasındaki oyuncakları ve kitaplarıydı.
Bir gün, babası ona bir harita çıkardı. "Bak Mert," dedi heyecanla. "Burası tam senlik bir yer. Cumhuriyet Bahçesi. Şehrin tam kalbinde, kocaman, yemyeşil bir park."
Mert'in kalbi hızla çarptı. Ertesi sabah, annesiyle birlikte parkın yolunu tuttular. Uzaktan, yemyeşil ağaçların tepelerini görünce içi kıpır kıpır oldu. Büyük, demir bir kapıdan içeri girdiklerinde, Mert nefesini tuttu. Burası, hayal ettiğinden de güzeldi.
Her yer rengarenk çiçeklerle bezenmişti. Uzun, heybetli çınar ağaçları, güneşin sıcaklığını yapraklarının arasından süzüyordu. Kuş cıvıltıları, şehrin gürültüsünü adeta yutuyordu. Bir yanda, çocuk kahkahalarının yankılandığı bir oyun parkı, diğer yanda, üzerinde ördeklerin yüzdüğü küçük bir gölet vardı. Göletin hemen yanında, dallarına renkli kurdeleler bağlanmış yaşlı ve görkemli bir çınar ağacı duruyordu.

Mert, oyun parkına koştu. Kaydıraktan kaydı, salıncakta sallandı. Tam annesinin yanına dönecekken, yaşlı çınar ağacının altında, kendi yaşlarında bir kız gördü. Kız, ağacın gövdesine kulağını dayamış, dikkatle bir şeyler dinliyordu.
Mert biraz çekingen yaklaştı. "Merhaba," dedi.
Kız, başını çevirdi ve gülümsedi. Gözleri, parktaki göletin suyu gibi berraktı. "Merhaba! Ben Ela. DOST'la tanışmak ister misin?"
Mert şaşırdı. "Dost mu? Kim o?"
Ela, ağacı işaret etti. "O! Bu çınar ağacının adı DOST. Çünkü o, bu bahçenin en eski ve en bilge sakini. Gelen herkesin derdini dinler, sırlarını saklar."
Mert inanmamıştı. "Ağaç konuşmaz ki!"
"Konuşmaz belki," dedi Ela ciddi bir ifadeyle. "Ama dinler. Kulağını dayayıp, yüreğini açarsan, onun sesini hissedebilirsin. Hadi, bir dene."
Mert, biraz tereddütle ağacın gövdesine kulağını dayadı. Başlangıçta sadece rüzgarın hışırtısını ve uzaktan gelen kuş seslerini duydu. Ama sonra, odaklandıkça, ağacın içinden gelen derin, yumuşak bir uğultu duyuyormuş gibi hissetti. Sanki ağaç, yüzyılların hikayelerini fısıldıyordu. İçi, tuhaf bir sıcaklık ve huzurla doldu.
O günden sonra, Mert'in hayatı değişti. Her gün, okul çıkışı Cumhuriyet Bahçesi'ne, DOST'un yanına gidiyordu. Ela ile birlikte, ağacın dallarına tırmanıyor, göletteki balıkları izliyor, parktaki diğer çocuklarla saklambaç oynuyorlardı. Bahçe, onun için sadece bir park değil, ikinci evi olmuştu.

Bir akşam, ailece yemek yerlerken, babası gazeteden endişeli bir haber okudu. "Belediye," dedi, "Cumhuriyet Bahçesi'nin bir kısmına, büyük bir alışveriş merkezi yapmayı planlıyormuş."
Mert'in ağzındaki lokma boğazında kaldı. "Ne? Ama orası bizim parkımız! Orada oynuyoruz, DOST orada!"
Annesi üzüntüyle başını salladı. "Maalesef yavrum, bazen böyle şeyler oluyor. İnsanlar daha fazla bina, daha fazla beton istiyor."
Ertesi gün Mert, soluğu parkta aldı. Ela, DOST'un altında, yüzü asık bir şekilde onu bekliyordu. Haberi duymuştu bile. Parka gelen diğer çocuklar ve aileler de aynı endişeyi taşıyordu. Herkesin yüzü gamlıydı. Göletteki ördekler bile mutsuz görünüyordu.
"Yapamamalılar!" diye isyan etti Mert. "Burası sadece bir toprak parçası değil. Burası... burası bir nefes alma yeri!"
Tam o sırada, DOST'un yapraklarından biri, tam Mert'in avucunun içine düştü. Yaprak, kalp şeklini andırıyordu. Mert, Ela'ya baktı. Bu bir işaretti. Pes etmemeleri gerektiğine dair bir işaret.

"Bir şeyler yapmalıyız," dedi Ela, kararlı bir ifadeyle. "Sessizce kaybolup gitmeyiz."
Mert ve Ela, bir plan yaptı. Ertesi gün, okul çantasına boya kalemleri, kartonlar ve yapıştırıcı alarak parka gittiler. Diğer çocuklarla birlikte, büyük pankartlar hazırladılar.
"CUMHURİYET BAHÇESİ BİZİM NEFESİMİZ!"
"AĞAÇLARI KESME, GELECEĞİMİ KESME!"
"DOST'U YALNIZ BIRAKMA!"
Pankartları hazırladıktan sonra, parkta oynayan her çocuğa, mahalledeki herkese durumu anlattılar. İlk başta bazı büyükler, "Boşuna uğraşıyorsunuz," dese de, çocukların coşkusu ve kararlılığı onlara da bulaştı.
Belediye başkanlığına, imza kampanyası başlattılar. Mahalleli, çocukların bu çabasını görünce onlara destek oldu. Kısa sürede yüzlerce imza toplandı.

Belediye, inşaat için parka iş makineleri getirdiği gün, parkın kapısında beklenmedik bir kalabalık vardı. Ellerinde pankartlar olan çocuklar, onların arkasında ise mahalleli... Hepsi bir ağızdan, "Bahçemize dokunma!" diye slogan atıyordu.
Belediye Başkanı olay yerine geldi. Durumu görünce şaşırdı. Mert, kalabalığın arasından çıkıp, titreyen ama kararlı bir sesle konuştu:
"Lütfen," dedi. "Bu bahçe, biz çocukların oksijeni. Burada koşuyoruz, oynuyoruz, hayal kuruyoruz. Buradaki her ağacın, her çiçeğin bir adı var. Şu en yaşlı çınarın adı DOST. O, bizi her zaman dinler. Siz de onu dinler misiniz? Lütfen, bizim geleceğimizi betonla örtmeyin."
Mert konuşurken, hafif bir rüzgar esip DOST'un yapraklarını hışırdattı. Sanki ağaç da onaylıyordu. Başkan, çocukların gözlerindeki umudu ve parkın huzur dolu havasını hissetti. Yanındaki mühendise döndü ve "Planı iptal ediyoruz. Buraya dokunulmayacak," dedi.
Kalabalıktan büyük bir sevinç çığlığı yükseldi. Çocuklar birbirine sarıldı, sevinçten zıpladı. Mert ve Ela, DOST'un gövdesine sarıldılar. "Başardık," diye fısıldadı Mert. "Seni kurtardık."

O günden sonra, Cumhuriyet Bahçesi daha da özel bir yer oldu. Çocuklar, DOST'un altında bir "Çocuk Meclisi" kurdular. Haftada bir toplanıp, parkı nasıl daha güzel hale getirebileceklerini konuşuyorlardı. Kimi yeni çiçekler ekiyor, kimi kuşlar için ağaçlara yemlik asıyordu.
Mert artık gri şehirde sıkışıp kalmış hissetmiyordu. Çünkü onun, şehrin kalbinde, yemyeşil bir sığınağı, bir macera alanı ve en önemlisi, gerçek bir dostu vardı: DOST.
Cumhuriyet Bahçesi, sadece bir park değil, küçük bir cumhuriyetin ta kendisiydi. Bu cumhuriyetin yöneticileri çocuklar, kanunları sevgi ve saygı, bayrağı ise rengarenk çiçekler ve gökyüzüne uzanan dallardı. Ve Mert biliyordu ki, bu bahçe, dostlukları ve umutlarıyla büyümeye, DOST'un dalları gibi gökyüzüne uzanmaya devam edecekti.

Son  
 
Açelya
Bul
Cevapla
Yorum Yaz 


[-]
Hızlı Cevap / Sende Bi' Şeyler De!
Konu
Bu mesaj için cevabınızı buraya yazınız.

İnsan Doğrulama:
Lütfen aşağıda gördüğünüz onay kutusunu işaretleyin. Bu işlem, otomatik spam botlarını önlemek için kullanılır.

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Bahçedeki Sonsuz Cumhuriyet çocuk Masalı Açelya 0 88 30-10-2025 Saat 14:31
Son Yorum: Açelya
Bir Bitişin Hikayesi Açelya 0 89 09-10-2025 Saat 01:47
Son Yorum: Açelya
Televizyoncu Ali Hikayesi Engin 0 107 06-10-2025 Saat 02:52
Son Yorum: Engin


    Hızlı Menü:


    Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
    ForumTeams
    ForumTeams